6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesinlik sınırı altındaki miktarda temyiz dilekçesinin reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4845 E. 2024/6397 K. · · İlk derece: İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi

Temyiz istemi usulden reddedildiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Temyize konu edilen miktar, bölge adliye mahkemesinin karar tarihindeki temyiz kesinlik sınırının altında kalıyorsa nihai karar temyiz edilemez ve temyiz dilekçesi miktardan reddedilir; temyiz incelemesi ancak kanunun miktar veya değere bakılmaksızın duruşmalı incelenmesini öngördüğü dava ve işlerde duruşmalı yapılır.

Ele alınan sorunlar

Duruşmalı temyiz incelemesi istemi → ret

İddia: Temyiz eden vekili, kararın duruşmalı olarak incelenmesini istemiştir.

Gerekçe: Dava, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında kaldığından duruşma isteminin reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Temyize konu miktarın temyiz kesinlik sınırının altında kalması → ret

Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesinin atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kesinlik sınırının altında kalan miktarda temyiz dilekçesinin doğrudan Yargıtay'ca reddedileceğini ve duruşma isteminin hangi ölçüte göre değerlendirileceğini gösteren temyiz edilebilirlik uygulamasıdır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kesinlik sınırı temyiz dilekçesinin miktardan reddi duruşmalı temyiz incelemesi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/4845 E.  ,  2024/6397 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/405 Esas,2024/966 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/801 E., 2024/9 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşmalı olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 17.200,00 euro (dava tarihindeki harca esas değer 185.936,80 TL) olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1074166500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Temyiz istemi usulden reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/405 E. 2024/966 K.

Ortaklık ilişkisinden doğan bonoda 5 yıllık zamanaşımı uygulanır

Gerekçe özeti

Bir bono, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinden (ortaklık sözleşmesinden doğan ya da ortaklık/ortaklar ile müdür/temsilci arasındaki alacaklardan) kaynaklanan bir borca dayanarak verilmişse, bu temel ilişkiden doğan alacak TBK 147/4 uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir; bononun kambiyo senedi niteliği taşıması bu süreyi değiştirmez. Zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bono, temel ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı sayılır ve temel ilişkideki alacak diğer delillerle ispat edilebilir. Zamanaşımı süresi, senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ayrıca, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi usulden değil esastan bir ret kararı olduğundan, davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygundur.

Emsal değeri

Ortaklık ilişkisinden kaynaklanan alacaklar için verilen bononun, kambiyo senedi vasfına bakılmaksızın TBK 147/4'teki 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımına uğramış bononun temel ilişki için yazılı delil başlangıcı sayılacağı yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir. Ayrıca zamanaşımı nedeniyle ret kararının esastan ret sayılıp nispi vekalet ücretine hükmedilebileceği hususunda da yol göstericidir.

Kavramlar: zamanaşımı defi yazılı delil başlangıcı temel ilişki kambiyo senedi itirazın iptali nispi vekalet ücreti ortaklık ilişkisinden doğan alacak

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/405

KARAR NO 2024/966

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/01/2024

NUMARASI 2023/801 Esas - 2024/9 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; davalının müvekkiline olan borcuna karşılık 28/09/2012 tarihinde 31/12/2012 vade tarihli, 17.200-Euro bedelli bonoyu verdiğini, bu bononun vadesinde ödenmediğini,davalı yan ile müvekkilin eşi ...'ın 08/02/2012 tarihinde ...Ürünleri Gıda Paz San ve Tic ltd ştini kurdukları ve ve şirketi münferiden temsile yetkili olarak müvekkil ...'ı atadıklarını ,18/09/2012 tarihinde davacı ile davalının şirketin kuruluşundan itibaren ,müvekkili davacı tarafından şirket için yapılan masrafları ortaya çıkarmışlar ve mutabık kaldıklarını ,davalının şirketin diğer hissedarı olan ...'a ait olan hisse devri ve mutabık kalınan masraflar için dava konusu 28/09/2012 düzenleme tarihli, 17.200-euro bedelli 31/12/2012 vade tarihli bonoyu verdiğini ,daha sonra müvekkil davacının, davalıya ...

'a ait olan hisseleri 02/10/2012 tarihinde vekaleten devir ettiğini ,davalının bonodan dolayı Borçlu olmadığı beyan etmiş ,ancak nasıl borçlu olmadığını izah etmediğini ,davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; zamanaşımı definde bulunduklarını, takibe konu edilen bono vade tarihinden 8 yıl sonra takibe konu edildiğini ve zamanaşımına uğradığını, TTK'da bonoda zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, dolayısıyla davacının davaya konu bono üzerinden alacak talebinde bulunma hakkının olmadığını, davacının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını, davacının takibe konu ettiği dayanak belgenin kambiyo sıfatının bulunmadığını, müvekkilinin davacıdan bir mal almadığını, davacı tarafça da bu yönde bir belge, evrak ve delil ibraz edilmediğini, alacağın talep edilmesi için 8-10 yıl beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki temel ilişkinin şirket ortakları arasındaki alacaktan kaynaklandığı, bononun bu borca yönelik olarak düzenlendiği, TBK'nın 147/4.maddesi ile ortaklar arasındaki alacaktan doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, borcun doğumu ve ileri sürülüş tarihlerine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, mahkemece 07/04/2023 tarihli dilekçelerinin hatalı olarak değerlendirildiğini, takip konusu bononun alt ilişkisinin ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığını, takip konusu bono alacağının alt ilişkisinin ...'a ait hisse devrinden sonra ... ile ...un karşılıklı mutabakat yaptıkları masraflara ilişkin olduğunu, şirket müdürü sıfatıyla yapılan masraflara ilişkin 07/04/2023 tarihli dilekçe ekinde sunulan hesap mutabakatında anlaşılan tutar için senedin verildiğini, mahkemece eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesine rağmen nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 147/4.maddesi uyarınca "Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.''5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bono temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğindedir.Tanık dahil her türlü delile başvurularak temel ilişkideki alacağın ispatlanması yoluyla talep edilebilecektir. Davalı süresinde zamanaşımı defii ileri sürdüğünden ,zamanaşımı defiinin temel ilişkiye göre belirlenmesi gerekir.

Her ne kadar davacı ile davalı birlikte şirket ortağı değiller ise de ,temel ilişkinin davacının eşi Hatice ile davalının şirket ortaklığı nedeniyle davalıdan doğan alacakları için davacıya bono verildiği ileri sürülmüştür.Bu kapsamda alacak ,gerek hisse devrinden gerekse ortaklıkdan doğan alacakları olarak kabul edilse de ,temel ilişkide alacak 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.Şirket alacakları için senet verildiği anlaşıldığından zamanaşımı senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar.Buna göre 31.12.2012 tarihinden itibaren 5 yıl zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2020 yılında icra takibi başlatıldığından zamanaşımı defiinin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Davacı vekili ,dava zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesine rağmen nispi vekalet ücreti verilmesini de istinaf nedeni yapmış ise de ,zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin karar usulden değil esastan red kararı olduğundan davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.