YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3309 E. 2024/5740 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iyiniyet↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ ortalama tüketici↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/227 E., 2017/360 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince YİDK kararının iptaline, hükümsüzlük istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin "GREENBOARDER" ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin "GREEN" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının benzer olup markalar arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek 2015/M-2270 sayılı sayılı YİDK kararının iptalini ve tescili halinde 2013/102427 sayılı dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede benzerlik olmadığını, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacı markalarının "MR. GREEN", "GREENWOOD", "GREEN", "GREENVALLAY", "GREENWOOD TEA" ibareli olduğu, Türkçe karşılığı yeşil olan markaların kapsamındaki ürün ve hizmetler itibariyle özgün ve ayırt ediciliği yüksek bir işaret olduğu, davalının başvurusunun da "GREENBOARDER" ibareli bulunduğu, green ibaresinin Türkçe karşılığının yeşil olduğu, boarder kelimesinin de yatılı anlamına geldiği, işarette asıl ve ayırt ediciliğin "GREEN" ibaresi ile sağlandığı, başvuru konusu işarette "GREEN" ibaresinin bulunmasının, bu işareti davacının tescilli ve fiilen kullanılan markasıyla ilişkilendirilmesi sonucunu doğuracak nitelikte bir etki bıraktığı, bu hâli ile başvuru konusu işaretin, davacı markalarıyla anlamsal, görsel ve sescil olarak bıraktığı umumi intiba itibariyle aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer mahiyette bulunduğu, dava konusu başvuruda yer alan 16 ncı sınıf malların davacının markalarında da yer aldığı, dava konusu ibarenin, davacının daha önceden kullandığı ve belli düzeyde bilinirliği olan markalarıyla ilişkilendirilmesinin kaçınılmaz olduğu, dava konusu ibarenin davalı tarafından piyasaya sunulan farklı mal ve hizmetlerde kullanılmaya başlanması hâlinde tüketici/hizmetten yararlanıcıların, bildiği güvendiği davacıya ait markayla ürün üreten ve hizmet sunan davacı işletmenin, farklı alanlarda da üretim ve pazarlama yaptığını yahut hizmet sunduğunu düşünmeye başlayacağı, sonradan tescil olunan markanın sahibinin, öncekiyle aynı kalite ve güveni tesis eden mal ve hizmet sunamaması durumunda ise hayal kırıklığına uğrayacağı, kurulan bu zihinsel bağlantının, özellikle tarafların aynı sektörde olmaları nedeniyle davacı markasına odaklanan ilgiyi dağıtarak zaman içinde onun markasının çekim gücünün azalmasına, itibarının erozyonuna ve giderek kaybolmasına yol açacağı, davalının başvuru konusu işaretinin kendisini davacı markasıyla ilişkilendirme ve bu vesile ile onun bilinirliğinden haksız yararlanma amaçlı olduğu kanısının doğduğu, bunun iyiniyetli bir girişim olmadığı, tescil yetkisi ve hakkının davacının tescilli olan markasının sahip olduğu imajın transferi amaçlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2015/M-2270 sayılı kararının davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının ortak unsurunu oluşturan "GREEN" ibaresinin ayırt edici vasfının düşük olduğunu, buna göre dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında ortalama tüketici nezdinde görsel,işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de dahil iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hem davalı Kurum nezdindeki itirazlarında hem de dava ve cevaba cevap dilekçelerinde sadece iltibas vakasına dayanmış olup tanımışlık ve kötü niyet iddiasında bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davacı tarafça ileri sürülmeyen tanınmışlık ve kötü niyet vakaları yönünden de inceleme ve değerlendirme yapılmasının doğru olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemeyeceği, açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, iltibasın iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleri olduğu, muhatabın bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketiciler olduğu, öte yandan markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği, zira ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimalinin daha düşük olacağı, diğer bir deyişle tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanın daha dar olacağı, böyle durumlarda, küçük farklılıkların dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabileceği, somut olayda Mahkemece görüşüne başvurulan iki ayrı bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan 16 ncı sınıf mallar davacının itirazına mesnet markalarından sadece 2002/08866 sayılı markası kapsamında yer aldığı, o halde iltibas değerlendirmesinin dava konusu başvuru ile davacının 2002/08866 sayılı markası karşılaştırılmak suretiyle yapılması gerektiği, dava konusu başvuru "GREENBOARDER" ibaresinden davacının itirazına mesnet 2002/08866 sayılı markasının ise sadece "GREEN " ibaresinden oluştuğu, görüldüğü üzere taraf markalarında "GREEN" ibaresi ortak olarak yer alsa da İngilizce olan "GREEN" ibaresinin Türkçe'de "yeşil " anlamına geldiği bu hali ile ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, dava konusu başvuruya Türkçe'de "yatılı, pansiyoner" anlamlarına gelen "BOARDER" ibaresi ile uyuşmazlık konusu mallar bakımından yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı ve dava konusu başvuru ile davacının 2002/08866 sayılı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, nitekim Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda da aynı tespitlere yer verildiği gibi Dairemizin 21.12.2015 tarih ve 2015/6190 E., 2015/13755 K. sayılı, 11.09.2019 2018/350 E., 2019/5292 K. sayılı ilamlarında da davacının "GREEN" ibareli markasıyla, "GREENS+şekil " ve “GREEN WORLD+şekil " ibareli markalar arasında benzerlik bulunmadığının kabul edildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen Dairemiz kararlarının emsal oluşturmayacağını, dava konusu emtialar bakımından "Green" kelimesinin yüksek ayırt edici nitelikte olduğunu, başvuru konusu markayla müvekkili markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğunu, başvuru markasındaki boarder kelimesinin ayırt edici olmadığını, başvuru markasının müvekkili markasının serisi gibi anlaşılacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, gelinen aşamada davalı Kurum YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6553 E. 2023/1262 K.
Ortak:uyuşmazlık konusu · ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… ye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hem davalı Kurum nezdindeki itirazlarında hem de dava ve cevaba cevap dilekçelerinde sadece «iltibas» vakasına dayanmış olup tanımışlık ve «kötü niyet» iddiasında bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davacı tarafça ileri sürülmeyen tanınmışlık ve kötü niyet vakaları yönünden de inceleme ve değerlendirme yapılmasının doğru olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemeyeceği, açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, iltibasın iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleri olduğu, muhatabın bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, «ortalama tüketiciler» olduğu, öte yandan markaların «ayırt edicilik» güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği, zira ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimalinin daha düşük olacağı, diğer bir deyişle tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanın daha dar olacağı, böyle durumlarda, küçük farklılıkların dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabileceği, somut olayda Mahkemece görüşüne başvurulan iki ayrı bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan 16 ncı sınıf mallar davacının itirazına mesnet markalarından sadece 2002/08866 sayılı markası kapsamında yer aldığı, o halde iltibas değerlendirmesinin dava konusu başvuru ile davacının 2002/08866 sayılı markası karşılaştırılmak suretiyle yapılması gerektiği, dava konusu başvuru "GREENBOARDER" ibaresinden davacının itirazına mesnet 2002/08866 sayılı markasının ise sadece "GREEN " ibaresinden oluştuğu, görüldüğü üzere taraf markalarında "GREEN" ibaresi ortak olarak yer alsa da İngilizce olan "GREEN" ibaresinin Türkçe'de "yeşil " anlamına geldiği bu hali ile ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, dava konusu başvuruya Türkçe'de "yatılı, pansiyoner" anlamlarına gelen "BOARDER" ibaresi ile «uyuşmazlık konusu» mallar bakımından yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı ve dava konusu başvuru ile davacının 2002/08866 sayılı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin …
… nı, davacı markalarının ortak unsurunu oluşturan "GREEN" ibaresinin ayırt edici vasfının düşük olduğunu, buna göre dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında «ortalama tüketici» nezdinde görsel,işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» «iltibasa» neden olacak bir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… lup markalar arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek 2015/M-2270 sayılı sayılı YİDK kararının iptalini ve tescili halinde 2013/102427 sayılı dava konusu markanın hükümsüzlüğüne kar …
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin güncel ve istikrarlı uygulamaları çerçevesinde somut «uyuşmazlık konusu» marka başvurusu ele alındığında, başvuru konusu marka ile redde mesnet markaların ilk bakışta birbirleri ile aynı algıları yarattıklarından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, dar yorumlanması gerektiği istikrarlı şekilde işaret edilen 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında markaların aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak nitelendirilemeyecekleri, zira bu maddedeki kastın «ortalama tüketici» ve yararlanıcılar nezdinde hiç bir araştırma ve herhangi bir inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derecede açık ve net bir «iltibasın» ortaya çıkması şeklinde yorumlanması gerektiği, davacı markasından redde mesnet olarak alınan markalar nedeniyle çıkartılan mal ve hizmetlerin aynı veya aynı türde …
… sını celb edecek nitelikte olmadığını, davaya konu marka ile redde mesnet arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmü anlamında «iltibas» değerlendirmesi yapılmasını gerektirmeyecek (ayırt edilemeyecek) derecede benzerlik bulunduğunu ileri sürerek ve tespit edilecek nedenlerle kararının bozulmasını i …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… t kısmında yaprak figürlerine yer verildiği, redde mesnet diğer marka ise Green Clean ibaresinin olduğu ve “GREEN KLEAN” ve Arapça harflerden oluştuğu, redde mesnet «son» marka ise Green Clean Organic şeklinde yukarıdan aşağıya doğru kompoze edilmiş mavi renkte bir logoda, logoyu meydana getiren su damlasını andırır figürün dış ceph …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3309 E. , 2024/5740 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/789 Esas, 2022/78 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2015/227 E., 2017/360 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince YİDK kararının iptaline, hükümsüzlük istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin "GREENBOARDER" ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin "GREEN" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının benzer olup markalar arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek 2015/M-2270 sayılı sayılı YİDK kararının iptalini ve tescili halinde 2013/102427 sayılı dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede benzerlik olmadığını, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacı markalarının "MR. GREEN", "GREENWOOD", "GREEN", "GREENVALLAY", "GREENWOOD TEA" ibareli olduğu, Türkçe karşılığı yeşil olan markaların kapsamındaki ürün ve hizmetler itibariyle özgün ve ayırt ediciliği yüksek bir işaret olduğu, davalının başvurusunun da "GREENBOARDER" ibareli bulunduğu, green ibaresinin Türkçe karşılığının yeşil olduğu, boarder kelimesinin de yatılı anlamına geldiği, işarette asıl ve ayırt ediciliğin "GREEN" ibaresi ile sağlandığı, başvuru konusu işarette "GREEN" ibaresinin bulunmasının, bu işareti davacının tescilli ve fiilen kullanılan markasıyla ilişkilendirilmesi sonucunu doğuracak nitelikte bir etki bıraktığı, bu hâli ile başvuru konusu işaretin, davacı markalarıyla anlamsal, görsel ve sescil olarak bıraktığı umumi intiba itibariyle aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer mahiyette bulunduğu, dava konusu başvuruda yer alan 16 ncı sınıf malların davacının markalarında da yer aldığı, dava konusu ibarenin, davacının daha önceden kullandığı ve belli düzeyde bilinirliği olan markalarıyla ilişkilendirilmesinin kaçınılmaz olduğu, dava konusu ibarenin davalı tarafından piyasaya sunulan farklı mal ve hizmetlerde kullanılmaya başlanması hâlinde tüketici/hizmetten yararlanıcıların, bildiği güvendiği davacıya ait markayla ürün üreten ve hizmet sunan davacı işletmenin, farklı alanlarda da üretim ve pazarlama yaptığını yahut hizmet sunduğunu düşünmeye başlayacağı, sonradan tescil olunan markanın sahibinin, öncekiyle aynı kalite ve güveni tesis eden mal ve hizmet sunamaması durumunda ise hayal kırıklığına uğrayacağı, kurulan bu zihinsel bağlantının, özellikle tarafların aynı sektörde olmaları nedeniyle davacı markasına odaklanan ilgiyi dağıtarak zaman içinde onun markasının çekim gücünün azalmasına, itibarının erozyonuna ve giderek kaybolmasına yol açacağı, davalının başvuru konusu işaretinin kendisini davacı markasıyla ilişkilendirme ve bu vesile ile onun bilinirliğinden haksız yararlanma amaçlı olduğu kanısının doğduğu, bunun iyiniyetli bir girişim olmadığı, tescil yetkisi ve hakkının davacının tescilli olan markasının sahip olduğu imajın transferi amaçlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2015/M-2270 sayılı kararının davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının ortak unsurunu oluşturan "GREEN" ibaresinin ayırt edici vasfının düşük olduğunu, buna göre dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında ortalama tüketici nezdinde görsel,işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de dahil iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hem davalı Kurum nezdindeki itirazlarında hem de dava ve cevaba cevap dilekçelerinde sadece iltibas vakasına dayanmış olup tanımışlık ve kötü niyet iddiasında bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davacı tarafça ileri sürülmeyen tanınmışlık ve kötü niyet vakaları yönünden de inceleme ve değerlendirme yapılmasının doğru olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemeyeceği, açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, iltibasın iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleri olduğu, muhatabın bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketiciler olduğu, öte yandan markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği, zira ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimalinin daha düşük olacağı, diğer bir deyişle tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanın daha dar olacağı, böyle durumlarda, küçük farklılıkların dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabileceği, somut olayda Mahkemece görüşüne başvurulan iki ayrı bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan 16 ncı sınıf mallar davacının itirazına mesnet markalarından sadece 2002/08866 sayılı markası kapsamında yer aldığı, o halde iltibas değerlendirmesinin dava konusu başvuru ile davacının 2002/08866 sayılı markası karşılaştırılmak suretiyle yapılması gerektiği, dava konusu başvuru "GREENBOARDER" ibaresinden davacının itirazına mesnet 2002/08866 sayılı markasının ise sadece "GREEN " ibaresinden oluştuğu, görüldüğü üzere taraf markalarında "GREEN" ibaresi ortak olarak yer alsa da İngilizce olan "GREEN" ibaresinin Türkçe'de "yeşil " anlamına geldiği bu hali ile ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, dava konusu başvuruya Türkçe'de "yatılı, pansiyoner" anlamlarına gelen "BOARDER" ibaresi ile uyuşmazlık konusu mallar bakımından yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı ve dava konusu başvuru ile davacının 2002/08866 sayılı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, nitekim Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda da aynı tespitlere yer verildiği gibi Dairemizin 21.12.2015 tarih ve 2015/6190 E., 2015/13755 K.
sayılı, 11.09.2019 2018/350 E., 2019/5292 K. sayılı ilamlarında da davacının "GREEN" ibareli markasıyla, "GREENS+şekil " ve “GREEN WORLD+şekil " ibareli markalar arasında benzerlik bulunmadığının kabul edildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen Dairemiz kararlarının emsal oluşturmayacağını, dava konusu emtialar bakımından "Green" kelimesinin yüksek ayırt edici nitelikte olduğunu, başvuru konusu markayla müvekkili markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğunu, başvuru markasındaki boarder kelimesinin ayırt edici olmadığını, başvuru markasının müvekkili markasının serisi gibi anlaşılacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, gelinen aşamada davalı Kurum YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063691100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz