Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1371 E. 2024/4790 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıba karşı tekeffül↗ müsadere↗ ayıplı mal↗ bekletici mesele↗ ayıp↗ rücuen tahsil↗ davanın konusu↗ kısıtlılık↗ satış sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ iyiniyet↗ dava şartı yokluğu↗ üçüncü kişi↗ rücu↗ esastan ret↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/401 E., 2019/320 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.07.2011 tarihinde araç satış sözleşmesi ile davalıdan araç satın aldığını, aracın daha sonra müvekkili tarafından dava dışı ...'e 12.01.2012 tarihli satış sözleşmesi ile satıldığını, dava dışı ...tarafından müvekkili aleyhine Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/173 E. sayılı dosyası ile aracın yurt dışından ikinci el iken sıfır araç gibi ithal edildiği, düşük değer gösterilerek yurda sokulduğu, bu nedenle de kaçak araç olarak değerlendirildiği, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/133 E. sayılı dosyası ile aracın satılması ve devredilmesine engel olmak amacıyla 12.11.2015 tarihinde tedbir konulduğu ve konulan tedbir neticesinde kuvvetle muhtemel müsadere edileceğini, çıkacak müsadere kararı ile araç üzerindeki mülkiyet hakkının vermiş olduğu hakları kullanamayacağı gerekçesiyle araç satış sözleşmesinin feshi ile satış bedeli olan 95.000,00 TL'nin faiziyle müvekkilinden tahsili talepli dava açıldığını, davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 12.01.2012 tarihli satış sözleşmesinin feshine, davacının aracı iadesi koşulu ile 80.805,44 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, ilamın icraya konulması üzerine müvekkilinin 25.12.2017 tarihinde, 123.300,00 TL'ni icra dosyasına ödediğini, müvekkilinin de aracı davalı şirketten satın alması nedeniyle yapılan bu ödeme davalıdan ihtarname ile talep edilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 123.300,00 TL'nin ödeme tarihi olan 25.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı üçüncü kişi tarafından davacı aleyhine açılan dava henüz kesinleşmediğinden müvekkilinden herhangi bir talepte bulunulamayacağını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerekiğini, davacı gibi müvekkilinin de aracı ikinci el almış olup, müvekkili almadan önce de aracın defalarca el değiştirdiğini, tıpkı davacı gibi müvekkilinin de kayıtlara güvendiğini, araçtaki bu durumu müvekkilinin bilmesinin de mümkün olmadığını, davacının resmi kurumların sorumluluğuna gitmesi gerekirken iyiniyetli ve davacı gibi resmi kayıtlara güvenerek aracı alan müvekkili aleyhine bu haksız davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi uyarınca sözleşmenin feshedilmesini ve uğramış olduğu zararın tazminini istediği, davaya konu aracın ayıplı olması nedeniyle, davacının Konya 9. İcra Müdürlüğünün 2017/3620 E. sayılı dosyasında 123.300,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığı, 6098 sayılı Kanun'un 229 uncu maddesi gereğince,
ayıplı mal nedeniyle davacının satış bedelinin iadesini ve ayıp nedeniyle uğradığı zararın tahsilini isteme hakkının bulunduğu ancak, aracın kullanımında olduğu süreçteki elde ettiği yararları davalıya iade etmesi gerektiği, 04.02.2019 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu aracın davacı kullanımında iken elde ettiği yararlanma bedelinin 11.460,00 TL olarak tespit edildiği, bedelin ekonomik koşullar dikkate alındığında dosya kapsamına uygun olduğu, davacının talep ettiği tutar üzerinde bilirkişi raporu ile tespit edilen bedelin tenzili neticesinde davacının talep edebileceği tutarın 111.840,00 TL olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, taraflar arasında düzenlenen 01.07.2011 tarihli araç satış sözleşmesinin feshine, davacının aracı iadesi koşulu ile 111.840,00 TL'nin 13.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine hükmedilen alacaktan yararlanma bedelinin düşülmesinin hatalı olduğunu zira, bu davada dava konusu aracın taraflar arasındaki satış bedeli değil, müvekkilinin aracı satmış olduğu dava dışı ...'e ayıplı olan araçtan dolayı ödemiş olduğu 123.300,00 TL nedeniyle uğradığı zararın talep edildiğini, dava dışı ...tarafından müvekkil aleyhine açılan davada araçtan yararlanma bedeli düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve ilamın icraya konulması üzerine müvekkili tarafından ödeme yapıldığını yani, müvekkili tarafından yapılan ödemenin araçtan yararlanma bedeli düşülerek hükmedilmiş olan rakam üzerinden olup, dava dilekçesinde talep edilen bedelin fayda-yararlanma bedeli düşülmüş olarak hükmedilen rakam üzerinden yapıldığını, aracın hukuki ayıplı olduğunu ve davalının, müvekkilinin uğramış olduğu bu zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğramış olduğu zarar sabit olduğundan talep edilen zarar miktarından yararlanma bedelinin düşülmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesinleşmeyen bir davaya istinaden eldeki rücu davasının açıldığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı gibi müvekkilinin de aracı ikinci el almış olup, müvekkili almadan önce de aracın defalarca el değiştirdiğini, davacı gibi müvekkilinin de kayıtlara güvendiğini, araçtaki durumu bilmesinin mümkün olmadığını, davacının öncelikle resmi kurumların sorumluluğuna gitmesi gerekirken iyi niyetli ve davacı gibi resmi kayıtlara güvenerek aracı alan müvekkilinin mağduriyetine sebep olacak şekilde eldeki davayı açtığını, davacının 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun geçici 9 uncu maddesinden yararlanabilecekken yararlanmadığını, bilirkişi raporundaki fayda-yararlanma bedelini kabul etmenin mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesince bilirkişinden itirazları doğrultusunda ek rapor veya yeni bir bilirkişi raporu alınarak karar vermek gerekirken hatalı bir şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu aracın hukuken ayıplı olduğu, davacının satın aldığı mal üzerinde kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın tasarruf hakkının kısıtlandığı, ortaya çıkan hukuki ayıptan ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca davalının sorumlu olduğu, burada davalının hukuki ayıbın ortaya çıkmasında kusurlu olup olmamasının sonuca etkili olmadığı, ceza davasının da bu davaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı, bu itibarla ceza davasının sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 229 uncu maddesi uyarınca satış sözleşmesinden dönen alıcının, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlü olduğu, dava dışı ...tarafından, davacı aleyhine açılan davanın 15.6.2020 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalıdan satın alınan aracın ayıplı olması nedeniyle dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 207 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1371 E. , 2024/4790 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2148 Esas, 2022/1368 Karar.
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/401 E., 2019/320 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.07.2011 tarihinde araç satış sözleşmesi ile davalıdan araç satın aldığını, aracın daha sonra müvekkili tarafından dava dışı ...'e 12.01.2012 tarihli satış sözleşmesi ile satıldığını, dava dışı ...tarafından müvekkili aleyhine Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/173 E. sayılı dosyası ile aracın yurt dışından ikinci el iken sıfır araç gibi ithal edildiği, düşük değer gösterilerek yurda sokulduğu, bu nedenle de kaçak araç olarak değerlendirildiği, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/133 E. sayılı dosyası ile aracın satılması ve devredilmesine engel olmak amacıyla 12.11.2015 tarihinde tedbir konulduğu ve konulan tedbir neticesinde kuvvetle muhtemel müsadere edileceğini, çıkacak müsadere kararı ile araç üzerindeki mülkiyet hakkının vermiş olduğu hakları kullanamayacağı gerekçesiyle araç satış sözleşmesinin feshi ile satış bedeli olan 95.000,00 TL'nin faiziyle müvekkilinden tahsili talepli dava açıldığını, davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 12.01.2012 tarihli satış sözleşmesinin feshine, davacının aracı iadesi koşulu ile 80.805,44 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, ilamın icraya konulması üzerine müvekkilinin 25.12.2017 tarihinde, 123.300,00 TL'ni icra dosyasına ödediğini, müvekkilinin de aracı davalı şirketten satın alması nedeniyle yapılan bu ödeme davalıdan ihtarname ile talep edilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 123.300,00 TL'nin ödeme tarihi olan 25.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı üçüncü kişi tarafından davacı aleyhine açılan dava henüz kesinleşmediğinden müvekkilinden herhangi bir talepte bulunulamayacağını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerekiğini, davacı gibi müvekkilinin de aracı ikinci el almış olup, müvekkili almadan önce de aracın defalarca el değiştirdiğini, tıpkı davacı gibi müvekkilinin de kayıtlara güvendiğini, araçtaki bu durumu müvekkilinin bilmesinin de mümkün olmadığını, davacının resmi kurumların sorumluluğuna gitmesi gerekirken iyiniyetli ve davacı gibi resmi kayıtlara güvenerek aracı alan müvekkili aleyhine bu haksız davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi uyarınca sözleşmenin feshedilmesini ve uğramış olduğu zararın tazminini istediği, davaya konu aracın ayıplı olması nedeniyle, davacının Konya 9. İcra Müdürlüğünün 2017/3620 E. sayılı dosyasında 123.300,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığı, 6098 sayılı Kanun'un 229 uncu maddesi gereğince,
ayıplı mal nedeniyle davacının satış bedelinin iadesini ve ayıp nedeniyle uğradığı zararın tahsilini isteme hakkının bulunduğu ancak, aracın kullanımında olduğu süreçteki elde ettiği yararları davalıya iade etmesi gerektiği, 04.02.2019 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu aracın davacı kullanımında iken elde ettiği yararlanma bedelinin 11.460,00 TL olarak tespit edildiği, bedelin ekonomik koşullar dikkate alındığında dosya kapsamına uygun olduğu, davacının talep ettiği tutar üzerinde bilirkişi raporu ile tespit edilen bedelin tenzili neticesinde davacının talep edebileceği tutarın 111.840,00 TL olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, taraflar arasında düzenlenen 01.07.2011 tarihli araç satış sözleşmesinin feshine, davacının aracı iadesi koşulu ile 111.840,00 TL'nin 13.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine hükmedilen alacaktan yararlanma bedelinin düşülmesinin hatalı olduğunu zira, bu davada dava konusu aracın taraflar arasındaki satış bedeli değil, müvekkilinin aracı satmış olduğu dava dışı ...'e ayıplı olan araçtan dolayı ödemiş olduğu 123.300,00 TL nedeniyle uğradığı zararın talep edildiğini, dava dışı ...tarafından müvekkil aleyhine açılan davada araçtan yararlanma bedeli düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve ilamın icraya konulması üzerine müvekkili tarafından ödeme yapıldığını yani, müvekkili tarafından yapılan ödemenin araçtan yararlanma bedeli düşülerek hükmedilmiş olan rakam üzerinden olup, dava dilekçesinde talep edilen bedelin fayda-yararlanma bedeli düşülmüş olarak hükmedilen rakam üzerinden yapıldığını, aracın hukuki ayıplı olduğunu ve davalının, müvekkilinin uğramış olduğu bu zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğramış olduğu zarar sabit olduğundan talep edilen zarar miktarından yararlanma bedelinin düşülmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesinleşmeyen bir davaya istinaden eldeki rücu davasının açıldığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı gibi müvekkilinin de aracı ikinci el almış olup, müvekkili almadan önce de aracın defalarca el değiştirdiğini, davacı gibi müvekkilinin de kayıtlara güvendiğini, araçtaki durumu bilmesinin mümkün olmadığını, davacının öncelikle resmi kurumların sorumluluğuna gitmesi gerekirken iyi niyetli ve davacı gibi resmi kayıtlara güvenerek aracı alan müvekkilinin mağduriyetine sebep olacak şekilde eldeki davayı açtığını, davacının 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun geçici 9 uncu maddesinden yararlanabilecekken yararlanmadığını, bilirkişi raporundaki fayda-yararlanma bedelini kabul etmenin mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesince bilirkişinden itirazları doğrultusunda ek rapor veya yeni bir bilirkişi raporu alınarak karar vermek gerekirken hatalı bir şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu aracın hukuken ayıplı olduğu, davacının satın aldığı mal üzerinde kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın tasarruf hakkının kısıtlandığı, ortaya çıkan hukuki ayıptan ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca davalının sorumlu olduğu, burada davalının hukuki ayıbın ortaya çıkmasında kusurlu olup olmamasının sonuca etkili olmadığı, ceza davasının da bu davaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı, bu itibarla ceza davasının sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 229 uncu maddesi uyarınca satış sözleşmesinden dönen alıcının, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlü olduğu, dava dışı ...tarafından, davacı aleyhine açılan davanın 15.6.2020 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalıdan satın alınan aracın ayıplı olması nedeniyle dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 207 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075900200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz