Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/10562 E. 2012/16969 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik hakkı ihlali↗ kişilik haklarının ihlali↗ kişilik hakları↗ hisse senedi↗ alacak davası↗ işlemiş faiz↗ maddi ve manevi tazminat↗ haciz↗ maddi tazminat↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıdan izin almaksızın 14/01/2000 tarihinde 1.426 TL değerinde hisse senedini sattığı, bunun üzerine hisse senetlerinin sahibi olan davacı tarafından hisse senetleri üzerine blokaj konulduğu, davalı aracı kurum tarafından blokajın kaldırılması amacıyla açılan davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay’ca onanarak kesinleştiği, bu süreçte davacı tarafından 1.426 TL değerindeki hisse senedinin değerlendirilemediği ve davacının borsada işlem yapamadığı, maaşına haciz konulduğu, davalı aracı kurumun sözleşmeye aykırı olarak davacının iznini almadan hisse senetleri satmasına rağmen haklı olarak davacı tarafça konulan blokaj kaydının kaldırılması için dava açması ve davacı aleyhine takip yapmasının davacının kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğu, dava açılması ve icra takibi yapılması eyleminin başlı başında kişilik hakkı ihlali sayılmamasına karşın hisse senedi satış işlemini haksız olarak yaptığını bilmesine rağmen dava açıp takip yapması sebebiyle davalının yasaca kendisine tanınan dava açma ve takip yapma yetkilerini hukuka uygun olarak kullandığının kabulünün mümkün olmadığı ayrıca memur olan davacının maaşına bu sebeple haciz konulmasının davacının kişilik haklarını rencide edici nitelikte olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 1.426 TL hisse bedeli ve 6.400,01 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 7.826,01 TL maddi tazminatın ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karşılık davanın kabulü ile 940 TL’nin 14/01/2000 tahinde itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı ile davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 hüküm tarihi itibariyle kesin olup, anılan miktar 01.01.2010 tarihi itibariyle 1.430 TL’na çıkarılmıştır.
Somut olayda, mahkemece, davalı karşı davacı tarafından açılan davada 28.12.2010 tarihinde kısmen kabul kararı verilerek, 940 TL’nın hüküm alınmasına karar verilmiş olup söz konusu miktarın, hüküm tarihi itibariyle, yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca, temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, kararın temyizi kabil olmayıp, davacı karşı davalının bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davacıya ait olduğu iddia edilen, borsada işlem gören hisse senetlerinin aracı kurum olan davalı tarafından izinsiz olarak satılması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla talep olunan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/602 Karar sayılı ilamının Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, davalı şirketin kendisine borsada işlem yapması konusunda yardımcı olmaması nedeniyle mağdur olduğunu, bankalardan kredi alamadığını, iş çevresinde küçük düşürüldüğünü, maaşına haciz konulduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamı itibari ile davacının, kendisine ait olduğunu iddia ettiği borsada işlem gören hisse senetlerinin davalı aracı kurum tarafından izin alınmaksızın satıldığını, bu amaçla kendisi tarafından hisse senetleri üzerine blokaj konulduğunu ileri sürmüş, davalı vekili ise satışın davacı tarafından açığa satış şeklinde yapıldığını bildirmiştir. Buna karşın mahkemece, taraflar arasındaki ilişki kapsamında yapılan işlemlerin nelerden ibaret olduğu, hangi işlem nedeniyle zarar doğduğu, varsa zararın miktarı gibi hususlar araştırılıp değerlendirilmiş değildir. Bu durumda mahkemece, öncelikle dava konusu olan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem göre hisse senetlerinin davacıya ait olup olmadığı, davacı tarafından açığa satış yapılıp yapılmadığı, davacının koyduğu blokaj işleminin satış işlemine mi yoksa hisse senetlerine mi ilişkin olduğu, varsa davacının zararının ne miktarda olduğu borsa konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken değinilen hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, memur olan davacının maaşına haciz konulduğundan söz edilerek, davalının dava ve takip haklarını kötüye kullandığının kabulü ile davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı karşı davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7481 E. 2023/1910 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · kişilik hakları · hisse senedi · işlemiş faiz · haciz · maddi tazminat · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıdan izin almaksızın 14/01/2000 tarihinde 1.426 TL değerinde «hisse senedini» sattığı, bunun üzerine hisse senetlerinin sahibi olan davacı tarafından hisse senetleri üzerine blokaj konulduğu, davalı aracı kurum tarafından blokajın kaldırılması amacıyla açılan davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay’ca onanarak kesinleştiği, bu süreçte davacı tarafından 1.426 TL değerindeki hisse senedinin değerlendirilemediği ve davacının borsada işlem yapamadığı, maaşına «haciz» konulduğu, davalı aracı kurumun sözleşmeye aykırı olarak davacının iznini almadan hisse senetleri satmasına rağmen haklı olarak davacı tarafça konulan blokaj «kaydının» kaldırılması için dava açması ve davacı aleyhine takip yapmasının davacının «kişilik haklarını ihlal» edici nitelikte olduğu, dava açılması ve icra takibi yapılması eyleminin başlı başında «kişilik hakkı ihlali» sayılmamasına karşın hisse senedi satış işlemini haksız olarak yaptığını bilmesine rağmen dava açıp takip yapması sebebiyle davalının yasaca kendisine tanınan dava açma ve takip yapma yetkilerini hukuka uygun olarak kullandığının kabulünün mümkün olmadığı ayrıca memur olan davacının maaşına bu sebeple haciz konulmasının davacının kişilik haklarını rencide edici nitelikte olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 1.426 TL hisse bedeli ve 6.400,01 TL «işlemiş faiz» alacağı olmak üzere toplam 7.826,01 TL «maddi tazminatın» ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karşılık davanın kabulü ile 940 TL’nin 14/01/2000 tahinde itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacı kar …
Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, davalı şirketin kendisine borsada işlem yapması konusunda yardımcı olmaması nedeniyle mağdur olduğunu, bankalardan kredi alamadığını, iş çevresinde küçük düşürüldüğünü, maaşına «haciz» konulduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… sunda uzman bilirkişiler aracılığı ile belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken değinilen hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, memur olan davacının maaşına «haciz» konulduğundan söz edilerek, davalının dava ve takip haklarını kötüye kullandığının kabulü ile davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş …
Benzer bu kararda… erilen Karar Mahkemenin 24.10.2013 tarih, 2013/81 E. ve 2013/251 K. sayılı kararı ile karşı dava ile ilgili verilen karar kesinleştiğinden karşı dava yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», asıl dava yönünden, davalının davacının yatırım işlemlerine aracılık ettiği ve davacının talimatı olmadan satış yaptığı, davalı tarafından yapılan bu işlem nedeniyle davacının dava tarihi itibariyle 296,82 TL «asıl alacak», 260,41 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 557,23 TL maddi zararının bulunduğu davalı aracın kurumun sözleşmeye aykırı olarak davacının iznini almadan yapmış olduğu bu işlemler sonucunda konulan blokaj «kaydının» kaldırılması için dava açması ve davacı aleyhine takip yapması davacının «kişilik haklarını ihlal» edici nitelikte bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… nu tespit eden önceki bilirkişi raporları ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, müvekkili tarafından hem yasal değere hem de «hisse senedine» «bloke» koyulduğunu, aksi halde davalı aracı şirket tarafından açılan blokenin kaldırılması davanın kazanılamayacağını ve davalının parayı istediği gibi aktaracağını, çünkü mevzuat gereğince «takas» süresinin iki gün olduğunu, müvekkilinin ise takas süresi geçtikten sekiz gün sonra TL değeri ve hisse senedine blokaj koyduğunu, müvekkilinin hakkını korumak için blokaj koyduğunu ancak blokaj nedeniyle uzun yıllar borsada işlem yapamadığını, başka aracı kurumlara «virman» yapamadığını ve satamadığını, eğer satabilmiş olsaydı bu parayı da değerlendirerek daha fazla kazanç elde edebilecek iken davalı şirketçe bu kazançtan «mahrum» bırakıldığını, mahkemece asıl davada daha önce verilen kısmen kabul kararlarının sürekli müvekkili lehine bozulduğunu, bu nedenle eksik değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin zararı oluşmadığından bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu, «son» alınan ek raporda 160 Lot hisseden bahsedildiğini ancak uyuşmazlığa konu olanın 100 Lot hisse senedi olduğunu, 2000 yılından beri süren davayı müvekkilinin seyahat etmek suretiyle takip ettiğini, duruşmalara katıldığını, işinden uzak kaldığını, ciddi «masraflar» ettiğini ve esasen bunca yıl yapılan masrafların talep edilen «maddi tazminatın» çok üzerinde olduğunu, bu hususa ilişkin olarak da mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, karşı davaya yönelik olarak ise davalı aracı şirket tarafından açılan …
… avalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının «bloke» «koyma» işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310,00 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL «asıl alacak» 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına «haciz» koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · el koyma · takas · gerçek zarar · bloke · kâr mahrumiyeti · şikayet · asıl alacak
Benzer bu kararda… nu tespit eden önceki bilirkişi raporları ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, müvekkili tarafından hem yasal değere hem de «hisse senedine» «bloke» koyulduğunu, aksi halde davalı aracı şirket tarafından açılan blokenin kaldırılması davanın kazanılamayacağını ve davalının parayı istediği gibi aktaracağını, çünkü mevzuat gereğince «takas» süresinin iki gün olduğunu, müvekkilinin ise takas süresi geçtikten sekiz gün sonra TL değeri ve hisse senedine blokaj koyduğunu, müvekkilinin hakkını korumak için blokaj koyduğunu ancak blokaj nedeniyle uzun yıllar borsada işlem yapamadığını, başka aracı kurumlara «virman» yapamadığını ve satamadığını, eğer satabilmiş olsaydı bu parayı da değerlendirerek daha fazla kazanç elde edebilecek iken davalı şirketçe bu kazançtan «mahrum» bırakıldığını, mahkemece asıl davada daha önce verilen kısmen kabul kararlarının sürekli müvekkili lehine bozulduğunu, bu nedenle eksik değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin zararı oluşmadığından bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu, «son» alınan ek raporda 160 Lot hisseden bahsedildiğini ancak uyuşmazlığa konu olanın 100 Lot hisse senedi olduğunu, 2000 yılından beri süren davayı müvekkilinin seyahat etmek suretiyle takip ettiğini, duruşmalara katıldığını, işinden uzak kaldığını, ciddi «masraflar» ettiğini ve esasen bunca yıl yapılan masrafların talep edilen «maddi tazminatın» çok üzerinde olduğunu, bu hususa ilişkin olarak da mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, karşı davaya yönelik olarak ise davalı aracı şirket tarafından açılan …
… avalının davacıdan satım emri almaksızın 100 lot hissesi satışa çıkardığı, satış bedelinin davacı hesabına gönderdiği için işlemden bir zararın doğmadığı, davacının «bloke» «koyma» işleminden sonra davalı tarafından davacı hesabından 310,00 TL kesinti yapıldığı, bu haksız kesintinin 18.04.2006 tarihinde 316,15 TL olarak geri ödendiği, bu ödemenin öncelikle faizden mahsubu gerektiği, bu durumda 296,82 TL «asıl alacak» 260,41 TL faiz olmak üzere 557,23 TL maddi zararın bulunduğu, davalının sözleşmeye aykırı işlem yaptığı buna rağmen davacıya karşı dava açıp icra takibi başlatması ve maaşına «haciz» koydurmasının kişilik hakkını zedeleyici nitelikte olduğu, davalının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı dava ile ilgili olarak verilen karar kesinleşmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… erilen Karar Mahkemenin 24.10.2013 tarih, 2013/81 E. ve 2013/251 K. sayılı kararı ile karşı dava ile ilgili verilen karar kesinleştiğinden karşı dava yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», asıl dava yönünden, davalının davacının yatırım işlemlerine aracılık ettiği ve davacının talimatı olmadan satış yaptığı, davalı tarafından yapılan bu işlem nedeniyle davacının dava tarihi itibariyle 296,82 TL «asıl alacak», 260,41 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 557,23 TL maddi zararının bulunduğu davalı aracın kurumun sözleşmeye aykırı olarak davacının iznini almadan yapmış olduğu bu işlemler sonucunda konulan blokaj «kaydının» kaldırılması için dava açması ve davacı aleyhine takip yapması davacının «kişilik haklarını ihlal» edici nitelikte bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… nın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek görülmediği, anılan bilirkişi raporuna göre davacının, 226836 portföy nolu hesabında davalının 110 adet 1.974,00 TL'lik «hisse senedi» alımı yaptığının, 100 adedinin 940,00 TL bedelli 110 adedini ise 1.078,00 TL bedelle sattığının, bu işlemde 100 lot hisse yönünden açığa satış şeklinde işlem yapılıp davacının hesabına 14.01.2000 tarihinde 940,00 TL aktarıldığı ve davacının yapılan bu işlemden zarar görmediğinin, işlem gören hisselerin davacıya ait olduğunun, 23.09.2003 tarihinde davacının davalı hesaplarında bulunan 100 lot DYHOL hisse senetleri üzerine blokaj koyduğunun ve hesabından bu nedenle 310,00 TL kesilip davacının «şikayeti» üzerine kesilen paranın 18.04.2016 tarihinde 316,15 TL iade edildiğinin bu nedenlerle davacının maddi zararının 557,23 TL olduğunun belirtildiği, mezkur rapora itibar edilerek karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı dava ile ilgili olarak Mahkemenin 28.12.2010 tarihli, 2009/592 E., 2010/757 K. sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/10562 E. , 2012/16969 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2010 tarih ve 2009/592-2010/757 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı ile davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/602 Karar sayılı ilamının Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, davalı şirketin kendisine borsada işlem yapması konusunda yardımcı olmaması nedeniyle mağdur olduğunu, bankalardan kredi alamadığını, iş çevresinde küçük düşürüldüğünü, maaşına haciz konulduğunu ileri sürerek, 39.000 TL maddi ve 41.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş, karşılık davasında, davacının Doğan Yayın Holding hisselerini sattığını ancak satışın açığa satış olarak yapılması ve davacının satılan hisseler üzerine blokaj koyması nedeniyle satış bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini ileri sürerek, 940 TL’nin 14.01.2000 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıdan izin almaksızın 14/01/2000 tarihinde 1.426 TL değerinde hisse senedini sattığı, bunun üzerine hisse senetlerinin sahibi olan davacı tarafından hisse senetleri üzerine blokaj konulduğu, davalı aracı kurum tarafından blokajın kaldırılması amacıyla açılan davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay’ca onanarak kesinleştiği, bu süreçte davacı tarafından 1.426 TL değerindeki hisse senedinin değerlendirilemediği ve davacının borsada işlem yapamadığı, maaşına haciz konulduğu, davalı aracı kurumun sözleşmeye aykırı olarak davacının iznini almadan hisse senetleri satmasına rağmen haklı olarak davacı tarafça konulan blokaj kaydının kaldırılması için dava açması ve davacı aleyhine takip yapmasının davacının kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğu, dava açılması ve icra takibi yapılması eyleminin başlı başında kişilik hakkı ihlali sayılmamasına karşın hisse senedi satış işlemini haksız olarak yaptığını bilmesine rağmen dava açıp takip yapması sebebiyle davalının yasaca kendisine tanınan dava açma ve takip yapma yetkilerini hukuka uygun olarak kullandığının kabulünün mümkün olmadığı ayrıca memur olan davacının maaşına bu sebeple haciz konulmasının davacının kişilik haklarını rencide edici nitelikte olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 1.426 TL hisse bedeli ve 6.400,01 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 7.826,01 TL maddi tazminatın ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karşılık davanın kabulü ile 940 TL’nin 14/01/2000 tahinde itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı ile davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 hüküm tarihi itibariyle kesin olup, anılan miktar 01.01.2010 tarihi itibariyle 1.430 TL’na çıkarılmıştır.
Somut olayda, mahkemece, davalı karşı davacı tarafından açılan davada 28.12.2010 tarihinde kısmen kabul kararı verilerek, 940 TL’nın hüküm alınmasına karar verilmiş olup söz konusu miktarın, hüküm tarihi itibariyle, yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca, temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, kararın temyizi kabil olmayıp, davacı karşı davalının bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davacıya ait olduğu iddia edilen, borsada işlem gören hisse senetlerinin aracı kurum olan davalı tarafından izinsiz olarak satılması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla talep olunan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/602 Karar sayılı ilamının Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, davalı şirketin kendisine borsada işlem yapması konusunda yardımcı olmaması nedeniyle mağdur olduğunu, bankalardan kredi alamadığını, iş çevresinde küçük düşürüldüğünü, maaşına haciz konulduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamı itibari ile davacının, kendisine ait olduğunu iddia ettiği borsada işlem gören hisse senetlerinin davalı aracı kurum tarafından izin alınmaksızın satıldığını, bu amaçla kendisi tarafından hisse senetleri üzerine blokaj konulduğunu ileri sürmüş, davalı vekili ise satışın davacı tarafından açığa satış şeklinde yapıldığını bildirmiştir. Buna karşın mahkemece, taraflar arasındaki ilişki kapsamında yapılan işlemlerin nelerden ibaret olduğu, hangi işlem nedeniyle zarar doğduğu, varsa zararın miktarı gibi hususlar araştırılıp değerlendirilmiş değildir. Bu durumda mahkemece, öncelikle dava konusu olan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem göre hisse senetlerinin davacıya ait olup olmadığı, davacı tarafından açığa satış yapılıp yapılmadığı, davacının koyduğu blokaj işleminin satış işlemine mi yoksa hisse senetlerine mi ilişkin olduğu, varsa davacının zararının ne miktarda olduğu borsa konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken değinilen hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, memur olan davacının maaşına haciz konulduğundan söz edilerek, davalının dava ve takip haklarını kötüye kullandığının kabulü ile davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı karşı davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı karşı davalının temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı karşı davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı karşı davacıya iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064489500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz