Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/220 E. 2012/21361 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ rayiç bedel↗ delil tespiti↗ olağanüstü genel kurul↗ ibra↗ şirket zararı↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin 29.03.2003 tarihli olağan genel kurul toplantısının 7. maddesinde, halen şirket üzerine kayıtlı olan veya bu tarihten sonra satın alınacak olan gayrimenkullerin satılması için yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısına birlikte atacakları imza ile yetki verildiği, dava konusu ...köyündeki 1352 parsel sayılı taşınmazın 10.05.2006 tarihinde 1.300.000 TL bedelle dava dışı Esoto Ltd. Şti’ne satıldığı, yönetim kurulunun 08.06.2006 tarihli genel kurula sundukları bilanço ve yönetim kurulu faaliyet raporunda taşınmazın satışına ilişkin bilgi vermedikleri, bu toplantıda yapılan ibranın bağlayıcı olmadığı, bu nedenle de TTK’nun 309/son maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, yargılama sırasında alınan 3 adet bilirkişi raporuna göre tespit raporundaki bina değerindeki yüksek hesaplamanın, binanın 5320 m² olan idari bina dışındaki kısmının, yıkımına kararverilen kaçak yapı olduğunun tespit raporunda dikkate alınmamasından kaynaklandığı, bilirkişi raporlarına göre satış bedelinin, taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedeline uygun olması, nakit darlığı içindeki şirketin mali bünyesini güçlendirmek maksadıyla yapılan satışın şirket menfaatine uygun bir tasarruf olduğu, davacıların eylemlerinin, temsilcisi oldukları şirketi zarara uğratmak maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, yönetim kurulu üyeleri olan davalıların, davacılar tarafından yaptırılan 2007/452 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında gerçek değeri 4.787.514,06 TL olarak tespit edilen taşınmazı 10.05.2006 tarihinde 1.300.000 TL’na satarak şirkete ve ortaklara zarar verdikleri iddiası ile TTK’nun 309. maddesine dayalı açılan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, taşınmaz bedelinin, taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedeline uygun olması nedeniyle nakit darlığı içindeki şirketin mali bünyesini güçlendirmek maksadıyla yapılan satışın şirket menfaatine uygun bir tasarruf olduğu, davacıların eylemlerinin, temsilcisi oldukları şirketi zarara uğratmak maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yargılama sırasında davalı ... tarafından verilen 21.10.2009 tarihli dilekçenin 2. Sayfasında “ fabrikayı alan firmanın verdiği bir yıllık süreye ilaveten 1,5 yıl daha süre almayı özel çabalarımla ve yalvarmalarımla gerçekleştirdim. Yani bu fabrikadan toplam 2.500.000 TL. kazandık. Eğer özel çabalarım ve emeklerim olmasaydı şirket 1.200.000 TL daha kazanamayacaktı. Kızlarım da sermaye indirilmesi adı altında 210.000 TL alamayacaktı.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu durumda mahkemece, davalı ...’ın anılan dilekçede geçen beyanlarının ne anlama geldiği bu davalıdan sorularak taşınmaz ve üzerindeki fabrikanın gerçekte 1.300.000 TL’dan fazlaya satılıp satılmadığının açıklığa kavuşturularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde anılan dilekçedeki beyanlar dikkate alınmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Diğer yandan, davaya konu taşınmaz bir kül halinde 1.300.000 TL’na satıldığı ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da taşınmazın satış tarihindeki değerinin 1.623.618 TL olduğu tesbit edildiği halde aradaki farka hükmedilmemesi de doğru görülmemiş kararın bu nedenle de davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5230 E. 2019/2147 K.
Ortak:rayiç bedel · delil tespiti · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · temsil · Tazminat
İncelediğiniz karardaŞti’ne satıldığı, yönetim kurulunun 08.06.2006 tarihli genel kurula sundukları bilanço ve «yönetim kurulu» faaliyet raporunda taşınmazın satışına ilişkin bilgi vermedikleri, bu toplantıda yapılan «ibranın» bağlayıcı olmadığı, bu nedenle de TTK’nun 309/«son» maddesindeki 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, yargılama sırasında alınan 3 adet bilirkişi raporuna göre tespit raporundaki bina değerindeki yüksek hesaplamanın, binanın 5320 m² olan idari bina dışındaki kısmının, yıkımına kararverilen kaçak yapı olduğunun tespit raporunda dikkate alınmamasından kaynaklandığı, bilirkişi raporlarına göre satış bedelinin, taşınmazın satış tarihindeki «rayiç bedeline» uygun olması, nakit darlığı içindeki şirketin mali bünyesini güçlendirmek maksadıyla yapılan satışın şirket menfaatine uygun bir tasarruf olduğu, davacıların eylemlerinin, «temsilcisi» oldukları «şirketi zarara» uğratmak maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, taşınmaz bedelinin, taşınmazın satış tarihindeki «rayiç bedeline» uygun olması nedeniyle nakit darlığı içindeki şirketin mali bünyesini güçlendirmek maksadıyla yapılan satışın şirket menfaatine uygun bir tasarruf olduğu, davacıların eylemlerinin, «temsilcisi» oldukları «şirketi zarara» uğratmak maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yargılama sırasında davalı ... tarafından veril …
2-Dava, «yönetim kurulu» üyeleri olan davalıların, davacılar tarafından yaptırılan 2007/452 D.İş sayılı «delil tespiti» dosyasında gerçek değeri 4.787.514,06 TL olarak tespit edilen taşınmazı 10.05.2006 tarihinde 1.300.000 TL’na satarak şirkete ve ortaklara zarar verdikleri iddiası ile TTK’nun 309. maddesine dayalı açılan tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDairemizin 2011/220 Esas 2012/21361 Karar sayılı ilamında, ''..Mahkemece, taşınmaz bedelinin, taşınmazın satış tarihindeki «rayiç bedeline» uygun olması nedeniyle nakit darlığı içindeki şirketin mali bünyesini güçlendirmek maksadıyla yapılan satışın şirket menfaatine uygun bir tasarruf olduğu, davacıların eylemlerinin, «temsilcisi» oldukları «şirketi zarara» uğratmak maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yargılama sırasında davalı ... tarafından veril …
Dava, «yönetim kurulu» üyeleri olan davalıların, davacılar tarafından yaptırılan 2007/452 D.İş sayılı «delil tespiti» dosyasında gerçek değeri 4.787.514,06 TL olarak tespit edilen taşınmazı 10.05.2006 tarihinde 1.300.000 TL’na satarak şirkete ve ortaklara zarar verdikleri iddiası ile TTK’nın 309. maddesine dayalı açılan tazminat istemine ilişkindir.
… zere bu yerin gerçekte 2.500.000,00 TL’ye satıldığı, bu gerçek satış bedelinin şirket kayıtlarına yansıtılmadığı, bu kapsamda şirketin yöneticileri olan davalıların «özen yükümlülüğünü» yerine getirmedikleri ve dava dışı «şirketin zarara» uğramasına sebep olduklarından kusurlu bulundukları, bu nedenle davalıların dava dışı şirketin 1.200.000,00 TL zararına neden oldukları, davalılar vekilince 23/05/2018 tarihli oturumda, 23/05/2018 tarihli dilekçe ve ekinde sunduğu belgelerle 323.618,00 TL’lik taşınmaz satışından doğan farkın şirket hesaplarına kendilerince iade edildiği savunulup bir kısım belgeler sunulmuşsa da, bu belgelerin gerçek olup olmadığının anlaşılamadığı ve daha önce de ileri sürülmediği ve yargılamayı uzatmaya dönük olduğu, kaldı ki davalı ... beyanıyla tespit edilen 1.200.000,00 TL’lik zararın tamamen karşılamasının mümkün olmadığı gerekçesi ile taleple bağlı kalınarak, dava ve «ıslah» dilekçesinin kabulü ile, 650.000,00 TL’nın davalılardan alınıp dava dışı Gökay Soğuk Hava Tesisleri San. ve Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özen yükümlülüğü · ıslah · yasal faiz
Benzer bu kararda… zere bu yerin gerçekte 2.500.000,00 TL’ye satıldığı, bu gerçek satış bedelinin şirket kayıtlarına yansıtılmadığı, bu kapsamda şirketin yöneticileri olan davalıların «özen yükümlülüğünü» yerine getirmedikleri ve dava dışı «şirketin zarara» uğramasına sebep olduklarından kusurlu bulundukları, bu nedenle davalıların dava dışı şirketin 1.200.000,00 TL zararına neden oldukları, davalılar vekilince 23/05/2018 tarihli oturumda, 23/05/2018 tarihli dilekçe ve ekinde sunduğu belgelerle 323.618,00 TL’lik taşınmaz satışından doğan farkın şirket hesaplarına kendilerince iade edildiği savunulup bir kısım belgeler sunulmuşsa da, bu belgelerin gerçek olup olmadığının anlaşılamadığı ve daha önce de ileri sürülmediği ve yargılamayı uzatmaya dönük olduğu, kaldı ki davalı ... beyanıyla tespit edilen 1.200.000,00 TL’lik zararın tamamen karşılamasının mümkün olmadığı gerekçesi ile taleple bağlı kalınarak, dava ve «ıslah» dilekçesinin kabulü ile, 650.000,00 TL’nın davalılardan alınıp dava dışı Gökay Soğuk Hava Tesisleri San. ve Tic.
A.Ş.’ne verilmesine, hükmedilen bedelin 50.000,00 TL'lik kısmına dava tarihi olan 25/12/2008 tarihinden itibaren bakiyesine ise «ıslah» tarihi olan 26/06/2009 tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3571 E. 2017/5685 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaŞti’ne satıldığı, yönetim kurulunun 08.06.2006 tarihli genel kurula sundukları bilanço ve «yönetim kurulu» faaliyet raporunda taşınmazın satışına ilişkin bilgi vermedikleri, bu toplantıda yapılan «ibranın» bağlayıcı olmadığı, bu nedenle de TTK’nun 309/«son» maddesindeki 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, yargılama sırasında alınan 3 adet bilirkişi raporuna göre tespit raporundaki bina değerindeki yüksek hesaplamanın, binanın 5320 m² olan idari bina dışındaki kısmının, yıkımına kararverilen kaçak yapı olduğunun tespit raporunda dikkate alınmamasından kaynaklandığı, bilirkişi raporlarına göre satış bedelinin, taşınmazın satış tarihindeki «rayiç bedeline» uygun olması, nakit darlığı içindeki şirketin mali bünyesini güçlendirmek maksadıyla yapılan satışın şirket menfaatine uygun bir tasarruf olduğu, davacıların eylemlerinin, «temsilcisi» oldukları «şirketi zarara» uğratmak maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, taşınmaz bedelinin, taşınmazın satış tarihindeki «rayiç bedeline» uygun olması nedeniyle nakit darlığı içindeki şirketin mali bünyesini güçlendirmek maksadıyla yapılan satışın şirket menfaatine uygun bir tasarruf olduğu, davacıların eylemlerinin, «temsilcisi» oldukları «şirketi zarara» uğratmak maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yargılama sırasında davalı ... tarafından veril …
Benzer bu kararda7.İş Mahkemesinin 2010/146 esas sayılı dosyasında şirketin «temsili» maksadı ile ihyasına” karar verilmiş olup, hüküm Dairemizce “davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, yazılı şekilde «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılması ve «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmediği” gerekçesiyle bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · tasfiye memuru · yargılama gideri · ek tasfiye · vekalet ücreti
Benzer bu kararda7.İş Mahkemesinin 2010/146 esas sayılı dosyasında şirketin «temsili» maksadı ile ihyasına” karar verilmiş olup, hüküm Dairemizce “davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, yazılı şekilde «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılması ve «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmediği” gerekçesiyle bozulmuştur.
Kararı, davacı ve davalı «tasfiye memuru» vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı «tasfiye memuru» vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/220 E. , 2012/21361 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/11/2010 tarih ve 2008/509-2010/415 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/12/2012 günü hazır bulunan...ile vekili Av. ... ve davacı ... vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, yönetim kurulu üyeleri olan davalıların, mahkemenin 2007/452 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında gerçek değeri 4.787.514,06 TL olarak tespit edilen ...köyündeki 1352 parsel sayılı taşınmazı 10.05.2006 tarihinde 1.300.000 TL’na satarak şirkete ve ortaklara zarar verdiklerini, aynı kurulda üye olan davacı ...’nin, verilen zarara iştirakinin olmadığını iddia ederek, fazlaya talep hakkı saklı kalarak 50.000 TL tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile Gökay Soğuk Hava Tesisleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
26. 06.2009 günü verdiği dilekçe ile talebini 600.000 TL ıslah ederek, toplam 650.000 TL tazminatın faizi ile birlikte tahsiline ve şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, taşınmazın satıldığı 10.05.2006 tarihinden ve davacıların satışı öğrendikleri 08.06.2006 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısından itibaren dava tarihine değin TTK’nun 309.maddesinde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, taşınmazın satışından elde edilen paranın, sermayenin azaltılması borcu altında davacıların banka hesaplarına yatırıldığını, davacıların bu paranın taşınmazın satışından geldiğini bildiklerini, müvekkillerinin, davacıların da katıldıkları 08.06.2006 tarihli Genel Kurulda ibra edildiklerini, davacıların dava açmakta hukuki yararları bulunmadığı gibi, ibra lehinde oy kullanmaları sebebiyle dava açma haklarının da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin 29.03.2003 tarihli olağan genel kurul toplantısının 7. maddesinde, halen şirket üzerine kayıtlı olan veya bu tarihten sonra satın alınacak olan gayrimenkullerin satılması için yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısına birlikte atacakları imza ile yetki verildiği, dava konusu ...köyündeki 1352 parsel sayılı taşınmazın 10.05.2006 tarihinde 1.300.000 TL bedelle dava dışı Esoto Ltd. Şti’ne satıldığı, yönetim kurulunun 08.06.2006 tarihli genel kurula sundukları bilanço ve yönetim kurulu faaliyet raporunda taşınmazın satışına ilişkin bilgi vermedikleri, bu toplantıda yapılan ibranın bağlayıcı olmadığı, bu nedenle de TTK’nun 309/son maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, yargılama sırasında alınan 3 adet bilirkişi raporuna göre tespit raporundaki bina değerindeki yüksek hesaplamanın, binanın 5320 m² olan idari bina dışındaki kısmının, yıkımına kararverilen kaçak yapı olduğunun tespit raporunda dikkate alınmamasından kaynaklandığı, bilirkişi raporlarına göre satış bedelinin, taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedeline uygun olması, nakit darlığı içindeki şirketin mali bünyesini güçlendirmek maksadıyla yapılan satışın şirket menfaatine uygun bir tasarruf olduğu, davacıların eylemlerinin, temsilcisi oldukları şirketi zarara uğratmak maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, yönetim kurulu üyeleri olan davalıların, davacılar tarafından yaptırılan 2007/452 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında gerçek değeri 4.787.514,06 TL olarak tespit edilen taşınmazı 10.05.2006 tarihinde 1.300.000 TL’na satarak şirkete ve ortaklara zarar verdikleri iddiası ile TTK’nun 309. maddesine dayalı açılan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, taşınmaz bedelinin, taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedeline uygun olması nedeniyle nakit darlığı içindeki şirketin mali bünyesini güçlendirmek maksadıyla yapılan satışın şirket menfaatine uygun bir tasarruf olduğu, davacıların eylemlerinin, temsilcisi oldukları şirketi zarara uğratmak maksadıyla yapılmış kötü niyetli bir tasarruf olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yargılama sırasında davalı ...
tarafından verilen 21.10.2009 tarihli dilekçenin 2. Sayfasında “ fabrikayı alan firmanın verdiği bir yıllık süreye ilaveten 1,5 yıl daha süre almayı özel çabalarımla ve yalvarmalarımla gerçekleştirdim. Yani bu fabrikadan toplam 2.500.000 TL. kazandık. Eğer özel çabalarım ve emeklerim olmasaydı şirket 1.200.000 TL daha kazanamayacaktı. Kızlarım da sermaye indirilmesi adı altında 210.000 TL alamayacaktı.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu durumda mahkemece, davalı ...’ın anılan dilekçede geçen beyanlarının ne anlama geldiği bu davalıdan sorularak taşınmaz ve üzerindeki fabrikanın gerçekte 1.300.000 TL’dan fazlaya satılıp satılmadığının açıklığa kavuşturularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde anılan dilekçedeki beyanlar dikkate alınmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Diğer yandan, davaya konu taşınmaz bir kül halinde 1.300.000 TL’na satıldığı ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da taşınmazın satış tarihindeki değerinin 1.623.618 TL olduğu tesbit edildiği halde aradaki farka hükmedilmemesi de doğru görülmemiş kararın bu nedenle de davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm ve davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 20/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066889100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz