İhalenin feshi davası kesinleşmişse satışa dayalı tazminat istenemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3824 E. 2024/6123 K. · · İlk derece: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kredi borçlusunun tüm borçlarına teminat olmak üzere ipotek veren ve aynı zamanda müteselsil kefil olan kişi, sorumluluğunu ortadan kaldıran bir sebep bulunmadıkça ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan satıştan doğduğunu ileri sürdüğü zarardan dolayı alacaklı bankadan tazminat isteyemez; satışın usulüne uygunluğu, satışın durdurulması ve ihalenin feshi istemlerinin reddine ilişkin kesinleşmiş icra hukuk mahkemesi kararlarıyla sabit olduğunda bu husus tazminat davasında yeniden tartışılamaz.
Ele alınan sorunlar
İpotek veren ve müteselsil kefilin, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan satış nedeniyle bankadan tazminat isteyip isteyemeyeceği → ret
İddia: Davacı, imzasının bulunmadığı kredilerden sorumlu tutulamayacağını, imzalı bir borç senedi olmadan yapılan satışın usulüne uygun sayılamayacağını, sözleşme yoksa ipoteğin de bulunmayacağını, evinin düşük bedelle satılması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden krediler kullandırılmış, davacı sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış ve kredi borçlarının teminatı olarak davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine banka lehine ipotek tesis edilmiştir; ipotek akit tablosuna göre ipotek, şirketin banka ile imzaladığı kredi sözleşmelerinden doğan tüm borçlarına teminat amacıyla kurulmuştur. Borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurulmuş; satışın durdurulmasına ve ihalenin feshine yönelik olarak davacının açtığı davalar icra hukuk mahkemelerince reddedilmiş ve bu kararlar kesinleşmiştir. Böylece satışın usulüne uygun yapıldığı kesinleşmiş kararlarla sabit olduğundan, ipotek veren sıfatıyla dava dışı şirketin kredi borçlarından sorumlu olan ve bu sorumluluğu ortadan kaldıran bir sebep bulunmayan davacının, söz konusu satış sebebiyle davalıdan talep edebileceği bir tazminat hakkı yoktur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
İhalenin feshi ve satışın durdurulması istemlerinin reddine ilişkin kesinleşmiş kararlar karşısında, satışın usulsüzlüğüne dayalı tazminat isteminin dinlenemeyeceği ve tüm borçlara teminat ipoteğinde ipotek verenin sorumluluğunun kapsamı bakımından emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kredi sözleşmesi↗ müteselsil kefalet↗ ipotek akit tablosu↗ tüm borçlara teminat ipoteği↗ ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip↗ ihalenin feshi↗ hesabın kat edilmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3824 E. , 2024/6123 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1916 Esas, 2023/684 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/153 E., 2021/510 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; dava dışı ... Ltd. Şti.'nin kullandığı 3 adet genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, ayrıca kendisine ait evin kaydına da banka lehine ipotek verildiğini, ... Ltd. Şti.'nin kendisinden sonra başka krediler de kullandığını, bu kredilerde kendi imzası olmadığını, davalı bankanın usulsüz işlemleri sonucu sahibi olduğu evin düşük bir bedelle satıldığını, bu nedenle zarara uğradığını savunarak evin gerçek değerinin tespiti ile usulsüz işlemlerle satılan evin bedeline karşılık şimdilik 20.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı bankanın herhangi bir usulsüz işleminin olmadığını, davacının borcunun ve yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı bankanın kredi borçlusu ... Moda San. Dış Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden firmaya ticari krediler kullandırıldığı, davacının sözleşmeleri müteselsil kefil sıfat ile imzaladığı, kredi borçlusu olan şirketin kredi borçlarının teminatı olarak davacı ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine banka lehine ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, ipotek akit tablosunun incelenmesinde şirket ile Oyak Bank A.Ş. arasında imzalanan kredi sözleşmelerinden dolayı şirketin tüm borçlarına teminat amacı ile oluşturulduğu, borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurulduğu, satışın durdurulmasına yönelik davacı tarafından açılan davanın İstanbul 15.
İcra Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildiği, ihalenin feshine yönelik davanın da İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/430 E. ve 2013/559 K. sayılı ilamı reddedildiği, kararın Yargıtayca onanarak ve son olarak karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleştiği, davacının ipotek veren sıfatıyla dava dışı şirketin davalı ... Bank A.Ş.'ye olan kredi borçlarından sorumlu olduğu ve bu sorumluluğunu ortadan kaldıran bir sebebin bulunmadığı, davacının kefil sıfatıyla ve İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2012/192 E. sayılı dosyası üzerinden verilen kararda gösterilen sınırlar içinde aynı borçtan dolayı sorumlu olduğu, gerçekleştirilen ve davacının zarar talebinde bulunduğu satışın usulüne uygun yapıldığı ve bunun satışın durdurulmasına ve ihalenin feshine yönelik yargılamalar neticesinde İcra Hukuk Mahkemesi kararları ile sabit olduğu, davacının davalıdan belirtilen satış sebebiyle talep edebileceği bir tazminat hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; imzalı bir borç senedi olmadan yapılan bir satışa usulüne uygun denilemeyeceğini, kendisinin imzaladığı kredi borçlarına teminat olarak ipotek verdiğini, sözleşme yoksa ipoteğin de olmayacağını, evinin yok yere satıldığını, olmayan kefalet nedeniyle ödettirilen paranın tazmin ettirilmesini, ayrıca hükmolunan 4.080,00 TL vekâlet ücretinin 20.000,00 TL bedelli bir dava için çok fazla olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usulsüz taşınmaz satışı iddiasıyla tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 150 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1071633400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz