6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Temyiz harcı kesin süre geçtikten sonra yatırılırsa dilekçe reddedilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4554 E. 2024/6102 K. · · İlk derece: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Temyiz istemi usulden reddedildiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Temyiz başvurusunda harçlar yatırılmamışsa çıkarılan muhtıranın tebliğinden itibaren yasal bir haftalık kesin süre içinde harcın tamamlanması gerekir; harç bu kesin süre geçtikten sonra yatırılmışsa temyiz dilekçesi reddedilir ve temyiz incelemesine geçilmez.

Ele alınan sorunlar

Temyiz harcının bir haftalık kesin süre içinde yatırılmaması → ret

Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş, ancak temyiz başvurusuna ilişkin harçlar yatırılmadığından Bölge Adliye Mahkemesince muhtıra çıkarılıp temyiz eden vekiline tebliğ edilmiştir. Yasal bir haftalık kesin süre geçtikten sonra temyiz harçlarının yatırıldığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Temyiz harcının tamamlanması için verilen bir haftalık kesin sürenin sonucunu gösteren, temyiz kapısına ilişkin bağlayıcı Yargıtay uygulamasıdır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Temyiz harcı yatırılmadığında çıkarılan muhtıranın tebliğinden itibaren yasal bir haftalık kesin süre içinde harç yatırılmazsa temyiz dilekçesi reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz harcı kesin süre muhtıra temyiz dilekçesinin reddi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/4554 E.  ,  2024/6102 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1785 Esas, 2024/606 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/581 E., 2021/663 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Bölge Adliye Mahkemesi kararının 20.06.2024 tarihinde temyiz edildiği, ancak temyiz başvurusu ile ilgili olarak harçların yatırılmaması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince 24.06.2014 tarihli muhtıra yazılarak davalı vekiline 06.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, yasal bir haftalık kesin süre geçtikten sonra 17.07.2024 tarihinde temyiz harçlarının yatırıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1074169700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Temyiz istemi usulden reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1785 E. 2024/606 K.

Borca batıklık döneminde bilanço, faaliyet raporu ve ibra kararlarının iptali

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürlerinin borca batıklık döneminde TTK 376'da öngörülen bildirim ve tedbir yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, bu döneme ilişkin bilanço/kar-zarar hesaplarının onaylanması ve faaliyet raporlarının (borca batıklık bilgisini içermeden) tasdiki kararları ile bu dönemde görev yapan müdürlerin ibrasına ilişkin genel kurul kararları, dürüstlük kuralına ve ilgili mevzuata aykırılık nedeniyle iptal yaptırımına tabidir; borca batıklığın sonradan sona ermiş olması bu sonucu değiştirmez. Ayrıca limited şirkette müdürlere rekabet yasağından muafiyet tanınması, ancak tüm ortakların yazılı izni veya esas sözleşmede bu yönde açık bir düzenleme bulunması halinde genel kurulun yetkisi dahilindedir; bu şartlar yokken alınan aksi yöndeki genel kurul kararı TTK 447 kapsamında butlanla maluldür.

Emsal değeri

Kararda, limited şirket müdürlerinin borca batıklık döneminde TTK 376 yükümlülüklerini yerine getirmemesinin, bu döneme ilişkin bilanço, faaliyet raporu ve ibra kararlarının iptaline yol açacağı; sonradan gerçekleşen borca batıklıktan çıkışın geçmiş dönem kararlarının hukuka uygunluğunu etkilemeyeceği ve TTK 626 kapsamında rekabet yasağından muafiyetin ancak tüm ortakların yazılı izni veya esas sözleşmede açık düzenleme bulunması halinde genel kurulca verilebileceği yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme yapılmıştır.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali genel kurul kararının butlanı borca batıklık TTK 376 yıllık faaliyet raporu ibra kararı dürüstlük kuralı rekabet yasağı TTK 626 limited şirkete kıyasen uygulama (TTK 622)

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1785

KARAR NO 2024/606

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/07/2021

NUMARASI 2019/581 Esas - 2021/663 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin 2.000’er adet hissesinin sahibi olduklarını, şirketin hakim hissedarı yöneticilerinin, diğer pay sahiplerinin ve genel kurulun hak ve yetkilerini hiçe sayarak, ihtarlara rağmen yıllardır genel kurulu olağan toplantıya çağırmadıklarını, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesinden dava konusu 30/04/2019 tarihli genel kurul toplantısına kadar hesap ve işlemlerin incelendiği hiçbir olağan genel kurul toplantısı yapılmadığını, son olarak 23/07/2013 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılıp sonrasında şirket yöneticilerinin olağan genel kurulu toplantıya çağırmadığından davalı şirkete noterden gönderilen 02/09/2013 ve 18/05/2016 tarihli ihtarnamelerle, şirketin 2012 yılından itibaren faaliyet raporlarının, mali tabloların ve bilançoların birer örneğinin gönderilmesi ve şirketin 2012 yılı vd eden yılları faaliyet ve işlemlerinin görüşüleceği genel kurulun toplantıya çağrılmasının ihtar edildiğini;

şirketin ihtarnamelere cevap vermediğini,30/11/2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına kadar genel kurulu toplantıya çağırmadığını, davalı şirkette 2012 yılından 30/04/2019 tarihine kadar olağan genel kurul toplantısı yapılmadığından gerekli kararların alınmadığını, faaliyetler hakkında ortaklara bilgi verilmediğini, müdürlerin şirketin mali durumuna ilişkin hesap vermediğini ve şirketin mali durumunun ortaklardan gizlendiğini ileri sürerek, şirketin 30/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 numaralı kararlarının iptaline, 5 ve 7 numaralı kararlarının batıl olduğunun tespitine, aksi halde iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, tescile tabi işlem olmadığı sürece yapılan olağan genel kurul toplantılarının ticaret sicil memurluklarınca tescil ve ilan edilmediğini, ayrıca Kanunda olağan genel kurul toplantısının zamanında veya hiç yapılmaması ya da şirket ortaklarının toplantıya çağrılmaması hali için cezai müeyyide öngörülmediğinden bu sebeble iptal edilemeyeceğini,gerektikçe olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak kararların tescil ve ilan ettirildiğini, ayrıca yıllık faaliyet raporlarının da her yıl hazırlanarak talep halinde finansal tablolar ile birlikte şirket merkezinde incelemeye açık tutulduğunu, şirketin 2012 yılı dahil olağan genel kurullarını bugüne kadar yapmadığını, bunun nedeninin yapılacak her genel kurul için ilan ve masraftan tasarruf etmek olduğunu, talebe konu 3 ve 4 nolu kararlarda, sunulan mali tablo, faaliyet raporları ve bilançonun gerekli şartları içerdiğini, kayıtların asgari şartları taşıdığını ve tüm ayrıntıların yer aldığını, dolayısıyla bu noktada fiktif kayıttan veya başkaca bir usulsüzlükten bahsedilemeyeceğini;

5 nolu kararda, müdürlerin ibrasının yine kanunda öngörülen şekilde yapıldığını,kayıtların denetlenebilir olduğunu; 7 nolu kararla ilgili olarak, müdürlerin başka bir şirkette ortak veya müdür olmasının, şirketin amacına zarar vermiyorsa, rekabet yasağı kapsamında değerlendirilmeyeceğini,genel kurulda şirket ortaklarının haklarına zarar getirecek herhangi bir karar alınmadığını; ayrıca, dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine 2013 yılı olağanüstü genel kurul kararının iptaline dair kararın kesinleşmediğini; şirket tarafından 30/04/2019 tarihinde şirketin 2012-2013-2014-2015-2016-2017 ve 2018 yılları olağan genel kurul toplantısının yapılmasına karar verildiğini ve ortaklara usulüne uygun olarak davet gönderildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, müdürlerin ibrasına ilişkin (5) nolu kararda, müdür ortakların oy kullanması ibra kararını sayısal olarak etkilemediğinden butlanın söz konusu olmadığı, bununla beraber 2012-2017 faaliyet dönemlerinde davalı şirketin borca batık olmasına rağmen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, hatta İİK 345/a'ya aykırı davranan müdürlerin ibra edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu; müdürlerin rekabet yasağını kaldıran (7) nolu karar hususunda, şirketin ana sözleşmesinde rekabet etmeme yükümlülüğünün genel kurul kararı ile kaldırılmasına izin veren bir düzenleme bulunmadığı, genel kurulun bu konuda aldığı 7 nolu genel kurul kararının butlan ile hükümsüz olduğunun tespiti gerektiği; bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin (3) nolu karar hakkında yapılan değerlendirmede, davalı şirketin 2012 ilâ 2017 yıllarında borca batık olmasına rağmen, ilgili dönemlerde müdürlerin TTKnın 376' maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, Vedat'ın şirketten olan 2.685.026,10-TL alacağından feragat işleminin yapıldığı 30/12/2018 tarihine kadar borca batıklığa ilişkin hiç bir işlemin yapılmamış olması karşısında, ilgili dönemlere ilişkin bilançoların ve kar/zarar hesaplarının onaylanması kararının hukuka uygun olmadığı, zira alınan kararın, şirketin borca batık durumda olduğu 2012-2017 yıllarını da kapsadığı, her döneme ait bilanço ve kar/zarar hesapları ayrı ayrı onaylansaydı, 2018 yılının sonunda borca batıklık hali sona erdiğinden, 2018 yılına ait finansal tabloların onaylanması kararının hukuka uygun olabileceği ,ancak geçmiş yıl bilanço ve kar/zarar hesaplarının tamamı birlikte bütün halinde onaylandığından,(4) nolu karar hakkında, TTKnın 516/1 ve “Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik”te açıkça ifade edildiği üzere, yıllık faaliyet raporunun gerçeğe uygun, eksiksiz ve dürüst bir şekilde düzenlenmesi gerektiği, müdürler tarafından hazırlanan faaliyet raporunda, şirketin 2012-2017 dönemlerinde borca batık olduğuna ilişkin bilgi verilmediği tespit edildiğinden faaliyet raporlarını mevzuata aykırı hale getireceğinden 4 nolu kararın iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 30/04/2019 tarihli olağan genel kurulunda alınan (3),(4) ve (5) nolu kararların iptaline, (7) nolu kararın ise butlanının tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporunda şirketin 2012-2017 yılları arasında borca batık olduğu ancak 30/12/2018 tarihinde borca batıklığın sonlandığının belirtilmiş olduğunu, şirket kayıtlarının tüm pay sahiplerine açık olduğunu ve (3) nolu karar için iptal koşullarının oluşmadığını; faaliyet raporunun yanlış bilgi içermediği, finansal tablolarla faaliyet raporunu uyumlu olduğu gözetildiğinde (4) nolu karar için iptal koşullarının oluşmadığını; uzun süre genel kurul toplantısı yapılmamış ise de bunun için bir müeyyide öngörülmediğini, şirket kayıtlarının açık olduğunu, her hangi bir şeyin gizlenmediğini, bu nedenlerle (5) nolu karar için iptal koşullarının oluşmadığını; davaya konu genel kurulun (7) nolu kararında, müdürler kurulu üyelerine TTK 626'da yazılı hususlarda gerekli izinlerin verilmesine karar verildiğini, rekabet yasaklarının amacının şirketin ticari sırlarına vakıf olan yöneticilerin, şirketle rekabet edip, şirket menfaatlerini zarara uğratmasını önlemek olduğunu ancak müdürlerin başka bir şirkette ortak veya müdür olmasının, şayet müvekkili şirketin amacına zarar vermiyorsa, rekabet yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bu kapsamda (7) nolu kararın batıl olduğuna ilişkin kararın kabul edilemeyeceğini ve bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti/iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.

Aynı yasanın 447. maddesine göre ise, genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.TTK nın622 madde uyarınca anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin söz konusu hükümler, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı kabul edilmiştir. Davalı şirketin ortakları olan davacıların şirketin 30/04/2019 tarihinde yapılan 2012-2018 yıllarına ilişkin ortaklar kurulu toplantısında alınmış 3 ve 4 nolu kararlarının iptaline, 5 ve 7 nolu kararlarının ise batıl olduğunun tespitine aksi halde iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

Davacılar, tüm bu kararlara ret oyu verdikleri ve muhalefet şerhlerini usulünce tutanağa yazdırmıştır. Davaya konu (3) nolu kararda, şirketin 2012-2018 yılları bilanço ile kar/zarar hesaplarının oy çokluğuyla kabul edilmiştir.Alınan bilirkişi raporunda şirketin 2012-2017 dönemlerinde gerçekten borca batık olduğu ancak şirket ortağı ve yetkilisi olan Vedat’ın 30/12/2018 tarihi itibariyle şirketten olan 2.685.026,10-TL alacağından feragat etmesi sonucunda, şirketin öz kaynaklarının pozitife döndüğü belirlenmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere, şirketin borca batık olduğu tespit edilmiş olan 2012-2017 dönemlerinde şirket yöneticilerinin limited şirketler için de uygulama alanı olan TTK 376'da belirtilen işlemlerin hiç birisini yerine getirmediği ve bir bütün halinde 2012-2018 yıllarına ilişkin olarak oylanmış bilançolar ile kar/zarar hesaplarının 2012-2017 yıllarına ilişkin kısmında şirketin borca batık olduğu dikkate alındığında, kararın TTK 445'e uygun olduğu kabul edilemeyeceğinden iptal yaptırımına tabidir.

Davaya konu (4) nolu kararda şirketin 2018 yılı dahil olmak üzere oy çokluğuyla tasdik edilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda, hemen yukarıdaki paragrafta belirtildiği şekilde 2012-2017 yılları arasında borca batık olduğu hususunda bir raporlamanın bulunmadığı tespit edilmiştir. TTKnın 610 maddesi atfıyla limited şirketler için de uygulanan 516. maddede yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtacağı, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere açıkça işaret olunacağı, bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesinin ve faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana gelen ve özel önem taşıyan olaylara yer verileceği düzenlenmiştir.

Ayrıca TTK'nın 516. maddesiyle paralel hükümler içeren 28/08/2012 tarihli RG'de yayımlanan Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinde, faaliyet raporunda geçmiş yıllarla karşılaştırmalı olarak şirketin yıl içindeki satışları, verimliliği, gelir oluşturma kapasitesi, kârlılığı ve borç/öz kaynak oranı ile şirket faaliyetlerinin sonuçları hakkında fikir verecek diğer hususlara ilişkin bilgiler ve ileriye dönük beklentiler ile şirketin sermayesinin karşılıksız kalıp kalmadığına veya borca batık olup olmadığına ilişkin tespit ve yönetim organı değerlendirmelerine yer verilmesinin zorunlu olduğu ve 16. maddesinde yıllık faaliyet raporunun ilgili olduğu hesap döneminin bitimini izleyen iki ay içinde hazırlanacağı ve şirketin yönetim organı başkanı ve üyeleri tarafından imzalanarak onaylanacağı kabul edilmiştir.

Buna göre, davalı şirketin 2012-2017 yıllarında borca batık olmasına rağmen 2019 yılındaki toplantıya kadar ortakların şirketin borca batık olduğunu öğrenebilmeleri hususunda hazırlanması gereken yıllık faaliyet raporlarının hazırlanmadığı gözetilerek, tasdikine karar verilen faaliyet raporlarının belirtilen mevzuat hükümlerine uygun olmadığından iptalinin gerektiği anlaşılmıştır. Davaya konu (5) nolu kararda, şirketin müdürler kurulu üyeleri oy çokluğuyla ibra edilmiştir. 2012-2017 yıllarında borca batık olmasına rağmen TTK 376'ya göre gerekli işlemleri yerine getirmeyerek uzun süre boyunca bu hususta ortakları bilgilendirmeyen şirket yöneticilerinin ibra edilmesinin, dürüstlük kuralına aykırı olduğundan iptal yaptırımına tabi olduğu ve dava dışı yönetici ortağın, 30/12/2018 tarihinde şirketten olan alacağından feragat etmek suretiyle, şirketin sonradan borca batıklıktan kurtulmuş olmasının da bu durumu etkilemeyeceği yönündeki kabulde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davaya konu (7) nolu kararda, şirketin müdürler kurulu üyelerine TTK'nın 626. maddesinde yazılı hususlarda gerekli iznin verilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir. Limited şirketlere ilişkin "Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı" başlıklı 626. maddesinin 2. fıkrasında şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacakları, şirket sözleşmesinin ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebileceği düzenlenmiştir. Eldeki davada TTK 626'da belirtildiği gibi ortakların tamamının da yazılı izin vermesinin söz konusu olmadığı, şirketin ana sözleşmesinde müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunabilecekleri veya ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını verebileceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır.

Dolayısıyla şirket genel kurulunun yetkisi olmayan bir konu hakkında karar aldığı, bu kararın da TTKnın 447 kapsamında batıl olması nedeniyle hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğu gözetildiğinde davalı vekilinin karara yönelik istinaf sebebleri yerinde bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle,kararda hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan 16,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.25/04/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.