Rekabet etmeme yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5256 E. 2012/10894 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet etmeme yükümlülüğü↗ doğrudan zarar↗ zararın ispatı↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ sorumluluk davası↗ ortaklar kurulu kararı↗ şirket zararı↗ kâr payı↗ maddi ve manevi tazminat↗ ek tasfiye↗ ihtarname↗ dahili dava↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıyı İzmir 31. Noterliği marifeti ile ortaklar kurulu toplantısına davet ettiği, bu davette tasfiye dahil tüm hususların ele alınmasını istediği, böylece ortak ticarethanenin tasfiye aşamasına geldiği, ortaklığın çekilmez noktaya her iki taraf için de sürüklendiği, davalının aynı sektörde dahi olsa tek başına ticari faaliyet yürütmesinin tasfiye noktasına gelen bir şirketle rekabet etme çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, ayrıca davacı tarafın uğradığı maddi zararı ispat edemediği ve BK 49. maddesi anlamında manevi haklarını tazminata esas olacak şekilde haleldar eden bir davranışında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece her ne kadar davalı tarafın yargılama sırasında davacıya çektiği, şirketin ve diğer hususların görüşülmesi için ortaklar kurulu toplantısı yapılması talebiyle gönderilen ihtarname ile şirketin tasfiye sürecine girdiği, bu nedenle davalı şirketin müdürünün artık şirket ile rekabet etmeme yükümlülüğünün kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, dava niteliği itibariyle şirket yöneticisi davalının şirketi zarar uğrattığı, şirket sermayesini kaybettiği, dolayısıyla kendisinin şirketteki sermaye payının da tüketildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili ve iddianın bu ileri sürülüş biçimi itibariyle de yönetici aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olup, davacının doğrudan zarar uğraması söz konusu değildir. Bu itibarla, TTK'nın 309. maddesi uyarınca bu tür dolaylı zarar gerçekleştiği iddiasıyla açılan sorumluluk davasıyla talep edilen tazminatın ancak şirket adına tahsili istenebileceğine göre, davacının kendi adına açtığı bu davanın dinlenme olanağı bulunmadığından ve davanın yukarıda yazılı gerekçeyle reddi sonucu itibariyle doğru olduğundan, HUMK'nın 438/son. maddesi uyarınca hükmün açıklanan bu değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9875 E. 2015/11768 K.
Ortak:şirket zararı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece her ne kadar davalı tarafın yargılama sırasında davacıya çektiği, şirketin ve diğer hususların görüşülmesi için «ortaklar kurulu» toplantısı yapılması talebiyle gönderilen «ihtarname» ile şirketin «tasfiye» sürecine girdiği, bu nedenle davalı şirketin müdürünün artık şirket ile «rekabet etmeme yükümlülüğünün» kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, dava niteliği itibariyle şirket yöneticisi davalının «şirketi zarar» uğrattığı, şirket sermayesini kaybettiği, dolayısıyla kendisinin şirketteki sermaye «payının» da tüketildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili ve iddianın bu ileri sürülüş biçimi itibariyle de yönetici aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olup, davacının «doğrudan zarar» uğraması söz konusu değildir.
Bu itibarla, TTK'nın 309. maddesi uyarınca bu tür «dolaylı zarar» gerçekleştiği iddiasıyla açılan sorumluluk davasıyla talep edilen tazminatın ancak şirket adına tahsili istenebileceğine göre, davacının kendi adına açtığı bu davanın dinlenme olanağı bulunmadığından ve davanın yukarıda yazılı gerekçeyle reddi sonucu itibariyle doğru olduğundan, HUMK'nın 438/«son». maddesi uyarınca hükmün açıklanan bu değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının «şirketi zarara» uğrattığını iddia ettiği ancak buna ilişkin iddiaların dosyaya sunulan delil ve belgelerden ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket ortağı» tarafından, diğer ortak ve yönetici davalı aleyhine açılan, «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Mahkemece, dava dışı «şirketin zarara» uğratıldığını gösterir delil ve belge bulunmadığı, dolayısıyla davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Farklı:limited şirket ortağı · pay sahipliği · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limited şirket ortağı» tarafından, diğer ortak ve yönetici davalı aleyhine açılan, «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Bahsi geçen 309. maddede, dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklılarının dava hakları bulunduğu ancak; hükmolunacak tazminatın şirkete verileceği öngörülmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/5256 E. , 2012/10894 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/10/2010 tarih ve 2009/538-2010/520 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalının D.R.Ö Giyim Tekstil Ltd Şti. ünvanı altında ortaklık kurarak Dera isimli bir butik açtıklarını, şirket müdürü seçilen davalının şirket ile ilgili keyfi kararlar aldığını, şahsi ihtiyaçlarını kasadan karşıladığını, şirket adına mal alırken kendisine de alışveriş yapıp şirket adına yazdırdığını, böylece ortaklığın çekilmez hale geldiğini, daha sonra 10/06/2009 tarihli davalının ortak mağazalarının bulunduğu adreste kendi adına dükkan açarak vergi mükellefi olduğunu, TTK hükümlerine göre davalının rekabet etmeme yükümlülüğünün bulunduğu, davacının tüm maddi varlığını sermaye payı olarak koyarak tüketmiş olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişki hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000TL maddi 10.000TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ortaklık kurulduktan sonra sermaye payı dahi ödemediğini, hiçbir işle ilgilenmediğini, bunun üzerine davalının kendi adına şahsi ticari faaliyete geçtiğini, rekabet etmeme yükümlülüğün söz konusu olmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıyı İzmir 31. Noterliği marifeti ile ortaklar kurulu toplantısına davet ettiği, bu davette tasfiye dahil tüm hususların ele alınmasını istediği, böylece ortak ticarethanenin tasfiye aşamasına geldiği, ortaklığın çekilmez noktaya her iki taraf için de sürüklendiği, davalının aynı sektörde dahi olsa tek başına ticari faaliyet yürütmesinin tasfiye noktasına gelen bir şirketle rekabet etme çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, ayrıca davacı tarafın uğradığı maddi zararı ispat edemediği ve BK 49. maddesi anlamında manevi haklarını tazminata esas olacak şekilde haleldar eden bir davranışında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece her ne kadar davalı tarafın yargılama sırasında davacıya çektiği, şirketin ve diğer hususların görüşülmesi için ortaklar kurulu toplantısı yapılması talebiyle gönderilen ihtarname ile şirketin tasfiye sürecine girdiği, bu nedenle davalı şirketin müdürünün artık şirket ile rekabet etmeme yükümlülüğünün kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, dava niteliği itibariyle şirket yöneticisi davalının şirketi zarar uğrattığı, şirket sermayesini kaybettiği, dolayısıyla kendisinin şirketteki sermaye payının da tüketildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili ve iddianın bu ileri sürülüş biçimi itibariyle de yönetici aleyhine açılan sorumluluk davası niteliğinde olup, davacının doğrudan zarar uğraması söz konusu değildir.
Bu itibarla, TTK'nın 309. maddesi uyarınca bu tür dolaylı zarar gerçekleştiği iddiasıyla açılan sorumluluk davasıyla talep edilen tazminatın ancak şirket adına tahsili istenebileceğine göre, davacının kendi adına açtığı bu davanın dinlenme olanağı bulunmadığından ve davanın yukarıda yazılı gerekçeyle reddi sonucu itibariyle doğru olduğundan, HUMK'nın 438/son. maddesi uyarınca hükmün açıklanan bu değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060663700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz