Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/8376 E. 2012/6007 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ kusur sorumluluğu↗ ispat külfeti↗ şirket zararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirket hesaplarında kasa açığı bulunduğu ancak bu açığa davalıların neden olduklarına ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı ve davalıların görünüşte yönetici oldukları, esas işlemleri yapanların davalıların arkalarına gizlenen kişiler olduğundan davalıların konumları gereği zarardan sorumlu olmayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin eski yönetim, denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkin olup, mahkemece,yukarıdaki özettenden de anlaşılacağı üzere benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Oysa, davacı tarafça şirketin muhasebe kayıtlarından kasa hesabında kayden varlığı görünen paranın kasa sayımında nakit olarak mevcut olmadığının anlaşıldığı, gerekli takip ve gözetim sorumluğunun yerine getirilmemesi nedeniyle davalıların şirketin aktiflerinin azalmasına neden oldukları iddia edilmiş olup, meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür. Kaldı ki mahkeme gerekçesinde de bir kasa açığının bulunduğu kabul edilmiş durumdadır.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda anılan iddianın öncelikle davacı için bir zarar olup olmadığı, varsa miktarının denetlenebilir bir şekilde bilirkişi kurulu marifeti ile kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması, bu hususun şirket için bir zarar kalemi olarak kabulü halinde, oluşan şirket zararından, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, TTK.nun 336 vd maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş,kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5839 E. 2011/17169 K.
Ortak:kasa açığı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirket hesaplarında «kasa açığı» bulunduğu ancak bu açığa davalıların neden olduklarına ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı ve davalıların görünüşte yönetici oldukları, esas işlemleri yapanların davalıların arkalarına gizlenen kişiler olduğundan davalıların konumları gereği zarardan sorumlu olmayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kaldı ki mahkeme gerekçesinde de bir «kasa açığının» bulunduğu kabul edilmiş durumdadır.
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · yemin · kötü niyet tazminatı · mahsup · kötü niyet · kötüniyet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece davacı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmetmiş ise de kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8022 E. 2022/8955 K.
Ortak:kasa açığı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirket hesaplarında «kasa açığı» bulunduğu ancak bu açığa davalıların neden olduklarına ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı ve davalıların görünüşte yönetici oldukları, esas işlemleri yapanların davalıların arkalarına gizlenen kişiler olduğundan davalıların konumları gereği zarardan sorumlu olmayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kaldı ki mahkeme gerekçesinde de bir «kasa açığının» bulunduğu kabul edilmiş durumdadır.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «yönetim kurulu» üyeleri ..., ..., ... ile denetim kurulu üyesi ... yönünden, davacı şirketin 13.02.2004 tarihinde yapılan kasa sayımında belirlenen 339.726,88 TL açığının, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak hangi tarihte oluştuğunun tespitinin mümkün olmadığı, zarar ile davalı sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulamadığı, «kasa açığının» davacı şirkete el «koyma» anında mevcut olduğunun tespit edilemediği, bu nedenle mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · usuli kazanılmış hak · illiyet bağı · kazanılmış hak · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «yönetim kurulu» üyeleri ..., ..., ... ile denetim kurulu üyesi ... yönünden, davacı şirketin 13.02.2004 tarihinde yapılan kasa sayımında belirlenen 339.726,88 TL açığının, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak hangi tarihte oluştuğunun tespitinin mümkün olmadığı, zarar ile davalı sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulamadığı, «kasa açığının» davacı şirkete el «koyma» anında mevcut olduğunun tespit edilemediği, bu nedenle mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönünden de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:kasa açığı · şirket zararı · Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirket hesaplarında «kasa açığı» bulunduğu ancak bu açığa davalıların neden olduklarına ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı ve davalıların görünüşte yönetici oldukları, esas işlemleri yapanların davalıların arkalarına gizlenen kişiler olduğundan davalıların konumları gereği zarardan sorumlu olmayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kaldı ki mahkeme gerekçesinde de bir «kasa açığının» bulunduğu kabul edilmiş durumdadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
2- Dava, şirketin eski yöneticileri ve denetçisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · haksız eylem · maktu vekalet ücreti · ihtar · ıslah · yönetim kurulu kararı · asıl alacak · vekalet ücreti
Benzer bu kararda3- Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece hakkında ret kararı verilen bir kısım davalılar yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davacının alacak talebinin temeli davalıların haksız eylemleri olduğundan, davalıların «temerrütü» için «ihtar» gerekmez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/8376 E. , 2012/6007 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/03/2009 tarih ve 2007/304-2009/123 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket denetim kurulu üyeleri vekili, Uzan şirketler grubunda yer alan Prekon İnş. San. ve Tic. A.Ş’nin yönetim ve denetiminin TMSF’ye devrolunduğunu, davalıların anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ve denetleme kurulu üyesi oldukları dönemde şirketi zarara uğrattıklarının tespit edildiğini ve bu zarardan görevleri nedeniyle davalıların sorumlu olduklarını, zararın tazmini için genel kurulun denetim kuruluna dava açma yetkisi verdiğini ileri sürerek, 9.388,45 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirket hesaplarında kasa açığı bulunduğu ancak bu açığa davalıların neden olduklarına ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı ve davalıların görünüşte yönetici oldukları, esas işlemleri yapanların davalıların arkalarına gizlenen kişiler olduğundan davalıların konumları gereği zarardan sorumlu olmayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin eski yönetim, denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkin olup, mahkemece,yukarıdaki özettenden de anlaşılacağı üzere benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Oysa, davacı tarafça şirketin muhasebe kayıtlarından kasa hesabında kayden varlığı görünen paranın kasa sayımında nakit olarak mevcut olmadığının anlaşıldığı, gerekli takip ve gözetim sorumluğunun yerine getirilmemesi nedeniyle davalıların şirketin aktiflerinin azalmasına neden oldukları iddia edilmiş olup, meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür. Kaldı ki mahkeme gerekçesinde de bir kasa açığının bulunduğu kabul edilmiş durumdadır.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda anılan iddianın öncelikle davacı için bir zarar olup olmadığı, varsa miktarının denetlenebilir bir şekilde bilirkişi kurulu marifeti ile kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması, bu hususun şirket için bir zarar kalemi olarak kabulü halinde, oluşan şirket zararından, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, TTK.nun 336 vd maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı isabetli olmayan yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş,kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 13.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057926000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz