6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haklı neden yoksa TTK 531 alternatif çözüm yöntemleri değerlendirilmez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2025 E. 2024/5024 K. · · İlk derece: 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Borca batık olmayan bir şirkette ortaklar arasındaki uyumsuzluk ve güvensizlik, şirketin yapısını ve işleyişini etkileyecek ağırlıkta değilse tek başına haklı nedenle fesih sebebi oluşturmaz. TTK 531 kapsamında fesih yerine alternatif çözüm yöntemleri ancak haklı nedenin varlığı halinde gündeme gelir; haklı neden bulunmadığında bu yöntemlerin ayrıca değerlendirilmesine gerek yoktur.

Ele alınan sorunlar

Ortaklar arası uyumsuzluk ve güvensizliğin şirketin haklı nedenle feshini gerektirip gerektirmediği → ret

İddia: Davacılar, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıkların, kötü yönetimin ve kâr dağıtılmamasının şirketin haklı nedenle feshini gerektirdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Alınan uzman bilirkişi raporuna göre davalı şirket 2016-2021 yılları arasında hiçbir dönemde borca batık durumda olmamıştır. Tanık anlatımlarında belirtilen ortaklar arasındaki bir kısım uyumsuzluk ve güvensizlik, şirketin feshini gerektirecek nitelikte, şirketin yapısını ve işleyişini etkileyecek ağırlıkta değildir; bu nedenle haklı neden bulunmadığından davanın reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Fesih yerine alternatif çözüm yöntemlerinin değerlendirilmemesi → ret

İddia: Davacılar, mahkemece TTK 531 kapsamında fesih yerine alternatif çözüm yollarının değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 531 uyarınca şirketin feshi için haklı nedenin bulunması halinde hakim tarafından fesih yerine alternatif çözüm yöntemlerine hükmedilebilir. Somut olayda şirketin feshi için haklı nedenin bulunmadığına ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olduğundan, alternatif çözüm yöntemlerinin değerlendirilmesine gerek yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Haklı neden bulunmadığında TTK 531 alternatif çözüm yöntemlerinin değerlendirilmesine gerek olmadığı ve borca batık olmayan şirkette salt ortak uyumsuzluğunun haklı neden sayılmadığı yönünde emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı nedenle fesih alternatif çözüm yöntemleri borca batıklık ortaklar arası güven ilişkisi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Kanun — TTK 531

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/2025 E.  ,  2024/5024 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2747 Esas, 2022/2743 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/549 E., 2022/717 K.

Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilerinin apart otel işletmeciliği faaliyetini sürdürmekte olan ... İnş. Metal Elek. Gıda ve İht. Mad. Hayv. Teks. Taş. Turz. San. ve Tic. A.Ş. ünvanlı şirketin %36,40 hissesine sahip olduklarını, müvekkili ...'nın şirketin kurulduğu 15.12.2019 tarihinden 2018 yılına kadar yer yer yönetim kurulu üyeliği yer yer de yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, şirket pay sahiplerinden Mahmut Hiçyılmaz ile müvekkili ... arasında 2018 yılında Ticaret Odası Başkanlığı seçimlerinde ortaya çıkan muhaliflikten dolayı sorun yaşanmaya başladığını, 16.07.2020 tarihindeki genel kurul toplantısında ortaklar arasındaki ihtilaflar nedeniyle yeniden seçilmeyerek görevi sona erdirilerek diğer ortakların kendi şirketlerinde çalışan elemanları yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, davalı şirketin 16.07.2020 tarihli genel kurulda şirket pay sahiplerinden M.

H.'nin teklifi ile yönetim kurulu üyeliğine pay sahibi olmayan R. N. ve O. N.nin teklif edildiğini ve seçildiğini, ancak R. N.'nin daha önce pay sahiplerinden M. H. ile birlikte çalışmış olmakla şirket yönetimi konusunda bilgi sahibi olmamasına rağmen bir kısım pay sahiplerinin oyları ile yönetim kurulu üyesi olduğunu ve genel kurul tutanaklarındaki pay sahiplerinin beyanlarında da anlaşılacağı üzere bağımsız olmadığını, şirketin 3 kişilik yönetim kurulu üyelerinden birinin de F. C. olduğunu, bu kişinin de şirketi yönetmek ve işleri yürütmek adına hiçbir bilgisi olmadığını, bunun yanı sıra seçilen yönetim kurulu üyelerinin seçilmeleri ile beraber şirket işlerinin tüm işleyişi ile ilgilenmeleri ve eski yönetimden teslim almaları gereken tüm belge ve evrakları teslim almaları gerektiğini, gönderilen ihtarnameye rağmen evrakların teslim alınmadığını, şirketin 2020 yılı olağan genel kurul toplantısının 12.07.2021 tarihinde yapıldığını, gündemde olmasına rağmen şirketin 2020 yılı hesapları noksan ve hatalı raporlanarak ortaklara yanlış bilgiler verildiğini, genel kurul toplantısında yönetim kurulunun ibra edilmediğini, genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesi halinde görüleceği üzere yönetim kurulu, şirketin mali verileri hakkında bilgi sahibi olmadığını, şirketin yönetim ve idaresini bu şekilde sağlıklı yapabilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca yönetim kurulunun, genel kurulda kâr payı dağıtılmasına ilişkin karar alınmış ise de genel kuruldan sonra kâr payı dağıtımını yapmadığını, dolayısıyla tüm bu hususların özen yükümlülüğünün ihlali ve pay sahibi müvekkillerinin haklarının zedelendiğinin en önemli kanıtı olduğunu, genel kurul kararının iptali ve yeni yönetim kurulu seçimi imkânının olduğu düşünülebilecek ise de, şirket ortakları arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunduğunu, bu anlaşmazlıkların ise tamamen kişisel menfaatlerin ön plana alınarak şirket menfaatinin göz ardı edilmesine neden olduğunu, şirket ortaklarından %25,55 hisseye sahip İ.

M.'nin FETÖ terör örgütüne üye olmaktan dolayı aranmakta olup, halen yurtdışında bulunduğunu, %25,55 hisseye sahip diğer ortak grubu olan grubundan M.H.'nin de FETÖ terör örgütü üyeliğinden gözaltına alındığını, söz konusu durum ve ortakların yargılandıkları suçlar göz önüne alındığında müvekkili ...'nın sürekli şüphe duymasına yol açtığını, 12.07.2021 tarihinde yapılan son genel kurulda diğer ortak gruplarının da şirketin tasfiye edilmesi hakkında görüş bildirdiğini, ancak şirketin tasfiyesine karar verilmesi için gereken çoğunluğun hiçbir şekilde sağlanamayacağını ileri sürerek şirketin feshine karar verilmesi gerektiğini, bunun yanı sıra şirketin feshini haklı kılacak sebeplerin bir kısmının yönetim kurulundan kaynaklanması sebebiyle dava sürenice tedbiren şirketin temsilen kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkete kayyım tayini talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafça uzun yıllar boyunca A. M. tarafından gönderilen vekaletname kullanılırken duyulmayan rahatsızlığın, yönetim kurulu üyeliği sona erdikten sonra başladığını, davacılar tarafından sergilenen bu tavrın kötü niyet göstergesi olduğunu, aynı şekilde şirket ortaklarından M. H. ve A. C.'nin FETÖ terör terör örgütüne üye olmaktan yargılandığından ve durumun ortaklığı çekilmez kıldığından bahsedildiğini, M. H.'nin Kayseri'nin en önemli iş adamlarından olup, Ticaret Odası başkanlığı yaptığını, iftira nedeniyle hakkında ceza davası açıldığını, ancak hakkında beraat kararı verildiğini ve kararın onaylandığını, bu sebeplerle müvekkili şirketin feshi ve tasfiyesi için haklı bir neden oluşmadığını, 12.07.2021 tarihinde yapılan son genel kurul toplantısında şirket ortakları tarafından bu yönetiminde içinde bulunduğu 5 yıllık dönem için bağımsız bir denetçi tarafından inceleme yapılmasının talep edildiğini, bu teklife davacılar ...

ile ...'nın red oyu verdiklerini, bunun üzerine yönetim kurulunun kendi dönemi de dahil olmak üzere şirket gelir ve giderlerini, belgelerinin incelenmesi için karar aldığını savunarak müvekkili hakkında açılmış kayyım atanmasının ve şirketin feshinin reddi ile bilirkişi raporu alınarak davacı şirket ortaklarının hisse değerlerinin belirlenerek, davacıların hisselerine denk gelen nakdi miktarın kendilerine verilmesini ve buna karşılık olarak davacıların şirket hisselerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar haklı nedenle şirketin feshini ve tasfiyesini talep etmiş iseler de, alınan uzman bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davalı şirketin 2016-2021 yılları arasında hiçbir dönemde borca batık durumda olmadığı, tanık anlatımlarında belirtilen ortaklar arasındaki bir kısım uyumsuzluk ve güvensizliğin şirketin feshini gerektirecek nitelikte şirketin yapısını, işleyişini etkileyecek nitelik taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alternatif çözüm yollarının değerlendirilmediğini, şirketin borca batık olmamasının yeterli görüldüğünü ancak haklı nedenin değerlendirilmediğini, davalı tarafça da alternatif çözüm yollarından birinin savunulduğunu, ancak mahkemece taraf iradelerinin hiçe sayıldığını, davalı şirketin feshi için gereken oy nisabını sağlama imkânı kalmadığını, ortaklar arasındaki ilişkinin bozulduğunu, bu durumun şirket işlerine yansıdığını, kötü yönetim, eşitliğe aykırı işlemler, güven ilişkisinin bozulması gibi başkaca haklı nedenlerin de bulunduğunu, tanık anlatımlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin yasal unsurlarının oluşmaması nedeni ile feshi ve tasfiye talebinin reddine; ayrıca davacıların paylarının ödenmesine yönelik talepleri de bulunmadığı gözetilerek davanın reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 6102 sayılı Kanunun 531 inci maddesi gereğince şirketin feshi için haklı nedenin bulunması halinde hakim tarafından fesih yerine alternatif çözüm yöntemlerine hükmedilebileceği belirlenmiş olup, somut olayda şirketin feshi için haklı nedenin bulunmadığına ilişkin mahkeme gerekçesinin yerinde bulunmasına göre alternatif çözüm yöntemlerinin değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1076794100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.