6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/2220 E. 2012/12121 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takas-mahsup takas hırsızlık itirazın iptali davası muacceliyet hizmet sözleşmesi mahsup def'i iptal davası

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre, davacının toplam 22.275.98 TL alacaklı olduğu, davalının hırsızlık olayında % 50 kusurlu bulunduğu, buna göre hesaplanan 8.124 TL'nın, takas ve mahsubunun gerektiği, davalı/karşı davacı alacağının takas ve mahsup ile karşılandığı gerekçesiyle, davacı/karşı davalının davasının kısmen kabulü ile 14.151.98 TL alacağın faiziyle birlikte davalı/karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın takas ve mahsup nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Asıl dava, Güvenlik Hizmeti Sözleşmesine dayalı alacağın tahsili, karşı dava ise itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davalı-karşı davacı vekilinin takas-mahsup talebi nedeniyle, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.

Takas, bir borcun bir karşı alacağın feda edilmesi suretiyle borcun sona erdirilmesidir. Mahsup ise, bir alacak miktarından belli olgular nedeniyle indirim yapılmasıdır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek için yapılan bir işlemdir. Takasın sözkonusu olabilmesi için, borçların karşılıklı olması, borçların benzer olması, borçların muaccel olması ve takas açıklamasında bulunulmuş olması gereklidir. Takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle vaki olacağından, takasın sağlanması için mutlaka ayrı bir dava veya karşı dava açılması gerekmez. Borçlu, kendisine karşı açılmış olan bir dava içerisinde takas-mahsup talebinde bulunabilir ve böylesi bir talep, usul hukuku anlamında bir def'i niteliği taşır.

Davalı-karşı davacı vekilince, itirazın iptali davasına dayanak icra takibi 15.02.2007 tarihinde başlatılmış, davacı-karşı davalının itirazı üzerine 26.09.2007 tarihinde eldeki itirazın iptali davası açılmak suretiyle alacak takip edilmiştir. Her ne kadar davalı-karşı davacı vekilince asıl davaya karşı verilen 26.09.2007 tarihli cevap layihası ile süresinde, takas-mahsup savunmasında bulunulmuş ise de, bu talebe konu edilen alacağın asıl davanın açılmasından evvel icra takibine konu edilip, itiraz üzerine bilahare dava açıldığına göre, asıl davadaki takas-mahsup savunmasının bu nedenle reddi ile her iki davada ayrı ayrı hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Takas defi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6786 E. 2018/2437 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/2220 E.  ,  2012/12121 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/06/2010 tarih ve 2007/627-2010/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan 08.05.2006 tarihli Endüstriyel Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi gereği, müvekkilinin davalıya güvenlik hizmeti sunduğunu, müvekkilince hazırlanan risk analiz raporu ile tavsiye edilen önlemler davalı tarafından yerine getirilmediğinden müvekkilince 31.01.2007 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, alacaklarının ödenmesi için davalı aleyhine girişilen icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, ancak itirazın iptali davası açmadıklarını ileri sürerek, toplam 22.275.98 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, davalı şirkette yaşanan hırsızlık olayının davalının tavsiye edilen önlemleri almamasından kaynaklandığını belirterek de karşı davanın reddini savunmuştur.

Davalı vekili, davacının alacağının bulunduğu hususunun doğru olduğunu ancak davacı şirketin sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerine aykırı davranıp ağır hizmet kusuru ile, müvekkili firmada 15.01.2007 tarihinde yaşanan hırsızlık olayı sonucu müvekkilini zarara uğrattığını, davacıya müvekkilinin uğradığı zarar ve ziyanın takas - mahsup yöntemiyle mutabakat yapılması önerildiği halde davacının tutumu nedeniyle bir sonuca varılamadığını, davacı aleyhine girişilen icra takibinin davacının itirazı üzerine durduğunu belirterek davanın reddini savunmuş ve karşı davası ile müvekkilinin uğradığı 23.000.00 TL zararın faiziyle birlikte davacı - karşı davalıdan tahsilini, tarafların karşılıklı alacaklarının bulunması nedeniyle takas - mahsup taleplerinin kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra dilekçesini açıklayarak, taleplerinin davacı/karşı davalının itirazının iptali ve 3.000.00 TL alacaklarının tahsiline yönelik olduğunu belirtmiş, en son verdiği dilekçesinde ise taleplerinin sadece itirazın iptaline yönelik olduğunu beyan etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre, davacının toplam 22.275.98 TL alacaklı olduğu, davalının hırsızlık olayında % 50 kusurlu bulunduğu, buna göre hesaplanan 8.124 TL'nın, takas ve mahsubunun gerektiği, davalı/karşı davacı alacağının takas ve mahsup ile karşılandığı gerekçesiyle, davacı/karşı davalının davasının kısmen kabulü ile 14.151.98 TL alacağın faiziyle birlikte davalı/karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın takas ve mahsup nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Asıl dava, Güvenlik Hizmeti Sözleşmesine dayalı alacağın tahsili, karşı dava ise itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davalı-karşı davacı vekilinin takas-mahsup talebi nedeniyle, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.

Takas, bir borcun bir karşı alacağın feda edilmesi suretiyle borcun sona erdirilmesidir. Mahsup ise, bir alacak miktarından belli olgular nedeniyle indirim yapılmasıdır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek için yapılan bir işlemdir. Takasın sözkonusu olabilmesi için, borçların karşılıklı olması, borçların benzer olması, borçların muaccel olması ve takas açıklamasında bulunulmuş olması gereklidir. Takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle vaki olacağından, takasın sağlanması için mutlaka ayrı bir dava veya karşı dava açılması gerekmez. Borçlu, kendisine karşı açılmış olan bir dava içerisinde takas-mahsup talebinde bulunabilir ve böylesi bir talep, usul hukuku anlamında bir def'i niteliği taşır.

Davalı-karşı davacı vekilince, itirazın iptali davasına dayanak icra takibi 15.02.2007 tarihinde başlatılmış, davacı-karşı davalının itirazı üzerine 26.09.2007 tarihinde eldeki itirazın iptali davası açılmak suretiyle alacak takip edilmiştir. Her ne kadar davalı-karşı davacı vekilince asıl davaya karşı verilen 26.09.2007 tarihli cevap layihası ile süresinde, takas-mahsup savunmasında bulunulmuş ise de, bu talebe konu edilen alacağın asıl davanın açılmasından evvel icra takibine konu edilip, itiraz üzerine bilahare dava açıldığına göre, asıl davadaki takas-mahsup savunmasının bu nedenle reddi ile her iki davada ayrı ayrı hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı ve davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 06/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062137800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.