6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşme görüşmelerinden dönmede menfi zarar: eksik inceleme

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1066 E. 2024/4478 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Şekle tabi olmayan bir sözleşmenin öneri ve kabul beyanıyla kurulacağı kabul edildikten sonra, mutabakat beyanı verilip kısa süre içinde dönülen hâllerde menfi zarar istemi yalnızca 'zararın o süreçte doğduğunun ispat edilemediği' gerekçesiyle reddedilemez; dönme sebebi olarak gösterilen olgu, taraflar arasında daha önce aynı konuda yapılıp uygulanan sözleşmeler ve işin niteliği (satışın gemi üzerinden yapılması) uzman bilirkişi heyeti marifetiyle incelenmeli, ayrıca ifanın baştan imkânsız olup olmadığı ile tacir olan tarafların bu imkânsızlığı bilip bilemeyecekleri değerlendirilmelidir; bu yapılmadan verilen karar eksik incelemeye dayanır.

Ele alınan sorunlar

Sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı ve menfi zararın doğup doğmadığı yönünden eksik inceleme → kabul

İddia: Davacı, sözleşmenin esaslı unsurlarında mutabakat sağlandığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak görüşmelere son vermesi nedeniyle uğradığı zararı ispat ettiğini, sözleşme kurulmamış sayılsa dahi sözleşme öncesi güven ilişkisinden doğan sorumluluk gereği menfi zararının karşılanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle tabi değildir ve sözleşme öneri ile kabul beyanının uyuşmasıyla kurulur. Somut olayda taraflar arasında akaryakıtın ithali, gemiyle getirilmesi, bir kısmının davalıca satın alınması ve bir kısmının davalıdan kiralanacak depoda saklanması konusunda e-posta yoluyla görüşmeler yapılmış, davacının teklifine davalı 'mutabıkız' şeklinde onay vermiş, üç gün sonra ise gümrük müşavirliğinden gelen bilgi nedeniyle şartların değiştiğini bildirerek sözleşmeden dönmüştür. Davanın, üç günlük süreçte mutabakata varıldığının, akaryakıtın yurt dışındaki satıcıdan satın alındığının ve zararın bu süreçte meydana geldiğinin ispat edilememesi gerekçesiyle reddi eksik incelemeye dayanmaktadır: davalının dönme gerekçesi olarak bildirdiği gümrük müşavirliği cevabı doğrultusunda taraflar arasında bu tür bir sözleşmenin kurulup kurulamayacağı ve daha önce aynı konuda yapılıp uygulanan motorin satış sözleşmeleri de değerlendirilerek, satışın gemi üzerinden yapılması karşısında davacının davalıdan talep edebileceği bir zararının bulunup bulunmadığı, mal tedarik sözleşmelerinde uzman bir bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alınarak tespit edilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Baştaki ifa imkânsızlığı ve tarafların tacir sıfatının bu imkânsızlığı bilme yönünden değerlendirilmesi → kabul

Gerekçe: Taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin kurulmuş olduğu iddiası ve önceki ilişkiler de değerlendirilerek sözleşmenin ifasında imkânsızlık bulunup bulunmadığı; baştan bir imkânsızlık varsa, aynı konuda daha önce ifa edilen ilişkilere rağmen tarafların tacir olmaları nedeniyle bu imkânsızlığı bilip bilmemeleri durumu da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşme görüşmelerinde 'mutabıkız' beyanıyla onay verildikten sonra dönülen hâllerde menfi zarar isteminin hangi kapsamda araştırılacağını (dönme sebebinin denetimi, önceki uygulamaların değerlendirilmesi, mal tedarik sözleşmelerinde uzman bilirkişi heyeti) ve baştaki ifa imkânsızlığının tacirler yönünden nasıl ele alınacağını belirleyen bozma kararıdır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in contrahendo) menfi zarar müspet zarar haklı güven şekil serbestisi öneri ve kabul sözleşmeden dönme baştaki ifa imkânsızlığı basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü eksik inceleme

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 16098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 12

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6914 E. 2016/3506 K.

    Ortak:Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1066 E.  ,  2024/4478 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/514 Esas, 2022/1610 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/997 E., 2019/1129 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında Romanya menşeli 4000 metrik ton, 10 PPM motorin alımı ve 2.000 metrik ton motorinin depolanması için yapılan teklifin davalı tarafından 21.01.2011 tarihinde mutabıkız şeklinde beyanı ile kabul edildiğini,davalı tarafın teyidi ile varılan mutabakat sonucunda Romanya menşeli 6000 metrik ton, 10 PPM motorinin yurt dışından satın alınması ve gemi kiralanması işlemleri için gemi sahipleri ve satıcılarla elektronik posta üzerinden akit kurduğunu davalının bu arada depolama sözleşmesi örneği kendilerinin de satış kontratı ve akreditif taslağı gönderdiğini, mal alım satımı ve gemi kiralama işlemini tamamlanmış olmasına rağmen davalı tarafından 24.01.2010 tarihinde iki Türk firmasının gemi üzerinde birbirlerine satış yapamayacağı gerekçesi ile haksız ve kötüniyetli olarak görüşmelere son verdiğini, 27.01.2010 tarihinde e-mail ile gönderdiği ihtarname ile uğrayacağı tüm zararların tazmininin isteneceğinin talep edildiğini, tarafların aktin esaslı unsurları yönünden anlaştıklarını, müvekkil şirket sözleşmenin kurulacağı ve ifa edileceğine güvenerek sözleşmeye konu malı ithal ettiğinden davalının kusurlu davranışı sonucu müvekkil şirketin uğradığı menfi zararların tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000-USD depolama ücreti, 30.000-USD navlun bedeli 10.000-USD kredi maliyeti, 1.000-USD sigorta, 5.000-USD L/C açılış ve diğer masrafları, 2.000-USD fireden doğan zarar, 1.000-USD gözetim ve analiz bedeli ve 1.000-USD de gümrükleme masrafı olmak üzere 100.000-USD tazminatın fiili ödeme günündeki TL karşılığının Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; akdi ilişkinin esaslı unsurlarında anlaşma sağlanmadığını, taraflar arasında kesin mutabakat sağlandığında akreditif açıldığı düşünüldüğünde anlaşmanın yapılmamış olduğunun görüleceğini, davacı tarafın tamamen kendi insiyatifi ile nasıl olsa satarım düşüncesi ile kendi adı ve hesabına mal alımı ve satımı yaptığını, basiretli tacir gibi hareket etmekle yükümlü davacının akdi ilişki kurmadan yapmış olduğu işlemlerden kendisinin sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki daha önce yapılan ticari ilişkinin seyrine de aykırı olduğunu davacı tarafın alacak ve zarar iddiasının, gerçeğe, hakkaniyete, taraflar arasındaki ticari ilişkinin gelinen aşamasına ve hukuka aykırı talep ve iddialar olduğunu, taraflar arasındaki dava konusu akaryakıt alımı için akdi ilişki kurulmadığını, müvekkil şirket ile davacı arasında akreditif ilişkisi kurulmadığını, kesin mutabakat sağlandığında akreditif açılması gerektiğini, davacı yan ile müvekkil şirket arasında hangi şartlarla ve hangi şekilde ve hangi akdi ilişkinin kurulduğu beyan edilmediğini, akdi ilişkinin niteliği ve hükümleri belirtilmeden taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu iddiasının objektiflikten uzak ve gerçeğe aykırı iddia niteliğinde olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında elektronik posta yolu ile gerçekleşen ticari görüşmelerin tamamı dikkate alındığında taraflar arasında akdi ilişkinin kurulmadığının görüleceğini, bu nedenlerle davaya cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında davacı tarafından istenilen tüm zarar kalemlerinin afaki ve gerçeğe aykırı olduğundan haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ihtilafsız pek çok akaryakıt alım sözleşmesinin daha önce kurulmuş olduğu, davacı tarafça taraflar arasındaki önceki 11 satış işleminden farklı olarak, motorin satış sözleşmesi tesis etmeden davalı tarafın uyandırdığı haklı güvene dayanarak akaryakıt alımı gerçekleştirdiğinin iddia edildiği, ancak davacı tarafın iddiası çerçevesinde, sözleşmenin kurulacağına yönelik güvenin tesis edildiği 21.01.2011 tarihi ile sözleşme kurulamayacağının davalı tarafça bildirildiği 24.01.2011 tarihleri arasındaki üç günlük süreçte mutabakata varıldığının, iddia ettikleri 6000 mt akaryakıtın yurtdışındaki satıcıdan satın alındığının ve zararın anılan süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği, ayrıca basiretli tacir bakımından bu hacimdeki bir iş yönünden sadece tonaj ve birim fiyatında mutabakata varılan ancak teslim zamanının kararlaştırılmadığı koşullar yönünden haklı bir güvenin de oluşamayacağı, dolayısıyla davalının tazmin sorumluluğunun doğmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde mutabakat sağlandığını ve bu bağlamda müspet zararların tazmininin gerektiğini, mahkemece geçerli sebep gösterilmeden sözleşmenin kurulmuş sayılmamasına ve sözleşme öncesi güven ilişkisinden doğan sorumluluğun doğmayacağına ilişkin hatalı karar verildiğini, mahkemece gerekçeli kararda yer verilen "davacı tarafça zararın anılan süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği" şeklinde açıklamasının anlaşılamadığını, müvekkili şirketin davalının haksız ve kötü niyetli davranışları karşısında zarara uğradığını ve bu zarar kalemlerini ispat ettiğini, söz konusu zarar raporlarına bilirkişi raporunda da değinildiğini ancak ek bilirkişi raporunda kredi faizi, gözetim giderleri ve depolama masraflarının hiçbir gerekçe gösterilmeden menfi zarar kalemleri arasında gösterilmediğini, sözleşmenin kurulmadığının kabul edildiği ihtimalde dahi sözleşme öncesi güven ilişkisinden doğan sorumluluğu gereğince müvekkili şirketin menfi zararını karşılaması gerektiği yönünde hüküm tesis edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılarak, davanın kabulünü talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ihtilaf konusu 6000 metrik ton akaryakıtı davalının onay verdiği 21.01.2011 tarih ile bu onaydan vazgeçtiği 24.01.2011 tarihleri arasında yurt dışındaki bir satıcıdan alım yaptığını ve buna ilişkin gemi temin ettiğini kanıtlaması gerektiği, buna ilişkin bir belge sunulmadığı, taraflar arasında süreklilik arz eden ve 2008-2010 yılları arasında gerçekleşen motorin alım satımına dayalı ticari ilişkinin motorin satış sözleşmesi imzalanması ve gayri kabili rücu akreditif açmak sureti ile sürdürüldüğü, dava konusu olayda ise motorin satış sözleşmesi tanzim edilmeden, akreditif açılmadan davacının yaptığı alım gözetildiğinde,süre gelen ilişkinin özellikleri de dikkate alınarak bu kadar yüksek rakamlı bir satışta davacıda haklı güven ilişkisinin objektif olarak gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

1. Uyuşmazlık, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı, buna bağlı olarak davalının sözleşmeyi uygulamaması nedeniyle davacının zararının doğup doğmadığı hususuna ilişkindir.

2.Dava, taraflar arasındaki sözleşme öncesi görüşmelere ilişkin davalının kusuruna dayalı olarak davacının uğradığını iddia ettiği menfi zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 1 ve devamı maddeleri ile 12 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.6098 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi hükmü uyarınca; sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle tabi değildir. Sözleşmenin kurulmasına ilişkin aynı Kanun'un 1 ve devamı maddeleri kapsamında ise sözleşmenin öneri ve kabul beyanı ile kurulacağı düzenlenmiştir.

Somut olayda, davacı ile davalı arasında bir miktar akaryakıtın davacı tarafından yurt dışından ithal edilmesi, bu akaryakıtın gemi ile Türkiye'ye getirilmesi, akaryakıtı getirecek geminin davalının Kocaeli-Yarımca'daki deposunun rıhtımına yanaşması, akaryakıtın bir kısmının davalı tarafından satın alınması, bir kısmının da başka müşterilere satılıncaya kadar davalının rıhtımında depo kiralanarak muhafaza edilmesi hususlarında bir sözleşmenin akdedilmesi öncesinde e-posta yoluyla yazışmalar yapıldığı anlaşılmaktadır.

E-posta yoluyla yapılan sözleşme görüşmelerinin sonucunda 21.01.2011 tarihinde davacı tarafından; davalıya davacının 6.000 metrik ton akaryakıtı yurt dışından ithal ederek gemi ile davalının Türkiye'deki (Kocaeli-Kandıra) rıhtımına getirmesi, bu akaryakıtın 4.000 metrik tonluk kısmının davalı tarafından satın alınması, fiyatın 24'e çekilmesi, malın 2.000 metrik tonluk kısmının ise alıcı/müşteri bulununcaya kadar davalıdan kiralanacak depoda saklanması hususunda bir teklif sunulduğu ve bu teklife davalı tarafından "mutabıkız" şeklinde onay verilmiştir.

Davalı tarafından daha sonra 24.01.2011 tarihinde saat 9.44'te davacıya gönderilen e-postada; depoculuk ve hizmet anlaşmasının hazırlandığı bildirilmiş, aynı gün saat 9.45'te davacı tarafından davalıya gönderilen e-postada ise satış anlaşması ve akreditif metninin gönderileceği, bu arada depoculuk anlaşmasının hazırlanıp iletilmesi istenmiştir. Ancak davalı şirket, 21.01.2011 tarihinde davacı şirketin sözleşme kurulmasına yönelik önerisini kabul ettikten sonra, 24.01.2011 tarihinde saat 15.52'de davacı şirkete gönderdiği e-posta ile; gümrük müşavirliğinden gelen bilgi nedeniyle sözlü olarak mutabık kalınmış olan şartlar tamamen değiştiği için cevaplarının olumsuz olduğunu ve malın alımından vazgeçildiğini bildirerek sözleşmeden dönmüştür.

2. Mahkemece, her ne kadar taraflar arasında süreklilik arz eden mutad uygulamanın ve teamüllerin dışına çıkıp davalı taraf ile motorin satış sözleşmesi tesis etmeden ve fakat davacının iddiasına göre sözleşmenin akdedileceği hususunda ciddi ve haklı bir güvenin tesis edildiği 21.01.2011 tarihi ile sözleşme kurulamayacağının davalı tarafça bildirildiği 24.01.2011 tarihleri arasındaki üç(3) günlük süreçte mutabakata varıldığının, iddia edilen 6000 mt ton akaryakıtın yurt dışındaki satıcıdan satın alındığının ve zararın anılan süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, eksik inceleme ile karar verilmiş olup davalının sözleşmeden dönme gerekçesi olarak bildirdiği gümrük müşavirliğinin cevabı doğrultusunda taraflar arasında bu tür bir sözleşme kurulup kurulamayacağı ve taraflar arasındaki bu sözleşme ilişkisinden önce aynı konuda yapılıp uygulanan motorin satış sözleşmeleri de değerlendirilerek, motorin satışının gemi üzerinden yapılması ile davacının davalıdan talep edebileceği bir zararının olup olmadığı hususlarının mal tedarik sözleşmelerinde uzman bir bilirkişinin de bulunduğu heyetten rapor alınmak suretiyle tespiti gereklidir.

Ayrıca taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin kurulmuş olduğu iddiası nazara alınarak ve önceki ilişkiler de değerlendirilerek sözleşmenin ifasında imkansızlık olup olmadığının, baştan bir imkansızlık var ise, aynı konuda ifa edilen ilişkilere rağmen tarafların tacir olmaları nedeniyle bu imkansızlığı bilip bilmemeleri durumunun da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen hususlarda eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064301400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/514 E. 2022/1610 K.

Sözleşme öncesi güven ilişkisinin ihlali iddiasına dayalı menfi zarar tazminatı davası

Gerekçe özeti

Sözleşme öncesi görüşmeler nedeniyle culpa in contrahendo (sözleşme benzeri güven ilişkisi) sorumluluğunun doğması için, güven konusunun objektif olarak ortalama, makul ve dürüst bir kişide güven uyandırmaya elverişli nitelikte olması gerekir. Tarafın, karşı tarafın sözleşme kurulacağına ilişkin verdiği onay ile bu onaydan vazgeçtiği tarihler arasında iddia ettiği edimleri (mal alımı, gemi temini vb.) fiilen gerçekleştirdiğini kanıtlaması gerekir; bu ispat sağlanamaz ve tarafların önceki süregelen ticari ilişkilerinde belirli bir usul (örn. yazılı sözleşme, akreditif açma) izlenmişken bu usule uyulmadan yüksek tutarlı bir işlem yapılmışsa, objektif olarak haklı bir güvenin oluştuğu kabul edilemez ve sözleşme öncesi sorumluluk doğmaz.

Emsal değeri

Sözleşme öncesi görüşmelerden kaynaklanan culpa in contrahendo sorumluluğunun koşulları ve haklı güvenin objektif olarak ispatlanması gerekliliği konusunda, taraflar arasındaki süregelen ticari usulden sapma hâlinde güvenin oluşmadığına ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliğindedir.

Kavramlar: culpa in contrahendo (sözleşme öncesi görüşmelerden doğan sorumluluk) sözleşme benzeri güven ilişkisi dürüstlük kuralı (TMK m.2/1) menfi zarar haklı güven / objektif güven ölçütü gayrikabili rücu akreditif

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/514

KARAR NO 2022/1610

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/11/2019

NUMARASI 2014/997 Esas - 2019/1129 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/11/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında Romanya menşeli 4000 metrik ton, 10 PPM motorin alımı ve 2.000 metrik ton motorinin depolanması için yapılan teklifin davalı tarafından 21/01/2011 tarihinde mutabıkız şeklinde beyanı ile kabul edildiğini,davalı tarafın teyidi ile varılan mutabakat sonucunda Romanya menşeli 6000 metrik ton, 10 PPM motorinin yurt dışından satın alınması ve gemi kiralanması işlemleri için gemi sahipleri ve satıcılarla elektronik posta üzerinden akit kurduğunu davalının bu arada depolama sözleşmesi örneği kendilerinin de satış kontratı ve akreditif taslağı gönderdiğini, mal alım satımı ve gemi kiralama işlemini tamamlanmış olmasına rağmen davalı tarafından 24/01/2010 tarihinde iki Türk firmasının gemi üzerinde birbirlerine satış yapamayacağı gerekçesi ile haksız ve kötüniyetli olarak görüşmelere son verdiğini, 27/01/2010 tarihinde e- mail ile gönderdiği ihtarname ile uğrayacağı tüm zararların tazmininin isteneceğinin talep edildiğini, tarafların aktin esaslı unsurları yönünden anlaştıklarını, müvekkil şirket sözleşmenin kurulacağı ve ifa edileceğine güvenerek sözleşmeye konu malı ithal ettiğinden davalının kusurlu davranışı sonucu müvekkil şirketin uğradığı menfi zararların tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000-usd depolama ücreti, 30.000-usd navlun bedeli 10.000-USD kredi maliyeti, 1.000-usd sigorta, 5.000-USD L/C açılış ve diğer masrafları, 2.000-usd fireden doğan zarar, 1.000-USD gözetim ve analiz bedeli ve 1.000-usd de gümrükleme masrafı olmak üzere 100.000-USD tazminatın fiili ödeme günündeki TL karşılığının Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; akdi ilişkinin esaslı unsurlarında anlaşma sağlanmadığını, taraflar arasında kesin mutabakat sağlandığında akreditif açıldığı düşünüldüğünde anlaşmanın yapılmamış olduğunun görüleceğini, davacı tarafın tamamen kendi insiyatifi ile nasıl olsa satarım düşüncesi ile kendi adı ve hesabına mal alımı ve satımı yaptığını, basiretli tacir gibi hareket etmekle yükümlü davacının akdi ilişki kurmadan yapmış olduğu işlemlerden kendisinin sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki daha önce yapılan ticari ilişkinin seyrine de aykırı olduğunu davacı tarafın alacak ve zarar iddiasının, gerçeğe, hakkaniyete, taraflar arasındaki ticari ilişkinin gelinen aşamasına ve hukuka aykırı talep ve iddialar olduğunu, taraflar arasındaki dava konusu akaryakıt alımı için akdi ilişki kurulmadığını, müvekkil şirket ile davacı arasında akreditif ilişkisi kurulmadığını, kesin mutabakat sağlandığında akreditif açılması gerektiğini, davacı yan ile müvekkil şirket arasında hangi şartlarla ve hangi şekilde ve hangi akdi ilişkinin kurulduğu beyan edilmediğini, akdi ilişkinin niteliği ve hükümleri belirtilmeden taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu iddiasının objektiflikten uzak ve gerçeğe aykırı iddia niteliğinde olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında elektronik posta yolu ile gerçekleşen ticari görüşmelerin tamamı dikkate alındığında taraflar arasında akdi ilişkinin kurulmadığının görüleceğini, bu nedenlerle davaya cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında davacı tarafından istenilen tüm zarar kalemlerinin afaki ve gerçeğe aykırı olduğundan haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; "Taraflar arasında ihtilafsız pek çok akaryakıt alım sözleşmesinin daha önce kurulmuş olduğu, davacı tarafça, taraflar arasındaki önceki 11 satış işleminden farklı olarak, motorin satış sözleşmesi tesis etmeden davalı tarafın uyandırdığı haklı güvene dayanarak akaryakıt alımı gerçekleştirdiğini iddia ettiğinin görüldüğünü, ancak davacı tarafın iddiası çerçevesinde, sözleşmenin kurulacağına yönelik güvenin tesis edildiği 21/01/2011 tarihi ile sözleşme kurulamayacağının davalı tarafça bildirildiği 24/01/2011 tarihleri arasındaki 3 günlük süreçte, mutabakata varıldığını, iddia ettikleri 6000 mt akaryakıtı yurtdışındaki satıcıdan satın aldığını, ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafça zararın anılan süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği gibi, basiretli tacir bakımından, bu hacimdeki bir iş yönünden sadece tonaj ve birim fiyatında mutabakata varılan, teslim zamanının kararlaştırılmadığı koşullar yönünden haklı bir güvenin de oluşamayacağı bu yönden davalının tazmin sorumluluğunun doğmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde mutabakat sağlandığını ve bu bağlamda müspet zararların tazmininin gerektiğini, mahkemece geçerli sebep gösterilmeden sözleşmenin kurulmuş sayılmamasına ve sözleşme öncesi güven ilişkisinden doğan sorumluluğun doğmayacağına ilişkin hatalı karar verildiğini, mahkemece gerekçeli kararda yer verilen "davacı tarafça zararın anılan süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği" şeklinde açıklamasının anlaşılamadığını, müvekkili şirketin davalının haksız ve kötü niyetli davranışları karşısında zarara uğradığını ve bu zarar kalemlerini ispat ettiğini, söz konusu zarar raporlarına bilirkişi raporunda da değinildiğini ancak ek bilirkişi raporunda kredi faizi, gözetim giderleri ve depolama masraflarının hiçbir gerekçe gösterilmeden menfi zarar kalemleri arasında gösterilmediğini, sözleşmenin kurulmadığının kabul edildiği ihtimalde dahi sözleşme öncesi güven ilişkisinden doğan sorumluluğu gereğince müvekkili şirketin menfi zararını karşılaması gerektiği yönünde hüküm tesis edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılarak, davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki sözleşme öncesi görüşmelere ilişkin kusuruna dayalı olarak, davacı tarafın uğradığı menfi zararın davalıdan tazmini istemine ilişkindir.Davacı tarafından taraflar arasında e-mali yolu ile sözleşmenin ana unsurları konusunda anlaşmaya varıldığını, anlaşma uyarınca yurt dışından akaryakıt ve gemi temin ettiğini, davalının haksız olarak sözleşmeden rücu ettiğini yurt dışından alınan akaryakıtın Türkiye'ye getirildiğini anlaşma uygulanmış olsa idi İzmit'e getirilecek olan akaryakıtın Mersin'e götürülmek durumunda kalındığını ve akaryakıtın ağustos ayında satılabildiğini bu arada kredi çektiğini anlaşma yapılacağı inancı ile masraf yaptığını uğradığı zararların tazminin talep ettiği davalı tarafından da taraflar arasında anlaşma sağlanmadığı davalının önceki teamüllere aykırı hareket ettiğini belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.Davacı ile davalı arasında akaryakıt alımı ve depolanmasına ilişkin görüşmeler kapsamında davacı adına ...

tarafından 21/01/2011 günü e-mail yoluyla 4.000 metrik ton akaryakıtın davalıya 2.000 ton akaryakıtın kendilerine ait olmak üzere fiyatı 24'e çektiklerini, bu verilen yapıyla zaten malın kendilerine 22'ye verdiğini bildirildiği, aynı gün davalı adına ... tarafından mutabıkız şeklinde onay verildiği, daha sonra davalı tarafından 24/01/2011 tarihi saat 09:44 te davacıya çekilen e-mailde depoculuk ve hizmet anlaşması imzalanıyor denildiği aynı gün davacı tarafından 09:45'te satış anlaşması ve akreditif birazdan gönderilecek, bu arada sizde depoculuk anlaşmasını hazırlatılıp gönderilmesinin istendiği ve davalı tarafından 24/01/2011 tarihinde 15:52'de çektiği e-mail de gümrük müşavirliğinden gelen bilgi nedeni ile sözlü olarak mutabakat kalınmış olan şartların tamamen değişmesi nedeni ile cevaplarının olumsuz olduğu malı almaktan vazgeçtiklerini belirttiği görülmüştür.

Yargıtay HGK’nun 13.02.2013 tarihli, 2012/13-1220 Esas ve 2013/239 Karar sayılı ilamında, sözleşmenin bir süreç olduğu bir anda kurulup meydana gelen hukuki bir işlem olmadığı, sözleşme kurulmadan önce tarafların sözleşmenin muhtevası şartları içerdiği hak ve yükümlülükler üzerinde görüşmeler yapıldığı, görüşmelerin başlamasıyla hukuki ilişkinin kurulduğu, bu ilişkinin sözleşme benzeri güven ilişkisi olduğu, güven ilişkisinin TMK 2/1 de düzenlenen dürüstlük kuralına dayandığı, buna göre görüşmeler sırasında görüşmecilerin sözleşmenin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması, dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve mal varlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması gerektiği, görüşmecilerin bu yükümlülüklere kusurlu olarak aykırı davranıp görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zararlardan sorumlu oldukları (Fikret Eren, age., s.1804,306 vd;

İlhan Ulusan, age., s.286) o halde sözleşme görüşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlığın haksız fiil kurallarına göre değil sözleşme hukuku çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. ... sorumluluğu olarak adlandırılan ,güvenin boşa çıkması nedeniyle bu sorumluluğun doğabilmesi için güven konusunun objektif bakımdan güven uyandırmaya ilişkin olması gerekir.Yani güven konusu ortalama ,makul ve dürüst bir kişi de güven uyandıracak nitelikde ise hukuk düzeni bu güveni haklı güven olarak değerlendirir ve koruma alıtına alır.Zira güvenen kişi güven uyandırmaya elverişli davranışın gerçeği yansıtmadığını biliyor ya da bilebilecek durumdaysa böyle bir davranışa güvenmemesi gerektiğini de bilir.(Özgür Güvenç -Culpa İn Contrehendo Sorumluluğu,) Somut olayda , Davacı ihtilaf konusu 6000 metrik ton akaryakıtı davalının onay verdiği 21/01/2011 tarih ile bu onaydan vazgeçtiği 24/01/2011 tarihleri arasında yurt dışındaki bir satıcıdan alım yaptığını ve buna ilişkin gemi temin ettiğini kanıtlamalıdır.

Bu yolda bir belge sunulmamıştır.Taraflar arasında süreklilik arz eden 2008-2010 yılları arasında gerçekleşen ticari ilişkide "Motorin satış sözleşmesi "nin imzalanması ile bu sözleşmede kararlaştırılan şartlara göre işlemeye başladığı ve bu aşamadan sonra da "davalı ...'ın sözleşme şartlarına göre "amir"sıfatıyla "lehdarı"davacı ... olarak göstererek ,tutarını,vadesini ,yükleme tarihini vesaik ibraz süresini ,keza ödeme vadesini de sözleşmeye göre (malın mülkiyetinin varış limanındaki terminalde tank içine aktarılmak suretiyle devredildiği günün 60.günü )belirtmek suretiyle gayrikabili rücu akreditif açtığı ,davacının ilgili gümrük müdürlüğüne başvurarak antrepo rejimi altındaki motorini davalıya devir ettiği ve devirle beraber akreditifi tahsil ettiği bilirkişi incelemesi ile belirlenmiştir.Satıcı tarafından 11/02/2011 tarihinde gümrük beyannamesi,faturanın 28/01/2011 tarihinde kesildiği gözetildiğinde siparişin anılan dönemde verildiğine ilişkin kanıt kabul edilmemiştir.Davacı tarafından davalı tarafın sözleşmeden vazgeçmeden önce yurtdışında akaryakıtın temin edildiği ve gemi ile öncesinde anlaşma sağlandığına ilişkin belge sunulmadığından davacının iddiaları sübut bulmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; taraflar arasında süreklilik arz eden ve 2008-2010 yılları arasında gerçekleşen motorin alım satımına dayalı ticari ilişkinin motorin satış sözleşmesi imzalanması ve gayri kabili rücu akreditif açmak sureti ile sürdürüldüğü, dava konusu olayda ise motorin satış sözleşmesi tanzim edilmeden, akreditif açılmadan davacının yaptığı alım gözetildiğinde,süre gelen ilişkinin özellikleri de dikkate alınarak bu kadar yüksek rakamlı bir satışta davacıda haklı güven ilişkisinin objektif olarak gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından sarf edilen 43,30-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.17/11/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.