Markanın hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3283 E. 2024/5553 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katılma yoluyla istinaf↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ vekâlet ücreti↗ olumsuz oy↗ uyuşmazlık konusu↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ kötüniyet↗ harç↗ ayırt edicilik↗ ilan↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/150 E., 2021/112 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Alman menşeli kahve üretimi ve satışı alanında hizmet verdiğini, 2010 yılından bu yana franchise sistemi ile tüm dünyada tanınan bir şirket olduğunu, kendi ürünü ''Cafferino'' markalı kahve ürünü yanında farklı türdeki kahve ürünlerinin ve alkolsüz içeceklerin ''Coffee-Bike'' markası altında üç tekerlekli bir bisiklet ile seyyar bir biçimde satışı hizmetini gerçekleştiren şirketin yaratmış olduğu bu sistemi dünyanın bir çok ülkesinde yaptığı franchise anlaşmaları ile yaygınlaştırdığını, hükümsüzlüğü talep edilen İngilizce ''bike'' yani Türkçe bisiklet kelimesini seçerek davacının franchise sisteminin asli unsurundan iltibas yaratmak suretiyle haksız yararlanma kastının görüldüğünü, davacının Almanya, Azerbaycan, Belçika, Rusya, Japonya, Çin, Amerika gibi ülkelerde 30, 32 ve 43. sınıflarda marka tescilinin bulunduğunu, davacının Türkiye'de de 30. ve 32. sınıflarda birisi tescilli, diğerinin başvuru halinde 2 adet markasının bulunduğunu, davacının kurulduğu ülke olan Almanya'nın Sınai Mülkiyet Haklarının Korunmasına Dair Paris Sözleşmesine üye olduğunu, davacının gerek bu anlaşma hükümlerine gerekse Sınai Mülkiyet Kanununa göre Coffee-Bike markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak 43. sınıfta 2012/91278 sayılı Bike daha sonra yine aynı sınıfta 2017/75711 sayılı Bike Cafe + Şekil ile 2017/75710 sayılı Coffe Bike + Şekil marka başvurularında bulunduğunu, 2017/75710 sayılı başvurunun davanın açıldığı tarihte başvuru sürecinde olması nedeniyle davaya konu edilmediğini, davalıya ait Bike, Bike Cafe ve Coffe Bike markalarının davacının Coffee-Bike markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, karıştırılma ihtimali yarattığını, davalıya ait 2012/91278 sayılı Bike sözcük ve 2017/75711 sayılı Bike Cafe+Şekil markalarının kötü niyetli tescil ile gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve markalar arasındaki ayırt edilemeyecek benzerlik ve karıştırma ihtimali hukuki sebeplerine dayalı olarak hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek davalı markalarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, gerekçe özetinin ve hüküm fırkasının ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının markasının da tescilsiz kullanım olduğunu, taraflarınca Bakırköy 1. FSM'nin 2017/154 D.İş sayılı dosyasından alınan 07.11.2017 tarihli bilirkişi raporu sonucunda da davacı yanın 43. sınıfta tescilinin olmadığının belirtildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından da 28.07.2015 tarihli, 2015/105012 başvuru no.lu ve 10.11.2015 tarihli, 2016/17779 başvuru numaralı yapılan müracatlarının da 43. sınıfta reddedildiğini, ana markanın BIKE olduğunu, BIKE CAFE ve COFFE BIKE marka müracaatlarının müvekkilinin kendi markasını korumak amacı ile yaptığını, COFFE BIKE markasının 30. sınıfta tescilli hak sahibi olduğunu ve bu sınıfta üretimler yapılabilecekse de, içecek sağlanması yani satış pazarlamanın yapılamayacağını, müvekkiline ait markanın ise 43. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin kullanım alanının 43. sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri olduğunu, davacı yanın, imalatta tescilli, ancak hizmet alanında tescilsiz olduğunu, davacı yanın iddia ettiği, yiyecek içecek sunumunun mobil ya da sabit bir şekilde yapılmasının verilen hizmet açısından ayırt edicilik sağlamadığını, TÜRKPATENT'in tanınmış markalar listesinde COFFEE BIKE markasının bulunmadığını, davacı yanın 2010 yılından bu yana Almanya ülkesinde tescilli olduğunu, birçok dünya ülkesinde tescil almış olduğu iddiasında olduğunu, ancak Dünya ... Mülki Haklar Organizasyon Listesinde de yapmış olduğu müracaatların sadece Türkiye'de değil birçok dünya ülkesinde kısmi red, red ve itirazlarla birlikte karşılaştığını ve tescil edilmediğini, kendi ülkesinde 2010 yılında tescil edilmiş olmasının diğer ülkelerde de tescil edileceği anlamına gelmeyeceğini, davacının iddia ettiği gibi 2010 yılında Almanya'da tescil almış olmasını müvekkilinin bilmesinin mümkün olmayacağını, zaten 2012 yılında Türkiye'de tescil alındığında davacı yanın uluslararası marka müracaatı ve faaliyetinin olmadığını, davacının TÜRKPATENT'in red kararına rağmen tescilsiz markaları ile şube açılışlarına başladığını, davacı yanın COFFE BIKE-BIKE CAFE markalarının aynı olduğu ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu belirttiğini, kötü niyetli olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kullanımının davalının dava konusu markaların tescili için başvuru yaptığı tarihten daha önceye dayalı olduğu, davacının kullandığı marka ile davalının tescil ettirdiği markalar görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel olarak karşılaştırıldığında aralarında benzerlik bulunduğu, markaların orta düzeyde tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali olduğu, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu gerekçesiyle davalı adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli 2012/91278 tescil no.lu ve 2017/75711 tescil no.lu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının kararın kesinleşmesinden sonra gerekçe özeti ile hüküm fıkrasının gazetede ilan edilmesi talebinin ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında iltibas riski bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, davalının 2017 tarihli marka başvurusunun müvekkilince verilen Türk pazarına giriş ilanından yalnızca iki gün sonra yapıldığını, davalının 2015 tarihi ile marka kombinasyonlarından haberdar olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 43 üncü sınıfta tescili bulunmadığını, davacı şirketin şubeleşmesinin 2013 yılına dayandığını, davacı tarafın yurt dışında tescilli tanımış markası bulunmadığını, müvekkilinin davalının Almanya'daki kullanımını bilme imkânı bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı sonraki tarihli tescillerin kendi markasını koruma amaçlı olduğunu, davacının 2015/66206 sayılı markayı dava tarihinden sonra devraldığını, yabancı ülkedeki eski tarihli kullanımın bu davaya etkisi olmayacağını, davacı markasının uluslararası düzeyde tanınmışlığı bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markasının tanınmış olduğunun ispat edilemediği, davalı kötüniyetini gösterir bir delilin bulunmadığı, bu hususa mahkemece gerekçeli kararda yer verilmemiş olması eksiklik olsa da davanın bu yönüyle de kabul edilmesi gerektiği şeklindeki davacı istinafının yerinde olmadığı, davanın kısmi reddine dair kararın davacının hükmün ilanı talebine ilişkin olduğu, bu talebin feri nitelikte olduğu gözetildiğinde kabulü veya reddi halinde ayrı vekâlet ücreti takdiri gerektirmediği, ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde, katılma yoluyla istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak, davacının en erken EM tescili başvurusnun 2015 yılında olduğunu, taraf markalarının benzer olduğunu, coffee kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve mahkemece 2017/75711 sayılı markaya ilişkin kurduğu hükmün 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ve emsal Daire kararlarımız gereği yerinde bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Somut olaya gelindiğinde davacının işbu davayı açarken 6769 sayılı Kanun'da düzenlenen atarf markaları arasında iltibas, davacı gerçek hak sahipliği, davalı kötü niyeti ve davacı markasının tanınmışlığı hukuki nedenlerine dayandığı; ancak mahkemece davalı kötü niyeti ve davacı markasının tanınmışlığı iddiaları bakımından olumlu veya olumsuz değerlendire yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece anılan hususlar gerekçeli biçimde değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
3.Markalar hukukunda ülkesellik ilkesi esas olup 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yapılacak olan inceleme tarafların uyuşmazlık konusu markayı Türkiye sınırları içerisinde, tescil tarihlerinden önce kullanıp kullanmadığı yönünde olmalıdır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacı vekilinin sunduğu deliller incelenmiş, ancak sunulan delillerin davalı tescil tarihinden önceye tekabül eden yerel kullanım olup olmadığı denetlenmemiştir. Bunun yanı sıra davacı vekilinin dava dilekçesinde 2017 yılında Türkiye'de faaliyete başlandığı şeklindeki ifadeleri de gözardı edilmiştir. Bu durumda mahkemece yukarıda yazılan 2 numaralı bentteki kötü niyet ve tanınmışlık incelemesi öncülenerek davacı vekilinin beyan ve delilleri ışığında öncelik hakkı bulunup bulunmadığının yabancı dildeki delillerin de Türkçesi getirtilmek suretiyle değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6279 E. 2024/2664 K.
Ortak:kötü niyet · iltibas
İncelediğiniz karardaSomut olaya gelindiğinde davacının işbu davayı açarken 6769 sayılı Kanun'da düzenlenen atarf markaları arasında «iltibas», davacı gerçek hak sahipliği, davalı «kötü niyeti» ve davacı markasının tanınmışlığı hukuki nedenlerine dayandığı; ancak mahkemece davalı kötü niyeti ve davacı markasının tanınmışlığı iddiaları bakımından olumlu veya «olumsuz» değerlendire yapılmadığı anlaşılmıştır.
… aşmaları ile yaygınlaştırdığını, hükümsüzlüğü talep edilen İngilizce ''bike'' yani Türkçe bisiklet kelimesini seçerek davacının franchise sisteminin asli unsurundan «iltibas» yaratmak suretiyle haksız yararlanma kastının görüldüğünü, davacının Almanya, Azerbaycan, Belçika, Rusya, Japonya, Çin, Amerika gibi ülkelerde 30, 32 ve 43. sınıflarda marka tescilinin bulunduğunu, davacının Türkiye'de de 30. ve 32. sınıflarda birisi tescilli, diğerinin başvuru halinde 2 adet markasının bulunduğunu, davacının kurulduğu ülke olan Almanya'nın Sınai Mülkiyet Haklarının Korunmasına Dair Paris Sözleşmesine üye olduğunu, davacının gerek bu anlaşma hükümlerine gerekse Sınai Mülkiyet Kanununa göre Coffee-Bike markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak 43. sınıfta 2012/91278 sayılı Bike daha sonra yine aynı sınıfta 2017/75711 sayılı Bike Cafe + Şekil ile 2017/75710 sayılı Coffe Bike + Şekil marka başvurularında bulunduğunu, 2017/75710 sayılı başvurunun davanın açıldığı tarihte başvuru sürecinde olması nedeniyle davaya konu edilmediğini, davalıya ait Bike, Bike Cafe ve Coffe Bike markalarının davacının Coffee-Bike markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, karıştırılma ihtimali yarattığını, davalıya ait 2012/91278 sayılı Bike sözcük ve 2017/75711 sayılı Bike Cafe+Şekil markalarının kötü niyetli tescil ile gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve markalar arasındaki ayırt edilemeyecek benzerlik ve karıştırma ihtimali hukuki sebeplerine dayalı olarak hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek davalı markalarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, gerekçe özetinin ve hüküm fırkasının «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili «katılma yoluyla istinaf» istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında «iltibas» riski bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, davalının 2017 tarihli marka başvurusunun müvekkilince verilen Türk paz …
Benzer bu karardaSınıftaki ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' yönünden sesçil ve görsel olarak ortalama (hedef) tüketicileri «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, 43. sınıftaki ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' davacının itirazına mesnet markası kapsamında aynen yer almasa da, davacının markalarının kapsamında bulunan 30. sınıftaki malların aynı zamanda yiyecek ve içecek şeklinde gıda ürünleri olup, davalının markasının kapsamındaki "Yiyecek ve İçecek hizmetleri" ile ilişkili ve bağlantılı olduğu, tescil başvurusu sırasında «kötü niyetin» başlı başına bir itiraz «sebebi» olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesinin de mümkün bulunduğu, ancak dosya kapsamında bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda belirlendiği üzere dava konusu marka açısından kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı, diğer yönden davalının önceki tescilli markası (2012/91278) ile davaya konu başvuru markası aynı olmadığından «müktesep hak» koşullarının somut uyuşmazlıkta bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin asıl karara yönelik, davacı vekilinin ayrıca ek karara yönelik istinaf başvurularının e …
… 8/24784 sayılı markanın kapsamında yer alan 43. sınıftaki ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' yönünden sesçil ve görsel olarak ortalama (hedef) tüketicileri «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her ne kadar dava konusu 43. sınıftaki ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' davacının markasının kapsamında aynen yer almasa da davacı markasındaki 30. sınıftaki tüm malların aynı zamanda yiyecek ve içecek şeklinde gıda ürünleri olup, davalının markasının kapsamındaki "Yiyecek ve İçecek hizmetleri" ile ilişkili ve bağlantılı olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı (hedef) kitlesinin, yargılama konusu 43. sınıftaki ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' yönünden ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacının "coffee-..." ve "Coffee-..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, dava konusu 43. sınıftaki ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' yönünden ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde her iki markanın işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği, bu açıdan taraf markaları arasında bu hizmetler açısından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi birinci fıkrasındaki iltibas-benzerlik-karıştırılma koşullarının oluştuğu, diğer yönden davalının önceki tescilli markası 2012/91278 ile davaya konu başvuru markası aynı olmadığından «müktesep hak» koşullarının da oluşmadığı, bu hizmetler dışında kalanlar açısından ise iltibas-benzerlik-karıştırılma koşulları oluşmadığı, diğer yönden iltibas oluşmayan kısımla …
… runun reddi gerektiğini, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu tevsik eden belgeler sunulduğunu, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesinin bulunmadığını, «kötü niyetin» mahkemece belirlenmesi gerektiğini, «ticari dürüstlük kuralına» aykırı olarak tanınmış marka olsun veya olmasın başkasının markasını ele geçirmeye ve haksız yararlanmaya yönelik yapılan tescillerin kötü niyetli tescil olduğunu, davalının müvekkilinin hareketlerini takip ederek marka başvurularında bulunduğunu, dosyaya sunulan maddi olguların irdelenmediğini, davalının müvekkilinin markasından habersiz olduğunun düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı da olduğunu, bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayandığını, müvekkilinin markasının 43. sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanınmış nitelikte bulunduğunu, bu yönde de bir belirleme yapılmadı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari dürüstlük · tavzih · müktesep hak · dürüstlük kuralı · havale · dava sebebi · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… runun reddi gerektiğini, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu tevsik eden belgeler sunulduğunu, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesinin bulunmadığını, «kötü niyetin» mahkemece belirlenmesi gerektiğini, «ticari dürüstlük kuralına» aykırı olarak tanınmış marka olsun veya olmasın başkasının markasını ele geçirmeye ve haksız yararlanmaya yönelik yapılan tescillerin kötü niyetli tescil olduğunu, davalının müvekkilinin hareketlerini takip ederek marka başvurularında bulunduğunu, dosyaya sunulan maddi olguların irdelenmediğini, davalının müvekkilinin markasından habersiz olduğunun düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı da olduğunu, bilirkişi raporunun «eksik incelemeye» dayandığını, müvekkilinin markasının 43. sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanınmış nitelikte bulunduğunu, bu yönde de bir belirleme yapılmadı …
Davacı vekili 27.08.2020 «havale» tarihli dilekçesinde müvekkili şirketin markasının tanınmış marka olduğunun ileri sürülmesine rağmen mahkemece verilen kararda tanınmışlığı ile ilgili herhangi bir tespit ve karar verilmediğini belirterek konu ile ilgili olarak ek karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 02.09.2020 tarihli ek kararla davacı vekilinin «tavzihen» düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
Sınıftaki ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' yönünden sesçil ve görsel olarak ortalama (hedef) tüketicileri «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, 43. sınıftaki ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri'' davacının itirazına mesnet markası kapsamında aynen yer almasa da, davacının markalarının kapsamında bulunan 30. sınıftaki malların aynı zamanda yiyecek ve içecek şeklinde gıda ürünleri olup, davalının markasının kapsamındaki "Yiyecek ve İçecek hizmetleri" ile ilişkili ve bağlantılı olduğu, tescil başvurusu sırasında «kötü niyetin» başlı başına bir itiraz «sebebi» olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesinin de mümkün bulunduğu, ancak dosya kapsamında bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda belirlendiği üzere dava konusu marka açısından kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı, diğer yönden davalının önceki tescilli markası (2012/91278) ile davaya konu başvuru markası aynı olmadığından «müktesep hak» koşullarının somut uyuşmazlıkta bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin asıl karara yönelik, davacı vekilinin ayrıca ek karara yönelik istinaf başvurularının e …
… scil edildiğini, davacının 3 üncü başvurusunun da tümden reddedildiğini, davacının 2010 yılında kurulan Alman merkezli bir şirket olduğunu, davacının tanınmış marka «kaydı» olmadığını, Türkiye’de yaşayan herhangi bir kimsenin iddia edildiği gibi Almanya’da yer alan yerel bir işletmenin gelişiminin Türkiye’ye sirayet edeceği gibi bir t …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1310 E. 2023/4762 K.
Ortak:ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… i, ancak hizmet alanında tescilsiz olduğunu, davacı yanın iddia ettiği, yiyecek içecek sunumunun mobil ya da sabit bir şekilde yapılmasının verilen hizmet açısından «ayırt edicilik» sağlamadığını, TÜRKPATENT'in tanınmış markalar listesinde COFFEE BIKE markasının bulunmadığını, davacı yanın 2010 yılından bu yana Almanya ülkesinde tescilli olduğ …
2.Davalı vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak, davacının en erken EM tescili başvurusnun 2015 yılında olduğunu, taraf markalarının benzer olduğunu, coffee kelimesinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, «bilirkişi raporuna itirazlarının» değerlendirilmediğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… ldiği "kahve çekirdeği", "çay yaprağı" anlamına geldiğinin tespit edildiği, bu nedenle "the coffee bean & tea leaf" ibaresinin başvuru kapsamında yer alan 30.sınıfa «dahil» mallar bakımından bir teşebbüsün mallarını diğer teşebbüsün mallarından ayırt etme koşulunu sağlamadığı ve 30.sınıftaki mallar bakımından tanımlayıcı bir adlandırma olduğu kanaatine varıldığı, markada yer alan kahve çekirdeği, çay yaprağı ve basit geometrik şekillerin ise "the coffee bean & tea leaf" ibaresi üzerinde oluşan tanımlayıcı algıyı değiştirmediği ifadeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükümleri uyarınca reddedildiğini, kararın «hakkaniyete» aykırı olduğunu, başvuruya konu müvekkiline ait markanın yalnız tek unsurdan oluşmayan, şekil ve kelime ibarelerinden oluşan bir marka olduğunu, bu nedenle markanın bir bütün olarak değerlendirilmesinin esas olduğunu, müvekkiline ait markanın bilinen ve «ayırt edicilik» kazanmış bir ibare olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2018-M-11712 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
… in şu anda zaten koruma altında olduğunu, diğer yandan müvekkilinin, markasını gerek 35. sınıf kapsamında gerekse 30. sınıf kapsamında gerçekleştirilen kullanım ile «ayırt edicilik» kazandığını, müvekkilinin önceki tescili ile kazanılmış hakkının mevcut olduğunun kabulü gerektiğini, diğer yandan reddedilen ve 30. sınıf 3. alt sınıfında bulunan …
… coffee bean & tea leaf” ibaresinin dava konusu mallar bakımından ayırt edici niteliği haiz olmadığı, diğer yandan marka başvurusunda yer alan şekil unsurlarının da «ayırt ediciliğe» katkı sağlamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · dahili dava
Benzer bu kararda… ldiği "kahve çekirdeği", "çay yaprağı" anlamına geldiğinin tespit edildiği, bu nedenle "the coffee bean & tea leaf" ibaresinin başvuru kapsamında yer alan 30.sınıfa «dahil» mallar bakımından bir teşebbüsün mallarını diğer teşebbüsün mallarından ayırt etme koşulunu sağlamadığı ve 30.sınıftaki mallar bakımından tanımlayıcı bir adlandırma olduğu kanaatine varıldığı, markada yer alan kahve çekirdeği, çay yaprağı ve basit geometrik şekillerin ise "the coffee bean & tea leaf" ibaresi üzerinde oluşan tanımlayıcı algıyı değiştirmediği ifadeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükümleri uyarınca reddedildiğini, kararın «hakkaniyete» aykırı olduğunu, başvuruya konu müvekkiline ait markanın yalnız tek unsurdan oluşmayan, şekil ve kelime ibarelerinden oluşan bir marka olduğunu, bu nedenle markanın bir bütün olarak değerlendirilmesinin esas olduğunu, müvekkiline ait markanın bilinen ve «ayırt edicilik» kazanmış bir ibare olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2018-M-11712 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15452 E. 2015/4844 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3283 E. , 2024/5553 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1080 Esas, 2023/503 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/150 E., 2021/112 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Alman menşeli kahve üretimi ve satışı alanında hizmet verdiğini, 2010 yılından bu yana franchise sistemi ile tüm dünyada tanınan bir şirket olduğunu, kendi ürünü ''Cafferino'' markalı kahve ürünü yanında farklı türdeki kahve ürünlerinin ve alkolsüz içeceklerin ''Coffee-Bike'' markası altında üç tekerlekli bir bisiklet ile seyyar bir biçimde satışı hizmetini gerçekleştiren şirketin yaratmış olduğu bu sistemi dünyanın bir çok ülkesinde yaptığı franchise anlaşmaları ile yaygınlaştırdığını, hükümsüzlüğü talep edilen İngilizce ''bike'' yani Türkçe bisiklet kelimesini seçerek davacının franchise sisteminin asli unsurundan iltibas yaratmak suretiyle haksız yararlanma kastının görüldüğünü, davacının Almanya, Azerbaycan, Belçika, Rusya, Japonya, Çin, Amerika gibi ülkelerde 30, 32 ve 43.
sınıflarda marka tescilinin bulunduğunu, davacının Türkiye'de de 30. ve 32. sınıflarda birisi tescilli, diğerinin başvuru halinde 2 adet markasının bulunduğunu, davacının kurulduğu ülke olan Almanya'nın Sınai Mülkiyet Haklarının Korunmasına Dair Paris Sözleşmesine üye olduğunu, davacının gerek bu anlaşma hükümlerine gerekse Sınai Mülkiyet Kanununa göre Coffee-Bike markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak 43. sınıfta 2012/91278 sayılı Bike daha sonra yine aynı sınıfta 2017/75711 sayılı Bike Cafe + Şekil ile 2017/75710 sayılı Coffe Bike + Şekil marka başvurularında bulunduğunu, 2017/75710 sayılı başvurunun davanın açıldığı tarihte başvuru sürecinde olması nedeniyle davaya konu edilmediğini, davalıya ait Bike, Bike Cafe ve Coffe Bike markalarının davacının Coffee-Bike markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, karıştırılma ihtimali yarattığını, davalıya ait 2012/91278 sayılı Bike sözcük ve 2017/75711 sayılı Bike Cafe+Şekil markalarının kötü niyetli tescil ile gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve markalar arasındaki ayırt edilemeyecek benzerlik ve karıştırma ihtimali hukuki sebeplerine dayalı olarak hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek davalı markalarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, gerekçe özetinin ve hüküm fırkasının ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının markasının da tescilsiz kullanım olduğunu, taraflarınca Bakırköy 1. FSM'nin 2017/154 D.İş sayılı dosyasından alınan 07.11.2017 tarihli bilirkişi raporu sonucunda da davacı yanın 43. sınıfta tescilinin olmadığının belirtildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından da 28.07.2015 tarihli, 2015/105012 başvuru no.lu ve 10.11.2015 tarihli, 2016/17779 başvuru numaralı yapılan müracatlarının da 43. sınıfta reddedildiğini, ana markanın BIKE olduğunu, BIKE CAFE ve COFFE BIKE marka müracaatlarının müvekkilinin kendi markasını korumak amacı ile yaptığını, COFFE BIKE markasının 30. sınıfta tescilli hak sahibi olduğunu ve bu sınıfta üretimler yapılabilecekse de, içecek sağlanması yani satış pazarlamanın yapılamayacağını, müvekkiline ait markanın ise 43.
sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin kullanım alanının 43. sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri olduğunu, davacı yanın, imalatta tescilli, ancak hizmet alanında tescilsiz olduğunu, davacı yanın iddia ettiği, yiyecek içecek sunumunun mobil ya da sabit bir şekilde yapılmasının verilen hizmet açısından ayırt edicilik sağlamadığını, TÜRKPATENT'in tanınmış markalar listesinde COFFEE BIKE markasının bulunmadığını, davacı yanın 2010 yılından bu yana Almanya ülkesinde tescilli olduğunu, birçok dünya ülkesinde tescil almış olduğu iddiasında olduğunu, ancak Dünya ... Mülki Haklar Organizasyon Listesinde de yapmış olduğu müracaatların sadece Türkiye'de değil birçok dünya ülkesinde kısmi red, red ve itirazlarla birlikte karşılaştığını ve tescil edilmediğini, kendi ülkesinde 2010 yılında tescil edilmiş olmasının diğer ülkelerde de tescil edileceği anlamına gelmeyeceğini, davacının iddia ettiği gibi 2010 yılında Almanya'da tescil almış olmasını müvekkilinin bilmesinin mümkün olmayacağını, zaten 2012 yılında Türkiye'de tescil alındığında davacı yanın uluslararası marka müracaatı ve faaliyetinin olmadığını, davacının TÜRKPATENT'in red kararına rağmen tescilsiz markaları ile şube açılışlarına başladığını, davacı yanın COFFE BIKE-BIKE CAFE markalarının aynı olduğu ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu belirttiğini, kötü niyetli olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kullanımının davalının dava konusu markaların tescili için başvuru yaptığı tarihten daha önceye dayalı olduğu, davacının kullandığı marka ile davalının tescil ettirdiği markalar görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel olarak karşılaştırıldığında aralarında benzerlik bulunduğu, markaların orta düzeyde tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali olduğu, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu gerekçesiyle davalı adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli 2012/91278 tescil no.lu ve 2017/75711 tescil no.lu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının kararın kesinleşmesinden sonra gerekçe özeti ile hüküm fıkrasının gazetede ilan edilmesi talebinin ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında iltibas riski bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, davalının 2017 tarihli marka başvurusunun müvekkilince verilen Türk pazarına giriş ilanından yalnızca iki gün sonra yapıldığını, davalının 2015 tarihi ile marka kombinasyonlarından haberdar olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 43 üncü sınıfta tescili bulunmadığını, davacı şirketin şubeleşmesinin 2013 yılına dayandığını, davacı tarafın yurt dışında tescilli tanımış markası bulunmadığını, müvekkilinin davalının Almanya'daki kullanımını bilme imkânı bulunmadığını, müvekkilinin yaptığı sonraki tarihli tescillerin kendi markasını koruma amaçlı olduğunu, davacının 2015/66206 sayılı markayı dava tarihinden sonra devraldığını, yabancı ülkedeki eski tarihli kullanımın bu davaya etkisi olmayacağını, davacı markasının uluslararası düzeyde tanınmışlığı bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markasının tanınmış olduğunun ispat edilemediği, davalı kötüniyetini gösterir bir delilin bulunmadığı, bu hususa mahkemece gerekçeli kararda yer verilmemiş olması eksiklik olsa da davanın bu yönüyle de kabul edilmesi gerektiği şeklindeki davacı istinafının yerinde olmadığı, davanın kısmi reddine dair kararın davacının hükmün ilanı talebine ilişkin olduğu, bu talebin feri nitelikte olduğu gözetildiğinde kabulü veya reddi halinde ayrı vekâlet ücreti takdiri gerektirmediği, ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde, katılma yoluyla istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak, davacının en erken EM tescili başvurusnun 2015 yılında olduğunu, taraf markalarının benzer olduğunu, coffee kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve mahkemece 2017/75711 sayılı markaya ilişkin kurduğu hükmün 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ve emsal Daire kararlarımız gereği yerinde bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Somut olaya gelindiğinde davacının işbu davayı açarken 6769 sayılı Kanun'da düzenlenen atarf markaları arasında iltibas, davacı gerçek hak sahipliği, davalı kötü niyeti ve davacı markasının tanınmışlığı hukuki nedenlerine dayandığı; ancak mahkemece davalı kötü niyeti ve davacı markasının tanınmışlığı iddiaları bakımından olumlu veya olumsuz değerlendire yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece anılan hususlar gerekçeli biçimde değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
3.Markalar hukukunda ülkesellik ilkesi esas olup 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yapılacak olan inceleme tarafların uyuşmazlık konusu markayı Türkiye sınırları içerisinde, tescil tarihlerinden önce kullanıp kullanmadığı yönünde olmalıdır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacı vekilinin sunduğu deliller incelenmiş, ancak sunulan delillerin davalı tescil tarihinden önceye tekabül eden yerel kullanım olup olmadığı denetlenmemiştir. Bunun yanı sıra davacı vekilinin dava dilekçesinde 2017 yılında Türkiye'de faaliyete başlandığı şeklindeki ifadeleri de gözardı edilmiştir. Bu durumda mahkemece yukarıda yazılan 2 numaralı bentteki kötü niyet ve tanınmışlık incelemesi öncülenerek davacı vekilinin beyan ve delilleri ışığında öncelik hakkı bulunup bulunmadığının yabancı dildeki delillerin de Türkçesi getirtilmek suretiyle değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063289500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz