Ticari işlerde faiz oranı serbestçe kararlaştırılabilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4443 E. 2024/6571 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebildiğinden ve sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuatta kararlaştırılacak anapara ve temerrüt faizi oranını sınırlayan bir hüküm bulunmadığından, ödünç sözleşmesinde belirlenen faiz oranı geçerlidir; ödünç alanın serbest iradesiyle daha yüksek faizle çalışan ikrazat kurumunu tercih etmiş olması ve zor durumundan yararlanıldığının ispatlanamaması karşısında fahiş faiz iddiasına dayalı ipoteğin fekki istemi reddedilir. Ayrıca sözleşmenin feshi veya faiz indirimi talebi, sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmelidir.
Ele alınan sorunlar
Ticari işlerde sözleşmeyle kararlaştırılan faiz oranının geçerliliği → ret
İddia: Davacı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte istenen asıl alacak ve faiz oranının fahiş olduğunu, tamamına yakını ödenmiş borcun uygulanan faiz nedeniyle katlanılamaz hâle geldiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda sözleşmelerle kararlaştırılacak anapara faizi ve temerrüt faizi oranını sınırlayan bir hüküm bulunmamaktadır; 6762 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebileceğinden taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinde belirlenen faiz oranları geçerlidir. Uygulamada ikrazatçıların bankalara göre daha yüksek faiz oranı karşılığında ödünç para verdiği bilinmekle birlikte, davacı serbest iradesiyle banka yerine daha yüksek faiz oranıyla ödünç veren ikrazat kurumunu tercih etmiştir; sözleşmenin davacının zor durumundan yararlanılarak imzalandığı ise dosya kapsamındaki delillerden anlaşılamamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Sözleşmenin feshi veya faiz indirimi talebinin bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olması → ret
Gerekçe: Sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşmenin feshine veya faiz indirimine yönelik bir talepte bulunulmamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Mülga mevzuat döneminde kurulan ticari nitelikteki ödünç sözleşmelerinde faiz serbestisinin sınırını ve faiz indirimi talebinin bağlı olduğu bir yıllık hak düşürücü süreyi gösteren, Yargıtay'ca onanmış ilk derece tespitidir.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Ödünç sözleşmesinde kararlaştırılan faize yönelik olarak sözleşmenin feshi veya faiz indirimi talebi, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmelidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ipoteğin fekki↗ ticari işlerde faiz serbestisi↗ ikrazatçı↗ hak düşürücü süre↗ ödünç (karz) sözleşmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4443 E. , 2024/6571 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2250 Esas, 2021/1966 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1514 E., 2018/514 K.
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında 17.10.2006 tarih ve 37.000,00 TL bedelli ödünç para verme sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden mülkiyeti davacıya ait gayrimenkule ikinci dereceden kati borç ipoteği tesis edildiğini,sözleşmenin hukuki anlamda borç para verme ödünç yani karz sözleşmesi olduğunu, davalının borcun ödenmediği gerekçesiyle İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2013/2325 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, icra dosyasının kapak hesabında gerek asıl alacak ve gerekse de asıl alacağa işletilen faiz oranı ve faiz miktarının son derece yüksek olduğunu, davalıya söz konusu kapak hesabında belirtildiği miktarda bir borcun bulunmadığını, tamamına yakını ödenmiş olan borcun uygulanan fahiş faiz nedeniyle üzerine ipotek tesis edilen evin satılmasına yol açacak derecede ağır ve katlanılamayacak hale geldiğini ileri sürerek mevcut borç durumunun tespit edilerek borcun olmaması halinde ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 02.06.2006 tarihli ödünç sözleşmesi imzalandığını, 02.06.2006 tarih ve 8139 yevmiye numaralı ipotek belgesi düzenlendiğini, uygulanacak faiz ve temerrüt faiz oranlarının ödünç sözleşmesi ve resmi senet hükümleri ile düzenlendiğini, davacı sözleşme hükümlerini ihlal ettiği için ihtarname keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2013/2325 E. sayılı dosyasıyla davacı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığını savunarak davanın reddine, davalı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davaya konu sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan eski 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6762 sayılı Kanun) sözleşmelerle kararlaştırılacak ana para faizi ve temerrüt faizi oranını sınırlayan herhangi bir hüküm bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenebileceğinden taraflar arasında yapılan sözleşme ve bu ödünç sözleşmesinde belirlenen faiz oranlarının geçerli olduğu, uygulamada ikrazatçıların bankalara göre daha yüksek faiz oranları karşılığında ödünç para verdiği hususunun bilindiğini, buna rağmen davacının serbest iradesi ile banka yerine daha yüksek faiz oranı karşılığında ödünç veren ikrazat kurumunu tercih ederek ödünç aldığı, davacının zor durumundan istifade ederek sözleşmenin imzalandığı hususunun dosya kapsamındaki delillerden anlaşılmadığı, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede sözleşmenin feshi veya faiz indirimine yönelik bir talepte bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, ödünç sözleşmesinin yapıldığı ve ipoteğin tesisi tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı Kanun) ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununu hükümlerinin uygulanacağı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrasında ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği, anılan Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında ticari işlerde faiz miktarına atıf yapılan 818 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinde öncelikle mukavele hükmünün uygulanacağının hükme bağlandığı, anılan maddelerde sözleşme ile kararlaştırılacak faiz oranını kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı tarafından, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul 26. İcra Dairesinin 2013/2325 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinde talep edilen faiz oranının fahiş olup olmadığının ve mevcut borç durumunun tespit edilerek borcun olmaması halinde söz konusu sözleşmenin teminatı olarak tesis edilen ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası, 9 uncu maddesinin birinci fıkrası, mülga 818 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 19.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1074159800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz