Yönetici azli | Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/10538 E. 2012/18703 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müdürün azli↗ limited şirket müdürü↗ kayyım tayini↗ azil↗ delillerin toplanmaması↗ kayyım↗ şirket müdürü↗ sulh hukuk mahkemesi↗ limited şirket↗ sulh↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, şirkette idari işler mukavele ile bir ortağa verilmişse, azlin ortakların ekseriyeti ile mümkün olduğu, öncelikle genel kurula bu yöndeki bir taleple gitmesini müteakip mahkemeye müracaatın gerektiği, dosya kapsamından ortaklarca azil kararı alınmasına çalışmayan davacının aktif dava şartını yerine getirmediği, örtülü kazanç iddialarının dayanağı bulunmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Dava, Limited Şirket müdürlerinin azli ile kayyım tayinine ilişkin olup mahkemece TTK'nın 162. maddesi gereğince öncelikle azil için ortaklar kuruluna gidilerek sonuç alınamaması halinde mahkemeye müracaat edilmesi gerektiği, davacının ortaklar kurulunda bu yönde karar alınmasının teminine çalışmadığı, dolayısıyla dava koşullarının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, hem ortak olmayan müdürlerin görevden alınmasında hem de ortak olan müdürlerin sözleşme ile tayin edilmiş olmaları halinde görevden uzaklaştırılmalarında ortaklar kuruluna görev verilmiş olması mahkemeye müracaat etmeden çözüme ulaşmak amacına hizmet etmektedir. Yani neticeye ulaşmakta kolaylık sağlamak içindir. Yoksa, haklı sebeplerin varlığı halinde münferiden bir ortağın azil davası açmasını engellemek amacıyla böyle bir hüküm öngörülmemiştir. TTK'nın 162. maddesi çoğunluğun, müdür veya müdürleri görevde tutmak istememesi halinde mahkemeye müracaat etmeden sonuca ulaşılabilmesi amacını taşımaktadır. Bu itibarla, davacının mahkemeye başvurarak dava açma hakkının bulunmasına göre mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi doğru değildir.
Mahkemece, ayrıca azıl koşullarının ispatlanmamış olması da davanın reddine gerekçe yapılmış olup, davacı, bir mali müşavirden şirketin defter ve belgelerinin tetkik edildiği bir rapor ile Biga Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasına sunulan ziraat bilirkişisi raporu alıp bunları mahkemeye ibraz ederek davasına dayanak yapmıştır. Mali müşavir raporunda, kasa hareketlerini gösteren defter kayıtlarının fiktif olduğu, bir kısım yevmiye maddesindeki tahakkuk ve ödeme şekillerinin yanıltıcı işlem niteliğinde bulunduğu, belge düzenleme esaslarına uyulmadığı, kasa işlemlerine dayanak belgelerin bulunmadığı vs. belirtildiği halde mahkemece davacının iddiaları doğrultusunda davacı delilleri toplanıp şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınmadan iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:azil · limited şirket
İncelediğiniz kararda… takların ekseriyeti ile mümkün olduğu, öncelikle genel kurula bu yöndeki bir taleple gitmesini müteakip mahkemeye müracaatın gerektiği, dosya kapsamından ortaklarca «azil» kararı alınmasına çalışmayan davacının aktif dava şartını yerine getirmediği, örtülü kazanç iddialarının dayanağı bulunmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği …
Dava, Limited Şirket «müdürlerinin azli» ile «kayyım tayinine» ilişkin olup mahkemece TTK'nın 162. maddesi gereğince öncelikle «azil» için ortaklar kuruluna gidilerek sonuç alınamaması halinde mahkemeye müracaat edilmesi gerektiği, davacının ortaklar kurulunda bu yönde karar alınmasının teminine …
Yoksa, haklı sebeplerin varlığı halinde münferiden bir ortağın «azil» davası açmasını engellemek amacıyla böyle bir hüküm öngörülmemiştir.
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · şirket müdürünün azli · müdahale talebi · asli müdahale · haklı sebep · tefrik · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/10538 E. , 2012/18703 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2010 tarih ve 2010/151-2010/726 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile bir kısım davalılar tarafından arıcılık konusunda faaliyet göstermek üzere Ehlibal Arıcılık San. Tic. Ltd. Şti'nin kurulduğunu, davalılardan ...'ın şirket ortağı ve mes'ul müdürü, ... ve ...'ın şirket ortağı, ...'ın ve ...'nun da mes'ul müdürü olduğunu, şirketin defter ve kayıtlarının usulsüz tutulduğunu, şirketin kasten kötü yönetildiğini, idarecilerinin yöneticiliğin gerektirdiği beceri ve uzmanlığa sahip olmadıkları, bu itibarla zarar edildiğini belirterek şirket yöneticilerinin azlini, şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... savunmada bulunmamış, diğer davalıların vekili, kayıym atanması talebinde husumetin doğrudan şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiğini, müdürlerin azli talebi için de müdür olmayan ortaklara husumet yöneltilemeyeceğini, ortak olmayan müdürlerin ortaklar kurulu kararı ile azledilebileceği, bu yola başvurmayan davacının dava şartını gerçekleştirmediğini, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmayan mesnetsiz beyanlar olduğunu, müvekkillerinin idarecilikte gerekli beceri ve uzmanlığa sahip olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, şirkette idari işler mukavele ile bir ortağa verilmişse, azlin ortakların ekseriyeti ile mümkün olduğu, öncelikle genel kurula bu yöndeki bir taleple gitmesini müteakip mahkemeye müracaatın gerektiği, dosya kapsamından ortaklarca azil kararı alınmasına çalışmayan davacının aktif dava şartını yerine getirmediği, örtülü kazanç iddialarının dayanağı bulunmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Dava, Limited Şirket müdürlerinin azli ile kayyım tayinine ilişkin olup mahkemece TTK'nın 162. maddesi gereğince öncelikle azil için ortaklar kuruluna gidilerek sonuç alınamaması halinde mahkemeye müracaat edilmesi gerektiği, davacının ortaklar kurulunda bu yönde karar alınmasının teminine çalışmadığı, dolayısıyla dava koşullarının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, hem ortak olmayan müdürlerin görevden alınmasında hem de ortak olan müdürlerin sözleşme ile tayin edilmiş olmaları halinde görevden uzaklaştırılmalarında ortaklar kuruluna görev verilmiş olması mahkemeye müracaat etmeden çözüme ulaşmak amacına hizmet etmektedir. Yani neticeye ulaşmakta kolaylık sağlamak içindir.
Yoksa, haklı sebeplerin varlığı halinde münferiden bir ortağın azil davası açmasını engellemek amacıyla böyle bir hüküm öngörülmemiştir. TTK'nın 162. maddesi çoğunluğun, müdür veya müdürleri görevde tutmak istememesi halinde mahkemeye müracaat etmeden sonuca ulaşılabilmesi amacını taşımaktadır. Bu itibarla, davacının mahkemeye başvurarak dava açma hakkının bulunmasına göre mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi doğru değildir.
Mahkemece, ayrıca azıl koşullarının ispatlanmamış olması da davanın reddine gerekçe yapılmış olup, davacı, bir mali müşavirden şirketin defter ve belgelerinin tetkik edildiği bir rapor ile Biga Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasına sunulan ziraat bilirkişisi raporu alıp bunları mahkemeye ibraz ederek davasına dayanak yapmıştır. Mali müşavir raporunda, kasa hareketlerini gösteren defter kayıtlarının fiktif olduğu, bir kısım yevmiye maddesindeki tahakkuk ve ödeme şekillerinin yanıltıcı işlem niteliğinde bulunduğu, belge düzenleme esaslarına uyulmadığı, kasa işlemlerine dayanak belgelerin bulunmadığı vs. belirtildiği halde mahkemece davacının iddiaları doğrultusunda davacı delilleri toplanıp şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınmadan iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065486700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz