6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Denkleştirme tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3623 E. 2024/5881 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme (portföy) tazminatı istinaf kanun yolu portföy tazminatı fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması ticari avans faizi kanun yolu bayilik sözleşmesi hakkaniyet dava şartı yokluğu olumsuz oy kaldırma ve yeniden hüküm usulden reddi feragat ıslah ihtarname ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi yükleten (shipper) avans faizi zamanaşımı kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 122

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2021/491 E., 2021/795 K.

Taraflar arasındaki denkleştirme tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2000 yılından bu yana davalı şirketin Zonguldak ve Bartın illerindeki bayiliğini yaptığını, taraflar arasında en son imzalanan 21.12.2009 tarihli bayilik sözleşmesinin, davalı tarafından keşide edilen 20.11.2014 tarihli ihtarnameyle 21.12.2014 tarihi itibariyle sonlandırılacağının bildirildiğini, fesihte hiçbir gerekçe bildirmediğini, yaklaşık 15 yıl boyunca devam eden ticari ilişki nedeniyle müvekkilin harcadığı emek ve davalıya sağladığı katkıların göz ardı edilmesi nedeniyle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/351 E. sayılı dosyasında fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak 1.000,00 TL denkleştirme tazminatı alacağının talep edildiğini, yargılamada alınan 20.05.2016 tarihli bilirkişi raporu ile denkleştirme tazminatı alacağının üst sınırın 899.090,74 TL olduğunun tespiti üzerine fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava değerinin 42.000,00 TL’ye yükseltildiğini, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 20.12.2018 T., 2018/418 E., 2018/1657 K. sayılı kararı ile mahkeme kararını kaldırarak ve “Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde portföy tazminatı ödenmesi hakkaniyete uygun düşmektedir” gerekçesiyle müvekkilinin talebi ile bağlı kalınarak 42.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne kesin olarak karar verildiğini ileri sürerek bilirkişi raporuyla belirlenen 899.090,74 TL'den 42.000,00 TL’nin ödenmesi sebebiyle üst sınırın %50’sine denk gelen 407.545,37 TL’nin sözleşme sona erdikten sonraki ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, taraflar arasında bir bayilik ilişkisinin mevcut olmasının davacının mutlak suretle denkleştirme tazminatına hak kazandığı anlamına gelmediğini, tütün sektörünün kendisine has özellikleri dikkate alındığında davacının bulmuş olduğu veya davacı tarafından kazandırılmış herhangi bir müşterinin söz konusu olmaması nedeniyle davacının denkleştirme tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında aynı hukuki sebep ve taleple ilgili olarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/351 E. 2017/1012 K. sayılı dosyası kapsamında yargılamanın yürütüldüğü, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile talep sonucunu arttırdığı, anılı mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek sureti ile davanın kabulüne, ıslah ile talep edilen 42.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline dair karar verildiği, kararın 10.11.2020 tarihinde kesinleştiği, huzurdaki davanın aynı hukuki sebebe dayalı olarak açıldığı, davacı tarafça 407.545,37 TL denkleştirme tazminatı isteminin ileri sürüldüğü, istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde ise; bilirkişi kurulu tarafından yapılan hesaplamanın üst sınırı ile markanın tanınırlığı ve davacının tekel konumunda yaptığı satışlar göz önünde bulundurularak üst sınırın %4'üne tekabül eden miktarın tahsiline yönelik hüküm verildiği ve Yargıtay kanun yolu incelemesinin kesin karar olması nedeni ile icra edilmediği, hükmün 10.11.2020 tarihinde kesinleştiği, bu hali ile ıslah hakkı da kullanılmak sureti ile ilk açılan dava dosyasının istinaf kanun yolu incelemesinin gerçekleştirildiği, heyet raporu ile belirlenen üst sınır yönünden değerlendirme yapılması sureti ile davacının hak kazandığı denkleştirme tazminatının kesinleşen mahkeme hükmü ile kesin olarak belirlendiği, nihai kararların tümü kesin hüküm haline geleceğinden somut olayda olumsuz dava şartının bulunduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalıya uzun süre bayilik hizmeti verdiğini, sözleşmenin haksız feshi sonrası İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/351 E. sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak denkleştirme tazminatı talep edildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlenen denkleştirme tazminatı alacağının fazla kısmı saklı tutularak o davada 42.000,00 TL'sinin talep edildiğini, mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın, istinaf mahkemesince taleple bağlı kalınarak kabul edildiğini, kesin hüküm oluşturduğu belirtilen davanın kısmi dava olarak açıldığını, ıslah dilekçesinde, yargı yollarının açık olması ve kararın hukuki denetimden geçmesini temin bakımından dava sonunda esas talebin 41.000,00 TL artırıldığını, bu dilekçede de fazlaya ilişkin talebin saklı tutulduğunu, ıslahta belirtilen tutarın sadece yargı yollarının açık olması ve hukuki denetimden geçmesi amacıyla yapıldığı, kararın verildiği 29.12.2017 tarihinde Yargıtay temyiz sınırının 40.000,00 TL olduğunu, ıslah dilekçesinde bakiye alacağımız yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun açıkça belirlendiğini, önceki davada taleple bağlı kalınarak hükmedilen tazminat miktarının huzurdaki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, kısmi dava açılmasının bazı durumlarda davacının lehine olduğunu, hiç kimsenin lehine olan bir davaya açmaya zorlanamayacağını, açıkça feragat edilmedikçe, kısmi dava açılmasının fazlaya ilişkin haklardan feragat anlamına gelmediğini, ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/351 E. sayılı dosyasında alınan 20.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda denkleştirme tazminatının üst sınırı olarak belirlenen 899.090,74 TL’den 42.000,00 TL’nin ödenmesi sebebiyle üst sınırın %50’sine denk gelen 407.545,37 TL’nin sözleşme sona erdikten sonraki ticari avans faizi ile birlikte talep edilmesinin mümkün olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ttk 122

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3623 E.  ,  2024/5881 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1144 E., 2023/660 K.

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/491 E., 2021/795 K.

Taraflar arasındaki denkleştirme tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2000 yılından bu yana davalı şirketin Zonguldak ve Bartın illerindeki bayiliğini yaptığını, taraflar arasında en son imzalanan 21.12.2009 tarihli bayilik sözleşmesinin, davalı tarafından keşide edilen 20.11.2014 tarihli ihtarnameyle 21.12.2014 tarihi itibariyle sonlandırılacağının bildirildiğini, fesihte hiçbir gerekçe bildirmediğini, yaklaşık 15 yıl boyunca devam eden ticari ilişki nedeniyle müvekkilin harcadığı emek ve davalıya sağladığı katkıların göz ardı edilmesi nedeniyle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/351 E. sayılı dosyasında fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak 1.000,00 TL denkleştirme tazminatı alacağının talep edildiğini, yargılamada alınan 20.05.2016 tarihli bilirkişi raporu ile denkleştirme tazminatı alacağının üst sınırın 899.090,74 TL olduğunun tespiti üzerine fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava değerinin 42.000,00 TL’ye yükseltildiğini, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.

Hukuk Dairesinin 20.12.2018 T., 2018/418 E., 2018/1657 K. sayılı kararı ile mahkeme kararını kaldırarak ve “Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde portföy tazminatı ödenmesi hakkaniyete uygun düşmektedir” gerekçesiyle müvekkilinin talebi ile bağlı kalınarak 42.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne kesin olarak karar verildiğini ileri sürerek bilirkişi raporuyla belirlenen 899.090,74 TL'den 42.000,00 TL’nin ödenmesi sebebiyle üst sınırın %50’sine denk gelen 407.545,37 TL’nin sözleşme sona erdikten sonraki ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, taraflar arasında bir bayilik ilişkisinin mevcut olmasının davacının mutlak suretle denkleştirme tazminatına hak kazandığı anlamına gelmediğini, tütün sektörünün kendisine has özellikleri dikkate alındığında davacının bulmuş olduğu veya davacı tarafından kazandırılmış herhangi bir müşterinin söz konusu olmaması nedeniyle davacının denkleştirme tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında aynı hukuki sebep ve taleple ilgili olarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/351 E. 2017/1012 K. sayılı dosyası kapsamında yargılamanın yürütüldüğü, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile talep sonucunu arttırdığı, anılı mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek sureti ile davanın kabulüne, ıslah ile talep edilen 42.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline dair karar verildiği, kararın 10.11.2020 tarihinde kesinleştiği, huzurdaki davanın aynı hukuki sebebe dayalı olarak açıldığı, davacı tarafça 407.545,37 TL denkleştirme tazminatı isteminin ileri sürüldüğü, istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde ise;

bilirkişi kurulu tarafından yapılan hesaplamanın üst sınırı ile markanın tanınırlığı ve davacının tekel konumunda yaptığı satışlar göz önünde bulundurularak üst sınırın %4'üne tekabül eden miktarın tahsiline yönelik hüküm verildiği ve Yargıtay kanun yolu incelemesinin kesin karar olması nedeni ile icra edilmediği, hükmün 10.11.2020 tarihinde kesinleştiği, bu hali ile ıslah hakkı da kullanılmak sureti ile ilk açılan dava dosyasının istinaf kanun yolu incelemesinin gerçekleştirildiği, heyet raporu ile belirlenen üst sınır yönünden değerlendirme yapılması sureti ile davacının hak kazandığı denkleştirme tazminatının kesinleşen mahkeme hükmü ile kesin olarak belirlendiği, nihai kararların tümü kesin hüküm haline geleceğinden somut olayda olumsuz dava şartının bulunduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalıya uzun süre bayilik hizmeti verdiğini, sözleşmenin haksız feshi sonrası İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/351 E. sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak denkleştirme tazminatı talep edildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlenen denkleştirme tazminatı alacağının fazla kısmı saklı tutularak o davada 42.000,00 TL'sinin talep edildiğini, mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın, istinaf mahkemesince taleple bağlı kalınarak kabul edildiğini, kesin hüküm oluşturduğu belirtilen davanın kısmi dava olarak açıldığını, ıslah dilekçesinde, yargı yollarının açık olması ve kararın hukuki denetimden geçmesini temin bakımından dava sonunda esas talebin 41.000,00 TL artırıldığını, bu dilekçede de fazlaya ilişkin talebin saklı tutulduğunu, ıslahta belirtilen tutarın sadece yargı yollarının açık olması ve hukuki denetimden geçmesi amacıyla yapıldığı, kararın verildiği 29.12.2017 tarihinde Yargıtay temyiz sınırının 40.000,00 TL olduğunu, ıslah dilekçesinde bakiye alacağımız yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun açıkça belirlendiğini, önceki davada taleple bağlı kalınarak hükmedilen tazminat miktarının huzurdaki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, kısmi dava açılmasının bazı durumlarda davacının lehine olduğunu, hiç kimsenin lehine olan bir davaya açmaya zorlanamayacağını, açıkça feragat edilmedikçe, kısmi dava açılmasının fazlaya ilişkin haklardan feragat anlamına gelmediğini, ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle İstanbul 7.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/351 E. sayılı dosyasında alınan 20.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda denkleştirme tazminatının üst sınırı olarak belirlenen 899.090,74 TL’den 42.000,00 TL’nin ödenmesi sebebiyle üst sınırın %50’sine denk gelen 407.545,37 TL’nin sözleşme sona erdikten sonraki ticari avans faizi ile birlikte talep edilmesinin mümkün olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075468900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.