6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Senedin bankaya teslim edildiğini ispat yükü davacıdadır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3838 E. 2024/6030 K. · · İlk derece: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Rehin amacıyla bankaya senet teslim edildiği iddiasında ispat yükü davacıdadır; teslim belgesi sunulmaması ve banka kayıtlarında senedin girişinin tespit edilememesi karşısında, senet fotokopisindeki form numarasının bankaya ait olduğunun kabul edilmesi tek başına teslimi ispatlamaz ve iade istemi reddedilir. Ayrıca senedin teslim edilip edilmediği uyuşmazlığın esasına ilişkin olduğundan dava, pasif husumet yokluğundan usulden değil, esastan reddedilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Rehin amacıyla verildiği iddia edilen senedin bankaya teslim edildiğinin ispatı → ret

İddia: Davacı, genel kredi sözleşmesinde teminat koşulu öngörüldüğünü, ibraz ettiği senet fotokopisindeki form numarasının davalı bankaya ait olduğunun ikrar edildiğini, borcunu ödediğinden rehin olarak verdiği senedi geri alma hakkının doğduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İspat yükü davacıdadır. Davacı teslim belgesi sunmadığı gibi banka kayıtlarında yapılan incelemede de senedin bankaya girişi tespit edilememiştir. Davacının ibraz ettiği senet fotokopisinde yer alan form numarası ile yayın tarihinin davalı bankaya ait olduğu davalı tarafından kabul edilmekle birlikte, bu fotokopi belge senedin davalıya verildiği hususunu ispatlamaya yeterli değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Teslimin gerçekleşip gerçekleşmediğinin pasif husumet değil esas meselesi olması → kabul

Gerekçe: Senedin davalı bankaya teslim edilip edilmediği hususu taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını oluşturmakta ve esastan incelemeyi gerektirmektedir; bu nedenle mahkemece esasa ilişkin hüküm verilmesi gerekirken davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Teslim olgusunun uyuşmazlığın esasına ilişkin olduğu hâllerde davanın husumet yokluğundan usulden reddedilemeyeceğini ve ispat yükünün dağılımını gösteren, Yargıtay'ca onanmış bölge adliye mahkemesi tespitidir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Edimin (senedin teslimi) gerçekleşip gerçekleşmediği uyuşmazlığın esasına ilişkin olduğunda, bu husus pasif husumet yokluğu sayılıp dava usulden reddedilemez; esasa girilerek karar verilmesi gerekir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat menkul (taşınır) rehni ispat yükü pasif husumet usulden ret - esastan ret ayrımı

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2679 E. 2021/3944 K.

    Ortak:dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3838 E.  ,  2024/6030 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2311 Esas, 2023/787 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/32 E., 2020/546 K.

Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin davalı bankaya olan kredi borçları sebebi ile 12.01.2009 tarihinde fotokopisi sunulan boş senedi davalıya rehin olarak teslim ettiğini, müvekkilinin davalı bankaya verdiği miktar kısmı boş olarak düzenlenmiş kıymetli evrakın taşınır rehni hükümlerine tabi olduğunu, davalıya olan tüm borcunu tam ve eksiksiz olarak ödeyen müvekkilinin talep etmesine rağmen kıymetli evrakın iade edilmediğini, davalı bankanın söz konusu kıymetli evrakın bulamadığını iddia ettiğini, ancak herhangi bir zayi belgesi sunamadığını, davaIı bankanın rehinli taşınırın kaybolması nedeniyle meydana gelen zararlardan, bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumlu olduğunu belirterek davalının zilyetliğinde bulunan ve menkul rehni kapsamında teslim edilmiş miktar kısmı boş ve tarihsiz kıymetli evrakın davalıdan alınarak müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu olan davacı tarafından bankaya verildiği iddia edilen belgenin, müvekkili bankanın sistem kayıtlarında bulunmadığını, davacı şirketin teminatına konu böyle bir finansman senedinin alınmadığını, işbu dava öncesinde de davacı tarafça ilgili belgenin müvekkili bankadan iadesinin talep edildiğini, bu belgenin müvekkili bankada bulunmadığının gerek sözlü gerekse yazılı olarak davacı tarafa bildirildiğini, buna rağmen davacının dava konusu yaptığı belgenin müvekkili bankaya teslim edildiğine ilişkin hiç bir belge sunamadığını, bu durumda müvekkili bankanın sistemlerindeki kayıtların esas alınmasının gerektiğini, aksi bir düşüncenin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacının iadesini talep ettiği ve örneğini sunduğu belgenin sadece ödeyecek borçlu kaşesi ve kefillerin bilgilerini içerdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile kanuna göre resmi anlamda senet sayılmayan belgenin zayiine ilişkin mahkeme kararı alınmasının da mümkün olmayacağını belirterek husumet itirazlarının kabulü ile davanın husumet yokluğundan reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişinin yerinde inceleme yapmak suretiyle düzenlediği rapora göre davaya konu iadesi talep olunan belgeye şube kayıtlarında, banka ekran girişlerinde davacı vekilinin iddia ettiği tarihler aralığında rastlanılamamış olduğu, her ne kadar davalı ile davacı arasında akdi ilişki bulunmuş olsa da davacının söz konusu belgenin davalı bankaya teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, teslim edilmeyen işbu belge nedeniyle iade talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde teminat koşulu öngörüldüğünü, müvekkili tarafından ibraz edilen senetteki form numarasının bankaya ait olduğunun davalı tarafından ikrar edildiğini, davalı bankadan kredi kullanan ve borcunu eksiksiz olarak ödeyen müvekkilinin bankaya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını ve bu nedenle rehin olarak verdiği senedi iade alma hakkının doğduğunu, davalı bankanın meydana gelen zarardan, bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının teslim belgesi sunmadığı gibi banka kayıtlarında yapılan incelemede senedin bankaya girişinin tespit edilemediğini, davacı tarafından ibraz edilen senet fotokopisinde yer alan form numarası ve yayın tarihinin davalı bankaya ait olduğu hususu davalı banka tarafından da kabul edilmekte ise de bahsi geçen fotokopi belgenin, senedin davalıya verildiği hususunu ispatlatmaya yeterli olmadığı, senedin davalı bankaya teslim edilip edilmediği hususu taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını oluşturduğundan ve esastan incelemeyi gerektirdiğinden, mahkemece esasa ilişkin hüküm verilmesi gerekirken davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı bankaya verildiği iddia edilen belgenin (rehin senedinin) iadesi talebinin yerinde olup olmadığı, rehin senedi verilip verilmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075760600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2311 E. 2023/787 K.

Teminat senedinin bankaya teslimi ispatlanamadığından davanın reddi

Gerekçe özeti

Bir kıymetli evrakın teminat olarak karşı tarafa verildiği iddiasında, bunu ileri süren taraf teslim olgusunu ispatla yükümlüdür; teslime ilişkin makbuz veya kurumsal kayıt bulunmaması ve belgenin karşı tarafa ait olduğuna dair kısmi kabulün tek başına teslimi ispatlamaması halinde iade talebi reddedilir. Ayrıca, senedin teslim edilip edilmediği hususu davanın esasını oluşturuyorsa, bu husus dava şartı (husumet) meselesi olarak değerlendirilip usulden ret kararı verilemez; mahkeme esasa girerek karar vermelidir.

Emsal değeri

Kararın esasını oluşturan bir hususun (senedin teslim edilip edilmediği) dava şartı (husumet) sorunu gibi değerlendirilerek usulden ret kararı verilemeyeceği, bu durumda mahkemenin esasa girip karar vermesi gerektiği yönündeki tespit, benzer nitelikte usul hatası içeren kararlar için emsal niteliktedir.

Kavramlar: istirdat menkul rehni pasif husumet ispat yükü usulden ret esastan ret

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2311

KARAR NO 2023/787

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/11/2020

NUMARASI 2019/32 Esas - 2020/546 Karar

DAVA

İstirdat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/05/2023

Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı bankaya olan kredi borçları sebebi ile 12.01.2009 tarihinde fotokopisi sunulan boş senedi TMK 956. madde kapsamında davalıya rehin olarak teslim ettiğini, TMK 954-956.maddelerine göre müvekkilinin davalı bankaya verdiği miktar kısmı boş olarak düzenlenmiş kıymetli evrakın taşınır rehni hükümlerine tabi olduğunu, davalıya olan tüm borcunu tam ve eksiksiz olarak ödeyen müvekkilinin talep etmesine rağmen kıymetli evrakın iade edilmediğini, davalı bankanın söz konusu kıymetli evrakın bulamadığını iddia ettiğini, ancak herhangi bir zayi belgesi sunamadığını, davaIı bankanın rehinli taşınırın kaybolması nedeniyle meydana gelen zararlardan, bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumlu olduğunu belirterek davalının zilyetliğinde bulunan ve menkul rehni kapsamında teslim edilmiş miktar kısmı boş ve tarihsiz kıymetli evrakın TMK 944.

maddeye göre davalıdan alınarak müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; dava konusu olan davacı tarafından bankaya verildiği iddia edilen belgenin, müvekkili bankanın sistem kayıtlarında bulunmadığını, davacı şirketin teminatına konu böyle bir finansman senedinin alınmadığını, işbu dava öncesinde de davacı tarafça ilgili belgenin müvekkili bankadan iadesinin talep edildiğini, bu belgenin müvekkili bankada bulunmadığının gerek sözlü gerekse yazılı olarak davacı tarafa bildirildiğini, buna rağmen davacının dava konusu yaptığı belgenin müvekkili bankaya teslim edildiğine ilişkin hiç bir belge sunamadığını, bu durumda müvekkili bankanın sistemlerindeki kayıtların esas alınmasının gerektiğini, aksi bir düşüncenin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacının iadesini talep ettiği ve örneğini sunduğu belgenin sadece ödeyecek borçlu kaşesi ve kefillerin bilgilerini içerdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile kanuna göre resmi anlamda senet sayılmayan belgenin zayiine ilişkin mahkeme kararı alınmasının da mümkün olmayacağını belirterek husumet itirazlarının kabulü ile davanın husumet yokluğundan reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; bilirkişinin yerinde inceleme yapmak suretiyle düzenlediği rapora göre davaya konu iadesi talep olunan belgeye şube kayıtlarında, banka ekran girişlerinde davacı vekilinin iddia ettiği tarihler aralığında rastlanılamamış olduğu, her ne kadar davalı ile davacı arasında akdi ilişki bulunmuş olsa da davacının söz konusu belgenin davalı bankaya teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, teslim edilmeyen işbu belge nedeniyle iade talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde teminat koşulu öngörüldüğünü, müvekkili tarafından ibraz edilen senetteki form numarasının bankaya ait olduğunun davalı tarafından ikrar edildiğini, davalı bankadan kredi kullanan ve borcunu eksiksiz olarak ödeyen müvekkilinin bankaya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını ve bu nedenle rehin olarak verdiği senedi iade alma hakkının doğduğunu, davalı bankanın meydana gelen zarardan, bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmedikçe sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacı tarafından davalı bankaya genel kredi sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiği iddia edilen senedin iadesi istemine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde örneğini sunduğu senedi miktar kısmı boş olarak davalı bankaya genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verdiğini, davalı bankaya kredi borcunun bulunmadığını belirterek bahsi geçen senedin iadesini talep etmekte; davalı da müvekkili banka tarafından bahsi geçen senedin teslim alınmadığını belirterek davanın reddini savunmaktadır. Mahkemece ise bahsi geçen senedin davalı bankaya teslim edildiği hususu ispat edilemediği, pasif husumet bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı bankaya teminat olarak senet verilip verilmediği, verilmiş olması halinde senedin iade koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

HMK'nın 190/1 maddesi uyarınca; ispat yükü, özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda bahsi geçen senedin davalıya verildiği iddiasını ileri süren davacı öncelikle bu iddiasını ispat etmek zorundadır. Davacı senedin teslimine ilişkin herhangi bir makbuz sunmamış olup, bilirkişi tarafından banka kayıtlarında yapılan incelemede de bahsi geçen senedin bankaya girişi tespit edilememiş, banka kayıtlarında bahsi geçen senede ulaşılamamıştır.Davacı tarafından ibraz edilen senet fotokopisinde yer alan form numarası ve yayın tarihinin davalı bankaya ait olduğu hususu davalı banka tarafından da kabul edilmekte ise de bahsi geçen fotokopi belge, senedin davalıya verildiği hususunu ispatlatmaya yeterli görülmemiştir.

Diğer yandan, taraflar arasındaki sözleşmede teminat olarak senetlerin rehnedilebileceği veya devredilebileceğinin düzenlenmesi, tek başına dava konusu senedin bankaya verildiği anlamına gelmemektedir. Bu durumda mahkemece iade istemine konu edilen senedin davalı bankaya teslim edildiği olgusunun ispatlanamadığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, senedin davalı bankaya teslim edilip edilmediği hususu taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını oluşturduğundan ve esastan incelemeyi gerektirdiğinden, mahkemece esasa ilişkin hüküm verilmesi gerekirken davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Re'sen dikkate alınan bu husus nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/32 Esas - 2020/546 Karar sayılı 27/11/2020 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "İspatlanamayan davanın reddine" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ; "Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 179,90- TL karar ve ilam harcının mahkeme veznesine yatırılan 44,40-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 135,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 3.400-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/05/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.