6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2165 E. 2024/4932 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': 'on yıl', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maktu ücret sorumluluk sınırlaması kefalet sözleşmesi hesap kat nispi vekalet ücreti müşterek borçlu müteselsil kefil vekalet ücreti takdiri ilamsız icra takibi mükerrerlik maktu vekalet ücreti müteselsil kefil 818 sayılı borçlar kanunu mirasçılık icra takibine itiraz kefalet kötü niyet tazminatı genel kredi sözleşmesi tmsf hak düşürücü süre kaldırma ve yeniden hüküm kefil kötü niyet kredi sözleşmesi asıl alacak harç icra inkar tazminatı inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması vekalet ücreti temerrüt zamanaşımı temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 67 · Bankacılık K. — Bankacılık K. 141 · TBK — TBK 598 · HMK · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI :2018/1216 E., 2019/585 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka bünyesinde birleştirilen Toprak Bank A.Ş. Kayseri Şubesi ile dava dışı Şah Transport Uluslararası Nak. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen kredi sözleşmesini ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, dava dışı şirkete kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının 02.07.2004 tarihi itibariyle kat edildiğini, kefil ...'in vefatı üzerine mirasçısı davalı hakkında İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2015/26163 E. sayılı dosyasıyla başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğradığını, davalının murisinin terekesinin vefat tarihinde borca batık olduğunu, miras bırakanın ödemeden aczinin herkesçe bilindiğini, mirasın hükmen reddine dair definin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini, davalının sorumluluğunun murisinin sorumluluğu ile sınırlı olduğunu, kredi limitini dahi aşan tutarlardan mirasçı sıfatı ile davalının sorumlu olmadığını, kefilin sadece kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olacağı ilkesine aykırı olarak kredi limitini dahi aşan asıl alacak tutarlarına davacı bankaca hesap kat tarihinden takip tarihine kadar faize faiz uygulamak suretiyle mükerrer faiz talep edildiğini savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinin dayanağı olan kredi sözleşmelerinin 1997 ve 1998 yıllarına ait olup davalının murisinin kefalete ilişkin sözleşmeleri de bu tarih itibariyle imzaladığı, itirazın iptali davasına esas olan icra takip tarihinin ise 11.09.2015 olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmünde, "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar." denildiği, somut olayda on yıllık hak düşürücü sürenin 1998 yılında başladığı, bu sürenin 01.07.2012 tarihinden önce dolması karşısında 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6101 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren davacı lehine başlayan bir yıllık ek süre içerisinde de kefil hakkındaki takibin başlatılmadığı, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin her türlü harçtan muaf olduğunu, banka aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin maktu ücreti geçemeyeceğini, davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen sürenin hak düşürücü süre olarak kabulünün mümkün olmadığını, 01.07.2012 tarihinden önce kefalet süresi 10 yılı doldurmuş olanların 6101 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi gerekçesinde de belirtildiği üzere 818 sayılı Borçlar Kanunu'na (818 sayılı Kanun) tabi olmaya devam edeceğini, 1998 yılında kefaletlerin başladığı göz önünde bulundurulduğunda 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihi itibariyle on yıllık sürenin çoktan dolduğunu, bu nedenle bir yıllık süreye bağlı hakkın kullanılmasının zorunlu olmayıp 01.07.2013 tarihinde hak düşürücü süreden bahsetmenin mümkün olmadığını, doktrinde de 01.07.2012 tarihinden önce on yıllık kefillik süresi dolan kefaletlerin 818 sayılı Kanun'a tabi olduğunun kabul edildiğini, müvekkili bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kapsamında bir banka olduğunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141 inci maddesi ile düzenlenen 20 yıllık zamanaşımı süresinin davalılar açısından da geçerli olduğunu, bu kanun ile kefalet açısından ayrı bir zamanaşımı süresinin öngörülmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, hak düşürücü sürenin hâkim tarafından resen dikkate alınması gereken dava şartlarından olduğu, hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilen eldeki davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken, dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin, kefilin mirasçısından tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 incı maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 67 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 6101 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/2165 E.  ,  2024/4932 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/294 Esas, 2023/68 Karar

HÜKÜM

Davanın reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/1216 E., 2019/585 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka bünyesinde birleştirilen Toprak Bank A.Ş. Kayseri Şubesi ile dava dışı Şah Transport Uluslararası Nak. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen kredi sözleşmesini ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, dava dışı şirkete kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının 02.07.2004 tarihi itibariyle kat edildiğini, kefil ...'in vefatı üzerine mirasçısı davalı hakkında İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2015/26163 E. sayılı dosyasıyla başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğradığını, davalının murisinin terekesinin vefat tarihinde borca batık olduğunu, miras bırakanın ödemeden aczinin herkesçe bilindiğini, mirasın hükmen reddine dair definin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini, davalının sorumluluğunun murisinin sorumluluğu ile sınırlı olduğunu, kredi limitini dahi aşan tutarlardan mirasçı sıfatı ile davalının sorumlu olmadığını, kefilin sadece kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olacağı ilkesine aykırı olarak kredi limitini dahi aşan asıl alacak tutarlarına davacı bankaca hesap kat tarihinden takip tarihine kadar faize faiz uygulamak suretiyle mükerrer faiz talep edildiğini savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinin dayanağı olan kredi sözleşmelerinin 1997 ve 1998 yıllarına ait olup davalının murisinin kefalete ilişkin sözleşmeleri de bu tarih itibariyle imzaladığı, itirazın iptali davasına esas olan icra takip tarihinin ise 11.09.2015 olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmünde, "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar." denildiği, somut olayda on yıllık hak düşürücü sürenin 1998 yılında başladığı, bu sürenin 01.07.2012 tarihinden önce dolması karşısında 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6101 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren davacı lehine başlayan bir yıllık ek süre içerisinde de kefil hakkındaki takibin başlatılmadığı, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin her türlü harçtan muaf olduğunu, banka aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin maktu ücreti geçemeyeceğini, davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen sürenin hak düşürücü süre olarak kabulünün mümkün olmadığını, 01.07.2012 tarihinden önce kefalet süresi 10 yılı doldurmuş olanların 6101 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi gerekçesinde de belirtildiği üzere 818 sayılı Borçlar Kanunu'na (818 sayılı Kanun) tabi olmaya devam edeceğini, 1998 yılında kefaletlerin başladığı göz önünde bulundurulduğunda 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihi itibariyle on yıllık sürenin çoktan dolduğunu, bu nedenle bir yıllık süreye bağlı hakkın kullanılmasının zorunlu olmayıp 01.07.2013 tarihinde hak düşürücü süreden bahsetmenin mümkün olmadığını, doktrinde de 01.07.2012 tarihinden önce on yıllık kefillik süresi dolan kefaletlerin 818 sayılı Kanun'a tabi olduğunun kabul edildiğini, müvekkili bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kapsamında bir banka olduğunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141 inci maddesi ile düzenlenen 20 yıllık zamanaşımı süresinin davalılar açısından da geçerli olduğunu, bu kanun ile kefalet açısından ayrı bir zamanaşımı süresinin öngörülmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, hak düşürücü sürenin hâkim tarafından resen dikkate alınması gereken dava şartlarından olduğu, hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilen eldeki davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken, dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin, kefilin mirasçısından tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 incı maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 67 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 6101 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1076094200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.