Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3917 E. 2024/5954 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirketin feshi↗ ticari defter ibrazı↗ çıkma payı↗ ba beyannamesi↗ şirket müdürlüğü↗ şirketin feshi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ keşif↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticari defter kayıtları↗ pasif husumet yokluğu↗ şirket zararı↗ ispat yükü↗ pasif husumet↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ husumet yokluğu↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticari defter↗ esastan ret↗ iflas↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2018/138 E., 2022/92 K.
Taraflar arasındaki limited şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.09.2024 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların BTA Beyaz İnş. Taah. Turizm San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin %50 hisseli ortağı olduğunu ve davalının şirket müdürlüğünü yürüttüğünü, şirket ortakları arasında güvensizlik oluştuğunu, müvekkilinin şirketin mali durumu ile ilgili olarak bilgi almak üzere gönderdiği 29.01.2018, 04.04.2018 ve 28.04.2018 tarihli ihtarnamelere yeterli cevap verilmediğini, sadece bilançonun gönderilmesiyle yetinildiğini, bilançoya göre de teknik olarak şirketin iflas etmiş olduğunun görüldüğünü, 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesinden şirketin özkaynaklar toplamının eksi 90,016,01 TL'ye düşmüş, şirketin sermayesini yitirmiş olduğunun görüldüğünü, ihtarname ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 376 ncı maddesinin işletilmesinin talep edildiğini, davalının şirketin taşınmazlarını değerinin altında bedelle satmaya devam ettiğinin öğrenildiğini, şirketin yıllık olarak yapılması gereken ortaklar kurulu toplantılarının yapılmaması, hesap ve bilgi verilmemesi, şirketin 2016 yılı bilançosuna göre teknik olarak iflas etmiş olması, 2017 yılı bilançosunun ve detay mizanının isteğe rağmen verilmemesi, Şirketin amacını gerçekleştirmesine yönelik proje alanının piyasa değerinin yarısına satılması, şirket müdürünce yasaya ve davacı ortağın menfaatine aykırı şekilde fiilen tasfiyeye başlanmış olması nedeniyle haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürerek şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın şirkete yöneltilmesi gerektiğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü sebeplerin gerçeği yansıtmadığını, genel kurul toplantılarının yapıldığını, 25.07.2016 tarihli ortaklar kurul toplantısında 5 yıllık süreçteki faaliyetlerin onaylandığını, müvekkilinin tekrar müdür seçildiğini, davacı yurt dışında yaşadığı için e-posta yoluyla sürekli bilgi verildiğini, talep ettiği bilgi ve belgelerin davacıya verildiğini, şirketin iflas ettiği iddiasının doğru olmadığını, faaliyetini sürdürdüğünü, fesih sebepleri konusunda ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu, feshin son çare olduğunu, alternatif çözümlerin düşünülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini isteniştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirket iki ortaklı olup her iki ortağın davada taraf olması nedeniyle şirket tüzel kişiliğinin davalı olarak gösterilmemesinin sonuca etkili olmadığı, davada pasif husumetin sağlandığı, davacı tarafça muhtelif zamanlarda çekilen ihtarnameler ile şirketin faaliyetleri ile ilgili bilgi istenildiği halde davacıya bilgi verilmediği, şirketin zarar edip etmediğinin tespiti için yapılan keşif sonucu alınan raporda Şirketin 2014-2015-2016 ve 2017 yıllarında kayıtlı sermayesinin tamamen yitirdiği, öz sermayesinden de eksilmeler olduğu, 2018 yılında öz kaynaklarda daire satışının etkisi ile bir miktar artış olduğu, 2019 yılında ise öz kaynaklarda yeniden eksilme meydana geldiği, şirkete ait taşınmazların bir kısmının piyasa değerlerin altında satılarak şirketin zarara uğratıldığı, 2018 ve 2019 yıllarına ait kebir ve yevmiye defterlerinin süre verilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı, bu nedenle dosyada mevcut olan bilgi ve belgeler ile rapor alındığı, mevcut hali ile şirketin zarar etmeye devam ettiği, mevcut taşınmazların ... olduğu, şirketin devam eden bina inşaatının bulunmadığı, faaliyetini devam ettirdiği takdirde zarar etmeye devam edeceği, davalının, davacı ortağa bilgi verme yükümlülüğünü ihmal ettiği, davacı ortak ve davalı arasında ... problemi oluştuğu, şirket ortakları arasında şirketin menfaati için birlikte hareket etme olgusunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, şirketin 2018 ve 2019 ticari defterleri ibraz edilmediğinden şirketin faal mi gayrı faal mi olduğunun anlaşılamadığı, fesih dışında, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesi ve davacı ortağın şirketten çıkarılması çözümünün ise davalının şirketin mali durumunu gösterir ticari defter ve kayıtların bir kısmını ibraz etmesi ile alınan raporda şirketin zarar etmekte olduğu, öz kaynaklarında azalmaların başladığı, davacı ortağın çıkma payı hesaplanamadığı, davacı tarafça da bu çözüm kabul edilmediği için davacının ortaklıktan çıkması yerine şirketin feshine karar verilmesinin adil olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususların gerçeği yansıtmadığını, genel kurul toplantılarının gerçekleştirildiğini, 25.07.2016 tarihli ortaklar kurul toplantısında 5 yıllık süreçteki faaliyetlerin onaylandığını, müvekkilinin tekrar müdür seçildiğini, davacı yurt dışında yaşadığı için e-posta yoluyla sürekli görüşüldüğünü, şirketin kullandığı kredilerden davacının da imzası bulunduğunu, tüm ticari kararların iki ortağın değerlendirmesi ile alındığını, davacı yurt dışında yaşadığı için genel kurul çağrılarına uymadığını, Şirket inşaat şirketi olup davacının ihtiyacı olduğunu söylemesi nedeniyle şirket mülkleri teminat olarak gösterilerek çekilen kredilerin davacıya verildiğini, davacı tarafça Rusya'daki inşaatlarda sorun çıktığı belirtilerek kredilerin yükümlüğünün müvekkili üzerine bırakıldığını, Türkiye'deki inşaatları tamamlayabilmek için kredi çekilmesi gerektiği söylendiğinde de davacının Türkiye'ye gelmeye ve kredi çekmeye yanaşmadığını, müvekkilini zor duruma soktuğunu, Şirketin batık durumda olmadığını, Şirket merkezi Sinop'ta olup şehrin imar planı iptal edildiği için 2 yılı aşkın süredir imalat yapılamamasına rağmen batık durumda olmadığını, şirketin devam eden ticari kredisi bulunmadığını, feshin son çare olduğunu, diğer yollar başvurulmadan şirketin feshinin talep edilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin haklı nedenle feshi şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirketin fesih ve tasfiyesi | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1169 E. 2010/7133 K.
Ortak:şirketin feshi · fesih
İncelediğiniz kararda… RARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirket iki ortaklı olup her iki ortağın davada taraf olması nedeniyle şirket «tüzel kişiliğinin» davalı olarak gösterilmemesinin sonuca etkili olmadığı, davada «pasif husumetin» sağlandığı, davacı tarafça muhtelif zamanlarda çekilen «ihtarnameler» ile şirketin faaliyetleri ile ilgili bilgi istenildiği halde davacıya bilgi verilmediği, «şirketin zarar» edip etmediğinin tespiti için yapılan «keşif» sonucu alınan raporda Şirketin 2014-2015-2016 ve 2017 yıllarında kayıtlı sermayesinin tamamen yitirdiği, öz sermayesinden de eksilmeler olduğu, 2018 yılında öz kaynaklarda daire satışının etkisi ile bir miktar artış olduğu, 2019 yılında ise öz kaynaklarda yeniden eksilme meydana geldiği, şirkete ait taşınmazların bir kısmının piyasa değerlerin altında satılarak şirketin zarara uğratıldığı, 2018 ve 2019 yıllarına ait kebir ve yevmiye «defterlerinin» süre verilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı, bu nedenle dosyada mevcut olan bilgi ve belgeler ile rapor alındığı, mevcut hali ile şirketin zarar etmeye devam ettiği, mevcut taşınmazların ... olduğu, şirketin devam eden bina inşaatının bulunmadığı, faaliyetini devam ettirdiği takdirde zarar etmeye devam edeceği, davalının, davacı ortağa bilgi verme yükümlülüğünü ihmal ettiği, davacı ortak ve davalı arasında ... problemi oluştuğu, şirket ortakları arasında şirketin menfaati için birlikte hareket etme olgusunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, şirketin 2018 ve 2019 «ticari defterleri ibraz» edilmediğinden şirketin faal mi gayrı faal mi olduğunun anlaşılamadığı, «fesih» dışında, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesi ve davacı ortağın şirketten çıkarılması çözümünün ise davalının şirketin mali durumunu gösterir ticari defter ve kayıtların bir kısmını ibraz etmesi ile alınan raporda şirketin zarar etmekte olduğu, öz kaynaklarında azalmaların başladığı, davacı ortağın «çıkma payı» hesaplanamadığı, davacı tarafça da bu çözüm kabul edilmediği için davacının ortaklıktan çıkması yerine «şirketin feshine» karar verilmesinin adil olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddi gerektiğini, davacının «fesih» «sebebi» olarak ileri sürdüğü hususların gerçeği yansıtmadığını, genel kurul toplantılarının gerçekleştirildiğini, 25.07.2016 tarihli «ortaklar kurul» toplantısında 5 yıllık süreçteki faaliyetlerin onaylandığını, müvekkilinin tekrar müdür seçildiğini, davacı yurt dışında yaşadığı için e-posta yoluyla sürekli görüşüldüğünü, şirketin kullandığı kredilerden davacının da imzası bulunduğunu, tüm ticari kararların iki ortağın değerlendirmesi ile alındığını, davacı yurt dışında yaşadığı için genel kurul çağrılarına uymadığını, Şirket inşaat şirketi olup davacının ihtiyacı olduğunu söylemesi nedeniyle şirket mülkleri «teminat» olarak gösterilerek çekilen kredilerin davacıya verildiğini, davacı tarafça Rusya'daki inşaatlarda sorun çıktığı belirtilerek kredilerin yükümlüğünün müvekkili üzerine bırakıldığını, Türkiye'deki inşaatları tamamlayabilmek için kredi çekilmesi gerektiği söylendiğinde de davacının Türkiye'ye gelmeye ve kredi çekmeye yanaşmadığını, müvekkilini zor duruma soktuğunu, Şirketin batık durumda olmadığını, Şirket merkezi Sinop'ta olup şehrin imar planı iptal edildiği için 2 yılı aşkın süredir imalat yapılamamasına rağmen batık durumda olmadığını, şirketin devam eden ticari kredisi bulunmadığını, feshin «son» çare olduğunu, diğer yollar başvurulmadan «şirketin feshinin» talep edilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «limited şirketin feshi» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de davalı, «şirketin feshine» davacının kendi kusurlu hareketlerinin sebep olduğunu itiraz olarak ileri sürdüğüne göre, anılan husus araştırılmadan hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirketin sermayesinin «zayi» olduğu, borca batık bulunduğu, faal durumda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirketin sermayesinin «zayi» olduğu, borca batık bulunduğu, faal durumda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3674 E. 2022/7223 K.
Ortak:teminat · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddi gerektiğini, davacının «fesih» «sebebi» olarak ileri sürdüğü hususların gerçeği yansıtmadığını, genel kurul toplantılarının gerçekleştirildiğini, 25.07.2016 tarihli «ortaklar kurul» toplantısında 5 yıllık süreçteki faaliyetlerin onaylandığını, müvekkilinin tekrar müdür seçildiğini, davacı yurt dışında yaşadığı için e-posta yoluyla sürekli görüşüldüğünü, şirketin kullandığı kredilerden davacının da imzası bulunduğunu, tüm ticari kararların iki ortağın değerlendirmesi ile alındığını, davacı yurt dışında yaşadığı için genel kurul çağrılarına uymadığını, Şirket inşaat şirketi olup davacının ihtiyacı olduğunu söylemesi nedeniyle şirket mülkleri «teminat» olarak gösterilerek çekilen kredilerin davacıya verildiğini, davacı tarafça Rusya'daki inşaatlarda sorun çıktığı belirtilerek kredilerin yükümlüğünün müvekkili üzerine bırakıldığını, Türkiye'deki inşaatları tamamlayabilmek için kredi çekilmesi gerektiği söylendiğinde de davacının Türkiye'ye gelmeye ve kredi çekmeye yanaşmadığını, müvekkilini zor duruma soktuğunu, Şirketin batık durumda olmadığını, Şirket merkezi Sinop'ta olup şehrin imar planı iptal edildiği için 2 yılı aşkın süredir imalat yapılamamasına rağmen batık durumda olmadığını, şirketin devam eden ticari kredisi bulunmadığını, feshin «son» çare olduğunu, diğer yollar başvurulmadan «şirketin feshinin» talep edilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaKarara karşı, davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Davacı dava dışı eski eşi ... tarafından «teminat» olarak ve kendisine boş olarak verilen senedin davalı tarafından elinden alındığı ileri sürmüş ve bu konuda davacı tarafça Sinop 1.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkili hamil · hamil · bono · istirdat
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının «yetkili hamil» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava takibe konu edilmemiş «bononun» «istirdatı» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3917 E. , 2024/5954 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1161 Esas, 2023/925 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2018/138 E., 2022/92 K.
Taraflar arasındaki limited şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.09.2024 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların BTA Beyaz İnş. Taah. Turizm San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin %50 hisseli ortağı olduğunu ve davalının şirket müdürlüğünü yürüttüğünü, şirket ortakları arasında güvensizlik oluştuğunu, müvekkilinin şirketin mali durumu ile ilgili olarak bilgi almak üzere gönderdiği 29.01.2018, 04.04.2018 ve 28.04.2018 tarihli ihtarnamelere yeterli cevap verilmediğini, sadece bilançonun gönderilmesiyle yetinildiğini, bilançoya göre de teknik olarak şirketin iflas etmiş olduğunun görüldüğünü, 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesinden şirketin özkaynaklar toplamının eksi 90,016,01 TL'ye düşmüş, şirketin sermayesini yitirmiş olduğunun görüldüğünü, ihtarname ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 376 ncı maddesinin işletilmesinin talep edildiğini, davalının şirketin taşınmazlarını değerinin altında bedelle satmaya devam ettiğinin öğrenildiğini, şirketin yıllık olarak yapılması gereken ortaklar kurulu toplantılarının yapılmaması, hesap ve bilgi verilmemesi, şirketin 2016 yılı bilançosuna göre teknik olarak iflas etmiş olması, 2017 yılı bilançosunun ve detay mizanının isteğe rağmen verilmemesi, Şirketin amacını gerçekleştirmesine yönelik proje alanının piyasa değerinin yarısına satılması, şirket müdürünce yasaya ve davacı ortağın menfaatine aykırı şekilde fiilen tasfiyeye başlanmış olması nedeniyle haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürerek şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın şirkete yöneltilmesi gerektiğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü sebeplerin gerçeği yansıtmadığını, genel kurul toplantılarının yapıldığını, 25.07.2016 tarihli ortaklar kurul toplantısında 5 yıllık süreçteki faaliyetlerin onaylandığını, müvekkilinin tekrar müdür seçildiğini, davacı yurt dışında yaşadığı için e-posta yoluyla sürekli bilgi verildiğini, talep ettiği bilgi ve belgelerin davacıya verildiğini, şirketin iflas ettiği iddiasının doğru olmadığını, faaliyetini sürdürdüğünü, fesih sebepleri konusunda ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu, feshin son çare olduğunu, alternatif çözümlerin düşünülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini isteniştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirket iki ortaklı olup her iki ortağın davada taraf olması nedeniyle şirket tüzel kişiliğinin davalı olarak gösterilmemesinin sonuca etkili olmadığı, davada pasif husumetin sağlandığı, davacı tarafça muhtelif zamanlarda çekilen ihtarnameler ile şirketin faaliyetleri ile ilgili bilgi istenildiği halde davacıya bilgi verilmediği, şirketin zarar edip etmediğinin tespiti için yapılan keşif sonucu alınan raporda Şirketin 2014-2015-2016 ve 2017 yıllarında kayıtlı sermayesinin tamamen yitirdiği, öz sermayesinden de eksilmeler olduğu, 2018 yılında öz kaynaklarda daire satışının etkisi ile bir miktar artış olduğu, 2019 yılında ise öz kaynaklarda yeniden eksilme meydana geldiği, şirkete ait taşınmazların bir kısmının piyasa değerlerin altında satılarak şirketin zarara uğratıldığı, 2018 ve 2019 yıllarına ait kebir ve yevmiye defterlerinin süre verilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı, bu nedenle dosyada mevcut olan bilgi ve belgeler ile rapor alındığı, mevcut hali ile şirketin zarar etmeye devam ettiği, mevcut taşınmazların ...
olduğu, şirketin devam eden bina inşaatının bulunmadığı, faaliyetini devam ettirdiği takdirde zarar etmeye devam edeceği, davalının, davacı ortağa bilgi verme yükümlülüğünü ihmal ettiği, davacı ortak ve davalı arasında ... problemi oluştuğu, şirket ortakları arasında şirketin menfaati için birlikte hareket etme olgusunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, şirketin 2018 ve 2019 ticari defterleri ibraz edilmediğinden şirketin faal mi gayrı faal mi olduğunun anlaşılamadığı, fesih dışında, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesi ve davacı ortağın şirketten çıkarılması çözümünün ise davalının şirketin mali durumunu gösterir ticari defter ve kayıtların bir kısmını ibraz etmesi ile alınan raporda şirketin zarar etmekte olduğu, öz kaynaklarında azalmaların başladığı, davacı ortağın çıkma payı hesaplanamadığı, davacı tarafça da bu çözüm kabul edilmediği için davacının ortaklıktan çıkması yerine şirketin feshine karar verilmesinin adil olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususların gerçeği yansıtmadığını, genel kurul toplantılarının gerçekleştirildiğini, 25.07.2016 tarihli ortaklar kurul toplantısında 5 yıllık süreçteki faaliyetlerin onaylandığını, müvekkilinin tekrar müdür seçildiğini, davacı yurt dışında yaşadığı için e-posta yoluyla sürekli görüşüldüğünü, şirketin kullandığı kredilerden davacının da imzası bulunduğunu, tüm ticari kararların iki ortağın değerlendirmesi ile alındığını, davacı yurt dışında yaşadığı için genel kurul çağrılarına uymadığını, Şirket inşaat şirketi olup davacının ihtiyacı olduğunu söylemesi nedeniyle şirket mülkleri teminat olarak gösterilerek çekilen kredilerin davacıya verildiğini, davacı tarafça Rusya'daki inşaatlarda sorun çıktığı belirtilerek kredilerin yükümlüğünün müvekkili üzerine bırakıldığını, Türkiye'deki inşaatları tamamlayabilmek için kredi çekilmesi gerektiği söylendiğinde de davacının Türkiye'ye gelmeye ve kredi çekmeye yanaşmadığını, müvekkilini zor duruma soktuğunu, Şirketin batık durumda olmadığını, Şirket merkezi Sinop'ta olup şehrin imar planı iptal edildiği için 2 yılı aşkın süredir imalat yapılamamasına rağmen batık durumda olmadığını, şirketin devam eden ticari kredisi bulunmadığını, feshin son çare olduğunu, diğer yollar başvurulmadan şirketin feshinin talep edilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin haklı nedenle feshi şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1074199200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz