Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/16399 E. 2012/8561 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi↗ mutabakat↗ acente↗ acentelik↗ ek prim↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, acente olan davalının, davacı ile aralarındaki sözleşme ve 7397 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca tahsil ettiği primleri en geç bir hafta içinde davacıya intikal ettirmek zorunda olduğu, davalının bu hükümlere uymayarak tahsil ettiği primleri uhdesinde tuttuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.773 TL'nın 24.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalının aralarındaki acentelik sözleşmesi uyarınca tahsil ettiği sigorta primlerini kendisine intikal ettirmediğini ileri sürmüş, davalı ise davacı ile borç konusunda mutabakata vardıklarını ve mutabık kalınan borç ödendiğinden davacıya başkaca borcunun kalmadığını savunmuştur. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı tarafça dosyaya sunulan yazışmalardan tarafların aralarındaki borç konusunda mutabakata vardıkları, bu mutabakat doğrultusunda borcun bir kısmının nakden, bir kısmının ise bonolarla ödendiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın açıklanan mutabakat çerçevesinde değerlendirilmesi ve bu mutabakat kapsamında davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2989 E. 2012/4476 K.
Ortak:mutabakat
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, davalının aralarındaki «acentelik sözleşmesi» uyarınca tahsil ettiği sigorta «primlerini» kendisine intikal ettirmediğini ileri sürmüş, davalı ise davacı ile borç konusunda «mutabakata» vardıklarını ve mutabık kalınan borç ödendiğinden davacıya başkaca borcunun kalmadığını savunmuştur.
Zira, davalı tarafça dosyaya sunulan yazışmalardan tarafların aralarındaki borç konusunda «mutabakata» vardıkları, bu mutabakat doğrultusunda borcun bir kısmının nakden, bir kısmının ise bonolarla ödendiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın açıklanan «mutabakat» çerçevesinde değerlendirilmesi ve bu mutabakat kapsamında davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · yargılama gideri · taahhütname · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/16399 E. , 2012/8561 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/06/2010 tarih ve 2008/701-2010/291 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında acentelik sözleşmesi düzenlendiğini, söz konusu sözleşme ile davalıya, müvekkili şirket adına poliçe düzenlemek ve prim tahsil etme yetkilerinin verildiğini, yine bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği prim bedellerini ilgili komisyon ve vergiler düştükten sonra tahsil tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde müvekkiline intikal ettirmekle yükümlü olduğunu, davalının 7397 sayılı Sigorta Murakebe Kanunu ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak tahsil ettiği poliçe prim bedellerini ihtara rağmen müvekkiline intikal ettirmediğini ileri sürerek, 10.773 TL'nın 29.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, müvekkili şirketin, davacıya 125.228,52 TL borcunun bulunduğu konusunda tarafların 2006 yılının Şubat Ayı'nda mutabakata vardıklarını, bu borcun 21.300 TL'nın nakden, bakiye kısmın ise toplam 9 adet senet ile ödendiğini, böylece taraflar arasındaki borç ve alacağın tasfiye edildiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, acente olan davalının, davacı ile aralarındaki sözleşme ve 7397 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca tahsil ettiği primleri en geç bir hafta içinde davacıya intikal ettirmek zorunda olduğu, davalının bu hükümlere uymayarak tahsil ettiği primleri uhdesinde tuttuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.773 TL'nın 24.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalının aralarındaki acentelik sözleşmesi uyarınca tahsil ettiği sigorta primlerini kendisine intikal ettirmediğini ileri sürmüş, davalı ise davacı ile borç konusunda mutabakata vardıklarını ve mutabık kalınan borç ödendiğinden davacıya başkaca borcunun kalmadığını savunmuştur. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı tarafça dosyaya sunulan yazışmalardan tarafların aralarındaki borç konusunda mutabakata vardıkları, bu mutabakat doğrultusunda borcun bir kısmının nakden, bir kısmının ise bonolarla ödendiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın açıklanan mutabakat çerçevesinde değerlendirilmesi ve bu mutabakat kapsamında davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059469400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz