6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sicilde kayıtlı müdür varken şirkete yönetim kayyumu atanamaz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3760 E. 2024/6318 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Şirkete yönetim kayyumu atanabilmesi için şirketin organsız kalması ya da yöneticilerin görevlerini kötüye kullandıklarını gösteren somut iddia ve delillerin bulunması gerekir; ticaret sicilinde süresiz olarak atanmış ve kayıtlı bir müdür bulunduğu sürece şirketin organsız kaldığından söz edilemez ve kayyum atanamaz. Bu durumda ortak, müdürün değiştirilmesi için genel kurulun toplanmasını ve gündeme madde eklenmesini talep edebilir; şirketin zarara uğratıldığı iddiasını ise sorumluluk davası yoluyla ileri sürebilir.

Ele alınan sorunlar

Şirkete yönetim kayyumu atanmasının koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı ortak, şirket müdürünün kendisini dışladığını, şirketin zarar ettiğini, müdürün ibrasına ilişkin genel kurul kararının iptal edilmesi üzerine yeni müdür seçilemediğini ve şirketin yönetim organından yoksun kaldığını ileri sürerek yönetim kayyumu atanmasını istemiştir.

Gerekçe: Şirkete kayyum atanabilmesi için şirketin organsız kalması veya şirket yöneticilerinin görevlerini kötüye kullandığını gösterir somut iddia ve delillerin bulunması gerekir. Somut olayda süresiz olarak şirket müdürü atanmış olup bu kişi hâlihazırda sicil kayıtlarında şirket müdürü olarak görünmektedir; dolayısıyla organsızlık durumu yoktur. Davacı, müdürün değişmesi için genel kurulun toplanmasını ve toplantıya bu yönde gündem maddesi eklenmesini talep edebilir; müdürün görevini yerine getirmeyerek şirketi zarara uğrattığını ileri sürüyorsa sorumluluk davası yollarına başvurabilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Sicilde kayıtlı ve süresiz atanmış müdür bulunduğu sürece organsızlıktan söz edilemeyeceği ve yönetim kayyumu atanamayacağı, ortağın bunun yerine genel kurul çağrısı ile sorumluluk davası yollarına başvurabileceği bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kayyumu organsızlık şirket müdürü genel kurulun toplantıya çağrılması sorumluluk davası ibranın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 427

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3760 E.  ,  2024/6318 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/589 Esas, 2023/590 Karar

HÜKÜM

Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/667 E., 2022/69 K.

Taraflar arasındaki yönetim kayyumu atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti.’nin %70 hissesi ... ...’a, %30 hissesi davalıya ait iken miras intikalleri sonucu davalının %70, müvekkilinin %30 hissesinin oluştuğunu, şirketin münferiden yetkilisi davalının müvekkilini dışladığını, babalarının sağlığında kârda olan şirketin her yıl zarar etmesine sebebiyet verdiğini, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1187 E. sayılı dosyası ile müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılması için açtığı davanın reddedildiğini, ayrıca 10.08.2015 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında katılarak şirket müdürünün ibrası konusunda oy kullanmak istemesi üzerine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 619 uncu maddesi gereğince davalının hem şirket müdürü hem de şirket ortağı bulunması nedeniyle faaliyet raporunun ibrası için yapılacak oylamada oy kullanma hakkı bulunmadığı yönündeki müvekkili itirazının kabul edilmeyerek usul ve yasaya aykırı oylamaya katılmak suretiyle şirket müdürünün ibra edildiğini, müvekkilinin de İstanbul Anadolu 9.

Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/247 E. sayılı dosyası ile açtığı davanın kabulü ile ibra işleminin iptal edildiğini, şirket müdürü atanamadığından, şirketin faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olan şirket müdürünün seçilemediğini, bu nedenle şirketin yönetim organından mahrum kaldığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 427 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6102 sayılı Kanun’un 235 ve devamı hükümlerine göre her hangi bir tüzel kişinin gerekli organından yoksun kalması ve yönetimin başka yoldan sağlanamaması halinde şirkete yönetim kayyumu atanması gerektiğinin kabul edildiğini ileri sürerek davalı şirkete yönetim kayyumu atanmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 4721 sayılı Kanun’un 427 nci maddesinde öngörülen hallerin bulunmadığını, kayyum atanması şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, 2008 yılında ...'ın süresiz olarak şirket müdürü atandığı, hali hazırda sicil kayıtlarında şirket müdürü olarak göründüğü, şirkete kayyım atanması için şirketin organsız kalması veya şirket yöneticilerinin görevlerini kötüye kullandığını gösterir somut iddia ve delillerin olması gerektiği, böyle bir durum olmadığı, davacının müdürün değişmesi için genel kurulun toplanmasını, toplantıya buna dair gündem maddesi eklenmesini talep edebileceği, müdürün görevini yerine getirmeyerek şirketi zarara uğrattığını ileri sürüyorsa sorumluluk davası yollarına gidebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektiren bir durum olmadığından davacı vekilinin hükme yönelik ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, yönetim kayyumu atanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.4721 sayılı Kanun'un 427 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1074152400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/589 E. 2023/590 K.

Limited şirket müdürünün görev süresi ve organsızlık hali

Gerekçe özeti

Limited şirket müdürünün görev süresi esas sözleşmede veya atama kararında sınırlandırılmamışsa, müdür genel kurul tarafından azledilinceye veya mahkemece görevden alınıncaya kadar müdürlük sıfatını korur; bu durumda şirketin organsız kaldığından söz edilemez ve yönetim kayyımı atanması talep edilemez. Müdürün ibra edilmemesi de müdürlük görevini kendiliğinden sona erdiren bir sebep değildir.

Emsal değeri

Limited şirket müdürünün esas sözleşme veya genel kurul kararıyla süresiz atanması halinde, azledilmedikçe veya mahkemece görevden alınmadıkça müdürlük sıfatının süreceği ve bu durumda şirketin organsız kalmadığı, dolayısıyla yönetim kayyımı atanamayacağı; ayrıca ibra edilmemenin müdürlük görevini sona erdirmediği yönünde genel bir ilke ortaya koyması nedeniyle emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: yönetim kayyımı limited şirket müdürü organsız kalma münferit temsil yetkisi genel kurul kararı müdürün azli ibra

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/589

KARAR NO 2023/590

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/01/2022

NUMARASI 2021/667 Esas 2022/69 Karar

DAVA

Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/04/2023

İlk derece mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı sigorta şirketinin 1977 yılında tarafların babası ... tarafından kurulduğunu, %70 hissenin ... %30 hissenin davalı ...'a ait iken, babalarının ölümü ile miras yolu intikal eden hisse ile birlikte dava konusu şirkette davalı ...'ın %70, müvekkili ... ise %30 hisse sahibi olarak ticari faaliyetine devam ettiğini , ancak yönetimde müvekkilinin dışlandığını, söz hakkı tanımadığını ve şirketi kendi isteği ve menfaati doğrultusunda yönetmeye başladığını ve muhasebe usul esaslarına aykırı olarak aldığı kararlar ile babalarının sağlığında karda olan şirketin daha sonra her yıl zarar etmesine sebebiyet verdiğini belirterek, davalı sigorta şirketi yönünden yasaca alınması gereken zorunlu kararların alınamadığını, davalı şirket ortağının muhasebe usul ve esaslarına aykırı olarak aldığı kararlar ve yaptığı işlemler nedeniyle şirketin telafisi güç zararlara sebebiyet verdiğinden şimdilik tedbiren şirketin hak ve menfaatlerini korumak üzere davalı ...

Hizmetleri Ltd. Şti'ne yönetim kayyumu atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; davacının iddialarının soyut ve gerçeklikten uzak olduğunu, öne sürülen iddia ve taleplerin hiçbirini kabul etmediklerini, bilindiği üzere yönetim kayyımı atanabilmesi için öncelikle şirketin yönetim organından yoksun kalması ve bu yoksunluğun başka bir yolla giderilememesi gerektiğini, ancak müvekkil şirkette TMK’nın 427. maddesinde düzenlenen yönetim kayyımı atanmasını gerektiren bir hal ve/veya herhangi bir noksanlık bulunmadığını belirterek, açılan davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Davanın, limited şirkete yönetici kayyımı atanması talebine ilişkin olduğu, davacının, davalı ... ile ortak oldukları davalı limited şirkette ortaklar arasında devam eden davalar sebebiyle şirket yöneticisi atanamadığını, organsız kalan şirkete TMK.'nun 427/4 maddesi, TTK.'nun 235 maddesi uyarınca yönetim kayyımı atanmasını talep ettiği, davalıların cevap dilekçesinde ...'ın şirket müdürü olduğu, organ yokluğu halinin olmadığını, şirketin faaliyetlerine devam ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunduğu, 2008 yılında ...'ın süresiz olarak şirket müdürü olarak atandığı, hali hazırda sicil kayıtlarında şirket müdürü olarak göründüğü, şirkete kayyım atanması için şirketin organsız kalması veya şirket yöneticilerinin görevlerini kötüye kullandığını gösterir somut iddia ve deliller olması gerektiği, davacı şirketin organsız kaldığını ileri sürerek kayyım atanmasını talep etmiş olup, TMK.nun 427/4 maddesine göre şirketin yönetim organından yoksun kalması ve yenisi seçilene kadar organ boşluğu içinde kalacak olması gerektiği, somut olayda böyle bir durum olmadığı, davacının müdürün değişmesi için genel kurulun toplanmasını, toplantıya buna dair gündem maddesi eklenmesini talep edebileceği, müdürün görevini yerine getirmeyerek şirketi zarara uğrattığını ileri sürüyorsa sorumluluk davası açma yollarına gidebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; Ticaret Sicil Müdürlüğünün kayıtlarına göre 28.05.2008 tarihinden itibaren münferiden şirket yetkilisi olarak seçilen ... şirket yönetimi sırasında müvekkilini dışladığını,şirketi kendi menfaati doğrultusunda yönettiğini,aldığı hatalı kararlar ile şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini,müvekkili hakkında İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1187 esas sayılı dosyası ile şirket ortaklığından çıkarılması için dava açtığını, İstanbul Anadolu C. Başsavcılığına şikayette bulunması üzerine hakkında soruşturma açıldığını,şirket ortağı ile ilişkilerinin bozulduğunu şirket faaliyetinin birlikte yürütülmesinin ve yasal işlemleri birlikte gerçekleştirmeleri ve genel kurul yapmalarının olanaksız hale geldiğini ileri sürerek, davacının şirket ortaklığından çıkarılarak hissesinin kendine devir edilmesini istediğini, ancak mahkeme, yargılama neticesi davanın reddine karar verdiğini, 10.08.2015 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında müdürün ibrasına ilişkin kararın iptali için İstanbul Anadolu 9.

Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada ibra kararının işleminin iptaline karar verildiğini, şirketin faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olan şirket müdürü seçilemediğini bu nedenle şirketin yönetim organından mahrum kaldığını,şirket müdürlüğü görevinin sona ermesi nedeniyle şirket yönetiminin organsız kaldığını, şirketin faaliyetini devam ettirilebilmesi için gerekli olan şirket müdürünün seçilmesi gerektiğini,davalı şirkete yönetim kayyumu atanması gerektiği halde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; limited şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK nın 623/1 de; “Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir.Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.” hükmünü haizdir. 6102 sayılı TTK göre, limited şirkette müdürlük sıfatı yani esas sözleşme ile şirketin ilk kuruluşunda ya da sonradan genel kurul kararı ile gerçekleşebilmektedir. Müdürün esas sözleşme ile atanacağı hususu,TTK nın 576 maddesi ile 623. maddesinde, genel kurul kararı ile atanacağı hususu ise TTK m.

616 1.b ile m. 620’de açıkça kabul edilmiştir. Yeni kanun sisteminde limited şirket müdürlerinin ilk olarak esas sözleşme ile atanması zorunlu hale getirilmiştir.Limited şirketlerde müdürlerin görev süresi, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin görev süresinden farklı olarak azami bir süre ile sınırlandırılmamıştır. Esasen genel kurul da, esas sözleşmede müdürlerin görev süresine ilişkin bir hüküm bulunmuyorsa, seçtiği müdürün görev süresini belli bir süre ile sınırlayabileceği gibi, süresiz olarak da atama yapabilir. Yine genel kurul henüz görev süresi bitmemiş müdür veya müdürleri de azlederek yeni seçim gerçekleştirebilir.Esas sözleşmede herhangi bir süre öngörülmeden sadece müdürlerin adı ve soyadı ya da unvanı belirtilmişse, bunların süresiz olarak görevlendirildikleri kabul edilmelidir.

Bu durumda esas sözleşme ile atanan ve görev süresi konusunda da bir açıklık bulunmayan müdürler, genel kurul tarafından azledilinceye veya mahkeme tarafından görevden alınıncaya kadar müdür sıfatını haiz olacaklardır. "6102 sayılı TTK m.630, eTTK m. 543 den farklı olarak, ortak olan müdürle ortak olmayan müdür ayırımına gitmediği gibi, müdür sıfatının sözleşme ile kazanılması ile genel kurul kararı ile kazanılması açısından da bir ayrım gözetmemiştir. Gerçekten de TTK m. 630 “Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir“kuralını öngörerek genel kurula, ortak olan veya olmayan, şirket esas sözleşmesi ile atanan ya da genel kurul kararı ile seçilen bütün müdür veya müdürleri görevden alma ya da yönetim hak ve temsil yetkisini sınırlandırma imkan tanımaktadır.

Esas sözleşmede müdürlerin görev süresine ilişkin açık bir hüküm olmadıkça, genel kurul seçtiği müdürün görev süresini süreli veya süresiz olarak belirleyebilir. Bu durumda görev süresi bitmemiş bir müdür, genel kurul tarafından TTK m. 620 kural gereğince her zaman ve toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile azledilebilecektir. Azledilecek müdürün ortak olup olmamasının herhangi bir önemi yoktur. Esas sözleşmede öngörülen sürenin dolmaması genel kurulun müdürü azledemeyeceği anlamına gelmez. Zira, müdürleri atama ve azil yetkisi gibi, şirket esas sözleşmesini değiştirme yetkisi de, TTK m. 616 uyarınca genel kurulun tekelsel yetkisi içerisinde bulunmaktadır."(Prof Dr.Şükrü Yıldız ,6102 sayılı TTK ya göre Limited Şirketlerde müdürlerin Görev Süresi ) Davalı şirketin ana sözleşmesinin 7.maddesi;

" temsil" başlıklı olup, şirketin işlerinin görülmesinde ve şirketi ilzam edecek her türlü muamelelerde ortakların münferit temsil yetkisine sahip olduğu belirlenmiştir. Şirketin 28.5.2008 tarihli ve 57 nolu ortaklar kurulu kararı ile şirket ortakları ... ve ... münferiden yetkili kılınmış,görev süresi ise belirlenmemiştir. Yine ... varisleri davacı ve davalı şirket ortakları, 9.6.2014 tarihli ve 64 sayılı karar ile ...'dan intikal eden hisselerin intikali neticesinde 2800 paya karşılık ...

70. 000-TL'si, 1200 paya karşılık 30.000-TL'si davacı ...'a intikal ettiği karara bağlanmıştır. Anlatılanlara göre; davalı ...'ın 2008 yılında alınan karar ile münferit şirket yetkilisi olarak ortaklar kurulu kararıyla seçildiği, diğer münferit yetkili şirket müdürünün vefat ettiği, şirketin esas sözleşmesinde ve seçimin yapıldığı ortaklar genel kurul kararında süre sınırı bulunmadığı, limited şirketlerde şirket müdürünün azami görev süresi ile bir sınırlama bulunmadığı gözetildiğinde davalı şirket müdürünün görevinin devam ettiği, davalı şirketin organsızlık halinin mevcut olmadığı, bu sebeple kayyım atanması talebinin de yerinde olmadığı sonucuna varılmaktadır. Şirket müdürünün ibra edilmemesi de müdürün görevini sona erdiren bir sebep olmadığından davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektiren bir durum olmadığından davacı vekilinin hükme yönelik ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.17/04/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.