6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4157 E. 2024/5886 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya ticaret unvanı kötü niyet esastan ret ilk derece kararının kaldırılması eksik inceleme haksız rekabet yükleten (shipper) iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · SMK — SMK 6

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/30 E., 2020/101 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Çağrı" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Derneğin “...” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, tüm mal ve hizmetler yönünden korunması gerektiğini, “Çağrı” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının asıl unsurunu oluşturduğundan, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasındaki koşulların da bulunduğunu, dava konusu başvurunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, YİDK’nın 22.11.2018 tarih ve 2018-M-9886 sayılı kararının iptaline, 2017/122410 sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, taraf markaları benzer olmadığı gibi davacı markalarının tanınmışlığı ispatlanamadığından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının oluşmadığı, dava konusu ibare ile davacının ticaret unvanı arasında da benzerlik bulunmadığından başvurunun aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tescilinin engellenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarının asıl unsuru olan “Çağrı” ibaresinin dava konusu markada aynen yer aldığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı bulunduğunu, dava konusu marka ile benzer nitelikte olan “Musa Leblebiceler Çağrı Et” ibareli markanın müvekkilinin markları ile benzer görülerek iptal edildiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun haksız rekabet oluşturduğunu, kötü niyetli bulunduğunu, ayrıca 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasındaki koşulların da oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Çağrı" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu markanın bir bütün olarak, davacı markalarında tamamen farklı bir algı yaratan “...” ibaresinden oluştuğu, marka işaretleri benzer bulunmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının

sonuca etkili bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, diğer taraftan davacının ne dava konusu başvuruya ilişkin işlem dosyasında ne de dava dilekçesinde açıkça kötü niyet iddiasına dayanmadığı gibi davacı vekilinin ön inceleme celsesinde açıkça davada 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci ve altıncı fıkralarına dayandıklarını beyan etmesi karşısında mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 140 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında uyuşmazlık konusunun anılan hükümler uyarınca dava konusu YİDK kararının iptali ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği olarak belirlenmesinde ve bu bağlamda davacının kötü niyet ve haksız rekabet iddiaları yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci ve altıncı fıkraları.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1621 E. 2023/5086 K.

    Ortak: · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4157 E.  ,  2024/5886 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/572 Esas, 2023/594 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2019/30 E., 2020/101 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Çağrı" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Derneğin “...” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, tüm mal ve hizmetler yönünden korunması gerektiğini, “Çağrı” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının asıl unsurunu oluşturduğundan, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasındaki koşulların da bulunduğunu, dava konusu başvurunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, YİDK’nın 22.11.2018 tarih ve 2018-M-9886 sayılı kararının iptaline, 2017/122410 sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, taraf markaları benzer olmadığı gibi davacı markalarının tanınmışlığı ispatlanamadığından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının oluşmadığı, dava konusu ibare ile davacının ticaret unvanı arasında da benzerlik bulunmadığından başvurunun aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tescilinin engellenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarının asıl unsuru olan “Çağrı” ibaresinin dava konusu markada aynen yer aldığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı bulunduğunu, dava konusu marka ile benzer nitelikte olan “Musa Leblebiceler Çağrı Et” ibareli markanın müvekkilinin markları ile benzer görülerek iptal edildiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun haksız rekabet oluşturduğunu, kötü niyetli bulunduğunu, ayrıca 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasındaki koşulların da oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Çağrı" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu markanın bir bütün olarak, davacı markalarında tamamen farklı bir algı yaratan “...” ibaresinden oluştuğu, marka işaretleri benzer bulunmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının

sonuca etkili bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasındaki koşulların da oluşmadığı, diğer taraftan davacının ne dava konusu başvuruya ilişkin işlem dosyasında ne de dava dilekçesinde açıkça kötü niyet iddiasına dayanmadığı gibi davacı vekilinin ön inceleme celsesinde açıkça davada 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci ve altıncı fıkralarına dayandıklarını beyan etmesi karşısında mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 140 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında uyuşmazlık konusunun anılan hükümler uyarınca dava konusu YİDK kararının iptali ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği olarak belirlenmesinde ve bu bağlamda davacının kötü niyet ve haksız rekabet iddiaları yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci ve altıncı fıkraları.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1071357100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.