Hukuki menfaat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4664 E. 2012/9728 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki menfaat↗ maktu vekalet ücreti↗ garantörlük↗ marka hakkına tecavüz↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ fatura↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının Türk standartlarına uygunluk belgeleri bulunmakla birlikte bunların dava konusu ürünlere ilişkin olmadıkları, dolayısıyla davalı şirkette yapılan arama sonucu düzenlenen tutanakta yazılı ürünlerin üzerlerinde yer alan TSE markalarının, aramanın yapıldığı tarihte hukuka aykırı olarak kullanıldığı, davalının eyleminin 556 sayılı KHK’nin 9. ve 61. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davacı tarafından düzenlenen 13.7.2007 tarihli fatura ile TSE ve TSEK markalarının kullanım ücreti olarak davalıdan 43.365 TL'nın tahsil edildiği, her ne kadar davacı tarafça tahsil edilen bu bedelin, dava konusu marka kullanımları ile ilgili olduğunun ispat edilemediği ileri sürülmüş ise de taraf kayıtları üzerindeki bilirkişi incelemesinden, davalının cari hesabındaki diğer işlemlere ilişkin ödemeler düştükten sonra yapılan ödemelerin toplamının bu fatura tutarına eşit olduğu, ayrıca davacı tarafından düzenlenen 13.7.2007 tarihli faturada yazılı 43.365 TL marka kullanma ücretinin işbu davada talep edilen rakama denk düştüğü, bunun tesadüf olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumda davalı tarafından ödenen 43.365 TL'nın dava konusu ürünler nedeniyle tazminat olarak davacıya ödendiğinin kabul edildiği, davalının eylemi marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda TTK 56 ve 57. maddeleri anlamında da bir haksız rekabet oluşturduğu ve verilen mahkeme kararının ilanında davacı kurumun hukuki menfaati bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından davacı kurumun garanti markalarından doğan haklarına tecavüzün durdurulmasına, söz konusu ürünler ile bu ürünlerin broşürlerinin toplatılmasına ve muhafaza altına alınmasına, davalı tarafından yapılan ödeme nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece, reddine karar verilen maddi tazminat istemi yönünden davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın H.U.M.K.’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4604 E. 2022/6564 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilamsız icra takibi · fesih · dava sebebi · ibraz
Benzer bu karardaNoterliğinin 2148 yevmiye numaralı sözleşmesinin akdedildiği, davacıya ait TSE markasını kullanımı için düzenlenmiş bir sözleşme olduğu, süresinin 1 yıl olarak kararlaştırıldığı, «fesih» olmaması halinde sözleşmenin birer yıl daha kendiliğinden uzamış sayılacağı, davalının TSE markasının kullanımından dolayı ücretin ödenmediği iddiası ile Adana 3.
… ite uygunluk belgelerinin dosyada bulunan 18.05.2017 tarihli sözleşmeye istinaden düzenlenip düzenlenmediğinin belli olmadığı, marka kullanım sözleşmesi bulunmaması «sebebi» ile davalının davacıya ödemesi gereken herhangi bir ücret olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, TSE Standart Belgesinin izinsiz kullanımından kaynaklanan lisans bedelinin tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali davasıdır.
Bu hususlar davacı tarafa sorulup gerektiğinde ilgili belgelerin «ibrazı» sağlandıktan sonra dosyanın bilirkişiye tevdii ile alınacak rapor kapsamında bir değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4664 E. , 2012/9728 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/04/2010 tarih ve 2008/26-2010/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı Vekili, TSE ve TSEK markalarının müvekkiline ait olduğunu, davalının müvekkili ile sözleşme yapmaksızın TSE markasını kullandığını, 05.04.2007 tarihinde yapılan aramada, davalının işyerinde 180 adet alçak basınç düzenleyici, 100 adet lpg regülatörü ve 150 adet dedantör olmak üzere toplam 430 adet ürün tespit edildiğini, davalının hakkı olmadığı halde TSE markasını kullanmasının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalının TSE markasına tecavüzünün önlenmesine, davalı tarafından piyasaya sunulan ve hala stoklarda bulunan ürün ve broşürlerin toplatılarak muhafaza altına alınmasına, 14.455 TL maddi, 28.190 TL manevi olmak üzere toplam 43.365 TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin işyerinde yapılan arama sırasında şirketin hakim ortağı olan 65 yaşın üzerindeki ...’nin bulunduğunu, yaşlı olduğu için yapılan işlemi tam olarak idrak edemediğini, bu olay nedeniyle davacı tarafından talep edilen 43.365 TL'nin müvekkilince ödendiğini, müvekkilinin davacıya ait markaları haksız olarak kullandığı kabul edilse bile istenen tazminatı ödediği için davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının Türk standartlarına uygunluk belgeleri bulunmakla birlikte bunların dava konusu ürünlere ilişkin olmadıkları, dolayısıyla davalı şirkette yapılan arama sonucu düzenlenen tutanakta yazılı ürünlerin üzerlerinde yer alan TSE markalarının, aramanın yapıldığı tarihte hukuka aykırı olarak kullanıldığı, davalının eyleminin 556 sayılı KHK’nin 9. ve 61. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davacı tarafından düzenlenen 13.7.2007 tarihli fatura ile TSE ve TSEK markalarının kullanım ücreti olarak davalıdan 43.365 TL'nın tahsil edildiği, her ne kadar davacı tarafça tahsil edilen bu bedelin, dava konusu marka kullanımları ile ilgili olduğunun ispat edilemediği ileri sürülmüş ise de taraf kayıtları üzerindeki bilirkişi incelemesinden, davalının cari hesabındaki diğer işlemlere ilişkin ödemeler düştükten sonra yapılan ödemelerin toplamının bu fatura tutarına eşit olduğu, ayrıca davacı tarafından düzenlenen 13.7.2007 tarihli faturada yazılı 43.365 TL marka kullanma ücretinin işbu davada talep edilen rakama denk düştüğü, bunun tesadüf olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumda davalı tarafından ödenen 43.365 TL'nın dava konusu ürünler nedeniyle tazminat olarak davacıya ödendiğinin kabul edildiği, davalının eylemi marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda TTK 56 ve 57.
maddeleri anlamında da bir haksız rekabet oluşturduğu ve verilen mahkeme kararının ilanında davacı kurumun hukuki menfaati bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından davacı kurumun garanti markalarından doğan haklarına tecavüzün durdurulmasına, söz konusu ürünler ile bu ürünlerin broşürlerinin toplatılmasına ve muhafaza altına alınmasına, davalı tarafından yapılan ödeme nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece, reddine karar verilen maddi tazminat istemi yönünden davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın H.U.M.K.’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 6.bendinde yer alan “reddolunan maddi tazminat yönünden 1.500 TL vekalet ücreti" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine “reddolunan maddi tazminat yönünden 1734,00 TL nispi vekalet ücreti” ibaresinin konulmasına, kararın bu şekli ile davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060441800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz