6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Miras yoluyla intikal

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/408 E. 2024/3977 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras yoluyla intikal gerçek değer tespiti dava takip yetkisi haklı sebeple fesih ayrılma akçesi davaların birleştirilmesi hukuki dinlenilme hakkı nisap ortaklıktan çıkma mazeret tahrifat karar nisabı ön inceleme aşaması delillerin toplanmaması tahkikat pay sahipliği ön inceleme duruşması bedelsizlik hisse senedi dava şartı yokluğu mirasçılık fesih sulh hukuk mahkemesi anonim şirket usulden reddi ihtar kâr payı esastan ret ek tasfiye sulh ıslah ihtarname yükleten (shipper) temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 27TTK 531

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2021/861 Esas, 2022/433 Karar

Taraflar arasındaki anonim şirket ortaklığından çıkma ve hisse bedelinin tespiti ile ayrılma akçesinin tahsili davasının yapılan yargılaması sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, babası...'ın vefatı ile intikal eden hisse senetleri nedeniyle davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen ortak gibi işlem görmediğini, müvekkiline ait hisse senetleri üzerinde davalı şirket vekilince oynama yapılarak pay değerlerinin düşürülmeye çalışıldığını ve müvekkilinin şirket nezdindeki hisselerine karşılık gelen payını hiçbir zaman öğrenemediğini, hissedarlıktan doğan haklarını kullanamadığını, müvekkilinin keşide ettiği ihtarla hisse bedellerinin gerçek değerinin belirlenerek, ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkmak istediğini, ancak bu talebinin yerine getirilmediğini, ihtarnameye adli bilimlerce tanzim edilen tahrifatı gösterir uzman görüşünün de eklediğini, davalı şirketçe hiçbir talebin değerlendirilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin hisse bedellerinin gerçek değerlerinin tespit edilerek, gerçek değer üzerinden ayrılma akçesi ödenmesini ve ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini, aksi halde şirketin tasfiye edilerek müvekkiline hisse değeri üzerinden şirket aktifinden ödeme yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 08.12.1966 tarihinde kurulduğunu, şirketin 6.318.000,00 TL sermayeli ve 4500 ortaklı olduğunu, davacının, müvekkili şirkette 6.318.000,00 TL sermaye payı içinde en son verilen yedinci tertip bedelsiz hisse senedi ile birlikte 106,47 TL hisseye, payların % 0.000016 (% bir milyonda 16) sahip olduğunu, davacının bu davayı açmak için gereken oranda hisseye sahip olmadığını, sermayenin %10’undan azına sahip olan bir davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesine dayanarak dava açmasının mümkün olmadığını savunarak dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde haklı sebeple fesih davasını açabilmek için pay sahipliğinin esas alındığı, dosyaya sunulan davalı şirketin 20.11.2019 tarihli genel kurulunda davacı adına düzenlenmiş oy pusulasında davacının hisse tutarının 106,47 olduğu, şirketin toplam hisse adedinin 10.647 olduğu bu haliyle davacının pay oranının 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde belirtilen % 10 oranına ulaşamadığından iş bu davada dava takip yetkisi bulunmadığı, diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115'inci maddesi gereğince eksikliğin mahiyetine göre, bu eksikliğin giderilmesi sonradan mümkün olmadığından ayrıca süre verilmesine gerek görülmeyerek dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, babasından miras yoluyla intikal eden hisse senetleri ile davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkilinin tüm çaba ve ihtarlarına rağmen şirketçe ortak gibi muamele görmediğini, müvekkilinin elinde bulunan hisse senetlerinde, davalı şirket vekilince karalama yapılarak değeri düşürülmeye çalışıldığını, payın gerçek değerinin hiçbir zaman öğrenilemediğini ve paydaşlıktan doğan hakların müvekkiline kullandırılmadığını, ihtara rağmen bu durumun düzeltilmemesi nedeniyle eldeki davanın açıldığını, Mahkemece ilk oturumda davanın usulden reddine karar verildiğini, oysa muris...'ın davalı şirket nezdindeki hisselerinin, müvekkiline intikal eden hisselerle sınırlı olmadığını, murisin davacı dışında üç çocuğu bulunduğunu, Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/771 E., 2013/977 numaralı kararında mirasçılık belgisinin düzenlendiğini ve dava dilekçesinde bu belgenin delil olarak gösterildiğini, bu nedenle duruşmada sözlü olarak ıslah yolu ile iddia ve savunmaların genişletip değiştirme hakkı bulunmasına rağmen mazeretin reddine karar verilerek, ilk celsede karar verilmesiyle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, İlk Derece Mahkemesince duruşmanın bırakıldığı 21.04.2022 tarih ve 10:30 saatinden önce sunulan dilekçede aynı tarihli İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesindeki 2021/116 E. sayılı dosyanın saat 10:55'de İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesinin 2021/353 E. numaralı dosyasında ise saat 11:00'de duruşma bulunmasına rağmen mazeretin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ön inceleme duruşmasında ön incelemeye ilişkin uyuşmazlık tespiti yapılmadan, sulh tamamlanmadan, deliller toplanmadan karar verildiğini, Mahkemece, ön inceleme aşaması tamamlandıktan tahkikat aşamasına geçilip duruşma açılıp tarafların iddia ve savunmada bulunmalarına imkan sağlandıktan sonra tarafların tüm delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiğini ve belirtilen eksiklerin tamamlanmadan karar vermesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ile ilgili işlemler yapılarak yargılama yapıldığı, davacının ortaklık payı dikkate alındığında 6102 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde belirlenen nisaba göre bu davanın yeterli nisap bulunmaması nedeniyle davacı tarafından açılması mümkün olmadığı gibi ıslahla taraf eklenmesinin de söz konusu olmadığı, diğer mirasçılar tarafından açılacak davaların birleştirilmesi gibi usulü işlemler de her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği ilkesi kapsamında, bu davada nisabın sağlanmasında dikkate alınamayacağı İlk Derece Mahkemesinin davanın usulden reddine ilişkin kararı yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket ortaklığından çıkma ve hisse bedelinin tespiti ile ayrılma akçesinin tahsili talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma veya çıkarılma kurumu bulunmamakla birlikte buna benzer müesseseler vardır. 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen haklı sebeplerle fesih davası bunlardan biridir. Bu hüküm kapsamında dava açılabilmesi ve pay sahiplerinden birinin ortaklıktan çıkmasına karar verilebilmesi için sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil şartının gerçekleşmesi gerekir. Somut olayda ise gerekçeli kararda da belirtildiği üzere dava açma şartı bulunmamaktadır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/408 E.  ,  2024/3977 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1596 Esas, 2022/1370 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/861 Esas, 2022/433 Karar

Taraflar arasındaki anonim şirket ortaklığından çıkma ve hisse bedelinin tespiti ile ayrılma akçesinin tahsili davasının yapılan yargılaması sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, babası...'ın vefatı ile intikal eden hisse senetleri nedeniyle davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen ortak gibi işlem görmediğini, müvekkiline ait hisse senetleri üzerinde davalı şirket vekilince oynama yapılarak pay değerlerinin düşürülmeye çalışıldığını ve müvekkilinin şirket nezdindeki hisselerine karşılık gelen payını hiçbir zaman öğrenemediğini, hissedarlıktan doğan haklarını kullanamadığını, müvekkilinin keşide ettiği ihtarla hisse bedellerinin gerçek değerinin belirlenerek, ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkmak istediğini, ancak bu talebinin yerine getirilmediğini, ihtarnameye adli bilimlerce tanzim edilen tahrifatı gösterir uzman görüşünün de eklediğini, davalı şirketçe hiçbir talebin değerlendirilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin hisse bedellerinin gerçek değerlerinin tespit edilerek, gerçek değer üzerinden ayrılma akçesi ödenmesini ve ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini, aksi halde şirketin tasfiye edilerek müvekkiline hisse değeri üzerinden şirket aktifinden ödeme yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 08.12.1966 tarihinde kurulduğunu, şirketin 6.318.000,00 TL sermayeli ve 4500 ortaklı olduğunu, davacının, müvekkili şirkette 6.318.000,00 TL sermaye payı içinde en son verilen yedinci tertip bedelsiz hisse senedi ile birlikte 106,47 TL hisseye, payların % 0.000016 (% bir milyonda 16) sahip olduğunu, davacının bu davayı açmak için gereken oranda hisseye sahip olmadığını, sermayenin %10’undan azına sahip olan bir davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 531 inci maddesine dayanarak dava açmasının mümkün olmadığını savunarak dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde haklı sebeple fesih davasını açabilmek için pay sahipliğinin esas alındığı, dosyaya sunulan davalı şirketin 20.11.2019 tarihli genel kurulunda davacı adına düzenlenmiş oy pusulasında davacının hisse tutarının 106,47 olduğu, şirketin toplam hisse adedinin 10.647 olduğu bu haliyle davacının pay oranının 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde belirtilen % 10 oranına ulaşamadığından iş bu davada dava takip yetkisi bulunmadığı, diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115'inci maddesi gereğince eksikliğin mahiyetine göre, bu eksikliğin giderilmesi sonradan mümkün olmadığından ayrıca süre verilmesine gerek görülmeyerek dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, babasından miras yoluyla intikal eden hisse senetleri ile davalı şirketin ortağı olduğunu, müvekkilinin tüm çaba ve ihtarlarına rağmen şirketçe ortak gibi muamele görmediğini, müvekkilinin elinde bulunan hisse senetlerinde, davalı şirket vekilince karalama yapılarak değeri düşürülmeye çalışıldığını, payın gerçek değerinin hiçbir zaman öğrenilemediğini ve paydaşlıktan doğan hakların müvekkiline kullandırılmadığını, ihtara rağmen bu durumun düzeltilmemesi nedeniyle eldeki davanın açıldığını, Mahkemece ilk oturumda davanın usulden reddine karar verildiğini, oysa muris...'ın davalı şirket nezdindeki hisselerinin, müvekkiline intikal eden hisselerle sınırlı olmadığını, murisin davacı dışında üç çocuğu bulunduğunu, Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/771 E., 2013/977 numaralı kararında mirasçılık belgisinin düzenlendiğini ve dava dilekçesinde bu belgenin delil olarak gösterildiğini, bu nedenle duruşmada sözlü olarak ıslah yolu ile iddia ve savunmaların genişletip değiştirme hakkı bulunmasına rağmen mazeretin reddine karar verilerek, ilk celsede karar verilmesiyle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, İlk Derece Mahkemesince duruşmanın bırakıldığı 21.04.2022 tarih ve 10:30 saatinden önce sunulan dilekçede aynı tarihli İstanbul 41.

Asliye Ceza Mahkemesindeki 2021/116 E. sayılı dosyanın saat 10:55'de İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesinin 2021/353 E. numaralı dosyasında ise saat 11:00'de duruşma bulunmasına rağmen mazeretin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ön inceleme duruşmasında ön incelemeye ilişkin uyuşmazlık tespiti yapılmadan, sulh tamamlanmadan, deliller toplanmadan karar verildiğini, Mahkemece, ön inceleme aşaması tamamlandıktan tahkikat aşamasına geçilip duruşma açılıp tarafların iddia ve savunmada bulunmalarına imkan sağlandıktan sonra tarafların tüm delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiğini ve belirtilen eksiklerin tamamlanmadan karar vermesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ile ilgili işlemler yapılarak yargılama yapıldığı, davacının ortaklık payı dikkate alındığında 6102 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde belirlenen nisaba göre bu davanın yeterli nisap bulunmaması nedeniyle davacı tarafından açılması mümkün olmadığı gibi ıslahla taraf eklenmesinin de söz konusu olmadığı, diğer mirasçılar tarafından açılacak davaların birleştirilmesi gibi usulü işlemler de her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği ilkesi kapsamında, bu davada nisabın sağlanmasında dikkate alınamayacağı İlk Derece Mahkemesinin davanın usulden reddine ilişkin kararı yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket ortaklığından çıkma ve hisse bedelinin tespiti ile ayrılma akçesinin tahsili talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma veya çıkarılma kurumu bulunmamakla birlikte buna benzer müesseseler vardır. 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen haklı sebeplerle fesih davası bunlardan biridir. Bu hüküm kapsamında dava açılabilmesi ve pay sahiplerinden birinin ortaklıktan çıkmasına karar verilebilmesi için sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil şartının gerçekleşmesi gerekir. Somut olayda ise gerekçeli kararda da belirtildiği üzere dava açma şartı bulunmamaktadır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075402800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.