Muhatap banka
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/8218 E. 2012/14979 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muhatap banka↗ imza sirküleri↗ karşılıksız çek↗ tahrifat↗ kusursuz sorumluluk↗ güven kurumu↗ imza incelemesi↗ bloke↗ tasdik kararı↗ basiretli tacir↗ eş rızası↗ hamil↗ keşideci↗ çek↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ kusur↗ avans faizi↗ ibraz↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu çeklerin borçlusu olan firma adına keşideci sıfatıyla imza koyan Abdullah Ertürk'ün yasal temsil yetkisinin 26/11/2007 tarihinde noterden tasdik edildiği ve 30/11/2007 tarihli T.T.S.G.'de yayınlandığı halde davalı muhatap bankanın TTK'nun 38. ve 39. maddelerine göre sorumluluğunu göz ardı ederek 03/08/2008 tarihinde tahsil için bankaya ibraz edilen çekleri iade ettiği, keşidecinin çeklerin rızası hilafına elden çıktığı konusunda bankaya herhangi bir talimatta bulunmadığı, davalı banka tarafından, hesapta yeterli karşılığı olan çek bedellerinin bloke bir hesaba alınarak yapılacak araştırmadan sonra ödenmesinde bir mahsur saptanmadığı taktirde davacı hamiline ödenmesi, aksi durumda çekler gerekçesi yazılmak suretiyle iade edildikten sonra bloke edilen karşılığın da tekrar hesaba iade edilmesi gerekirken bu işlemlerin yapılmadığı ve davacının zarara uğratıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, 10.214,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kendisine ibraz edilen çekteki keşideci imzasının bankada mevcut borçlunun yetkili temsilcisinin imza sirkülerindeki imzadan farklı olması nedeniyle bankanın çek bedelini ödememesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece bankanın kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
6762 Sayılı TTK'nun 724 ncü maddesi "Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhatabına ait olur; meğer ki, senette keşideci olarak gösterilen kimseye kendisine bırakılan çek defterini iyi saklanmamış olması gibi bir kusurun isnadı mümkün olsun" hükmünü haiz olup, muhatap yönünden, yasadan doğan kusursuz sorumluluk öngörülmüştür. Yani muhatap banka çek anlaşması dolayısıyla, keşideciye karşı, ödenmek üzere kendisine ibraz edilen çeki, imzanın gerçek ve içeriğinde tahrifat olup olmadığı açısından kurallara uygun ve itinalı şekilde kontrol etmek borcunu yüklenmiştir. Keşidecinin imzasının gerçek olup olmadığı ise bankada mevcut imza örneğiyle karşılaştırma yapılarak tespit edilir. Muhatap banka, kendisine yüklenen kontrol görevini kusurlu bir davranışla ihlal ederek, sahte veya tahrif olunmuş bir çeki öderse anılan yasa maddesi uyarınca, keşideciye karşı, çek anlaşmasının ihlali sebebiyle, sorumlu olur ve yapılan ödemeden doğan zararı tazmin borcu altına girer. Somut olayda, davalı banka kendisinde bulunan imza sirkülerindeki imza ile ibraz edilen çekteki keşideci imzasının karşılaştırılması neticesinde imzaların farklı olması nedeniyle ödemede bulunmamış olup basiretli bir tacir gibi hareket etme zorunluluğu bulunan ve bir güven kurumu olan bankanın sahte olduğunu tespit ettiği bir çeki ödememesi esasen bankanın görevidir. Bankada mevcut imza sirküleri dikkate alındığında çekin sahte olduğunun düşünülmesinde bir yanlışlık olmadığından ödeme yapmaması nedeniyle bankanın kusurlu olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Bununla birlikte; her ne kadar dava konusu çeklerin borçlusu olan firma adına keşideci sıfatıyla imza koyanın yasal temsil yetkisinin T.T.S.G.'de yayınlandığı halde davalı muhatap bankanın TTK'nun 38. ve 39. maddelerine göre sorumluluğunu göz ardı ettiği, davalı banka tarafından, hesapta yeterli karşılığı olan çek bedellerinin bloke bir hesaba alınarak imzanın sahihliğini araştırarak sonucuna göre işlem yapması gerektiği kabul edilmişse de; T.T.S.G.'de imza sirküleri ilan edilmediğinden bankanın imza incelemesini ancak elindeki imza sirküleriyle yapabilecek olması, çek bedeli kadar bloke koyulmasının da ancak teyitli çekler (bloke çekler) için söz konusu bulunması sebebiyle mahkemenin bu yönlere ilişen kabulü yerinde görülmemiştir. Şöyle ki; çekin teyit veya sertifikasyonu, muhatap banka tarafından, çekin ön veya arka yüzüne “teyitli”, “bloke”, “teyit edilmiştir”, “karşılığı vardır”, “çek bedeli bloke edilmiştir” veya benzeri sözcükler yazılarak, tarih ve imza atılmak suretiyle yapılmakta, muhatap banka bu teyitle çek bedelini ve teyit ettiği miktarda ödeme zorunluluğunu peşinen kabul edip, çek bedelinin bloke edilmesi ve bloke edilen çek bedelinin ayrı bir hesaba alınması işlemini yapabilmektedir. Davaya konu çek ise bu nitelikte bir çek olmadığından bankaya anılan çek bedellerini bloke bir hesaba alma yükümlülüğünün yüklenmesi, bu yönde verilen yasal dayanağı olmayan bilirkişi raporu nazara alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13281 E. 2018/6970 K.
Ortak:imza sirküleri · bloke · hamil · keşideci · çek · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu çeklerin borçlusu olan firma adına «keşideci» sıfatıyla imza koyan Abdullah Ertürk'ün yasal «temsil» «yetkisinin» 26/11/2007 tarihinde noterden «tasdik» edildiği ve 30/11/2007 tarihli T.T.S.G.'de yayınlandığı halde davalı muhatap bankanın TTK'nun 38. ve 39. maddelerine göre sorumluluğunu göz ardı ederek 03/08/2008 tarihinde tahsil için bankaya «ibraz» edilen çekleri iade ettiği, keşidecinin çeklerin «rızası» hilafına elden çıktığı konusunda bankaya herhangi bir talimatta bulunmadığı, davalı banka tarafından, hesapta yeterli karşılığı olan «çek» bedellerinin «bloke» bir hesaba alınarak yapılacak araştırmadan sonra ödenmesinde bir mahsur saptanmadığı taktirde davacı «hamiline» ödenmesi, aksi durumda çekler gerekçesi yazılmak suretiyle iade edildikten sonra bloke edilen karşılığın da tekrar hesaba iade edilmesi gerekirken bu işlemlerin yapılmadığı ve davacının zarara uğratıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, 10.214,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, kendisine «ibraz» edilen çekteki «keşideci» imzasının bankada mevcut borçlunun yetkili «temsilcisinin» «imza sirkülerindeki» imzadan farklı olması nedeniyle bankanın «çek» bedelini ödememesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece bankanın kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bununla birlikte; her ne kadar dava konusu çeklerin borçlusu olan firma adına «keşideci» sıfatıyla imza koyanın yasal «temsil» «yetkisinin» T.T.S.G.'de yayınlandığı halde davalı muhatap bankanın TTK'nun 38. ve 39. maddelerine göre sorumluluğunu göz ardı ettiği, davalı banka tarafından, hesapta yeterli karşılığı olan «çek» bedellerinin «bloke» bir hesaba alınarak imzanın sahihliğini araştırarak sonucuna göre işlem yapması gerektiği kabul edilmişse de; T.T.S.G.'de «imza sirküleri» «ilan» edilmediğinden bankanın «imza incelemesini» ancak elindeki imza sirküleriyle yapabilecek olması, çek bedeli kadar bloke koyulmasının da ancak teyitli çekler (bloke çekler) için söz konusu bulunması sebebiyle …
Benzer bu karardaMahkemece, yapılan değerlendirmede ise, çekteki imza ile «keşidecinin» «imza sirkülerindeki» imzanın birbirlerine benzediği, ilk bakışta anlaşılabilecek bir farklılığın bulunmadığı kabul edilmiş, ancak davacının hesabında «çek» bedelini ödemeye yetecek tutarın bulunmadığı, olan tutar üzerine de «bloke» konulduğu gerekçesiyle bankanın çek yaprağı başına sorumluluk tutarı dışındaki istemin reddine karar verilmiştir.
Dava konusu 24.500 TL bedelli «çek», ilk olarak 20.02.2013 tarihinde «ibraz» edilmiş, davalı banka tarafından çekteki imzanın «keşideciye» ait olmadığı gerekçesi ile karşılığı ödenmemiştir.
Çekteki imza ile «keşidecinin» «imza sirkülerindeki» imzanın benzer olduğu kabul edildiğine ve davalı tarafından işbu davada «imzanın sahteliği» de savunulmadığına göre bankanın imzanın sahte olduğundan bahisle «hamile» ödeme yapmaması yerinde değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza sahteliği · sahtelik · bilirkişi incelemesi · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu karardaÇekteki imza ile «keşidecinin» «imza sirkülerindeki» imzanın benzer olduğu kabul edildiğine ve davalı tarafından işbu davada «imzanın sahteliği» de savunulmadığına göre bankanın imzanın sahte olduğundan bahisle «hamile» ödeme yapmaması yerinde değildir.
Bu durumda mahkemece, banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılarak ilk «ibraz» tarihi olan 20.02.2013 tarihi itibariyle «çek» hesabında usulünce konulmuş «bloke» bulunup bulunmadığı, bloke varsa bloke miktarı belirlenmek suretiyle davalının ödeme yapmamakta haksız olduğu meblağın bulunması ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 25.05.2016 tarih 2015/15459 Esas 2016/5654 Ka …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «maddi tazminat» davasının kısmen kabulü ile 1.045 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizce, davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine, davacı vekilinin ise temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/8218 E. , 2012/14979 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/03/2011 tarih ve 2010/159-2011/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, alacaklısı müvekkili şirket olan iki adet çekin ibrazında davalı banka tarafından "işbu çek üzerindeki imza ile keşidecinin şube nezdindeki imza sirkülerindeki imzası uyuşmadığından herhangi bir işlem yapılmamıştır" şerhi yazılarak iade edildiğini, çek hamili olan müvekkili tarafından durumun düzeltilmesi için keşideci şirket ile temasa geçmek istenmişse de şirketin adresini terk ettiğinin anlaşıldığını, ibraz tarihlerinde çeklerin bankada karşılıkları olmasına ve keşideci imzasında gerçekte bir hata olmamasına karşın davalı banka tarafından çeklerin ödenmediğini ileri sürülerek;
10. 214,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Bankacılık Hizmetleri sözleşmesi gereğince dava konusu çeklerin borçlusu olan şirketin yetkili değişikliğini bildirmesi gerekirken, bu değişikliği zamanında bildirmediğini, davalı Banka'ya kusur izafe edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu çeklerin borçlusu olan firma adına keşideci sıfatıyla imza koyan Abdullah Ertürk'ün yasal temsil yetkisinin 26/11/2007 tarihinde noterden tasdik edildiği ve 30/11/2007 tarihli T.T.S.G.'de yayınlandığı halde davalı muhatap bankanın TTK'nun 38. ve 39. maddelerine göre sorumluluğunu göz ardı ederek 03/08/2008 tarihinde tahsil için bankaya ibraz edilen çekleri iade ettiği, keşidecinin çeklerin rızası hilafına elden çıktığı konusunda bankaya herhangi bir talimatta bulunmadığı, davalı banka tarafından, hesapta yeterli karşılığı olan çek bedellerinin bloke bir hesaba alınarak yapılacak araştırmadan sonra ödenmesinde bir mahsur saptanmadığı taktirde davacı hamiline ödenmesi, aksi durumda çekler gerekçesi yazılmak suretiyle iade edildikten sonra bloke edilen karşılığın da tekrar hesaba iade edilmesi gerekirken bu işlemlerin yapılmadığı ve davacının zarara uğratıldığı gerekçesiyle;
davanın kabulüne, 10.214,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kendisine ibraz edilen çekteki keşideci imzasının bankada mevcut borçlunun yetkili temsilcisinin imza sirkülerindeki imzadan farklı olması nedeniyle bankanın çek bedelini ödememesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece bankanın kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
6762 Sayılı TTK'nun 724 ncü maddesi "Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhatabına ait olur; meğer ki, senette keşideci olarak gösterilen kimseye kendisine bırakılan çek defterini iyi saklanmamış olması gibi bir kusurun isnadı mümkün olsun" hükmünü haiz olup, muhatap yönünden, yasadan doğan kusursuz sorumluluk öngörülmüştür. Yani muhatap banka çek anlaşması dolayısıyla, keşideciye karşı, ödenmek üzere kendisine ibraz edilen çeki, imzanın gerçek ve içeriğinde tahrifat olup olmadığı açısından kurallara uygun ve itinalı şekilde kontrol etmek borcunu yüklenmiştir. Keşidecinin imzasının gerçek olup olmadığı ise bankada mevcut imza örneğiyle karşılaştırma yapılarak tespit edilir.
Muhatap banka, kendisine yüklenen kontrol görevini kusurlu bir davranışla ihlal ederek, sahte veya tahrif olunmuş bir çeki öderse anılan yasa maddesi uyarınca, keşideciye karşı, çek anlaşmasının ihlali sebebiyle, sorumlu olur ve yapılan ödemeden doğan zararı tazmin borcu altına girer. Somut olayda, davalı banka kendisinde bulunan imza sirkülerindeki imza ile ibraz edilen çekteki keşideci imzasının karşılaştırılması neticesinde imzaların farklı olması nedeniyle ödemede bulunmamış olup basiretli bir tacir gibi hareket etme zorunluluğu bulunan ve bir güven kurumu olan bankanın sahte olduğunu tespit ettiği bir çeki ödememesi esasen bankanın görevidir. Bankada mevcut imza sirküleri dikkate alındığında çekin sahte olduğunun düşünülmesinde bir yanlışlık olmadığından ödeme yapmaması nedeniyle bankanın kusurlu olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Bununla birlikte; her ne kadar dava konusu çeklerin borçlusu olan firma adına keşideci sıfatıyla imza koyanın yasal temsil yetkisinin T.T.S.G.'de yayınlandığı halde davalı muhatap bankanın TTK'nun 38. ve 39. maddelerine göre sorumluluğunu göz ardı ettiği, davalı banka tarafından, hesapta yeterli karşılığı olan çek bedellerinin bloke bir hesaba alınarak imzanın sahihliğini araştırarak sonucuna göre işlem yapması gerektiği kabul edilmişse de; T.T.S.G.'de imza sirküleri ilan edilmediğinden bankanın imza incelemesini ancak elindeki imza sirküleriyle yapabilecek olması, çek bedeli kadar bloke koyulmasının da ancak teyitli çekler (bloke çekler) için söz konusu bulunması sebebiyle mahkemenin bu yönlere ilişen kabulü yerinde görülmemiştir.
Şöyle ki; çekin teyit veya sertifikasyonu, muhatap banka tarafından, çekin ön veya arka yüzüne “teyitli”, “bloke”, “teyit edilmiştir”, “karşılığı vardır”, “çek bedeli bloke edilmiştir” veya benzeri sözcükler yazılarak, tarih ve imza atılmak suretiyle yapılmakta, muhatap banka bu teyitle çek bedelini ve teyit ettiği miktarda ödeme zorunluluğunu peşinen kabul edip, çek bedelinin bloke edilmesi ve bloke edilen çek bedelinin ayrı bir hesaba alınması işlemini yapabilmektedir. Davaya konu çek ise bu nitelikte bir çek olmadığından bankaya anılan çek bedellerini bloke bir hesaba alma yükümlülüğünün yüklenmesi, bu yönde verilen yasal dayanağı olmayan bilirkişi raporu nazara alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063606900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz