Rücuen tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4154 E. 2012/10691 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuen tazmin↗ nakliyat emtia sigortası↗ halefiyet↗ sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ aktif dava ehliyeti↗ riziko↗ muvafakat↗ taraf ehliyeti↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, nakliyat emtia sigorta poliçesinde dava dışı Somerbord Ltd. Şti'nin "sigortalı", sigorta ettirenin ise Taha Pazarlama ve Mağazacılık A.Ş. olduğu, davacı tarafından poliçe kapsamında geçerli bir ödeme söz konusu olmadığından külli halef olma hakkının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava davacı ... şirketi nezdinde nakliyat rizikolarına karşı sigortalı emtianın kısmen noksan ve kısmen de hasarlı olarak alıcısına teslimi nedeniyle ödenen sigorta tazminatının zarar sorumlusu davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut sigorta poliçesinde sigortalının Somerbond Ltd, sigorta ettirenin ise Taha Pazarlama ve Mağazacılık A.Ş olduğu görülmektedir. TTK'nun 1446/2.maddesinde sigorta ettirenin poliçe elinde bulunmak koşuluyla sigortalının muvafakati olmaksızın,ödenecek paraları almaya ve sigorta tazminatını talep etme hakkının bulunduğubelirtilmiştir.O halde sigorta poliçesini elinde bulundurmak koşuluyla davacı sigortaca kendisine ödeme yapılan sigorta ettirenin tazminat talep etme hakkının bulunduğunun kabulü gerekmektedir.Bu durumda mahkemece tüm hasar dosyası dosyaya getirtilerek sigorta poliçesinin sigorta ettirenin elinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi poliçenin sigorta ettirenin elinde bulunması ve davacı sigortacıya ibraz edildiğinin anlaşılması halinde davacının yasal halefiyet hakkının ve dolayısıyla aktif dava ehliyetinin varlığı kabul edilerek işin esasına girilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2435 E. 2020/3857 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza inkarı · takibin durdurulması · ibraname · ciranta · cari hesap · lehtar · ibra · maddi hata
Benzer bu karardaAncak 6524065 numaralı 30.03.2013 tarihli ve 30.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız çıkması üzerine başlatılan icra takibinde çekte «lehtar» «ciranta» olan davalının «imza inkarı» bulunduğundan davalı hakkındaki «takibin durdurulmasına» karar verildiği, dolayısıyla söz konusu çekin ödenmediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararını kaldıran Bölge Adliye Mahkemesince 30.000,00 TL'lik «çek» yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmediği gibi kabule göre de karar tarihi itibariyle yü …
… , yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya 49.483,30 TL bedelli mal ve hizmet sattığı ve faturaların iki taraf «defterlerinde» de kayıtlı olduğu, davalının davacıya dava dışı Taha Yapı Şirketine ait çekleri verdiği, çeklerin karşılıksız çıktığından bunların değerlendirilmeyeceği, «cari hesap» borcunun ödenmediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 49.483,30 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı takipten önce davalının «temerrüte» düşürüldüğünün ispat edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 49.483,30 TL «asıl alacak» ve takip tarihinden itibaren yıllık %9 ve değişen oranlarda adi kanuni faiziyle birlikte devamına, fazlaya yönelik isteğin reddine, asıl alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen 300,00 TL asıl alacak ile 5.978,66 TL işlemin faiz tutarının %20'si oranında tazminatın davacıdan alınıp davalı …
Datça Belediyesine verilen 30.000,00 TL'lik «temlik» ve verilen beton bedelleri Taha Yapı «keşideli» 6524065 no'lu «çek» ve 9.000 TL'lik 6548824 no'lu çek tarafımdan tahsil edilmiştir” açıklamasını içerdiği, dava dilekçesine ekli «fatura» tarihlerinden sonra iş bu tutanakla 31.10.2012 tarihi itibarıyla davacı açıkça hiçbir alacağı kalmadığını ve çek bedellerini tahsil ettiğini bildirdiği, bu durumda söz konusu «ibraname» kapsamında davalının davacıya borcu kalmadığını davacıdan alınan bu belge ile ispat ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı davalıya vermiş olduğu bu ibranameye rağmen davalı hakkında icra takibi yapmış olmakla haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi yaptığından davalı lehine %20 «kötü niyet tazminatına», davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde «kötü niyet tazminatına» davalı lehine hükmedildiği açıklandığı halde, hüküm fıkrasında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ifadelerine yer verilerek «maddi hata» yapıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki bu maddi hatanın giderilmesini istemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce talebin kabul …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12014 E. 2012/20790 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri kaydı · hazirun cetveli · haksız fiil sorumluluğu · kar payı · hisse senedi · zamanaşımı def'i · pay defteri · dolandırıcılık
Benzer bu kararda… ı gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı Taha Arslan’ın devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, «pay defterindeki kaydın» diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, «haksız fiil sorumlulukları» bulunup bulunmadığı, üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve davalıların «zamanaşımı def»''i de buna göre değerlendirilmek suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan davalıların eylemi «dolandırıcılık» olarak nitelendirilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi raporu alınmak suretiyle davalı şirket yöneticisinin yüksek «kar payı» verme veher istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, bu para karşılığı verilen hisse senedi devir ve kabul sözleşmesinin hükümsüz olduğu, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişlisinin bulunmadığının tesbiti ile yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 29.865,26 TL’nın «temerrüt faizi» ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bu hususun tesbiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin «ticari defter» ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait «pay defterleri», mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar «pay defterinde kaydı» bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişler, davalıların «haksız fiil sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı hususunun ise yabancı mahkeme kararlarındaki iddiaların varit görülüp görülmemesine göre değişeceğini ve mahkemenin takdirinde olduğunu belirtm …
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup davalılar, davacının davalı şirketin ortağı olduğunu ve TTK'nun 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar ve mahkemece de yukarıda yazılan gerekçeyle bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların «zamanaşımı def»''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6970 E. 2021/6612 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale
Benzer bu kararda2-Dava, ... sistemi üzerinden davalı banka aracılığı ile «havale» edilen paranın alıcısından başkasına ödenmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4154 E. , 2012/10691 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2010 tarih ve 2009/1167-2010/1808 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde nakliyat rizokolarına karşı sigortalı emtianın davalının maliki ve taşıyıcısı olduğu araca İstanbul-İngiltere taşıması için tam ve sağlam olarak teslim edildiğini varma yerinde malın noksan ve kısmen de hasarlı olarak alıcısına teslim edildiğini, toplam hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek (6.930,00) TL'nın halefiyet tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının taşıma hasarını usulünce tespit ettirmediğinden TTK'nun 788. maddesi uyarınca dava hakkını kaybettiğini, davacının aktif husumet ehliyetini kanıtlaması gerektiğini, zararın fahiş olduğunu, CMR 23. maddesi uyarınca müvekkilinin sınırlı sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, nakliyat emtia sigorta poliçesinde dava dışı Somerbord Ltd. Şti'nin "sigortalı", sigorta ettirenin ise Taha Pazarlama ve Mağazacılık A.Ş. olduğu, davacı tarafından poliçe kapsamında geçerli bir ödeme söz konusu olmadığından külli halef olma hakkının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava davacı ... şirketi nezdinde nakliyat rizikolarına karşı sigortalı emtianın kısmen noksan ve kısmen de hasarlı olarak alıcısına teslimi nedeniyle ödenen sigorta tazminatının zarar sorumlusu davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut sigorta poliçesinde sigortalının Somerbond Ltd, sigorta ettirenin ise Taha Pazarlama ve Mağazacılık A.Ş olduğu görülmektedir. TTK'nun 1446/2.maddesinde sigorta ettirenin poliçe elinde bulunmak koşuluyla sigortalının muvafakati olmaksızın,ödenecek paraları almaya ve sigorta tazminatını talep etme hakkının bulunduğubelirtilmiştir.O halde sigorta poliçesini elinde bulundurmak koşuluyla davacı sigortaca kendisine ödeme yapılan sigorta ettirenin tazminat talep etme hakkının bulunduğunun kabulü gerekmektedir.Bu durumda mahkemece tüm hasar dosyası dosyaya getirtilerek sigorta poliçesinin sigorta ettirenin elinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi poliçenin sigorta ettirenin elinde bulunması ve davacı sigortacıya ibraz edildiğinin anlaşılması halinde davacının yasal halefiyet hakkının ve dolayısıyla aktif dava ehliyetinin varlığı kabul edilerek işin esasına girilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1)nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,(2)numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061225600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz