6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/11189 E. 2012/17956 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşteri çevresi marka hakkına tecavüz kâr kaybı ihtar maddi ve manevi tazminat ihtarname taşıyan iltibas

Atıf yapılan mevzuat: İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca esasen davacının marka tescili bulunmasına rağmen, davalının tüm Türkiye'yi kapsar biçimde MONOSORP tanıtıcı işareti ile ticarî faaliyette bulunduğu, eş zamanlı biçimde gerçekleşen kullanım sırasında fiili olarak marka ve tanıtım işaretleri arasında bir iltibas doğmadığı, her iki işaretin geçen zaman içerisinde ilgili piyasada ayrı ayrı tutunduğu ve müşteri çevresi edindiği, davalının korunmaya değer bir hukukî durum kazandığı, objektif kriterler uyarınca davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK 62 vd maddeleri uyarınca açılan marka hakkına vaki tecavüzun önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Davacının MONOSORP ibareli, cerrahi dikiş iplikleri ürünlerini içeren markasını 09.06.2004 tarihinde tescil ettirdiği, davalının ise MONOSORP tanıtıcı işaretini taşıyan ürünlerin Türkiye'ye ithaline 2005 yılının Nisan ayından itibaren başladığı ve davacının, 27.01.2009 keşide tarihli Noter onaylı ihtarname ile marka hakkına tecavüzün durdurulmasını ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre somut olayda gerçekleşen ve yukarıda tarihleri verilen süre davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramasına yol açacak nitelikte uzun süreli bir kullanım olarak kabul edilmemektedir. Davalı kullanımı açısından kısa sayılacak olan bu süre, davacı ve davalının aynı sektörde faaliyet göstermesi ve aynı ihalelere giriyor olmaları dikkate alınarak uzun süre olarak nitelendirilemez. Bu çerçevede yerel mahkemece, davacının uzun sayılan bir süre boyunca sessiz kalarak hak kaybına uğradığından bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Karar Düzeltme İsteği 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1442 E. 2013/8277 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/11189 E.  ,  2012/17956 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/05/2011 tarih ve 2010/3-2011/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin MONOSORP ibareli 10.sınıftaki cerrahi dikiş iplikleri ürünlerini içeren 15.01.2003/996 sayılı markanın sahibi olduğunu, davalının müvekkilinden izinsiz olarak MONOSORP ibaresi ile aynı markayı taşıyan cerrahi dikiş ipliklerini yurt dışından ithal ederek ülke içerisinde satışa arzettiğini, bu eylemin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, davalıya eyleme son vermesi istemi ile keşide ettirdikleri ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına vaki tecavüz ve haksız rekabetinin önlenmesine, dava konusu ürünlerin toplatılarak imha edilmesine, kararın ilânına, 5.000,00.-TL manevî ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00.-TL maddî tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, uzun yıllardır yabancı ülkedeki bir şirketin tek satıcısı olarak anılan ürünlerin müvekkilince ithal edilip Türkiye'de pazarlamaya sunulduğunu, müvekkilinin kullanımının davacının marka tescil başvurusunun kesinleşip tescilinden önce 2005 yılı Nisan ayından bu yana devam ettiğini, davacı kullanımının müvekkilinden sonra 2007 yılında başladığını, davacının müvekkili eylemlerini ve kullandığı işareti bildiği hâlde herhangi bir müdahalede bulunmadığını, sessiz kalarak müvekkiline karşı markasını kullanma hakkını yitirdiğini, MONOSORP tanıtıcı işaretini taşıyan cerrahi dikiş iplikleri ürünlerinin müvekkili tarafından Türkiye'de tanıtıldığını, davacının müvekkilinin sektörde tanınmasını müteakip marka hakkını ileri sürerek hakkını kötüye kullandığını savunarak davaının reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca esasen davacının marka tescili bulunmasına rağmen, davalının tüm Türkiye'yi kapsar biçimde MONOSORP tanıtıcı işareti ile ticarî faaliyette bulunduğu, eş zamanlı biçimde gerçekleşen kullanım sırasında fiili olarak marka ve tanıtım işaretleri arasında bir iltibas doğmadığı, her iki işaretin geçen zaman içerisinde ilgili piyasada ayrı ayrı tutunduğu ve müşteri çevresi edindiği, davalının korunmaya değer bir hukukî durum kazandığı, objektif kriterler uyarınca davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK 62 vd maddeleri uyarınca açılan marka hakkına vaki tecavüzun önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Davacının MONOSORP ibareli, cerrahi dikiş iplikleri ürünlerini içeren markasını 09.06.2004 tarihinde tescil ettirdiği, davalının ise MONOSORP tanıtıcı işaretini taşıyan ürünlerin Türkiye'ye ithaline 2005 yılının Nisan ayından itibaren başladığı ve davacının, 27.01.2009 keşide tarihli Noter onaylı ihtarname ile marka hakkına tecavüzün durdurulmasını ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre somut olayda gerçekleşen ve yukarıda tarihleri verilen süre davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramasına yol açacak nitelikte uzun süreli bir kullanım olarak kabul edilmemektedir. Davalı kullanımı açısından kısa sayılacak olan bu süre, davacı ve davalının aynı sektörde faaliyet göstermesi ve aynı ihalelere giriyor olmaları dikkate alınarak uzun süre olarak nitelendirilemez.

Bu çerçevede yerel mahkemece, davacının uzun sayılan bir süre boyunca sessiz kalarak hak kaybına uğradığından bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065250600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.