6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Başkana çağrı yapılmadan alınan yönetim kurulu kararı batıldır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4130 E. 2024/6317 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Anonim şirkette yönetim kurulunu toplantıya çağırma görevi kural olarak başkana, onun bulunmadığı hâllerde başkan vekiline aittir; çağrı şekle tabi olmamakla birlikte amacı tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesidir. Başkana hiç davet yapılmadan ve esas sözleşmedeki toplantı yeri kuralına aykırı biçimde toplanılarak alınan yönetim kurulu kararı Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olup batıldır; başkanın belli gündem maddelerinde müzakereye katılamayacak olması onun toplantıya çağrılmamasını haklı kılmaz ve başkandan çağrı talebinde bulunulduğunu ispat yükü bunu ileri sürendedir. Batıl yönetim kurulu kararına dayanılarak yetkisiz kişilerce çağrılan genel kurulda alınan kararlar, çağrı kurucu unsurundaki geçersizlik nedeniyle yoklukla maluldür. Bu tür taleplerde gerçek kişi yönetim kurulu üyelerine husumet yöneltilemez.

Ele alınan sorunlar

Yönetim kurulu başkanına çağrı yapılmaksızın ve şirket merkezi dışında toplanılarak alınan yönetim kurulu kararının geçerliliği → kabul

İddia: Davalı şirket, davacının fiilen şirkette bulunmadığını ve yönetimle ilgilenmediğini, yetkilerini fiilen devrettiğini, başkan yardımcısının çağrıya yetkili olduğunu, toplantıların uzun süredir iki kişiyle yapıldığını, salt çağrı prosedürüne ilişkin ve sonuca etkisiz eksikliklerin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının yokluk veya iptalini gerektirmeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yönetim kurulu toplantısına çağrı Kanunda şekle tabi tutulmamış olup asıl amaç tüm yönetim kurulu üyelerinin toplantıdan haberdar edilmesidir; kural olarak daveti yönetim kurulu başkanı yapar, onun bulunmadığı zamanlarda bu görev başkan vekiline aittir. Her yönetim kurulu üyesinin başkandan yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebileceğine ilişkin hüküm karşısında, davacı başkandan böyle bir talepte bulunulduğu iddia ve ispat edilememiş; başkanın çağrı görevini yerine getirmesine engel bir hâlin bulunduğu da usulünce kanıtlanamamıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre toplantı tarihi itibarıyla başkan olan davacıya usulüne uygun bildirim yapılsaydı katılıp katılamayacağı tespit edilebilirdi; hiç davet yapılmadan ve esas sözleşmede öngörülen yer kuralına aykırı olarak şirket merkezi dışında gerçekleştirilen toplantı Kanuna ve esas sözleşmeye aykırıdır. Yönetim kurulu başkanının belli konularda müzakerelere katılamayacak olması, onun toplantıya davet edilmesine engel değildir. Bu nedenlerle, toplantı ve karar nisapları da gözetildiğinde, başkan kasten çağrılmaksızın alınan yönetim kurulu kararı butlanla maluldür. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Batıl yönetim kurulu kararına dayanılarak yapılan çağrı ile toplanan genel kurulda alınan kararların akıbeti → kabul

İddia: Davalı şirket, sonuca etkisiz çağrı eksikliklerinin genel kurul kararlarının yokluk veya iptalini gerektirmeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel kurul toplantısı butlanla malul yönetim kurulu kararına dayanmakta olup toplantıya davet yetkisi bulunmayan yönetim kurulu üyelerinin daveti ile yapılmıştır. Usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığından, çağrıya ilişkin kurucu unsurun geçersizliği nedeniyle bu toplantıda alınan genel kurul kararları yoklukla maluldür. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Yönetim kurulu ve genel kurul kararlarına ilişkin taleplerin yönetim kurulu üyelerine yöneltilmesi → ret

İddia: Davalı yönetim kurulu üyesi, genel kurul kararları aleyhine ancak şirkete karşı dava açılabileceğini, davanın yönetim kurulu üyelerine yöneltilemeyeceğini savunmuştur.

Gerekçe: Yönetim kurulu ve genel kurul kararlarına yönelik talepler yönetim kurulu üyelerine de yöneltilmiş ise de, bu davalıların davada pasif husumetleri bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yönetim kurulu başkanına hiç çağrı yapılmadan alınan kararın batıl olması, müzakereye katılamama hâlinin davet zorunluluğunu ortadan kaldırmaması ve batıl yönetim kurulu kararına dayanan genel kurul kararlarının yoklukla malul sayılması bakımından emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
pasif husumet (yönetim kurulu ve genel kurul kararlarına ilişkin taleplerin yönetim kurulu üyelerine yöneltilememesi)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu kararının butlanı genel kurul kararının yokluğu toplantıya çağrı yetkisi başkan vekili toplantı ve karar nisabı esas sözleşme pasif husumet

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4130 E.  ,  2024/6317 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/75 Esas, 2023/842 Karar

HÜKÜM

Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/1374 E., 2020/428 K.

Taraflar arasındaki tespit ve iptal davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalılar ... ve ... yönünden davanın usulden reddine, davalı ... Tur. İnş. ve Tic. A.Ş. yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... Tur. İnş. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Tur. İnş. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin kuruluşundan beri yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, diğer davalıların da 03.02.2016 tarihinde yönetim kurulu üyeliğine seçildiklerini, müvekkilinin diğer iki yönetim kurulu üyesini 31.07.2018 tarihli yönetim kuruluna davet ettiği halde davalı üyelerin toplantıya gelmemeleri üzerine toplantının gerçekleştirilemediğini, bu iki üyenin yönetim kurulu başkanının daveti olmadan şirket merkezi dışında bir araya gelerek genel kurulu 14.09.2018 tarihinde toplantıya davet ettiğinin sonradan öğrenildiğini, davacının gönderdiği ihtarnameler ile anonim şirketlerde toplantıya davet yetkisinin yönetim kurulu başkanına ait olduğunu belirtip başkanın yapmadığı bir toplantıda alınan kararın yönetim kurulu kararı sayılamayacağını, yok hükmündeki bir karara dayanılarak yetkisiz kişilerce çağrılan genel kurulun hukuken geçersiz olacağını ihtar ettiğini, buna rağmen şirketin 2017 yılı olağan genel kurul toplantısının 14.09.2018 tarihinde şirket merkezi dışındaki bir adreste yapıldığının ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığını, bu toplantıda müvekkili dışındaki yönetim kurulunun ibra edildiğini, bilanço kâr ve zarar hesabının kabul edildiğini, yönetim kurulu seçimine ilişkin ana sözleşmenin değiştirildiğini, davalı gerçek kişilerin davalı şirket yönetimine seçildiğini, şirket işletilmesi için yönetim kuruluna yetki verildiğini, yönetim kurulu başkanı olan davacı tarafından çağrısı yapılmadan yönetim kurulu toplantısı gerçekleştirilip genel kurulun davet edildiğini, yetkisiz kişilerin çağrısı ile gerçekleştirilen genel kurulun yok hükmü taşıdığını ileri sürerek yönetim kurulu kararının geçersizliğinin tespitini, geçersiz yönetim kurulu kararına dayanılarak yetkisiz kişilerce davet edilen 14.09.2018 tarihli toplantının yoklukla maluliyetinin tespitini, davalı ...’e verilen yetki belgesinin iptalini, müvekkilinin halen yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olduğunun tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... Tur. İnş. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; münferit temsile yetkili diğer davalılarca 06.07.2018 tarihinde düzenlenen yönetim kurulu toplantısında o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davacının şirketten alacakları hakkında genel kurul görüşmesinin gündeme alındığını, davacının bu durumda yönetim kurulunu toplayamayacağını, görüşmeye giremeyeceğini, genel kurul toplantı davetiyesinin davacıya tebliğ edildiğini, davacının hisse ve sermaye yapısıyla orantısız şekilde her genel kurulda kabul ettirdiği alacaklarının dayanaklarını ibrazdan kaçındığını, bu hususun tartışma konusu olduğunu, böyle bir konunun görüşülmesi nedeniyle davacının yönetim kurulu toplantısına dahil edilip edilmeyeceğinin yönetim kurulunun taktirine bırakıldığını, 07.08.2018 tarihli ihtarname içeriğinde davacıya güvensizlik, şirket merkezinin davacının mülkiyet ve tasarrufundaki adresten nakli, davacı hesaplarının incelenmesi, yönetim kurulunun yeniden teşkili hususlarının gündem olarak talep edildiğini, davacının çeşitli genel kurullarda avans alacakları adı altında hisseleriyle orantısız alacakları genel kurula onaylattığını, 2.111.926,00 USD tutarında alacaklı göründüğü senedi düzenlediğini, diğer yönetim kurulu üyelerinin dostlukları sebebiyle davacıya güvendiğini, defterlerde böyle bir para girişinin görünmediğini, davacının şirketi boşaltmak senedi eşine cirolayıp için takip başlattığını, davacı hakkında şirket tüzel kişiliği ve ortaklar aleyhine suç işlemekten soruşturma bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; genel kurul kararları aleyhine şirkete karşı dava açılabileceğini, davanın yönetim kurulu üyelerine yöneltilemeyeceğini, münferit temsile yetkili müvekkilinin ve diğer üyenin 06.07.2018 tarihli “genel kurul” konulu yönetim kurulu toplantısına dayanılarak genel kurulun yapıldığını, genel kurul toplantı davetiyesinin tebliğine rağmen davacının toplantıya katılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... duruşmada davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yönetim kurulu ve genel kurul tarihinde davalı şirketin yönetim kurulu başkanının davacı, davalı gerçek kişilerin de yönetim kurulu üyeleri olduğu, davacı ve davalı ...'in münferit imza ile davalı şirketi temsile yetkilerinin bulunduğu, dava konusu yönetim kurulu kararının yalnızca davalı gerçek kişilerin katılımı ile gerçekleştirildiği, dava konusu yönetim kurulu toplantısının yönetim kurulu başkanı davacının çağrısı ile yapıldığı tespit edilemediği gibi öncesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 392 nci maddesinin yedinci fıkrası gereğince, davacı yönetim kurulu başkanından yönetim kurulunu toplantıya çağırmasının talep edildiğinin yönetim kurulu üyesi davalılarca iddia ve ispat edilemediği, yönetim kurulu toplantısına çağrının 6102 sayılı Kanun’da herhangi bir şekle tabi tutulmadığı, asıl amacın tüm yönetim kurulunun toplantıdan haberdar edilmesi olduğu, yönetim kurulunu toplantıya çağırmanın başkanın görevi içinde kaldığı, başkanın bulunmadığı zamanlarda başkan vekilinin de yönetim kurulunu toplantıya çağırabileceği, ne var ki davaya konu yönetim kurulu yönünden, davacı yönetim kurulu başkanının, toplantıya çağrıya ilişkin görevini yerine getirmeye engelinin usulünce ispatlanamadığı, davacı yönetim kurulu başkanının kasten toplantıya çağrılmaksızın davaya konu yönetim kurulu kararının alındığı, bu nedenle davaya konu 06.07.2018 tarihli yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğu, genel kurul toplantısının ise anılan yönetim kurulu kararına dayandığı, toplantıya davet yetkisi olmayan yönetim kurulu üyelerinin daveti ile yapıldığı, bu toplantıda alınan genel kurul kararlarında çağrıya ilişkin kurucu unsurun butlanla maluliyeti nedeniyle yoklukla malul olduğu, her ne kadar yönetim kurulu ve genel kurul kararlarına yönelik talepler, davalı yönetim kurulu üyelerine de yöneltilmiş ise de anılan bu davalıların davada pasif husumetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ...

ve ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın kabulü ile davalı şirketin, yönetim kurulunun 06.07.2018 tarih ve 2018/1 karar sayılı yönetim kurulu kararının butlanının tespitine, 14.09.2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Tur. İnş. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı ... Tur. İnş. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinin davacıdan sadır e-mail ve soruşturmadaki ifadesi ile çeliştiğini, davacının fiilen olmadığını, yönetimle ilgilenmediğini, başkan yardımcısının çağrıya yetkili olduğunu, davacının bizzat kendi beyanları ile başkan vekilinin tek yetkili olduğunu beyan ettiğini, fiilen yetkilerini devrettiğini, şirketle ilgili yönetsel işlerde başkasına imza attırdığını, şirket yönetim kurulu toplantılarının zaten uzun süredir iki kişi ile yapıldığını, salt çağrı prosedürüne ilişkin, sonuca etkisiz eksikliklerin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının yokluk ve iptalini gerektirmeyeceğini, senedi eşine ciro ederek şirket aleyhine takip başlattıran davacının azil şartlarının oluştuğunu, şirketin yegane işletmesini icradan sattırdığını, diğer genel kurul kararları ile ilgili davaların birlikte görülmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 03.02.2016 tarihli şirket olağan genel kurulunda üç yıl görev yapmak üzere davacının yönetim kurulu başkanı ve davalı asillerin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve üyesi sıfatıyla yönetim kuruluna seçildikleri, şirket esas sözleşmesinin 14 üncü maddesinde “Yönetim kurulu toplantıları şirket merkezinde yapılır. ... Üyelerin tamamına önceden yazılı veya haber verilmek suretiyle toplantı şirket merkezinden veya işyerinden başka bir yerde yapılabilir. Yönetim kurulunun müzakerelerinin başlayabilmesi için mevcut üye sayısının yarısından bir fazlasının toplantıda hazır bulunması şarttır. Kararlar mevcut üyelerin ekseriyetiyle verilir.” şeklinde düzenlendiği, davaya konu yönetim kurulu kararının alındığı yönetim kurulu toplantısına davacı yönetim kurulu başkanına çağrı yapılmadan ve şirket merkezi dışında toplanılarak karar alındığı, 6102 sayılı Kanun’un 392 nci maddesinin yedinci fıkrasına göre her yönetim kurulu üyesinin başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebileceği hükmü ve ilkeler dikkate alındığında kural olarak daveti yönetim kurulu başkanının yapacağı, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görevin başkan vekiline ait olduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre toplantı tarihi itibariyle davacının yönetim kurulu başkanı olup usulüne uygun olarak yapılacak toplantı bildiriminden sonra katılıp katılamayacağının tespit edilebileceği, hiç davet yapılmadan gerçekleştirilen yönetim kurulu toplantısının Kanuna ve esas sözleşmeye aykırılık taşıdığı, yönetim kurulu başkanı belli konularda müzakerelere katılamayacak olsa da bu hususun onun toplantıya davet edilmesine engel teşkil etmediği, bildirim yapılmaksızın 06.07.2018 tarihinde toplanan yönetim kurulunun aldığı 2018/1 sayılı kararının toplantı ve karar nisapları da göz önüne alındığında batıl olduğu sonucuna varıldığı, batıl 06.07.2018 tarihli 2018/1 sayılı yönetim kurulu kararına dayanarak 14.09.2018 tarihli genel kurul toplantısına çağrı yapılmış ise de usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığından ve azınlık ihtarnamesi olarak belirtilen ihtarnamenin sadece gündeme madde eklenmesi hususu ile ilgili olması nedenleriyle genel kurulda alınan tüm kararların batıl olduğunun tesbit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı ...

Turizm İnş. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Tur. İnş. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı ... Tur. İnş. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının toplantılara katılamayacak durumda olduğunun davacıdan sadır belgelerle, savcılık ifadeleriyle, kendi beyanlarıyla ikrar edildiğini, gerekçelerin, hem esas hem de usul yönünden davacıdan sadır delil niteliğindeki e-mail mesajları ve bizzat davacının soruşturma ifadesi ile çeliştiğini, 12.06.2017 tarihli genel kurula çağrıya ilişkin 15.05.2017 tarihli yönetim kurulu karar tutanağındaki imzanın davacıya değil davacının hiçbir yetkisi olmayan eşine ait olduğunu, çünkü kendisinin fiilen bulunmadığını, davacının beyan dilekçelerinde sağlık sorunları sebebiyle Amerika Birleşik Devletlerinde bulunduğunu, bu sebeple “şirketin tüm kontrolünün ve idaresinin münferit imza yetkilisi olan ...’de olduğunu”, “yıllardır (2015 tarihli yönetim kurulu toplantıları da dâhil) tüm toplantıları ...’in düzenlediğini” beyan ettiğini, Yargıtay kararlarında ve doktrinde, anonim ortaklıkların yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti taleplerinde, somut durumdaki menfaat dengesi ve çelişkili davranış yasağı da gözetilerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gereğinin belirtildiğini, salt çağrı usulüne ilişkin ve sonuca etkisiz eksikliklerin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının yokluk veya iptalini gerektirmeyeceğinin kabul edildiğini, davacının eşi ile danışıklı bir icra takibi ile sadakat borcuna aykırı bir biçimde şirketin tek esaslı mal varlığı ve faaliyet konusu olan Bodrum’daki işletmesinin elden çıkmasına ve şirketin sona erme tehlikesi yaşamasına neden olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, yönetim kurulu kararının geçersizliğinin ve genel kurul toplantısının yoklukla maluliyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 390, 391, 392 ve 393 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... Tur. İnş. ve Tic. A.Ş.'nin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1070690100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/75 E. 2023/842 K.

Çağrısız yönetim kurulu kararına dayanan genel kurul kararının butlanı

Gerekçe özeti

Yönetim kurulu toplantısına çağrı, kural olarak başkan tarafından yapılır; başkanın bulunmadığı hallerde bu görev başkan vekiline aittir. Toplantıya davet edilmeyen bir üyenin müzakere sürecinden bilinçli olarak dışlanmış sayılması sonucunu doğuran çağrısızlık, alınan yönetim kurulu kararı için yokluk/butlan sebebidir; şekil ve nisap koşullarına uyulmamış olması da kararın geçersizliğini pekiştirir. Müzakereye katılma yasağı bulunması, ilgili üyenin toplantıya davet edilmesine engel değildir. Batıl bir yönetim kurulu kararına dayanılarak yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar da, geçerli bir çağrı temeli bulunmadığından batıldır. Farklı genel kurul toplantılarına ilişkin ayrı dava dosyaları, konuları (dava tarihleri ve toplantıları) farklı olduğundan ve sonradan açılmış olmaları nedeniyle birlikte görülmek zorunda değildir.

Emsal değeri

Yönetim kurulu başkanına usulüne uygun çağrı yapılmadan alınan yönetim kurulu kararının yokluk/butlanla malul olacağı ve bu karara dayanılarak toplanan genel kurulda alınan kararların da butlanının tespit edilebileceği yönündeki değerlendirme, benzer çağrı usulsüzlüğü içeren yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının iptali/butlanı davaları için emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: yönetim kurulu kararının butlanı çağrı usulüne aykırılık yokluk genel kurul kararının butlanı TTK 392/7 TTK 393 TTK 447 davaların birleştirilmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/75

KARAR NO 2023/842

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/09/2020

NUMARASI 2018/1374 Esas 2020/428 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

Davanın kabulune ilişkin kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, yönetim kurulu başkanı müvekkili tarafından çağrısı yapılmadan toplanıp karar aldığını belirten yönetim kurulu kararının geçeriz olduğunun tespitine, geçersiz yönetim kurulu kararına dayanılarak yetkisiz kişiler tarafından davet edilen 14/09/2018 tarihli toplantının yoklukla malul olduğunun tespitine, geçersiz toplantıda alınan ve ticaret siciline tescil edilen Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinden ilan edilen kararların terkini ile hukuki durumun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına, ...'e verilen yetki belgesinin iptaline, müvekkil ...'in halen yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olduğunun tespitine karar verilmesini; talep etmiştir.

CEVAP

Davalı şirket vekili, davacının yönetim şeklinin ve alacaklarının incelenmesine yönelik hem olağanüstü genel kurul talebi niteliğinden azınlık hissesi ihtarnamesi, hem de diğer yönetim kurulu üyelerinin görüşme talebi olduğunu, yapılan işlemler yasal düzenlemelerin amacına, TTK.m.393, 409/f.2 ve 411'e uygun olduğunu, davacının 26/07/2018 tarihli yönetim kurulu toplantı daveti ile görevden alınmasının önceki genel kurul kararına aykırı olduğu iddiası, gerçek durumu yansıtmayan, kanuna ve TMK.m.2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı samimiyetten uzak birer davet ve iddia olduğunu, yönetim hakkının şahsa ait olduğunu, temsilci vasıtasıyla kullandırılamayacağını, davacının şirket taşınmazının satışına ilişkin ve buradaki villaların yapımında kullanıldığını iddia ettiği "ortakların cari hesap alacakları"nın tahsiline diğer yönetim kurulu üyelerinin engel olduğu ilgili iddialarının gerçek dışı olduğunu, bu nedenlerle şirket tüzel kişiliği ile çıkar çatışması ve hakkında savcılık soruşturması olan davacının haksız ve gerçeğe aykırı beyanlara dayalı, TMK.m.2 ve TTK.m.451 uyarınca davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; genel kurul kararları aleyhine açılan davalar şirket tüzel kişiliğine tevcih edilmesi gerekli ve yeterli olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şahıslarına yöneltilemeyeceğini, davacının 26/07/2018 tarihli yönetim kurulu toplantı daveti ile görevden alınmasının önceki genel kurul kararına aykırı olduğu iddiası, gerçek durumu yansıtmayan, kanuna ve TMK.m.2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı samimiyetten uzak birer davet ve iddia olduğunu, davacı şirketin malvarlığını boşaltma amacıyla takip başlattığını, bu nedenlerle, öncelikle genel kurul kararının geçerliliğine ilişkin bu dava yönetim kurulu üyesinin şahsına tevcih edilemeyeceği için müvekkil yönünden husumetten reddine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, dava konusu yönetim kurulu toplantısının yönetim kurulu başkanı davacının çağrısı ile yapıldığı tespit edilemediği gibi öncesinde TTK.392/7 maddesi gereğince, davacı yönetim kurulu başkanından yönetim kurulunu toplantıya çağırmasının talep edildiğinin yönetim kurulu üyesi davalılarca da iddia ve ispat olunamadığı, yönetim kurulunu toplantıya çağırmanın başkanın görevi olduğu ve başkanın bulunmadığı zamanlarda başkan vekilinin de yönetim kurulunu toplantıya çağırabileceği, ne var ki davaya konu yönetim kurulu yönünden, davacı yönetim kurulu başkanının, toplantıya çağrıya ilişkin görevini yerine getirmeye engel durumda olduğu davalı tarafça usulünce ispat edilemediği, davacı yönetim kurulu başkanından habersiz davaya konu yönetim kurulu kararının alındığı, bu nedenle davaya konu 06/07/2018 tarihli yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğu, davaya konu 06/07/2018 tarihli genel kurul toplantısının ise, yukarıda anılan yönetim kurulu kararına dayanmakta olup, toplantıya davet yetkisi olmayan yönetim kurulu üyelerinin daveti ile yapıldığı, bu toplantıda alınan genel kurul kararlarında çağrıya ilişkin kurucu unsurun butlanla malul olması nedeniyle butlanla malul olduğunun tesbitine diğer davalılar aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı şirket vekili, 28.12.2016 ve 25.01.2017 tarihli e-mail yazışmaları, CBS 2019/107022 Sor. sayılı dosyadaki 06.08.2019 tarihli ifadesi, 12.06.2017 tarihli genel kurula çağrıya ilişkin 15.05.2017 tarihli yönetim kurulu karar tutanağındaki imzalar yönetim kurulu başkanının yokluğunun ve iş yapamaz durumda olduğunun, başkan yardımcısının çağrıya yetkili olduğunun kanıtı olduğunu, şirket yönetim kurulu toplantılarının zaten uzun zamandır 2 imza ile yapılagelmekte olduğunu, davacının davadan önceki 2 yıla yakın süreçte şirket işleriyle ilgilenmediği ve toplantılara gelmediğini, kararın, davacı ile şirket arasındaki somut ihtilaflar ve menfaat çatışması sebebiyle hukuka, hukuk sisteminin temel prensiplerine aykırı olup butlanı talep edilen her bir genel kurul kararı için ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğini, kayyım raporunun dikkate alınması gerektiğini, daha önceki genel kurullarla ilgili olarak İstanbul Anadolu 11.

ATM'nin 2019/352 E. Sayılı dosyasının yanı sıra, aynı mahkemenin 2020/458 E. sayılı dosyasının da bulunduğunu, bu yokluk/butlan davalarında çelişkili kararlar çıkmaması ve davaların birlikte görülmesi gerekirken ayrı ayrı görülmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, usulüne uygun toplanmayan yönetim kurulunun aldığı kararın butlanı ve bu karar dayanılarak toplanan genel kurulun aldığı kararların batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Yönetim kurulu Toplantısına kural olarak daveti yönetim kurulu başkanı yapar, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görev başkan vekiline aittir. Yine çağrının şekline dair de Kanun'da düzenleme bulunmamaktadır. Bununla beraber çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğu da yoktur. Böylelikle esas sözleşmede düzenleme yapılmasına da imkan sağlanmıştır. Önemli olan tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesidir. Toplantı çağrısının tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmamış olması bir ya da birden fazla üyenin müzakere süreçlerinden bilinçli olarak dışlanmış olduğu sonucunu doğurduğundan alınan kararlar açısından bir yokluk nedenidir.

Bununla birlikte yönetim kurulu kararlarının geçerliliği için ayrıca şekil ve nisaplara da uygun bir karar alınmış olması gerekir. Aksi halde karar yok hükmünde olacaktır. ( Yargıtay 11. HD'nin 2022/5225- 9637 E.-K. Sayılı ve 29.12.2022 tarihli ilamı) Genel kurul kararlarına karşı iptal davasını açabilecek kişiler TTK 446.maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten veya toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri veya yönetim kurulu, veya kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri olarak belirlenmiştir.

Butlan halleri ise TTK 447.maddede" Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. " şeklinde düzenlenmiştir. Davalı şirketin 03.02.2016 tarihli şirket olağan genel kurulunda üç yıl görev yapmak üzere davacının yönetim kurulu başkanı ve davalı asillerin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve üyesi sıfatıyla yönetim kuruluna seçildikleri, şirket esas sözleşmesinin 14.maddesinde "Yönetim kurulu toplantıları şirket merkezinde yapılır.

... Üyelerin tamamına önceden yazılı veya haber verilmek suretiyle toplantı şirket merkezinden veya işyerinden başka bir yerde yapılabilir. Yönetim kurulunun müzakerelerinin başlayabilmesi için mevcut üye sayısının yarısından bir fazlasının toplantıda hazır bulunması şarttır. Kararlar mevcut üyelerin ekseriyetiyle verilir. " şeklinde düzenlendiği, davaya konu yönetim kurulu kararının alındığı 06.02.2018 tarihli yönetim kurulu toplantısına davacı YK başkanına çağrı yapılmadan ve şirket merkezi dışında toplanılarak karar alındığı, TTK 392/7.maddesine göre her yönetim kurulu üyesinin başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebileceği hükmü ve yukarıda belirtilen Yargıtay ilamındaki ilkeler dikkate alındığında kural olarak daveti yönetim kurulu başkanının yapacağı ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görevin başkan vekiline ait olduğu, davalı taraf, e-mail yazışmaları ve soruşturma dosyasındaki ifadelere göre hastalığı ve yurt dışında olması nedeniyle davacının yönetim kurulu toplantılarına hiç gelmediği beyan edilmiş ise de ticaret sicil kayıtlarına göre toplantı tarihi itibariyle davacının YK başkanı olup usulüne uygun olarak yapılacak toplantı bildiriminden sonra katılıp katılamayacağının tespit edilebileceği, davacının keşide ettiği Kadıköy ...

Noterliğinin 26.07.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesinin davacının toplantılara katılabilecek durumda ve istekte olduğunu kanıtladığı, hiç davet yapılmadan gerçekleştirilen YK toplantısının kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olduğu açıktır. Davalı taraf yine TTK 393.madde uyarınca müzakereye katılma yasağına dayanarak davacının zaten toplantıya katılma hakkının bulunmadığını ileri sürülmüş ise de davacı YK başkanı belli konularda müzakerelere katılamayacak olsa da bu onun toplantıya davet edilmesine engel bir koşul değildir. Yasa ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak bildirim yapılmaksızın 06.07.2018 tarihinde toplanan yönetim kurulunun aldığı 2018/1 sayılı kararının toplantı ve karar nisapları da göz önüne alındığında batıl olduğu sonucuna varılmaktadır.

Batıl olan 06.07.2018 tarihli 2018/1 sayılı yönetim kurulu kararına dayanarak 14.09.2018 tarihli genel kurul toplantısına çağrı yapılmış ise de usulüne uygun alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığından ve azınlık ihtarnamesi olarak belirtilen Nazilli 3.Noterliği'nin 07.08.2018 tarih ve 09826 yevmiye no.lu ihtarnamesinin sadece gündeme madde eklenmesi hususu ile ilgili olması nedenleriyle genel kurulda alınan tüm kararların batıl olduğunun tesbit edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. İstanbul Anadolu 11. ATM'nin 2019/352 E. sayılı ve ayrıca 2020/458 E. sayılı dosyalarının iş bu dava ile birlikte görülmesi gerektiği iddia edilmiş ise de 2019/352 E. Sayılı dosyada 03.02.2016, 05.05.2017 ve 12.06.2017 tarihli genel kurulda alınan kararların, 2020/458 E.

Sayılı dosyada ise 25.05.2017 tarihli ve 14.09.2018 tarihli genel kurulda alınan kararların batıl olduğunun tespiti istemiyle açıldığı, dava konusu genel kurul toplantılarının farklı olması ve eldeki dava dosyasından sonra açıldıkları dikkate alındığında birlikte görülmelerinin kanunen mümkün olmadığı görülmekle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, istinaf yoluna başvuran davalı şirket vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davalı ....'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı .... tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.25/05/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.