6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari işlerde faiz oranı serbestçe kararlaştırılabilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4443 E. 2024/6571 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebildiğinden ve sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuatta kararlaştırılacak anapara ve temerrüt faizi oranını sınırlayan bir hüküm bulunmadığından, ödünç sözleşmesinde belirlenen faiz oranı geçerlidir; ödünç alanın serbest iradesiyle daha yüksek faizle çalışan ikrazat kurumunu tercih etmiş olması ve zor durumundan yararlanıldığının ispatlanamaması karşısında fahiş faiz iddiasına dayalı ipoteğin fekki istemi reddedilir. Ayrıca sözleşmenin feshi veya faiz indirimi talebi, sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmelidir.

Ele alınan sorunlar

Ticari işlerde sözleşmeyle kararlaştırılan faiz oranının geçerliliği → ret

İddia: Davacı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte istenen asıl alacak ve faiz oranının fahiş olduğunu, tamamına yakını ödenmiş borcun uygulanan faiz nedeniyle katlanılamaz hâle geldiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda sözleşmelerle kararlaştırılacak anapara faizi ve temerrüt faizi oranını sınırlayan bir hüküm bulunmamaktadır; 6762 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebileceğinden taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinde belirlenen faiz oranları geçerlidir. Uygulamada ikrazatçıların bankalara göre daha yüksek faiz oranı karşılığında ödünç para verdiği bilinmekle birlikte, davacı serbest iradesiyle banka yerine daha yüksek faiz oranıyla ödünç veren ikrazat kurumunu tercih etmiştir; sözleşmenin davacının zor durumundan yararlanılarak imzalandığı ise dosya kapsamındaki delillerden anlaşılamamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Sözleşmenin feshi veya faiz indirimi talebinin bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olması → ret

Gerekçe: Sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşmenin feshine veya faiz indirimine yönelik bir talepte bulunulmamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Mülga mevzuat döneminde kurulan ticari nitelikteki ödünç sözleşmelerinde faiz serbestisinin sınırını ve faiz indirimi talebinin bağlı olduğu bir yıllık hak düşürücü süreyi gösteren, Yargıtay'ca onanmış ilk derece tespitidir.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Ödünç sözleşmesinde kararlaştırılan faize yönelik olarak sözleşmenin feshi veya faiz indirimi talebi, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmelidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ipoteğin fekki ticari işlerde faiz serbestisi ikrazatçı hak düşürücü süre ödünç (karz) sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu — 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 8/16762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 9/1 · 818 sayılı Borçlar Kanunu — 818 sayılı Borçlar Kanunu 72

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4443 E.  ,  2024/6571 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/2250 Esas, 2021/1966 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/1514 E., 2018/514 K.

Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında 17.10.2006 tarih ve 37.000,00 TL bedelli ödünç para verme sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden mülkiyeti davacıya ait gayrimenkule ikinci dereceden kati borç ipoteği tesis edildiğini,sözleşmenin hukuki anlamda borç para verme ödünç yani karz sözleşmesi olduğunu, davalının borcun ödenmediği gerekçesiyle İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2013/2325 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, icra dosyasının kapak hesabında gerek asıl alacak ve gerekse de asıl alacağa işletilen faiz oranı ve faiz miktarının son derece yüksek olduğunu, davalıya söz konusu kapak hesabında belirtildiği miktarda bir borcun bulunmadığını, tamamına yakını ödenmiş olan borcun uygulanan fahiş faiz nedeniyle üzerine ipotek tesis edilen evin satılmasına yol açacak derecede ağır ve katlanılamayacak hale geldiğini ileri sürerek mevcut borç durumunun tespit edilerek borcun olmaması halinde ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 02.06.2006 tarihli ödünç sözleşmesi imzalandığını, 02.06.2006 tarih ve 8139 yevmiye numaralı ipotek belgesi düzenlendiğini, uygulanacak faiz ve temerrüt faiz oranlarının ödünç sözleşmesi ve resmi senet hükümleri ile düzenlendiğini, davacı sözleşme hükümlerini ihlal ettiği için ihtarname keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2013/2325 E. sayılı dosyasıyla davacı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığını savunarak davanın reddine, davalı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davaya konu sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan eski 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6762 sayılı Kanun) sözleşmelerle kararlaştırılacak ana para faizi ve temerrüt faizi oranını sınırlayan herhangi bir hüküm bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenebileceğinden taraflar arasında yapılan sözleşme ve bu ödünç sözleşmesinde belirlenen faiz oranlarının geçerli olduğu, uygulamada ikrazatçıların bankalara göre daha yüksek faiz oranları karşılığında ödünç para verdiği hususunun bilindiğini, buna rağmen davacının serbest iradesi ile banka yerine daha yüksek faiz oranı karşılığında ödünç veren ikrazat kurumunu tercih ederek ödünç aldığı, davacının zor durumundan istifade ederek sözleşmenin imzalandığı hususunun dosya kapsamındaki delillerden anlaşılmadığı, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede sözleşmenin feshi veya faiz indirimine yönelik bir talepte bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, ödünç sözleşmesinin yapıldığı ve ipoteğin tesisi tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı Kanun) ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununu hükümlerinin uygulanacağı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrasında ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği, anılan Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında ticari işlerde faiz miktarına atıf yapılan 818 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinde öncelikle mukavele hükmünün uygulanacağının hükme bağlandığı, anılan maddelerde sözleşme ile kararlaştırılacak faiz oranını kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı tarafından, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul 26. İcra Dairesinin 2013/2325 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinde talep edilen faiz oranının fahiş olup olmadığının ve mevcut borç durumunun tespit edilerek borcun olmaması halinde söz konusu sözleşmenin teminatı olarak tesis edilen ipoteğin fekki istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası, 9 uncu maddesinin birinci fıkrası, mülga 818 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 19.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1074159800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2250 E. 2021/1966 K.

Ticari ödünç sözleşmesinde faiz oranı serbestisi ve TBK 88-120 uygulanmazlığı

Gerekçe özeti

Ticari nitelikteki ödünç sözleşmelerinde, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddeleri özel hüküm niteliğinde olduğundan, tarafların sözleşmeyle serbestçe belirlediği akdi faiz ve temerrüt faizi oranları geçerlidir; sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddelerindeki faiz oranı sınırlamaları ticari işlerde uygulanmaz.

Emsal değeri

Eski TTK döneminde akdedilmiş ticari ödünç sözleşmelerinde kararlaştırılan yüksek faiz oranlarının, sonradan yürürlüğe giren TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki sınırlamalara tabi olmayacağı yönündeki tespit, benzer tarihli ticari ödünç sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: ticari iş ödünç sözleşmesi (karz) ipoteğin fekki menfi tespit akdi faiz temerrüt faizi faiz serbestisi kati borç ipoteği

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2250

KARAR NO 2021/1966

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/05/2018

NUMARASI 2015/1514 Esas - 2018/514 Karar

DAVA

Menfi Tesbit -İpoteğin Fekki

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/12/2021

Davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı ile aralarında17/10/2006 tarihli ve 37.000 TL bedelli ödünç para verme sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmeye istinaden de mülkiyeti davacıya ait gayrimenkule 2. dereceden kati borç ipoteği tesis edildiğini,sözleşmenin hukuki anlamda borç para verme ödünç yani karz sözleşmesi olduğunu, davalının borç ödenmediği gerekçesiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını,icra dosyasının kapak hesabında gerek asıl alacak ve gerekse de asıl alacağa işletmiş olduğu faiz oranı ve buna ait faiz miktarının son derece yüksek olduğunu, davalıya söz konusu kapak hesabında belirtildiği miktarda bir borcun bulunmadığını, tamamına yakını ödenmiş olan borcun uygulanan fahiş faiz nedeniyle üzerine ipotek tesis edilen evin satılmasına yol açacak derecede ağır ve katlanılamayacak noktaya gelmesi nedeniyle sözleşmede uygulanan faizin yasalara uygun hale getirilmesini,ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı ile müvekkil arasında 02/06/2006 tarihli ve ... nolu Ödünç Sözleşmesi imzalandığını, geri ödeme Tablosunun da bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz bir parçası olduğunu, temerrüt halinde uygulanacak temerrüt faizinin de açıkça kararlaştırıldığını, temerrüt faizi dahil bu sözleşme hükümlerinin 02/06/2006 tarihli ve ... yevmiye numaralı ipotek belgesi düzenlendiğini, uygulanacak faiz ve temerrüt faiz oranlarının ödünç sözleşmesi ve resmi senet hükümleri ile düzenlendiğini, davacının sözleşme hükümlerini ihlal ettiği için sözleşme hükümleri gereğince ihtarname gerekmemesine rağmen ihtarname keşide edildiğini,borç ödenmediğinden İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından müvekkil tarafından dosya borçlusu ...

hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla Örnek No:... ilamlı takip başlatıldığını, davanın ipoteğin iptali davası olduğunu davacının bunu menfi tespit davası olarak nitelediğini,davanın ödünç sözleşmesi ve faizleriyle ilgili olduğundan davanın zaman aşımına uğradığını, yaptığı kısmi ve borcu karşılamaktan uzak ödemeye dayanarak ipoteğin iptalini talep etmekte yargıyı açtığı davalarda meşgul etmekte ve icra memurlarını şikayet ederek borcunu ödemeyi geciktirmeye çalışan davacının davasının reddine, davalının %40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davaya konu sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan eski BK ve TTK ndan sözleşmelerle kararlaştırılacak ana para faizi ve temerrüd faizi oranını sınırlayan herhangi bir hüküm bulunmadığını, TTK 8/1 maddesi uyarınca ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenebileceğini, bu nedenle taraflar arasında yapılan sözleşme ve bu ödünç sözleşmesindeki belirlenen faiz oranlarının geçerli olduğu uygulamada ikrazatçıların bankalara göre daha yüksek faiz oranları karşılığında ödünç para verdiği hususunun bilindiğini, buna rağmen davacının serbest iradesi ile banka yerine daha yüksek faiz oranı karşılığında ödünç veren ikrazat kurumunu tercih ederek ödünç aldığını, sözleşmede faiz oranının yüksek belirlenmesinin ahlaka aykırı olmadığını, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan eski Borçlar Kanununda genel işlem şartlarına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığından davaya konu sözleşmenin genel işlem şartlarına aykırı olup olmadığı hususu yönünden bir değerlendirme yapılamayacağını, açıkça gabin hükümlerine dayanılmasa dahi davalının davacının zor durumundan istifade ederek sözleşmenin imzalandığı hususu da dosya kapsamındaki delillerden anlaşılmadığını, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede sözleşmenin feshi veya faiz indirimine yönelik bir talepte bulunulmadığından taraflar arasında yapılan ödünç sözleşmesinin ve bu sözleşme uyarınca belirlenen ana para ve temerrüd faizi oranlarının sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan ve sözleşmenin tabi olduğu 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı Ticaret Kanunu uyarınca geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkil kaçırıldıktan ve senedin yağması suçundan haksız yere borç altına sokulduktan sonra davalıya ödemelerini yapamadığını, 1 yıllık sürede sözleşmenin feshi ya da faiz indirimi talebinde bulunulmasının bu olaydan önce zaten mümkün olmadığını,yeni TBK'nın 120.maddesi emredici hükümleri içerdiğinden faiz, faiz oranının doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerince belirlenecek olan yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamayacağını, bu nedenle mahkemenin sözleşmede belirlenen fahiş %180 oranında faizin uygulanacağından bahisle davayı reddetmesi yasaya aykırı olduğunu, TBK nun 88’inci ve 120’nci madde hükümlerinin uygulanmasında kişi bakımından herhangi bir farklılık gözetilmediğinden tacirlerin de aşırı faize karşı korunması gerektiğini ve anılan hükümler tacirlerin ticari işleri bakımından da emredici nitelik arz ettiğini, temerrüt tarihinden sonra işleyecek faiz bu durumda akdi faizin %100’ünü geçmemesi gerektiğini, temerrüt tarihinden sonra %180 oranında bir faiz uygulanması hakkaniyete aykırı olduğunu, kişinin zaten ödeyemediği borcuna bir de daha fazla faiz yüklenmesi ne hukuk mantığına ne de hayatın olağan akışına uygun olmadığını,kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davanın açıldığı tarihde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK’nun 88. maddesinin “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.

Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” hükmüne yer verilmiştir.6762 sayılı TTK 4/6 Maddesi uyarınca bankalar ve ödünç para verme işleri kanununda ; tanzim olan hususlara ilişkin hukuk davaları ticari dava sayılır.Buna göre ; eldeki dava ticari işe ilişkindir.Somut olayda ;ödünç sözleşmesinin yapıldığı ve ipoteğin tesisi tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununu hükümleri uygulanacaktır.Ticari işlere ilişkin düzenlemelerin bulunduğu 6762 sayılı TTKnun 8/1.

maddesinde; ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği, 9/1. maddesinde; ticari işlerde faiz miktarı hakkında atıf yapılan BK nun 72.maddesinde öncelikle mukavele hükmünün uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Anılan maddeler de ;sözleşme ile kararlaştırılacak faiz oranın ı kısıtlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. İpotek resmi senedinin incelenmesinde ;

37. 000-TL asıl alacağa yıllık %23,75 akdi faizle 17.11.2006 tarihinden başlamak üzere taksitler halinde 37.000-TL anapara+43.941,20-TL akdi faiz olmak üzere toplam 80.941,20-TL geri ödeneceğinin yazılı bulunduğu ,ayrıca taksitlerden biri zamanında ödenmediği takdirde %180 oranında temerrüt faizi işletileceği kararlaştırılmıştır.Davalı tarafından davacı aleyhine 21.10.2008 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün (... eski )...esas sayılı icra dosyası ile 31.165,84-TL asıl alacak 467,49-TL işlemiş(%180 oranında ) faiz alacağı yönünden takip başlatılmış asıl alacağa %180 oranında temerrüt faizi işletilmesi talep edilmiştir. Uyuşmazlık; davalı tarafından başlatılan İstanbul ... İcra dairesinin ...

esas sayılı icra dosyasında talep edilen faiz oranının fahiş sayılıp sayılmayacağı ve yapılan ödemeler nedeniyle borç kalıp kalmadığı,ipoteğin fekki gerekip gerekmediği noktasındadır.6762 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddelerinin ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olup ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerekmektedir.Akdin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan TTK nun 8/1 hükmüne göre ticari işlerde faiz oranının serbesçe belirlenebileceğine ilişkin .maddesine göre 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekir. (Yargıtay 19 HD nin 2015/2807 esas ,2016/2054 karar sayılı 10.2.2016 tarihli ilamı da aynı yöndedir.) Açıklanan nedenlerle;yukarıda yazılan gerekçeyle davanın reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla ,hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL harcın davacıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 25,73-TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.30/12/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.