Müdürün görevden azli | Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11726 E. 2012/18981 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2010/7512 E, 2012/7760 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1911 E. 2023/7512 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilk itiraz · garantörlük · ortaklık ilişkisi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki geçerli «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… va dilekçesinde; davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği «garantisi» ile müvekkilinin davalı tarafa para verdiğini, ancak ödenen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek, taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine ve ödenen paranın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7194 sayılı Kanun) 41 ... maddesi kapsamında dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, geçerli «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve alacak talebine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7512 E. 2023/3017 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · yargılamanın yenilenmesi · menfi tespit davası · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · ibra · tespit davası · dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, davanın «kesin» hüküm nedeniyle dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiş ise de; bir hükmün kesin hüküm oluşturması için davanın taraflarının ve dava sebeplerinin aynı olması gerektiği, somut olayda, ilk açılan davanın «itirazın iptali davası» olup, ikinci açılan davanın «menfi tespit davası» olduğu, her iki dava dosyasında tarafların sıfatlarının ve dava sebeplerinin birbirinden farklı olduğu, bu nedenle bu davalardan biri hakkında verilen hükmün, diğer dava bakımından kesin hükmün teşkil etmeyeceği, önceki itirazın iptali davasında ve huzurdaki davada tarafların sıfatı farklı olsa da kesinleşen itirazın iptali davasının dayanağının da iş bu davada ileri sürülen «genel kredi sözleşmesi» olduğu, davacının iş bu davada ileri sürdüğü hususların tamamının önceki itirazın iptali davasında değerlendirildiği ve verilen kararın temyizde onanmak suretiyle kesinleştiği, iş bu menfi tespit davasında talep edilen hususların, itirazın iptali davasında hükme bağlanıp kesinleşmesi sebebiyle davacının iş bu menfi tespit davasını açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… dirildiğine ilişkin tespitinin doğru olmadığını, davalı bankanın Çamdibi Şubesi tarafından müvekkiline verilen ve dava dilekçesi ekinde sunulan hesap dökümünün yeni «delil niteliğinde» olduğunu, sözü edilen delil önceki davada değerlendirilmediği gibi «yargılamanın yenilenmesi» «sebebi» teşkil edebilecek bir delil niteliğinde olduğunu, davalının bu delile ilişkin herhangi bir itirazı bulunmadığını, önceki davada, takipten sonra yapılan ancak davalı banka tarafından takip dosyasına intikal ettirilmeyen tahsilatlarla ilgili herhangi bir değerlendirme bulunmadığını, davalı banka tarafından müvekkili şirket yetkilisine gönderilen 22.03.2013 tarih tarihli yazıyla160.000,00 TL' nin defaten ve nakten yatırılması halinde menkuller ve gayrimenkuller üzerindeki takyidatların kaldırılacağının bildirildiğini, bu yazı üzerine müvekkilinin davalı bankaya 100.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan borcun ise takip dosyasının diğer borçluları tarafından ödendiğini, davalı bankanın buna rağmen müvekkilini «ibra» etmediğini, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… irazın iptali davasının davacısının iş bu davanın davalısı, davalısının ise iş bu davanın davacısı olduğu, davanın konusunun davalı banka tarafından davacı aleyhine «genel kredi sözleşmeden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali olduğu, huzurdaki dava ile sözü edilen itirazın iptali davasının taraflarının ve konusunun aynı olduğu, davacının iş bu davada ileri sürdüğü hususlarının tamamının daha önce görülen itirazın iptali davasında değerlendirildiği ve verilen kararın kesinleştiği, itirazın iptali davasında verilen ve kesinleşen hükmün iş bu dava bakımından «kesin» hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kesin hüküm sebebiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine «ilamsız icra takibi» başlatıldığını, müvekkilince takibe itiraz edilmesi üzerine davalı tarafından açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne karar verildiğini ve kararın Yargıtay'ca onanmak suretiyle kesinleştiğini, ancak müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalıya borçlu olmadığını, yargılama sürecinde alınan ve hükme esas alınan tüm bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, müvekkilinin takip tarihi itibariyle borçlu olduğu kabul edilse dahi takip sürecinde yapılan ancak davalı firma tarafından icra dosyasına bildirilmeyen tahsilatlar sebebiyle borcun halihazırda «tasfiye» edildiğini ileri sürerek müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalıya borçlu olmadığının, takip tarihi itibariyle borçlu olduğunun kabulü halinde ise borcun tasfi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7512 E. 2013/10247 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:franchise sözleşmesi · ihtisas mahkemesi · cezai şart · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayın tescilli markaya dayalı "Franchise Sözleşmesi"ne dayandığı, «franchising sözleşmelerinden» kaynaklanan uyuşmazlıkların 556 sayılı KHK'nın 71. maddesi gereğince «ihtisas» mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
… rı taşımaması nedeniyle müvekkilince sözleşmenin feshedilmesi sonucunda davalı tarafından müvekkilinden 100.000.00 TL cayma akçesinin alındığını, sözleşmede yeralan «cezai şartın» müvekkilinin iktisaden mahvına neden olduğunu ileri sürerek, 100.000.00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davanın bu niteliği itibariyle uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK hükümlerinin uygulama olanağı bulunmayıp genel hükümler çerçevesinde çözümü gerektiği halde, mahkemece yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmediğinden, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11726 E. , 2012/18981 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/01/2010 gün ve 2008/55-2010/35 sayılı kararı bozan Daire’nin 15/05/2012 gün ve 2010/7512-2012/7760 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı ile müvekkillerinin murisi .....’nun dava dışı limitet şirketin kurucu ortakları olduklarını, %65 pay sahibi olan davalının 2004 yılından beri müşterek imza ile yetkili, 2006 yılından beri de tek imza ile yetkili müdür olarak görev yaptığını, diğer ortak tarafların murisinin 09.07.2007 tarihinde öldüğünü, müvekkillerinin paydaş olduklarını, öncesinde şirkette danışman çalıştırıldığını, şirketin açıklık, doğruluk ve iyiniyet kurallarına göre faaliyette bulunmasının amaçlandığını, ancak yapılan harici araştırmada 2.5.2007 tarih ve 77 sayılı şirketin sermayesinin artırılması kararı ile 02.05.2007 tarihli vasiyetnamedeki imzanın sahte olduğunun ortaya çıktığını, şirket kayıtlarının incelenmesinde çelişkiler olduğunun tespit edildiğini, şirkete ait paraların hissesini sonradan davalıya devir eden üçüncü ortak ile davalı adına açılan hesaplarda bulunduğunu, davalının bunları kendi adına geçirdiğini, yönetimde ağır kusur ve basiretsiz davranışlarının olduğunu, şirketi zarara soktuğunu, kayıtların usulsüz tutulduğunu ileri sürerek, müdürün görevden azline ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2010/7512 E, 2012/7760 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 23/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065729200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz