İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17348 E. 2012/20414 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra dairesinin yetkisine itiraz↗ yetkisizlik itirazı↗ yetkisizlik kararı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar dosya Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yetkisizlik sebebiyle gönderilmiş ise de Terme İcra Müdürlüğü'nde yapılan geçerli bir takip bulunmadığı, bu kapsamda Samsun İcra Müdürlüğü tarafından yapılan takibe ilişkin olarak Terme Asliye Hukuk Mahkemesi'nde itirazın iptali veya itirazın reddine ilişkin karar vermenin mümkün olmadığı, daha önce Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen yetkisizlik kararı kesinleştiğinden karşı yetkisizlik kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK'nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davalıların icra dairesinin yetkisine bir itirazları bulunmadığı halde mahkemenin, icra dairesinin yetkisine itiraz varmış gibi icra dairesinin yetkisini inceleyerek takibin mesmu bir takip olmadığı sonucuna vararak davayı değerlendirmesi doğru olmadığı gibi, itirazın iptali davasının kesin olarak icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde açılmasını gerektiren bir yasal düzenleme bulunmadığı da gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4388 E. 2021/5961 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahrifat · kefalet limiti · nispi vekalet ücreti · borçlu olunmadığının tespiti · vekalet ücreti takdiri · kötüniyet tazminatı · maktu vekalet ücreti · istinaf incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/65 Esas, 2018/2 Karar sayılı ilamıyla 07.03.2008 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» tahribat yapılmasından dolayı asıl borçlu ... yönünden banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle «dolandırıcılık» suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, mahkeme kararının «istinaf incelemesinden» geçerek kesinleştiği, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 12.11.2013 tarihli raporda 07.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde «tahrifat» yapıldığının bildirildiği, Terme İcra Müdürlüğü'nün 2009/597 Esas sayılı takip dosyasınında, alacaklı vekili tarafından sunulan 11.12.2009 tarihli dilekçe ile takip tarihi itibariyle borçluların «kefil» ve sorumlu oldukları miktarın 19.110,82 TL olduğunun bildirildiği gerekçesiyle asıl dosya ve birleşen dosya yönünden davacıların Terme İcra Müdürlüğü'nün 2009/597 esas sayılı dosyasında yapılan takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, dosya kapsamından davalı tarafın kötü niyetli olmadığı anlaşılmakla davacıların «kötüniyet tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; mahkemece sözleşmede yer alan «kefalet limitinin» «tahrif» edilmesi nedeni ile davacıların kefaletinin geçerliliğinin kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamından davacıların dava dışı asıl borçlunun kredi borcuna 20.000.- TL kefalet limiti ile «kefil» olmayı kabul ettikleri ve sözleşmeyi de bu limit üzerinden özgür iradeleri ile imzaladıkları, sonradan sözleşmenin tahrif edilerek kredi limitinin yükseltilmesinin kefaleti tümden «geçersiz» kılmayacağı, davacıların tahrifattan önceki limit ile sorumluluklarının devam edeceği, davacılar vekilinin icra takibinin yürütüldüğü Terme İcra Müdürlüğü’nün 2009/597 Esas sayılı takip dosyasına sunduğu 11.12.2009 tarihli dilekçesi ile davacıların sorumlu oldukları miktarın takip tarihi itibari ile 19.110,82 olduğu, bu miktara takip tarihinden itibaren %72 «temerrüt faizi» uygulanmasını istediklerini bildirdiği, talep edilen temerrüt faizinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu ve «asıl alacak» miktarının da kefalet limitinden düşük olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılm …
Asıl ve birleşen davada davacılar, banka «kredi sözleşmesindeki» «kefalet limitinin» «tahrifatla» yükseltildiğini bu sebeple kredi sözleşmesinden ve icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarını ileri sürmüş olup, ilk derece mahkemesince davanın tam kabulüne karar verilmiş ise de, davalının istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince davanın kısmen kabulüne, davacıların 19.110,82 TL «asıl alacak» ile bu alacağa 28.04.2009 takip tarihinden itibaren hesaplanacak % 72 «temerrüt» faiziyle birlikte sorumlu bulunduğu, aşan kısım yönünden borçlu bulunmadığının tespitine, asıl ve birleşen davada davayı vekil ile takip eden davacılar lehine ayrı ayrı 2.725,00 TL «vekalet ücretinin» davalıdan alınarak davacılara verilmesine, birleşen davada davalının takipteki talebini düşürmüş olmasına rağmen borcun tamamına yönelik dava açmış olduğundan redd …
Bu durumda, asıl ve birleşen davada davayı vekil ile takip eden davacılar lehine haklı olunan miktar üzerinden ayrı ayrı «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının asıl ve birleşen dosyada davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/17348 E. , 2012/20414 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Terme Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/04/2011 tarih ve 2011/102-2011/575 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 27.05.2004 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde ... yönetimindeki araçta yolcu olarak bulunan ...'ın vefat ettiğini, aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmadığından müvekkili şirket tarafından ... mirasçıları adına 40.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu bedelin tahsili için kazada vefat eden ... mirasçıları hakkında icra takibi başlatılmış ise de, yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek yetki itirazında bulunmuşlar ve davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar dosya Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yetkisizlik sebebiyle gönderilmiş ise de Terme İcra Müdürlüğü'nde yapılan geçerli bir takip bulunmadığı, bu kapsamda Samsun İcra Müdürlüğü tarafından yapılan takibe ilişkin olarak Terme Asliye Hukuk Mahkemesi'nde itirazın iptali veya itirazın reddine ilişkin karar vermenin mümkün olmadığı, daha önce Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen yetkisizlik kararı kesinleştiğinden karşı yetkisizlik kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK'nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davalıların icra dairesinin yetkisine bir itirazları bulunmadığı halde mahkemenin, icra dairesinin yetkisine itiraz varmış gibi icra dairesinin yetkisini inceleyerek takibin mesmu bir takip olmadığı sonucuna vararak davayı değerlendirmesi doğru olmadığı gibi, itirazın iptali davasının kesin olarak icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde açılmasını gerektiren bir yasal düzenleme bulunmadığı da gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066663400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz