6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5684 E. 2012/13371 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gayri nakdi kredi ipoteğin kaldırılması kefalet limiti kefalet sözleşmesi ipotek kefalet kefil istirdat ihbar kredi sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: İİK · Sigortacılık K.

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmenin 70. maddesinde imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerini süresiz olduğunun belirtildiği, süresiz olan bu sözleşmelerin taraflardan birinin diğerine yapacağı ihbar ile ancak feshinin mümkün bulunduğu, sözleşmenin devamı süresince kredilerin sıfırlanması ile sözleşme ilişkisinin sona ermediği, bu nedenle de sözleşme kefilinin de sorumluğunun devam edeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, kefalet sözleşmesi nedeniyle davacı kefilden talep edilen meblağın istirdatı istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalı şirketin 75.000 TL bedelli kredi kullandığını, davalı Banka'dan kullanılan bu krediye müvekkilinin de kefil olarak imza attığını ve sözleşmede kefalet limitinin de 75.000 TL olarak belirlendiğini, ayrıca yine müvekkilinin aynı miktar için taşınmazını ipotek verdiğini, ancak borçlu şirketin bu kredi borcunu ödemesi nedeniyle davalı bankanın müvekkili tarafından verilen ipoteği kaldırdığını, müvekkilinin başka bir krediye kefil olmadığı halde davalı şirketin kullandığı başka krediler nedeniyle müvekkilinden para tahsil edildiğini iddia etmiştir.

Öncelikle davacının kefil olduğu kredi sözleşmesinde süre bulunmadığı için sözleşmenin süresiz olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda kredi sözleşmesi ile verilen kredinin ödenerek borcun kapatılması sözleşmeyi sona erdirmez ve bu sözleşme ile borçluya yeniden kredi kullandırılması halinde kefilin de sorumluluğu devam eder.

Ancak, dosya içerisinde bulunan kredi sözleşmesi ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporuna göre, davacının kefil olduğu sözleşme nedeniyle kullandırılan kredi borcunun sona ermesinden sonra davalı Banka ile davalı borçlu şirket arasında yeniden değişik tarihli kredi sözleşmelerinin akdedildiği ve bu kredi sözleşmelerine davacının kefil olmadığı görülmektedir. Bu durumda, yani davalı Banka, dava konusu krediyi sonraki tarihli başka bir kredi sözleşmesine istinaden kullandırmış ise davacının bu miktardan sorumlu olmaması gerekir.

Bu nedenle, mahkemece bilirkişiden ek rapor almak suretiyle dava konusu borcun hangi sözleşmeden kaynaklandığı, davacının kefil sıfatı ile imzaladığı sözleşmeye istinaden mi yoksa daha sonraki bir tarihli sözleşmeye istinaden mi kullandırıldığı araştırılmadan yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9336 E. 2013/14612 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5770 E. 2024/2119 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4444 E. 2024/886 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/5684 E.  ,  2012/13371 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2010 tarih ve 2008/796-2010/711sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin diğer davalıların borçlusu olduğu 75.000 TL bedelli gayri nakdi kredi sözleşmesine aynı miktarda kefil olduğunu ve bu kefaletin güvencesini teşkil etmek üzere 01.10.2004 tarihinde düzenlenen ipotek sözleşmesi ile taşınmazını ipotek olarak verdiğini, davalı bankanın bu gayrimenkul üzerindeki ipoteği 06.06.2005 tarihinde kredi sözleşmesindeki kefaletine ilişkin risk sona erdiğinden fek ettiğini, ancak 3 yıl sonra davalı bankanın diğer davalıların başkaca gayri nakdi kredi sözleşmelerinin kat edilmiş olması nedeniyle müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, oysa müvekkilinin davalı bankaya her hangi bir borcunun olmadığını ancak icra tehdidi altında 75.000 TL daha para ödediğini ileri sürerek şimdilik 10.000 TL'nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, süresiz kredi sözleşmelerinde kefaletinde süresiz bulunması nedeniyle kredi limitinin arttırılması ve yeni kredi kullandırılması halinde kefilin sorumluluğunun sona ermeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmenin 70. maddesinde imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerini süresiz olduğunun belirtildiği, süresiz olan bu sözleşmelerin taraflardan birinin diğerine yapacağı ihbar ile ancak feshinin mümkün bulunduğu, sözleşmenin devamı süresince kredilerin sıfırlanması ile sözleşme ilişkisinin sona ermediği, bu nedenle de sözleşme kefilinin de sorumluğunun devam edeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, kefalet sözleşmesi nedeniyle davacı kefilden talep edilen meblağın istirdatı istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalı şirketin 75.000 TL bedelli kredi kullandığını, davalı Banka'dan kullanılan bu krediye müvekkilinin de kefil olarak imza attığını ve sözleşmede kefalet limitinin de 75.000 TL olarak belirlendiğini, ayrıca yine müvekkilinin aynı miktar için taşınmazını ipotek verdiğini, ancak borçlu şirketin bu kredi borcunu ödemesi nedeniyle davalı bankanın müvekkili tarafından verilen ipoteği kaldırdığını, müvekkilinin başka bir krediye kefil olmadığı halde davalı şirketin kullandığı başka krediler nedeniyle müvekkilinden para tahsil edildiğini iddia etmiştir.

Öncelikle davacının kefil olduğu kredi sözleşmesinde süre bulunmadığı için sözleşmenin süresiz olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda kredi sözleşmesi ile verilen kredinin ödenerek borcun kapatılması sözleşmeyi sona erdirmez ve bu sözleşme ile borçluya yeniden kredi kullandırılması halinde kefilin de sorumluluğu devam eder.

Ancak, dosya içerisinde bulunan kredi sözleşmesi ve banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporuna göre, davacının kefil olduğu sözleşme nedeniyle kullandırılan kredi borcunun sona ermesinden sonra davalı Banka ile davalı borçlu şirket arasında yeniden değişik tarihli kredi sözleşmelerinin akdedildiği ve bu kredi sözleşmelerine davacının kefil olmadığı görülmektedir. Bu durumda, yani davalı Banka, dava konusu krediyi sonraki tarihli başka bir kredi sözleşmesine istinaden kullandırmış ise davacının bu miktardan sorumlu olmaması gerekir.

Bu nedenle, mahkemece bilirkişiden ek rapor almak suretiyle dava konusu borcun hangi sözleşmeden kaynaklandığı, davacının kefil sıfatı ile imzaladığı sözleşmeye istinaden mi yoksa daha sonraki bir tarihli sözleşmeye istinaden mi kullandırıldığı araştırılmadan yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062440000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.