Tazminat | Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6971 E. 2024/3237 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yanıltıcı açıklama↗ gereksiz yere incitici açıklama↗ kötüleme↗ aktif husumet ehliyeti↗ ticari işletme↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ üçüncü kişi↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ ilan↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1642 E., 2018/1296 K.
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalılar tarafından tüketiciyi yanıltma başlığı ile sektördeki gerçek ve tüzel kişilere asılsız ve suç teşkil eder mahiyette şekilde gerçekle ilgisi bulunmayan ve zarar vermeyi amaçlayan hakaret ve iftira içerikli bir e-posta gönderildiğini, bu gönderinin binlerce kişiye ulaştığını, şirketin ve sahiplerinin marka prestijine ve maneviyatına zarar verdiğini ileri sürerek davacı gerçek şahıslar için 10.000,00'er TL, davacı şirket için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu e-mailin şirket çalışanlarına hitaben gönderildiğini, 3 üncü kişilerle paylaşılmadığını, şirket içi bir yazışma olduğunu, müvekkilinin Campet konusunda e-mailde belirttiği iddiaların doğru ve gerçek olduğunu, bu nedenle haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, Campet ürününün cam şişe gibi olduğu ve hatta ondan daha sağlıklı olduğu belirtilmesine rağmen bu ürünün cam olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu edilen e-mailin davalı şirket bünyesinde yayıldığı kabul edilse dahi mail içeriğinde bilginin herkesle paylaşılmasının istendiği, nitekim bilginin davalı şirket bünyesinin dışına çıktığı tespit edilmiş olmasına rağmen, sektörde ne boyutta yayıldığının belirlenemediği, bu hususun manevi tazminatın miktarının takdirinde dikkate alındığı, mailde geçen "Campet teknolojisi hakkındaki açıklamaların doğru olup olmadığı(aşağıda değinilecektir) bir yana davalı firma ve sahibi olduğu marka hakkındaki; Sektörümüzde kirli markalar, oyunlar ve kirli insanlar olmasına izin vermeyeceğiz. 3-4 milyon Euroluk yatırımı dün yaptıkları basın toplantısında 40 milyon Euro(basın mensuplarının gözüne bakarak) diyebilecek bu duruma ve sektörümüze zarar vermelerine müsaade etmeyeceğiz," ifadelerinin haksız rekabet oluşturduğu, davacının marka ve uygulamalarını kötüler mahiyette beyanlar olduğu, davacılardan ... ve ...'ın şahsına yönelik bir açıklama ve kötüleme olmadığı, bu kişilerin yalnızca şirket yetkilisi yada ortağı olmalarının kendilerine dava hakkı vermediğini, aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle bu kişilerin davalarının reddine karar vermek gerektiği, ... Gıda Tarım ve Hayvancılık San ve Tic. A.Ş.'nin manevi tazminat davasının ise, haksız rekabet sayılan eylemin içeriği, ağırlık derecesi, etki alanı, hak ve nesafet kuralları vs. gözetilerek 50.000,00.TL üzerinden kısmen kabulüne, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu yazıda defalarca kirli insanlar şeklinde niteleme yapılarak müvekkili firma yetkilileri olan ... ve ... kastedilmiş olduğunu, yazıyı okuyan gerek sektördeki tüm insanlar gerekse tüketicilerin kirli insanlar hakaretiyle müvekkili şahısların kastedildiğini anladıklarını, hayatın olağan akışında firmanın isminin zikredilerek bir yana kirli markalar denildikten sonra kirli insanlar tabirinin kullanılması açıkça firma yetkililerinin de hedef alındığını ortaya koyduğunu, gerek sektör mensupları gerekse tüm tüketiciler nezdinde müvekkil şirketle beraber firma yetkilileri olan davacı müvekkil gerçek şahısları da manen yıprattığını, davalıların müvekkili gerçek kişilere yönelik hakaret içeren beyanlarının noter ihtarıyla sabit olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3 üncü kişilerle paylaşıldığı iddia edilen dava konusu mailin şirket içi personelini bilgilendirmek için gönderildiğini, mahkemenin bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen iki rapora rağmen yetersiz gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar vermemesi doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı firma tarafından ürettiği limonataların ambalajında kullanılmaya başlanılan campet ismini verdikleri ürünün tanıtımının yapıldığı, davaya konu mailde de cam pet isimle ürün ile ilgili açıklamaların olduğu, davalılar tarafından mailin kendil şirket çalışanlarına gönderildiği, dava konusu mailin davalılar tarafından şirket çalışanları dışındaki 3 üncü kişilere gönderildiğinin ispat edilemediği, böyle bir davranışın haksız rekabet olarak değerlendirilebilmesi için rekabet ortamını, bundan dolayı da ticaret hayatını etkileme ve muhatapları yönlendirme kabiliyetine sahip olması gerektiği, davalılar tarafından şirket çalışanlarına gönderilen elektronik mailin davacı yönünden haksız rekabet oluşturmadığı, davacılar vekilince davacılar ... ve ... şirketin yetkisi veya ortağı olmaları nedeniyle onlar yönünden haksız rekabet sebebiyle manevi tazminat şartlarının oluştuğu belirtilmiş ise de, davaya konu mailde davacılar ... ve ...' a yönelik herhangi bir açıklama ve kötüleme bulunmadığı, davacıları doğrudan hedaf alan nitelikte beyanlar olmadığı, bu nedenle davacılar ... ve ... yönünden İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; söz konusu mailin müvekkili şirkete kadar ulaştığını, yani sadece davalı şirket çalışanları bazında kalmadığını, müvekkillerine de başka firmalar tarafından iletildiğini, mail içeriğinde de herkese yayılmasına ilişkin beyanlar bulunduğunu, yazıda hem müvekkili şirketin hem de ortaklarının hedef alındığını, yazıdan gerçek kişi olarak davacıların itham edildiğinin kolayca anlaşıldığını, davalının yazıda geçen iddialarının aksinin kanıtlandığını, davalının dosyaya evrak sunmaktan kaçındığını, mailde geçen ifadelerin eleştiri sınırında olmadığını, olayın sadece haksız rekabet olarak ele alınamayacağını, kişiler üzerindeki manevi hak ihlalinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabet iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devam hükümleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ... vekilinin işbu davacı bakımından temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin bir ve iki nolu alt bentlerine göre; başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek; kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek haksız rekabet oluşturacak fiiller olup mevzuatta çeşitli hukuki ve cezai müeyyidelerle yaptırımlandırılmıştır.
Somut olayda davalıların haksız rekabet iddiasına konu eylemi inkar etmedikleri ancak bunun şirket içi yazışma aşamasında kaldığı ve ifadelerin gerçeği yansıttığı savunulmuş olup istinaf mahkemesince kurulan nihai hükümde davacı şirketin haksız rekabete dayalı davasında işbu savunma haklı bulunmuştur. Ancak dosya kapsamındaki delillere göre davacı tarafa işbu elektronik postanın ulaşma biçimi ve postanın içeriğindeki beyanlara bakıldığında davalıların eylemine konu söylemleri yayma kasıt ve hareketi içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Bunun dışında yine istinaf mahkemesince; dava konusu elektronik postada davacı gerçek kişilere yönelen bir söylem olmadığı dolayısıyla eylemin matufiyet unsurunun gerçekleşmediğinden bahisle davacı gerçek kişilerin davası reddedilmiş ise de davacı tarafın dosyaya sunduğu delillerden dava konusu posta içeriğinde işaret edilen basın toplantısına katılan davacı ... bakımından matufiyet unsurunun gerçekleştiği tespit edilmiştir.
Bu durumda nihai hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesince davacı ...'a yönelen bir söylem olduğu, davacı şirket bakımından ise duyurma unsuru mevcut bir eylem olduğu kabul edilerek eylemin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve gerçek kişinin manevi haklarına halel getirip getirmediği tartışılmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2996 E. 2019/254 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… üncü kişilerle paylaşılmadığını, şirket içi bir yazışma olduğunu, müvekkilinin Campet konusunda e-mailde belirttiği iddiaların doğru ve gerçek olduğunu, bu nedenle «haksız rekabetten» söz edilemeyeceğini, Campet ürününün cam şişe gibi olduğu ve hatta ondan daha sağlıklı olduğu belirtilmesine rağmen bu ürünün cam olmadığını savunarak davanın redd …
… arı basın toplantısında 40 milyon Euro(basın mensuplarının gözüne bakarak) diyebilecek bu duruma ve sektörümüze zarar vermelerine müsaade etmeyeceğiz," ifadelerinin «haksız rekabet» oluşturduğu, davacının marka ve uygulamalarını kötüler mahiyette beyanlar olduğu, davacılardan ... ve ...'ın şahsına yönelik bir açıklama ve «kötüleme» olmadığı, bu kişilerin yalnızca şirket yetkilisi yada ortağı olmalarının kendilerine dava hakkı vermediğini, «aktif husumet ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle bu kişilerin davalarının reddine karar vermek gerektiği, ...
A.Ş.'nin manevi tazminat davasının ise, «haksız rekabet» sayılan eylemin içeriği, ağırlık derecesi, etki alanı, hak ve nesafet kuralları vs. gözetilerek 50.000,00.TL üzerinden kısmen kabulüne, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının «haksız rekabet» iddiasının dayanağı 02.07.2014 tarihli elektronik postada, davalı tarafça kendisine ait «ticaret unvanının» kullanıldığı, lisans sözleşmesine konu marka davalı tarafından kullanılmadığı gibi TTK'nın 55 vd. maddelerinde belirtilen «haksız eylem» teşkil edebilecek nitelikte bir beyanda da bulunulmadığı, bu nedenle mahkemece davacının anılan elektronik postaya dayalı davasının reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, ancak davalı vekilinince 18.04.2014 tarihli elektronik postanın müvekkilinden sadır olmadığı konusunda hiçbir savunmada bulunulmadığı, anılan elektronik postada, davalı tarafından «münhasır» lisans konusu markanın kullanılmadığı bu nedenle lisans sözleşmesine aykırı bir davranışın söz konusu olmadığı ancak, lisans sözleşmesinin 13.04.2015 tarihinde davalı tarafça feshedilmesinden önce, aynı sektörde faaliyet gösterdiği anlaşılan başka bir şirkete, davalı tarafından, davacının «temsilcisi» ... ...'ın davalı şirketteki işine «son» verildikten sonra, iletişimi engellemek için tüm verileri çalmış olduğunun bildirilmesi ve davacı yetkilisi tarafından yapılacağı kastedilen «dolandırıcılığa» maruz kalınmaması için kendileri ile irtibata geçilmesinin tavsiye edilmesi şeklinde beyanda bulunulmasının, TTK'nın 55/1-a-1. maddesinde düzenlenen haksız rekabet fiilini oluşturduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda, bu hususların doğru olması halinde haksız rekabetin oluşmayacağı, doğru değilse haksız rekabet teşkil edeceği mütala edilmişse de, davacının da müşterisi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan bir şirkete, davalı tarafından bizatihi böyle bir mail gönderilmesinin haksız rekabet oluşturduğunun kabulü gerekeceği, davacı yanca «cezai şart» talebinde bulunulmuşsa da, somut olayda davalının bizatihi lisans sözleşmesine aykırı bir eylemi, lisans sözleşmesine konu markayı kullanması gibi bir ihlali bulunmadığı, haksız rekabet eyleminin, genel hükümlere göre 3. kişilere elektronik posta göndermek suretiyle oluştuğu bu nedenle davacının cezai şart isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının 18.04.2014 tarihli elektronik posta göndermek eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, 1.000 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline, 5.000 TL manevi tazminatın, 18.04.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında akdedilen inhisari marka lisans sözleşmesinin davalı yanca aynı zamanda «haksız rekabet» de teşkil eden davranışlarla ihlal edildiği iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi manevi ve tazminat ve «cezai şartın» tahsili istemlerine ilişkindir.
2-) Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından «haksız rekabetin» varlığı kabul edilerek, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmişse de, davalı tarafından dava dışı şirkete gönderilen 18.10. …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · sözleşmeye aykırılık · münhasırlık · cezai şart · ticaret unvanı · dolandırıcılık · ihtarname · maddi tazminat
Benzer bu karardaİstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının «haksız rekabet» iddiasının dayanağı 02.07.2014 tarihli elektronik postada, davalı tarafça kendisine ait «ticaret unvanının» kullanıldığı, lisans sözleşmesine konu marka davalı tarafından kullanılmadığı gibi TTK'nın 55 vd. maddelerinde belirtilen «haksız eylem» teşkil edebilecek nitelikte bir beyanda da bulunulmadığı, bu nedenle mahkemece davacının anılan elektronik postaya dayalı davasının reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, ancak davalı vekilinince 18.04.2014 tarihli elektronik postanın müvekkilinden sadır olmadığı konusunda hiçbir savunmada bulunulmadığı, anılan elektronik postada, davalı tarafından «münhasır» lisans konusu markanın kullanılmadığı bu nedenle lisans sözleşmesine aykırı bir davranışın söz konusu olmadığı ancak, lisans sözleşmesinin 13.04.2015 tarihinde davalı tarafça feshedilmesinden önce, aynı sektörde faaliyet gösterdiği anlaşılan başka bir şirkete, davalı tarafından, davacının «temsilcisi» ... ...'ın davalı şirketteki işine «son» verildikten sonra, iletişimi engellemek için tüm verileri çalmış olduğunun bildirilmesi ve davacı yetkilisi tarafından yapılacağı kastedilen «dolandırıcılığa» maruz kalınmaması için kendileri ile irtibata geçilmesinin tavsiye edilmesi şeklinde beyanda bulunulmasının, TTK'nın 55/1-a-1. maddesinde düzenlenen haksız rekabet fiilini oluşturduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda, bu hususların doğru olması halinde haksız rekabetin oluşmayacağı, doğru değilse haksız rekabet teşkil edeceği mütala edilmişse de, davacının da müşterisi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan bir şirkete, davalı tarafından bizatihi böyle bir mail gönderilmesinin haksız rekabet oluşturduğunun kabulü gerekeceği, davacı yanca «cezai şart» talebinde bulunulmuşsa da, somut olayda davalının bizatihi lisans sözleşmesine aykırı bir eylemi, lisans sözleşmesine konu markayı kullanması gibi bir ihlali bulunmadığı, haksız rekabet eyleminin, genel hükümlere göre 3. kişilere elektronik posta göndermek suretiyle oluştuğu bu nedenle davacının cezai şart isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının 18.04.2014 tarihli elektronik posta göndermek eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, 1.000 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline, 5.000 TL manevi tazminatın, 18.04.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Noterliğinin 13/04/2015 tarihli 09102 sayılı «ihtarnamesi» ile feshedildiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafın elektronik maillerinde dava konusu markaya ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmadığı gibi bu markayı da kullanmadığı, «ticaret unvanını» kullanmasının lisans «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, davalının elektronik verilerinin ve internet sitesindeki kullanımlarının, taraflar arasında imzalanan inhisari lisans sözleşmesine aykırılık oluşt …
1-) Dava, taraflar arasında akdedilen inhisari marka lisans sözleşmesinin davalı yanca aynı zamanda «haksız rekabet» de teşkil eden davranışlarla ihlal edildiği iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi manevi ve tazminat ve «cezai şartın» tahsili istemlerine ilişkindir.
… kullanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı şirketçe, ... isimli şirkete gönderilen 02.07.2014 tarihli e-mail yazışmasında, kendisine ait «ticaret unvanı» yanında kullanım hakkını davalıya devrettiği markayı da kullandığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu husustaki davanın reddine karar verilmesi d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6971 E. , 2024/3237 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/344 Esas, 2022/1041 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1642 E., 2018/1296 K.
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalılar tarafından tüketiciyi yanıltma başlığı ile sektördeki gerçek ve tüzel kişilere asılsız ve suç teşkil eder mahiyette şekilde gerçekle ilgisi bulunmayan ve zarar vermeyi amaçlayan hakaret ve iftira içerikli bir e-posta gönderildiğini, bu gönderinin binlerce kişiye ulaştığını, şirketin ve sahiplerinin marka prestijine ve maneviyatına zarar verdiğini ileri sürerek davacı gerçek şahıslar için 10.000,00'er TL, davacı şirket için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu e-mailin şirket çalışanlarına hitaben gönderildiğini, 3 üncü kişilerle paylaşılmadığını, şirket içi bir yazışma olduğunu, müvekkilinin Campet konusunda e-mailde belirttiği iddiaların doğru ve gerçek olduğunu, bu nedenle haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, Campet ürününün cam şişe gibi olduğu ve hatta ondan daha sağlıklı olduğu belirtilmesine rağmen bu ürünün cam olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu edilen e-mailin davalı şirket bünyesinde yayıldığı kabul edilse dahi mail içeriğinde bilginin herkesle paylaşılmasının istendiği, nitekim bilginin davalı şirket bünyesinin dışına çıktığı tespit edilmiş olmasına rağmen, sektörde ne boyutta yayıldığının belirlenemediği, bu hususun manevi tazminatın miktarının takdirinde dikkate alındığı, mailde geçen "Campet teknolojisi hakkındaki açıklamaların doğru olup olmadığı(aşağıda değinilecektir) bir yana davalı firma ve sahibi olduğu marka hakkındaki; Sektörümüzde kirli markalar, oyunlar ve kirli insanlar olmasına izin vermeyeceğiz.
3- 4 milyon Euroluk yatırımı dün yaptıkları basın toplantısında 40 milyon Euro(basın mensuplarının gözüne bakarak) diyebilecek bu duruma ve sektörümüze zarar vermelerine müsaade etmeyeceğiz," ifadelerinin haksız rekabet oluşturduğu, davacının marka ve uygulamalarını kötüler mahiyette beyanlar olduğu, davacılardan ... ve ...'ın şahsına yönelik bir açıklama ve kötüleme olmadığı, bu kişilerin yalnızca şirket yetkilisi yada ortağı olmalarının kendilerine dava hakkı vermediğini, aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle bu kişilerin davalarının reddine karar vermek gerektiği, ... Gıda Tarım ve Hayvancılık San ve Tic. A.Ş.'nin manevi tazminat davasının ise, haksız rekabet sayılan eylemin içeriği, ağırlık derecesi, etki alanı, hak ve nesafet kuralları vs.
gözetilerek 50.000,00.TL üzerinden kısmen kabulüne, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu yazıda defalarca kirli insanlar şeklinde niteleme yapılarak müvekkili firma yetkilileri olan ... ve ... kastedilmiş olduğunu, yazıyı okuyan gerek sektördeki tüm insanlar gerekse tüketicilerin kirli insanlar hakaretiyle müvekkili şahısların kastedildiğini anladıklarını, hayatın olağan akışında firmanın isminin zikredilerek bir yana kirli markalar denildikten sonra kirli insanlar tabirinin kullanılması açıkça firma yetkililerinin de hedef alındığını ortaya koyduğunu, gerek sektör mensupları gerekse tüm tüketiciler nezdinde müvekkil şirketle beraber firma yetkilileri olan davacı müvekkil gerçek şahısları da manen yıprattığını, davalıların müvekkili gerçek kişilere yönelik hakaret içeren beyanlarının noter ihtarıyla sabit olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3 üncü kişilerle paylaşıldığı iddia edilen dava konusu mailin şirket içi personelini bilgilendirmek için gönderildiğini, mahkemenin bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen iki rapora rağmen yetersiz gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar vermemesi doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı firma tarafından ürettiği limonataların ambalajında kullanılmaya başlanılan campet ismini verdikleri ürünün tanıtımının yapıldığı, davaya konu mailde de cam pet isimle ürün ile ilgili açıklamaların olduğu, davalılar tarafından mailin kendil şirket çalışanlarına gönderildiği, dava konusu mailin davalılar tarafından şirket çalışanları dışındaki 3 üncü kişilere gönderildiğinin ispat edilemediği, böyle bir davranışın haksız rekabet olarak değerlendirilebilmesi için rekabet ortamını, bundan dolayı da ticaret hayatını etkileme ve muhatapları yönlendirme kabiliyetine sahip olması gerektiği, davalılar tarafından şirket çalışanlarına gönderilen elektronik mailin davacı yönünden haksız rekabet oluşturmadığı, davacılar vekilince davacılar ...
ve ... şirketin yetkisi veya ortağı olmaları nedeniyle onlar yönünden haksız rekabet sebebiyle manevi tazminat şartlarının oluştuğu belirtilmiş ise de, davaya konu mailde davacılar ... ve ...' a yönelik herhangi bir açıklama ve kötüleme bulunmadığı, davacıları doğrudan hedaf alan nitelikte beyanlar olmadığı, bu nedenle davacılar ... ve ... yönünden İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; söz konusu mailin müvekkili şirkete kadar ulaştığını, yani sadece davalı şirket çalışanları bazında kalmadığını, müvekkillerine de başka firmalar tarafından iletildiğini, mail içeriğinde de herkese yayılmasına ilişkin beyanlar bulunduğunu, yazıda hem müvekkili şirketin hem de ortaklarının hedef alındığını, yazıdan gerçek kişi olarak davacıların itham edildiğinin kolayca anlaşıldığını, davalının yazıda geçen iddialarının aksinin kanıtlandığını, davalının dosyaya evrak sunmaktan kaçındığını, mailde geçen ifadelerin eleştiri sınırında olmadığını, olayın sadece haksız rekabet olarak ele alınamayacağını, kişiler üzerindeki manevi hak ihlalinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabet iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devam hükümleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ... vekilinin işbu davacı bakımından temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin bir ve iki nolu alt bentlerine göre; başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek; kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek haksız rekabet oluşturacak fiiller olup mevzuatta çeşitli hukuki ve cezai müeyyidelerle yaptırımlandırılmıştır.
Somut olayda davalıların haksız rekabet iddiasına konu eylemi inkar etmedikleri ancak bunun şirket içi yazışma aşamasında kaldığı ve ifadelerin gerçeği yansıttığı savunulmuş olup istinaf mahkemesince kurulan nihai hükümde davacı şirketin haksız rekabete dayalı davasında işbu savunma haklı bulunmuştur. Ancak dosya kapsamındaki delillere göre davacı tarafa işbu elektronik postanın ulaşma biçimi ve postanın içeriğindeki beyanlara bakıldığında davalıların eylemine konu söylemleri yayma kasıt ve hareketi içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Bunun dışında yine istinaf mahkemesince; dava konusu elektronik postada davacı gerçek kişilere yönelen bir söylem olmadığı dolayısıyla eylemin matufiyet unsurunun gerçekleşmediğinden bahisle davacı gerçek kişilerin davası reddedilmiş ise de davacı tarafın dosyaya sunduğu delillerden dava konusu posta içeriğinde işaret edilen basın toplantısına katılan davacı ...
bakımından matufiyet unsurunun gerçekleştiği tespit edilmiştir.
Bu durumda nihai hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesince davacı ...'a yönelen bir söylem olduğu, davacı şirket bakımından ise duyurma unsuru mevcut bir eylem olduğu kabul edilerek eylemin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve gerçek kişinin manevi haklarına halel getirip getirmediği tartışılmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı ... vekilinin işbu davacı bakımından temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Bozma sebebine göre davacı şirket ve davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25
.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1058659200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz