Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2206 E. 2024/4777 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üçüncü kişi↗ hak düşürücü süre↗ kâr kaybı↗ kâr payı↗ esastan ret↗ terkin↗ ayırt edicilik↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/202 E., 2019/127 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına tescilli 04.04.2008 tarih ve 2008/08221 no'lu, "sirwinston", 21.12.2015 tarih ve 2015/104921 no'lu "sir winston", 26.03.2015 tarih ve 2015/26118 no'lu "sir winston", 16.11.2015 tarih ve 2015/93064 no'lu "sir winston coffeehouse", 16.11.2015 tarih ve 2015/93068 no'lu "sir winston teahouse", 01.03.2016 tarih ve 2016/18345 no'lu "sir winston", 01.03.2016 tarih ve 2016/18347 no'lu "sir winston brasserie", 14.04.2016 tarih ve 2016/33951 no'lu "sir winston cafe" ibareli markaların 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25.maddesi hükmü gereği hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı firmanın Türkiye'de tescilli korunan markaları olduğu gibi, ticari ve sınai faaliyetleri ile dünya çapında yaygın olduğunu, endüstri araştırmalarında, Türkiye %30 pazar payı ile ikinci büyük sektör mensubu olduğunu, "winston" markasının Türkiye dahil dünya çapında tanınmış marka olduğunun, Türkiye'de ilk tescilin 10.07.1973 tarihli 776997 sayılı tescil olduğunu, Türk Patent Kurumunda T/02097 nolu, 27/09/2011 başvuru tarihli tanınmışlık tespiti bulunduğunu, tanınmış marka korumasından yararlandıklarını, bu sebeple davalı markalarının hükümsüzlüğünün gerektiğini, mallar farklı olsa bile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek, kayıtlarına tedbir konularak markaların terkin edilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında özel bir sözleme veya hukuki ilişki bulunmadığını, esasen davalı tarafın yiyecek, içecek sektöründe faal olduğunu, bu sektörün tütün ürünleriyle ilişkilendirilemeyeceğini, kullanılan marka ve işletme adlarının "SİR WİNSTON" olduğunu sadece winston ibaresinden ibaret olmadığını ve "SİR WİNSTON EXPRESS" , "SİR WİNSTON CAFE" ve "SİR WİNSTON HOUSE" ibarelerinin tütüncü firmalarla ilgisinin bulunmadığının, internet arama motorlarında sir winston araması yapıldığında kafe ve restorant sonuçlarının çıktığını, müşterilerin markayı winston değil sir winston olarak (ingiliz bürokrat, devlet adamı Sir Winston Churchill) olarak algıladığını, 1994 yılından itibaren İzmir'de kafelerde bu ibarenin kullanıldığını, ayırt edicilik sağladığını, öte yandan davacının Türkiye'de marka tescili ve Torbalı ilçesindeki, 1994'te kurulmuş olan tütün, sigara fabrikası işletmesi nedeniyle, bu markalara sessiz kaldığını, dava hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sektörel tanınmış olan davacı markasının, davalı markalarıyla, aynı veya benzer olmadığı, tanınmışlıktan haksız yararlanma, ayırt ediciliğini zedeleme, itibarının zarar görmesi ihtimallerinin kanıtlanamadığı, bu şartların oluşmadığı "Yiyecek, içecek hizmetleri" sınıfı ile, "tütün ve tütün mamulleri" sınıfının birbirleriyle bağlantılı, birbirine ikame ve benzer olmadıkları, Winston ibaresinin tanınmışlık tespiti yapılan mal bakımından yani sigaralar ve tütün ürünleri, ilgili malzemeler için, mevcut koruması geçerli olmakla birlikte, 43.sınıfa yayılacak bir tanınmışlık düzeyinde olmadığı, dolayısıyla haksız yararlanma, itibarı zedeleme, sulandırma hallerinin gerçekleşeceğine ilişkin delil bulunmadığı, öte yandan, dava konusu markalardan 2008/08221 nolu marka bakımından dava hakkı düştüğünden, sonradan tescillenen seri markalar için de dava açılabilirlik konusunun tartışmalı olduğu, nitekim, diğer markaların bir an için hükümsüzlüğü değerlendirilse dahi, davalının 2008/08221 nolu "Sir Winston" markasının sabit kalacağı, bununla birlikte, markalar arasındaki benzerliğin şeklen "winston" bakımından mevcut olduğu, markaların anlam bakımından farklı olduğu, ayrıca markaların tescillendiği emtia sınıfının da davacının emtiasından farklı olduğu, bu nedenle, iltibas riski doğuracak bir benzerlik bulunduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle markaların hükümsüzlüğü davası sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hükümsüzlük talebi bakımından yanlış değerlendirmelere ve hatalı mevzuata dayandığını, davalıya ait 2008/08221 sayılı ve Sır Wınston ibareli marka bakımından beş yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğunu, bu nedenle söz konusu marka bakımından sessiz kalma yolu ile hak kaybının söz konusu olduğu yönündeki tespitinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin yabancı uyruklu olduğunu, bu nedenle Türkiye'de kendi markasını ihlal eden veya markasının ayırt ediciliğini zedeleyen her türlü kullanımdan kısa bir süre içerisinde haberdar olmasının kendisinden beklenemeyeceğini, davalının atıl bir markayı devraldığını, müvekkilinin ise davalının faaliyetlerinden haberdar olur olmaz bu davayı açtığını, kabul anlamına gelmemekle, müvekkilinin, davalının kullanımını 2015 yılında öğrenmiş olsa dahi davanın açılma tarihinin beş yıllık hak düşürücüsü süre içinde olduğunu, yerel mahkemenin hak düşürücü sürenin geçtiği yönündeki tespitinin hukuka aykırı olduğunu, davalının sistematik olarak müvekkilinin Wınston markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer markaları tescil ettirmeye çalıştığını, davalının iş bu hükümsüzlük davasına konu markalara ek olarak, dava ikame edildikten sonra bile bu kötü niyetli çabasına devam ettiğini, gerçekten de hükümsüzlük tehdidi altında olan dava konusu markalar bakımından mevcut bu tehlikeyi bertaraf etmek için davalı tarafından 2018/09288 numaralı Sır Wınston Yes Sır ve 2017/80266 numaralı Sır Wınston Churchıll Cafe marka başvurularında bulunduğunu, anılan markalara karşı müvekkili tarafından gerekli işlemler yapıldıktan sonra, davalının kötü niyetli tutumunu koruyarak bu kez huzurdaki dava bakımından üçüncü kişi sıfatına haiz Sır Wınston Cafe Restaurant Gıda ve Ticaret A.Ş. isimli bir kardeş şirket kurduğunu, markalarının karşılaşabileceği hukuki yaptırımlara karşılık bir alternatif oluşturmak amacıyla bu şirket adına yöne Wınston markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer 27.07.2018 tarihli ve 2018/280423 başvuru numaralı Sır Wınston's Pub ve 21.03.2017 tarihli ve 2018/28037 başvuru numaralı Sır Wınston's Cafe marka başvurularında bulunduğunu, taraflarınca itiraz edilmesine karşın eksik inceleme yapılarak ve baştan savma hazırlanan bilirkişi raporunun karara dayanak yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkiline ait Wınston ibareli markalar ile davalıya ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını hususunun mahkemece göz ardı edildiğini, markanın sulanması koşullarının mahkeme tarafından değerlendirilme altına alınmadığını, davalının dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirmiş olduğu hususunun yerel mahkemece değerlendirilmediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2206 E. , 2024/4777 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1799 Esas, 2023/118 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/202 E., 2019/127 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına tescilli 04.04.2008 tarih ve 2008/08221 no'lu, "sirwinston", 21.12.2015 tarih ve 2015/104921 no'lu "sir winston", 26.03.2015 tarih ve 2015/26118 no'lu "sir winston", 16.11.2015 tarih ve 2015/93064 no'lu "sir winston coffeehouse", 16.11.2015 tarih ve 2015/93068 no'lu "sir winston teahouse", 01.03.2016 tarih ve 2016/18345 no'lu "sir winston", 01.03.2016 tarih ve 2016/18347 no'lu "sir winston brasserie", 14.04.2016 tarih ve 2016/33951 no'lu "sir winston cafe" ibareli markaların 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25.maddesi hükmü gereği hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı firmanın Türkiye'de tescilli korunan markaları olduğu gibi, ticari ve sınai faaliyetleri ile dünya çapında yaygın olduğunu, endüstri araştırmalarında, Türkiye %30 pazar payı ile ikinci büyük sektör mensubu olduğunu, "winston" markasının Türkiye dahil dünya çapında tanınmış marka olduğunun, Türkiye'de ilk tescilin 10.07.1973 tarihli 776997 sayılı tescil olduğunu, Türk Patent Kurumunda T/02097 nolu, 27/09/2011 başvuru tarihli tanınmışlık tespiti bulunduğunu, tanınmış marka korumasından yararlandıklarını, bu sebeple davalı markalarının hükümsüzlüğünün gerektiğini, mallar farklı olsa bile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek, kayıtlarına tedbir konularak markaların terkin edilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında özel bir sözleme veya hukuki ilişki bulunmadığını, esasen davalı tarafın yiyecek, içecek sektöründe faal olduğunu, bu sektörün tütün ürünleriyle ilişkilendirilemeyeceğini, kullanılan marka ve işletme adlarının "SİR WİNSTON" olduğunu sadece winston ibaresinden ibaret olmadığını ve "SİR WİNSTON EXPRESS" , "SİR WİNSTON CAFE" ve "SİR WİNSTON HOUSE" ibarelerinin tütüncü firmalarla ilgisinin bulunmadığının, internet arama motorlarında sir winston araması yapıldığında kafe ve restorant sonuçlarının çıktığını, müşterilerin markayı winston değil sir winston olarak (ingiliz bürokrat, devlet adamı Sir Winston Churchill) olarak algıladığını, 1994 yılından itibaren İzmir'de kafelerde bu ibarenin kullanıldığını, ayırt edicilik sağladığını, öte yandan davacının Türkiye'de marka tescili ve Torbalı ilçesindeki, 1994'te kurulmuş olan tütün, sigara fabrikası işletmesi nedeniyle, bu markalara sessiz kaldığını, dava hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sektörel tanınmış olan davacı markasının, davalı markalarıyla, aynı veya benzer olmadığı, tanınmışlıktan haksız yararlanma, ayırt ediciliğini zedeleme, itibarının zarar görmesi ihtimallerinin kanıtlanamadığı, bu şartların oluşmadığı "Yiyecek, içecek hizmetleri" sınıfı ile, "tütün ve tütün mamulleri" sınıfının birbirleriyle bağlantılı, birbirine ikame ve benzer olmadıkları, Winston ibaresinin tanınmışlık tespiti yapılan mal bakımından yani sigaralar ve tütün ürünleri, ilgili malzemeler için, mevcut koruması geçerli olmakla birlikte, 43.sınıfa yayılacak bir tanınmışlık düzeyinde olmadığı, dolayısıyla haksız yararlanma, itibarı zedeleme, sulandırma hallerinin gerçekleşeceğine ilişkin delil bulunmadığı, öte yandan, dava konusu markalardan 2008/08221 nolu marka bakımından dava hakkı düştüğünden, sonradan tescillenen seri markalar için de dava açılabilirlik konusunun tartışmalı olduğu, nitekim, diğer markaların bir an için hükümsüzlüğü değerlendirilse dahi, davalının 2008/08221 nolu "Sir Winston" markasının sabit kalacağı, bununla birlikte, markalar arasındaki benzerliğin şeklen "winston" bakımından mevcut olduğu, markaların anlam bakımından farklı olduğu, ayrıca markaların tescillendiği emtia sınıfının da davacının emtiasından farklı olduğu, bu nedenle, iltibas riski doğuracak bir benzerlik bulunduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle markaların hükümsüzlüğü davası sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hükümsüzlük talebi bakımından yanlış değerlendirmelere ve hatalı mevzuata dayandığını, davalıya ait 2008/08221 sayılı ve Sır Wınston ibareli marka bakımından beş yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğunu, bu nedenle söz konusu marka bakımından sessiz kalma yolu ile hak kaybının söz konusu olduğu yönündeki tespitinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin yabancı uyruklu olduğunu, bu nedenle Türkiye'de kendi markasını ihlal eden veya markasının ayırt ediciliğini zedeleyen her türlü kullanımdan kısa bir süre içerisinde haberdar olmasının kendisinden beklenemeyeceğini, davalının atıl bir markayı devraldığını, müvekkilinin ise davalının faaliyetlerinden haberdar olur olmaz bu davayı açtığını, kabul anlamına gelmemekle, müvekkilinin, davalının kullanımını 2015 yılında öğrenmiş olsa dahi davanın açılma tarihinin beş yıllık hak düşürücüsü süre içinde olduğunu, yerel mahkemenin hak düşürücü sürenin geçtiği yönündeki tespitinin hukuka aykırı olduğunu, davalının sistematik olarak müvekkilinin Wınston markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer markaları tescil ettirmeye çalıştığını, davalının iş bu hükümsüzlük davasına konu markalara ek olarak, dava ikame edildikten sonra bile bu kötü niyetli çabasına devam ettiğini, gerçekten de hükümsüzlük tehdidi altında olan dava konusu markalar bakımından mevcut bu tehlikeyi bertaraf etmek için davalı tarafından 2018/09288 numaralı Sır Wınston Yes Sır ve 2017/80266 numaralı Sır Wınston Churchıll Cafe marka başvurularında bulunduğunu, anılan markalara karşı müvekkili tarafından gerekli işlemler yapıldıktan sonra, davalının kötü niyetli tutumunu koruyarak bu kez huzurdaki dava bakımından üçüncü kişi sıfatına haiz Sır Wınston Cafe Restaurant Gıda ve Ticaret A.Ş.
isimli bir kardeş şirket kurduğunu, markalarının karşılaşabileceği hukuki yaptırımlara karşılık bir alternatif oluşturmak amacıyla bu şirket adına yöne Wınston markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer 27.07.2018 tarihli ve 2018/280423 başvuru numaralı Sır Wınston's Pub ve 21.03.2017 tarihli ve 2018/28037 başvuru numaralı Sır Wınston's Cafe marka başvurularında bulunduğunu, taraflarınca itiraz edilmesine karşın eksik inceleme yapılarak ve baştan savma hazırlanan bilirkişi raporunun karara dayanak yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkiline ait Wınston ibareli markalar ile davalıya ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını hususunun mahkemece göz ardı edildiğini, markanın sulanması koşullarının mahkeme tarafından değerlendirilme altına alınmadığını, davalının dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirmiş olduğu hususunun yerel mahkemece değerlendirilmediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075791200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz