6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5519 E. 2012/20480 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aleyhe delil prim alacağı ihtirazi kayıt acentelik ek prim muacceliyet icra takibine itiraz mahsup uyuşmazlık konusu vade kötüniyet sigorta poliçesi eksik inceleme e-defter

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 85

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davacının, davalıya ait araçlara 2008 yılı içinde düzenlediği 28 adet poliçeye ilişkin 21.743.78 TL prim alacağının tahsili için icra takibine başladığı, tarafların defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, takibe konu alacakların bir kısmının defter ve kayıtlarda yer almadığı, bu defterlerin ancak sahibi aleyhine delil kabul edilebileceği, takibe konu poliçelerin 23.02.2008-18.06.2008 tarihleri arasına ilişkin bulunduğu, talebin bu poliçelerle sınırlı olduğu, cari hesaba ilişkin talebin bulunmadığı, poliçelerin başlangıç ve sonuç tarihi dikkate alındığında davalının 17.10.2008 tarihi itibariyle toplamda 25.000 TL ödeme yaptığı, bu ödemelerin geçmişten kaynaklanan borçlara yönelik olduğuna ilişkin ihtirazi kayıt konulmadığı, ödemelerin takip konusu poliçelere ilişkin bulunduğu, miktarının fazla olduğu, kötüniyetli takip koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, sigorta poliçe prim alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacının dava dışı sigorta şirketinin acentesi olduğu, davalıya ait araçların sigorta poliçelerini düzenlediği, taraflar arasındaki ilişkinin 2006 yılından beri devam ettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacının, icra takibine konu ettiği alacağının temelini oluşturan poliçelerin 2008 yılına ait poliçeler bulunduğu, esasen, takibe koyduğu prim alacağının 2008 yılına ait poliçelerden kaynaklandığını replik layihasında kabul ettiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. Davacı, 2006 yılından beri davalı araçlarının sigorta poliçelerini düzenlediğini, prim borçlarını ödemediğini ileri sürmüştür.

Dosya kapsamı ve poliçe içeriklerinden, uzun süreden beri davacının davalıya ait araçların poliçelerini düzenlediği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davacının, 2006 yılından beri davalıya ait araçlara ilişkin olarak 78.305.24 TL prim alacağı

tahakkuk edecek şekilde poliçeler düzenlediği açıklanmıştır. Davalı taraf, 2008 yılına ait borcun olmadığını, senetler, kredi kartı ve makbuzlar karşılığı davacıya ödemeler yaptığını savunmuştur. Bilirkişi raporunda da kayıtların sağlıklı tutulmamasına rağmen davalının 25.000 TL ödemesi olduğu tespit edilmiştir. Davacı, davalının 2006 yılından beri poliçe prim borcunu ödemediğini, yapılan ödemelerin eski dönem alacaklara sayılması gerektiğini bildirmiştir. Dava dışı sigorta şirketince tarafından davalıya ait araçlara ilişkin düzenlenen tüm poliçelere ilişkin prim borcunun davacı tarafından ödendiği bildirilmiştir. Dava konusu alacak ise, 2008 yılı poliçelerinden kaynaklanmaktadır. Çekişme, esas itibariyle davalının savunmasında açıkladığı ve takipten önce yaptığı anlaşılan ödemelerin 2008 yılı prim borçlarına ilişkin olup olmadığı noktasında tolanmaktadır.

Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nun 85'nci maddesi uyarınca, birden fazla boçları bulunan borçlu, borçları ödemek zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkına haizdir.

Borçlu beyanatta bulunmadığı surette vukubulan tediye kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda irae ettiği borca mahsup edilmiş olur.

Aynı Kanunun 86'ncı maddesi hükmüne göre de, kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir güna mahsup gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir.

Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida hulül etmiş borca mahsup edilir.

Dava konusu olayda davalı tarafından takip öncesi yapılan ödemelerin hangi borca ilişkin yapıldığı belli değildir. Var olan makbuzlarda bu yönüyle bir açıklama bulunmamaktadır. Ayrıca, tespit edilen ödeme miktarı da takibe konulan 2008 yılı poliçe prim alacağından fazladır.

Bu durum karşısında, aralarında sigorta hukukçusunun da bulunduğu uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, davacının, davalıya ait araçlara ilişkin olarak 2006 yılından itibaren kaç adet sigorta poliçesi düzenlediği, tahakkuk eden prim alacağının tutarının ne kadar olduğu, davalının yaptığı ödemelerin miktarı ve şekli konularında tereddüde neden olmayacak şekilde denetime uygun rapor alınması, davalının yaptığı ödemeler bakımından yukarıda açıklanan mülga BK’nun 85 ve 86 ncı maddeleri uyarınca değerlendirme yapılması, takibin 2008 yılı poliçelerin prim alacağına ilişkin bulunduğunun dikkate alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararının bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2126 E. 2018/7705 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/5519 E.  ,  2012/20480 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.07.2010 tarih ve 2009/104-2010/427 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.12.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asil ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı sigorta şirketinin acentesi olduğunu, davalıya ait araçlara poliçeler düzenlediğini, davalı tarafından ödenmeyen prim borçlarını müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacının bir alacağının olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davacının, davalıya ait araçlara 2008 yılı içinde düzenlediği 28 adet poliçeye ilişkin 21.743.78 TL prim alacağının tahsili için icra takibine başladığı, tarafların defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, takibe konu alacakların bir kısmının defter ve kayıtlarda yer almadığı, bu defterlerin ancak sahibi aleyhine delil kabul edilebileceği, takibe konu poliçelerin 23.02.2008-18.06.2008 tarihleri arasına ilişkin bulunduğu, talebin bu poliçelerle sınırlı olduğu, cari hesaba ilişkin talebin bulunmadığı, poliçelerin başlangıç ve sonuç tarihi dikkate alındığında davalının 17.10.2008 tarihi itibariyle toplamda 25.000 TL ödeme yaptığı, bu ödemelerin geçmişten kaynaklanan borçlara yönelik olduğuna ilişkin ihtirazi kayıt konulmadığı, ödemelerin takip konusu poliçelere ilişkin bulunduğu, miktarının fazla olduğu, kötüniyetli takip koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, sigorta poliçe prim alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacının dava dışı sigorta şirketinin acentesi olduğu, davalıya ait araçların sigorta poliçelerini düzenlediği, taraflar arasındaki ilişkinin 2006 yılından beri devam ettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacının, icra takibine konu ettiği alacağının temelini oluşturan poliçelerin 2008 yılına ait poliçeler bulunduğu, esasen, takibe koyduğu prim alacağının 2008 yılına ait poliçelerden kaynaklandığını replik layihasında kabul ettiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. Davacı, 2006 yılından beri davalı araçlarının sigorta poliçelerini düzenlediğini, prim borçlarını ödemediğini ileri sürmüştür.

Dosya kapsamı ve poliçe içeriklerinden, uzun süreden beri davacının davalıya ait araçların poliçelerini düzenlediği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davacının, 2006 yılından beri davalıya ait araçlara ilişkin olarak 78.305.24 TL prim alacağı

tahakkuk edecek şekilde poliçeler düzenlediği açıklanmıştır. Davalı taraf, 2008 yılına ait borcun olmadığını, senetler, kredi kartı ve makbuzlar karşılığı davacıya ödemeler yaptığını savunmuştur. Bilirkişi raporunda da kayıtların sağlıklı tutulmamasına rağmen davalının 25.000 TL ödemesi olduğu tespit edilmiştir. Davacı, davalının 2006 yılından beri poliçe prim borcunu ödemediğini, yapılan ödemelerin eski dönem alacaklara sayılması gerektiğini bildirmiştir. Dava dışı sigorta şirketince tarafından davalıya ait araçlara ilişkin düzenlenen tüm poliçelere ilişkin prim borcunun davacı tarafından ödendiği bildirilmiştir. Dava konusu alacak ise, 2008 yılı poliçelerinden kaynaklanmaktadır. Çekişme, esas itibariyle davalının savunmasında açıkladığı ve takipten önce yaptığı anlaşılan ödemelerin 2008 yılı prim borçlarına ilişkin olup olmadığı noktasında tolanmaktadır.

Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nun 85'nci maddesi uyarınca, birden fazla boçları bulunan borçlu, borçları ödemek zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkına haizdir.

Borçlu beyanatta bulunmadığı surette vukubulan tediye kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda irae ettiği borca mahsup edilmiş olur.

Aynı Kanunun 86'ncı maddesi hükmüne göre de, kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir güna mahsup gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir.

Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida hulül etmiş borca mahsup edilir.

Dava konusu olayda davalı tarafından takip öncesi yapılan ödemelerin hangi borca ilişkin yapıldığı belli değildir. Var olan makbuzlarda bu yönüyle bir açıklama bulunmamaktadır. Ayrıca, tespit edilen ödeme miktarı da takibe konulan 2008 yılı poliçe prim alacağından fazladır.

Bu durum karşısında, aralarında sigorta hukukçusunun da bulunduğu uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, davacının, davalıya ait araçlara ilişkin olarak 2006 yılından itibaren kaç adet sigorta poliçesi düzenlediği, tahakkuk eden prim alacağının tutarının ne kadar olduğu, davalının yaptığı ödemelerin miktarı ve şekli konularında tereddüde neden olmayacak şekilde denetime uygun rapor alınması, davalının yaptığı ödemeler bakımından yukarıda açıklanan mülga BK’nun 85 ve 86 ncı maddeleri uyarınca değerlendirme yapılması, takibin 2008 yılı poliçelerin prim alacağına ilişkin bulunduğunun dikkate alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066638000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.