Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13760 E. 2012/15865 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin ve katılma yolu ile davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı leyhine bozulmuştur.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İhtiyati haciz itirazı | İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5045 E. 2011/4944 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · yetki · haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaKefalet sözleşmesinin içinde yer aldığı «ipotek» sözleşmesinde de ayrıca «yetki» düzenlemesi bulunmadığından, yetkili mahkemeyi HUMK’nundaki yetki kurallarına göre belirlenmek gerekir ki bu durum karşısında ise yetkili mahkeme, borçlunun ikametgahına göre Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi sözleşmenin düzenlendiği yere göre ise Beyoğlu Asliye Ticaret Mahkemesi olmakla, «ihtiyati hacze itiraz» eden vekilinin yetkiye yönelik itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması ger …
Yalnız alacağın dayanağı olan sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesi de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’undaki şartlar aranmaksızın «ihtiyati haciz» kararı vermek için yetkilidir.
Dosyada bulunan «ipotek» resmi senedi incelendiğinde, borçlunun ayrıca alacaklı leyhine BK’nun 484. maddesine uygun «kefalet» verdiği görülmektedir.
O halde itiraz eden borçlunun alacaklı ile dava dışı firma arasında düzenlenen «genel kredi sözleşmesinde» imzasının bulunmaması karşısında, bu sözleşmenin 86. maddesinin yetkili mahkemenin belirlenmesinde göz önüne alınması olanağı yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17076 E. 2014/5975 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:maktu ücret · nispi vekalet ücreti · borcun üstlenilmesi · mirasçılık · protokol · vekalet ücreti · avans faizi · zamanaşımı
Benzer bu kararda… bulunan mevduatlarının mevduat sigorta fonu kapsamı dışında kaldığından bahisle ödenmediği, davacının leyhine icra takibine geçtiği ancak takibin semeresiz kaldığı, «zamanaşımının» 10 yıl olduğu, davalı banka çalışanlarının banka nezdinde bulunan davacılara ait paranın kıyı bankası olan ve hakim ortakların şirketlerinin kredi ihtiyacının karşılanması için kurulduğu anlaşılan gönderilmesi için davacıyı ve daha birçok mudiyi kandırarak telkinde bulunduklarının ceza dosyası kapsamı ile sabit olduğu, arasında imzalanan «protokol» gereğince bu davanın gereğince tarafından üstlenildiği, bu üstlenmenin davacının rızasına bağlı olmayan özel bir kanundan kaynaklanan «borcun üstlenilmesi» olduğu, bu nedenle de davanın davalısının olduğu gerekçesi ile davacıların davasının kabulü ile 44.660 TL'nin 12/10/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile 17/08/2001 gün ve arar sayılı veraset ilamındaki payları oranında muris «mirasçıları» olan davacılara verilmesine, 20.690 TL’nin 12/10/1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar v …
2- Ancak, işbu davanın 5411 sayılı Kanun'un 133. maddesi kapsamında yer alan bir dava niteliğinde bulunmaması nedeniyle mahkemece davacılar yararına «nispi vekalet ücreti» tayin edilmesi gerekirken yazalı şekilde «maktu ücreti» vekalete karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın HUMK'nın 438/7.
… luğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacının zararını ankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine, göre, davalıvekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3206 E. 2014/2033 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kat karşılığı inşaat sözleşmesi · resmi şekil · hizmet alım sözleşmesi · delillerin toplanmaması · hizmet bedeli · pay devri · ticari işletme · alacağın temliki
Benzer bu kararda… ve “Pazarlama ve Satış Hizmeti” organizasyon ve danışmanlık hizmetinin gerçekleştirilmesi, bu hizmetlere karşılık davalı tarafından davacıya sözleşme ile belirlenen «hizmet bedellerinin» ödenmesi konulu 01.10.2006 tarihli bir sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 4. maddesinde davacı tarafından sunulan hizmetlere karşılık tüm satılabilir alanların satışı gerçekleştirilmiş ise, elde edilen net proje karının % 15'ine karşılık olan tutarın davalı tarafından davacıya «fatura» edilerek tahsil edileceği, satışı proje bitimine kadar gerçekleştirilmemiş alanlar kaldı ise, bu alanlara isabet eden metrekare birimindeki toplam alan üzerinden % 15'lik payın davalı tarafından davacıya devrinin sağlanacağının öngörüldüğü, ancak sözleşmenin TMK'nın 706/1, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddesi uyarınca «resmi şekilde» yapılmadığı, bu nedenle «geçersiz» olduğu, tarafların leh ve aleyhlerine hak ve borç doğurmayacağı, sözleşmedeki bütün hükümlerin bu nedenle geçersiz olduğu, davacının «pay devrinin» kabul edilmemesi halinde, payların değerinin tahsiline ilişkin talebi de geçersizlik karşısında dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu sözleşmenin TMK'nın 706/1, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddesi uyarınca «resmi şekilde» yapılmadığı, bu nedenle «geçersiz» olduğu, tarafların leyh ve aleyhlerine hak ve borç doğurmayacağı, davacının «pay devrinin» kabul edilmemesi halinde, payların değerinin tahsiline ilişkin talebinin de geçersizlik karşısında dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalının arsa sahiplerinden «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» gereği hak ettiği taşınmazları «alacağın temliki» hükümlerine göre davacıya devretmesinde bir «geçersizlik» nedeni bulunmamaktadır.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «hizmet alım sözleşmesinin» 4. maddesine dayalı proje bitimine kadar satışı gerçekleştirilmemiş alanların metrekare birimindeki toplam alan üzerinden % 15'lik payın devri, bunun mümkün olmaması halinde ise bu alanların toplamının dava tarihindeki karşılığı 1.230.900 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3494 E. 2015/10300 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar şartı · ordino · ihbar süresi · iyiniyet kuralları · taşıma senedi · hasar ihbarı · karine · taşıyıcının sorumluluğu
Benzer bu karardaBu düzenleme karşısında, «ihbar sürelerine» uyulmaması halinde, yalnızca «taşıyıcı» leyhine bir «karine» söz konusu olmayıp, «taşıyıcının sorumluluğuda» sona ermektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından «hasar» nedeniyle «taşıyıcının» huzurunda imzalanıp taşıyıcıya «teslim» edilmiş bir tutanağın «ibraz» edilemediği, «taşıma senedine» hasar nedeniyle bir çekince konulmadığı, davacının ibraz ettiği teslim «ordinosunda» UPS Air C.
Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, 2012, s.134-135) Ancak, «taşıyıcının» herhangi bir suretle «hasarı» öğrenmesi halinde «ihbarın» süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK'nın 2. maddesi uyarınca «iyiniyet kurallarıyla» bağdaşmayacağından bu durumda hasar nedeniyle «ihbar şartı» aranmamalıdır.
Firması'nın kaşesi bulunmakla birlikte «teslim» «ordinosunda» «taşıyıcı» adına atılmış bir imzaya rastlanılmadığı, dosyaya «ibraz» edilen 16.12.2010 tarihli «hasar» tutanağının tek taraflı olduğu, bu tutanakta taşıyıcının imzasının da bulunmaması nedeniyle «ihbar» sayılabilecek bir belge olmadığı, bu kapsamda davacı tarafından sunulan belgeler ile meydana gelen hasarın taşıma sırasında oluştuğunun ispatlanamadığı gerekçesiyl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13760 E. , 2012/15865 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2010 gün ve 2010/474-2010/483 sayılı kararı bozan Daire’nin 18.05.2012 gün ve 2011/2662-2012/8209 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının aldığı parayı geri ödememesi nedeniyle yurtdışında açtıkları davada verilen kararın kesinleştiğini bildirerek, Almanya Hamm Eyalet Mahkemesi kararının tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin ve katılma yolu ile davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı leyhine bozulmuştur.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 11.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064104500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz