İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | Sözleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1611 E. 2024/4348 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtirazi kayıt/çekince↗ kur farkı alacağı↗ çekle ödeme↗ kur farkı faturası↗ 5941 sayılı çek kanunu↗ çek ile ödeme↗ kur farkı↗ hukuki güvenlik ilkesi↗ keşide tarihi↗ tahsilat makbuzu↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ geçici 7. madde↗ muhalefet şerhi↗ ihtirazi kayıt↗ kötüniyet tazminatı↗ cy/cy şerhi↗ bono↗ vade↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ fatura↗ iflas↗ çek↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/881 E., 2019/337 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.05.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ....ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında varılan anlaşma gereği müvekkili şirket tarafından "Seamless Casing (Muhafaza Borusu)" malzemesinin yurt dışından temin edilerek gümrükte davalı şirkete teslim edildiğini, 30.01.2018 tarihli 215.000,00 USD bedelli faturanın tanzim edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirket tarafından USD çek koçanlarının bulunmadığı, bu nedenle TL cinsinden çek tanzim edileceği, fiili ödeme tarihinde kur farkı doğması durumunda bu fark için de ayrıca ödeme yapılacağı bildirilerek, fatura tarihindeki kur üzerinden 30.06.2018, 31.07.2018 ve 30.08.2018 vadeli 3 adet TL cinsinden çek keşide edilerek müvekkili şirkete teslim edildiğini, çeklerin vadelerinde tahsil edildiğini, ancak fatura tanzim tarihi ile çek tahsil tarihleri arasında fark bulunduğundan 09.10.2018 tarihli kur farkı alacağı için fatura düzenlendiğini, faturanın ısrarla davalı şirket yetkililerince tebliğ alınmadığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe ve borca haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın tahsil ettiği son çek tarihinden 1 ay 9 gün geçtikten sonra kur farkı alacağına ilişkin ikinci bir fatura düzenlemesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen 3 adet çekin tahsilat makbuzu ile davacıya teslim edildiğini, hiçbir ihtirazi kayıt ve çekince beyan edilmeden kabul edilen ve gününde tahsil edilen çekler nedeniyle davacının kur farkı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından düzenlenen fatura USD cinsinden olduğundan kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de, dava konusu uyuşmazlıkta davalı şirket tarafından davacı şirkete 09.04.2018 tarihli tahsilat makbuzu ile teslim edilen 3 adet çek ile ödemede bulunulduğu, fatura üzerinde ödemenin fatura tarihinden 180 gün sonra yapılacağının yazılı olduğu, çekin ödeme vasıtası olup döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi bedel hanesinin verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen ödemeyi TL üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yabancı para üzerinden kesilen faturaya davalının itiraz etmediğini, ödemenin aynen ya da fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden yapılması gerekirken fatura tarihindeki döviz kuru üzerinden TL cinsinden ve vadeli olarak yapılması nedeniyle müvekkilinin bakiye alacağının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı şirketin satış bedelini vadeli olarak ödemesi ve USD cinsinde çek yaprağının bulunmaması nedeniyle çeklerin fatura tarihindeki kur üzerinden düzenlendiğini, çeklerin borcun tamamını karşıladığı yönünde müvekkilinin kabulünün bulunmadığını, davalının USD cinsinden çek defterinin bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, her ne kadar çek ödeme aracı olsa da çeklerin vade tarihinden önce bankaya ibrazı yasaklandığından vadeli çeklerin ödeme aracı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kur farkı alacağının oluştuğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, satış faturası yabancı para üzerinden düzenlenmiş ise de ileri tarihli TL olarak düzenlenen çekleri kabul eden davacının artık kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kur farkı faturasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2682 E. 2020/5731 K.
Ortak:kur farkı alacağı · kur farkı faturası · kur farkı · vade · geçersizlik · çek · ibraz · teslim
İncelediğiniz kararda… özetle; yabancı para üzerinden kesilen faturaya davalının itiraz etmediğini, ödemenin aynen ya da fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden yapılması gerekirken «fatura» tarihindeki döviz kuru üzerinden TL cinsinden ve vadeli olarak yapılması nedeniyle müvekkilinin bakiye alacağının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı şirketin satış bedelini vadeli olarak ödemesi ve USD cinsinde «çek» yaprağının bulunmaması nedeniyle çeklerin fatura tarihindeki kur üzerinden düzenlendiğini, çeklerin borcun tamamını karşıladığı yönünde müvekkilinin kabulünün bulunmadığını, davalının USD cinsinden çek «defterinin» bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, her ne kadar «çek ödeme» aracı olsa da çeklerin «vade» tarihinden önce bankaya «ibrazı» yasaklandığından vadeli çeklerin ödeme aracı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin «kur farkı alacağının» oluştuğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… ar arasında varılan anlaşma gereği müvekkili şirket tarafından "Seamless Casing (Muhafaza Borusu)" malzemesinin yurt dışından temin edilerek gümrükte davalı şirkete «teslim» edildiğini, 30.01.2018 tarihli 215.000,00 USD bedelli faturanın tanzim edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirket tarafından USD «çek» koçanlarının bulunmadığı, bu nedenle TL cinsinden çek tanzim edileceği, fiili ödeme tarihinde «kur farkı» doğması durumunda bu fark için de ayrıca ödeme yapılacağı bildirilerek, «fatura» tarihindeki kur üzerinden 30.06.2018, 31.07.2018 ve 30.08.2018 vadeli 3 adet TL cinsinden çek keşide edilerek müvekkili şirkete teslim edildiğini, çeklerin vadelerinde tahsil edildiğini, ancak fatura tanzim tarihi ile çek tahsil tarihleri arasında fark bulunduğundan 09.10.2018 tarihli «kur farkı alacağı» için fatura düzenlendiğini, faturanın ısrarla davalı şirket yetkililerince tebliğ alınmadığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe ve borca haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın tahsil ettiği «son» «çek» tarihinden 1 ay 9 gün geçtikten sonra «kur farkı alacağına» ilişkin ikinci bir «fatura» düzenlemesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen 3 adet çekin «tahsilat makbuzu» ile davacıya «teslim» edildiğini, hiçbir «ihtirazi kayıt» ve çekince beyan edilmeden kabul edilen ve gününde tahsil edilen çekler nedeniyle davacının kur farkı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine ve «kötüniyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… Mahkemesince, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davalı tarafından verilen sipariş üzerine davacı tarafından kaşelenip imzalanan ve faks ile davalıya gönderilen «satış sözleşmesinin» aynı şekilde davalı tarafından imzalanıp karşı tarafa faks ile gönderilmesi ile kurulduğunun dosyadaki satış sözleşmesi başlıklı belgelerden anlaşıldığı, sözleşmeye konu emtiaların Euro üzerinden fiyatının bildirildiği, davalı tarafından kabul edilen bu anlaşma doğrultusunda faturaların davalıya tebliğ edildiği, emtianın da «teslim» edilmek suretiyle ödemeler yapıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, daha önceden de aynı şekilde yürütülen ilişki doğrultusunda emtiaların teslim alınıp ödemeler yapıldığı, hem taraflar arasındaki fiili uygulamada, hem de sözleşme ve faturalar üzerinde açıkça vadesinde ödenmeyen faturalar için «vade farkı» ve «kur farkı» alınacağının belirtildiği, oranının da açıkça yazıldığı, davacının yaptığı satışların karşılığının, davalı tarafından «ileri tarihli çek» keşide etmek suretiyle ödendiği, davalının çekle yaptığı ödemelerin 2013 ve 2014 tarihinde olduğu, 31.01.2012 tarihli 6273 Sayılı Kanunla Değişik 5941 Sayılı Kanun’un geçici 3/f.5 maddesi ile 31.12.2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya «ibrazının» «geçersiz» olduğu, davalının düzenleme tarihinde ödeneceğini bilerek ileri tarihli çek düzenlediği, bunun da vadeli ödeme olduğu, dava konusu, davalı tarafından kabul edilmeyen faturaların «kur farkı faturaları» olduğu, bu faturaların kaynağını oluşturan emtianın davalı tarafından teslim alınmadığı öne sürülmediğine göre kur farkı «faturalarına itiraz» edilip iade edilmelerinin sonucu değiştirmediği, dava konusu faturalar ve yapılan ödemeler üzerinden bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince, «delillerin toplanıp», tartışılıp, değerlendirilmesinde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm …
… a, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıya yapılan satış bedellerinin gününde ödenmemesi nedeniyle «vade» ve «kur farkı» ile «cari hesap alacağının» tahsilini talep ettiği, taraf «defterlerinin» incelenmesi neticesinde taraflar arasında kur ve «vade farkı» ödemesine ilişkin «teamülleşmiş» bir uygulama olduğu tespit edildiğinden, davacının «kur farkı alacağına» ilişkin talebinin yerinde olduğu, kur farkına ilişkin 9 adet faturanın davacı tarafından davalıya tebliğ edildiği, ancak 4 adet faturanın davalıya tebliğ edildiği davacı tarafından ispat edilemediği gibi, bu faturaların davalının «ticari defterlerinde» de kayıtlı olmadığı anlaşıldığından, davacının kur ve vade farkı alacağına ilişkin talebinin kısmen kabulüne, davalının ticari defterlerine göre davacının 390,46 TL cari hesap alacağı olduğu, fazlaya ilişkin cari hesap alacağının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacının cari hesap alacağına ilişkin davasının kısmen kabulüne, 64.405,45 TL (64.014,99 kur farkı alacağı + 390,46 cari hesap alacağı) kur farkı alacağı ile cari hesap alacağının «temerrüt tarihi» olan 02.03.2014 tarihinden, 8.292,16 TL kur farkı alacağının ise temerrüt tarihi olan 18.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurul …
Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri «teslim» almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle «çek» üzerindeki bedel dışında herhangi bir «kur farkı» talep edemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ileri tarihli çek · vade farkı · faturaya itiraz · cari hesap alacağı · delillerin toplanmaması · teamül · temerrüt tarihi · cari hesap
Benzer bu kararda… a, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıya yapılan satış bedellerinin gününde ödenmemesi nedeniyle «vade» ve «kur farkı» ile «cari hesap alacağının» tahsilini talep ettiği, taraf «defterlerinin» incelenmesi neticesinde taraflar arasında kur ve «vade farkı» ödemesine ilişkin «teamülleşmiş» bir uygulama olduğu tespit edildiğinden, davacının «kur farkı alacağına» ilişkin talebinin yerinde olduğu, kur farkına ilişkin 9 adet faturanın davacı tarafından davalıya tebliğ edildiği, ancak 4 adet faturanın davalıya tebliğ edildiği davacı tarafından ispat edilemediği gibi, bu faturaların davalının «ticari defterlerinde» de kayıtlı olmadığı anlaşıldığından, davacının kur ve vade farkı alacağına ilişkin talebinin kısmen kabulüne, davalının ticari defterlerine göre davacının 390,46 TL cari hesap alacağı olduğu, fazlaya ilişkin cari hesap alacağının davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacının cari hesap alacağına ilişkin davasının kısmen kabulüne, 64.405,45 TL (64.014,99 kur farkı alacağı + 390,46 cari hesap alacağı) kur farkı alacağı ile cari hesap alacağının «temerrüt tarihi» olan 02.03.2014 tarihinden, 8.292,16 TL kur farkı alacağının ise temerrüt tarihi olan 18.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurul …
… Mahkemesince, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davalı tarafından verilen sipariş üzerine davacı tarafından kaşelenip imzalanan ve faks ile davalıya gönderilen «satış sözleşmesinin» aynı şekilde davalı tarafından imzalanıp karşı tarafa faks ile gönderilmesi ile kurulduğunun dosyadaki satış sözleşmesi başlıklı belgelerden anlaşıldığı, sözleşmeye konu emtiaların Euro üzerinden fiyatının bildirildiği, davalı tarafından kabul edilen bu anlaşma doğrultusunda faturaların davalıya tebliğ edildiği, emtianın da «teslim» edilmek suretiyle ödemeler yapıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, daha önceden de aynı şekilde yürütülen ilişki doğrultusunda emtiaların teslim alınıp ödemeler yapıldığı, hem taraflar arasındaki fiili uygulamada, hem de sözleşme ve faturalar üzerinde açıkça vadesinde ödenmeyen faturalar için «vade farkı» ve «kur farkı» alınacağının belirtildiği, oranının da açıkça yazıldığı, davacının yaptığı satışların karşılığının, davalı tarafından «ileri tarihli çek» keşide etmek suretiyle ödendiği, davalının çekle yaptığı ödemelerin 2013 ve 2014 tarihinde olduğu, 31.01.2012 tarihli 6273 Sayılı Kanunla Değişik 5941 Sayılı Kanun’un geçici 3/f.5 maddesi ile 31.12.2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya «ibrazının» «geçersiz» olduğu, davalının düzenleme tarihinde ödeneceğini bilerek ileri tarihli çek düzenlediği, bunun da vadeli ödeme olduğu, dava konusu, davalı tarafından kabul edilmeyen faturaların «kur farkı faturaları» olduğu, bu faturaların kaynağını oluşturan emtianın davalı tarafından teslim alınmadığı öne sürülmediğine göre kur farkı «faturalarına itiraz» edilip iade edilmelerinin sonucu değiştirmediği, dava konusu faturalar ve yapılan ödemeler üzerinden bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince, «delillerin toplanıp», tartışılıp, değerlendirilmesinde, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10861 E. 2016/7915 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, 30.000 USD «maddi tazminatın» ödeme tarihindeki kur üzerinden işletilecek avans faiziyle, yine 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16989 E. 2014/4903 K.
Ortak:geçersizlik · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… ar arasında varılan anlaşma gereği müvekkili şirket tarafından "Seamless Casing (Muhafaza Borusu)" malzemesinin yurt dışından temin edilerek gümrükte davalı şirkete «teslim» edildiğini, 30.01.2018 tarihli 215.000,00 USD bedelli faturanın tanzim edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirket tarafından USD «çek» koçanlarının bulunmadığı, bu nedenle TL cinsinden çek tanzim edileceği, fiili ödeme tarihinde «kur farkı» doğması durumunda bu fark için de ayrıca ödeme yapılacağı bildirilerek, «fatura» tarihindeki kur üzerinden 30.06.2018, 31.07.2018 ve 30.08.2018 vadeli 3 adet TL cinsinden çek keşide edilerek müvekkili şirkete teslim edildiğini, çeklerin vadelerinde tahsil edildiğini, ancak fatura tanzim tarihi ile çek tahsil tarihleri arasında fark bulunduğundan 09.10.2018 tarihli «kur farkı alacağı» için fatura düzenlendiğini, faturanın ısrarla davalı şirket yetkililerince tebliğ alınmadığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe ve borca haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda2- Mahkemece, yasal koşulları oluştuğundan davalılar aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilerek «asıl alacak» miktarı 150.000 Euro'nun % 40'ı olan 60.000 Euro karşılığı icra inkar tazminatına karar verilmiş ise de, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3 numaralı bendine göre alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, bu takibe yapılacak itiraz halinde takibe konu borç «yabancı para borcu» olsa bile hüküm altına alınacak icra inkar tazminatının TL cinsinden hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece, yabancı para üzerinden kabul edilen asıl alacağın takip …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki sözleşme «geçersiz» olup, davacı şirkete ortak yapılmadığı gibi davacıdan alınan 150.000 Euro'nun da kendisine iade edilmediği, bu durumda davalı şirketin davacı yararına «sebepsiz zenginleştiği», diğer davalıların da gerek davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olmaları gerekse «hisse devri» konusunda «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» ederek, davacıya güven vermek suretiyle sebepsiz zenginleşmeden dolaylı yoldan yararlandıkları anlaşıldığından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalıların takibe yaptıkları itirazlarının kısmen iptali ile takibin 150.000 Euro «asıl alacak» ve 15.110,45 Euro «işlemiş faiz» üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa tahsil tarihine kadar yıllık % 6 oran uygulanmak suretiyle tahsil tarihindeki TL karşılığı ile koşulları …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para borcu · para borcu · hisse devri · üçüncü kişi · sebepsiz zenginleşme · işlemiş faiz · taahhütname · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki sözleşme «geçersiz» olup, davacı şirkete ortak yapılmadığı gibi davacıdan alınan 150.000 Euro'nun da kendisine iade edilmediği, bu durumda davalı şirketin davacı yararına «sebepsiz zenginleştiği», diğer davalıların da gerek davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olmaları gerekse «hisse devri» konusunda «üçüncü kişinin» fiilini «taahhüt» ederek, davacıya güven vermek suretiyle sebepsiz zenginleşmeden dolaylı yoldan yararlandıkları anlaşıldığından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalıların takibe yaptıkları itirazlarının kısmen iptali ile takibin 150.000 Euro «asıl alacak» ve 15.110,45 Euro «işlemiş faiz» üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa tahsil tarihine kadar yıllık % 6 oran uygulanmak suretiyle tahsil tarihindeki TL karşılığı ile koşulları …
2- Mahkemece, yasal koşulları oluştuğundan davalılar aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilerek «asıl alacak» miktarı 150.000 Euro'nun % 40'ı olan 60.000 Euro karşılığı icra inkar tazminatına karar verilmiş ise de, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3 numaralı bendine göre alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, bu takibe yapılacak itiraz halinde takibe konu borç «yabancı para borcu» olsa bile hüküm altına alınacak icra inkar tazminatının TL cinsinden hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece, yabancı para üzerinden kabul edilen asıl alacağın takip …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1611 E. , 2024/4348 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/576 Esas, 2022/1764 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/881 E., 2019/337 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.05.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ....ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında varılan anlaşma gereği müvekkili şirket tarafından "Seamless Casing (Muhafaza Borusu)" malzemesinin yurt dışından temin edilerek gümrükte davalı şirkete teslim edildiğini, 30.01.2018 tarihli 215.000,00 USD bedelli faturanın tanzim edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirket tarafından USD çek koçanlarının bulunmadığı, bu nedenle TL cinsinden çek tanzim edileceği, fiili ödeme tarihinde kur farkı doğması durumunda bu fark için de ayrıca ödeme yapılacağı bildirilerek, fatura tarihindeki kur üzerinden 30.06.2018, 31.07.2018 ve 30.08.2018 vadeli 3 adet TL cinsinden çek keşide edilerek müvekkili şirkete teslim edildiğini, çeklerin vadelerinde tahsil edildiğini, ancak fatura tanzim tarihi ile çek tahsil tarihleri arasında fark bulunduğundan 09.10.2018 tarihli kur farkı alacağı için fatura düzenlendiğini, faturanın ısrarla davalı şirket yetkililerince tebliğ alınmadığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe ve borca haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın tahsil ettiği son çek tarihinden 1 ay 9 gün geçtikten sonra kur farkı alacağına ilişkin ikinci bir fatura düzenlemesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen 3 adet çekin tahsilat makbuzu ile davacıya teslim edildiğini, hiçbir ihtirazi kayıt ve çekince beyan edilmeden kabul edilen ve gününde tahsil edilen çekler nedeniyle davacının kur farkı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından düzenlenen fatura USD cinsinden olduğundan kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de, dava konusu uyuşmazlıkta davalı şirket tarafından davacı şirkete 09.04.2018 tarihli tahsilat makbuzu ile teslim edilen 3 adet çek ile ödemede bulunulduğu, fatura üzerinde ödemenin fatura tarihinden 180 gün sonra yapılacağının yazılı olduğu, çekin ödeme vasıtası olup döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi bedel hanesinin verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen ödemeyi TL üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yabancı para üzerinden kesilen faturaya davalının itiraz etmediğini, ödemenin aynen ya da fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden yapılması gerekirken fatura tarihindeki döviz kuru üzerinden TL cinsinden ve vadeli olarak yapılması nedeniyle müvekkilinin bakiye alacağının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı şirketin satış bedelini vadeli olarak ödemesi ve USD cinsinde çek yaprağının bulunmaması nedeniyle çeklerin fatura tarihindeki kur üzerinden düzenlendiğini, çeklerin borcun tamamını karşıladığı yönünde müvekkilinin kabulünün bulunmadığını, davalının USD cinsinden çek defterinin bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, her ne kadar çek ödeme aracı olsa da çeklerin vade tarihinden önce bankaya ibrazı yasaklandığından vadeli çeklerin ödeme aracı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kur farkı alacağının oluştuğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, satış faturası yabancı para üzerinden düzenlenmiş ise de ileri tarihli TL olarak düzenlenen çekleri kabul eden davacının artık kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kur farkı faturasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, kur farkı alacağına dayalı takibe yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı, davalıya satıp teslim emtiaya karşılık çekle ödeme yapıldığını ancak kararlaştırılan ödeme günü ile tahsil tarihi arasında kur farkı oluştuğundan bahisle alacak talebinde bulunmuştur.
Davalı, davacıyla kur farkına dair bir sözleşme hükmü bulunmadığını kaldı ki çeklerin gününde ödendiğini bu nedenle ilave olarak kur farkına ilişkin fatura düzenlemenin yerinde olmayıp haksız talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki akdi ilişkinin döviz cinsinden parayla kurulduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf, çekle ödemeyi kabul eden alacaklının bilahare kur farkı talep edip edemeyeceği hususunda toplanmaktadır.
Çek, bir ödeme vasıtasıdır, ileri tarihli keşide edilse dahi muhataba ibraz halinde ödenmesi gerekir. Nitekim Dairemiz kararlarında açıkça zikredilmese de mealen “döviz alacağına mukabil çekle ödemeyi kabul eden alacaklı, dilediği takdirde derhal ibraz imkanı bulunduğu halde, borçluya atıfet tanıyarak, keşide tarihini bekleyip, bedelini tahsil ettikten sonra geriye dönük kur farkı isteyemez” anlayışı, güven teorisine dayanıyordu.
Ne var ki, çekle ilgili düzenlemeler TTK’nun yanı sıra, 5941 sayılı Çek Kanununda da yer almaktadır. Anılan kanunun Geçici Madde 3/5 maddesi “31/12/2025 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir” hükmünü içermekle çeki de tıpkı bono gibi bir kredilendirme aracı haline getirdiği ve fiilen vadeli çek düzenlemeye cevaz verdiği gözlemlenmektedir.
Bu madde ilk defa 2008 yılında yürürlüğe girmiş ama lüzumuna binaen, her seferinde tarih ötelenmek suretiyle ( son olarak Aralık 2025) geçicilik, bir nevi kalıcı hale getirilmiştir.
Yargıtay uygulamalarında istikrarı sağlamak, hukuk güvenliği ilkesi gereğidir. Ne var ki içtihadın oturduğu hukuki zemin değişmişse aynı anlayışta ısrar etmenin haklı bir gerekçesi kalmamaktadır. Bu nedenle 5941 sayılı Çek Kanunu Geçici Madde 3/5 maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde keşide edilen çeklerle ilgili önceki uygulamadan vazgeçilmesi elzemdir.
Açıklanan gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi karanın onanması yönünde tezahür eden sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075580800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz