6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5932 E. 2012/5701 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tediye makbuzu emniyeti suistimal borcun ifası munzam zarar zimmet illiyet bağı mevduat hesabı dolandırıcılık havale kusur eksik inceleme ibraz temsil görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK · BK — BK 55

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, asıl davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı banka şube müdürünün haksız fiilinden kaynaklanan bir durumun söz konusu olduğu, hesap sahibi ...'in, ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde olduğu ve banka paralarını birlikte zimmete geçirdikleri hususunda somut bir belge bulunmadığı, banka elemanının banka müşterilerine vermiş olduğu zararlar nedeniyle davalı bankanın BK'nun 55. ve 41. maddesi, bankanın hakkın kullanımı ve borcun ifası için görevlendirdiği yardımcı şahısların bu esnada ika ettikleri zararlardan dolayı sorumluluğunu düzenleyen 100. maddesi ile Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi hükmüne göre anılan Şubece davacı ... adına tanzim edilmiş makbuz niteliğinde bulunan iki adet tasarruf mevduat cüzdanında yazılı mevduat tutarlarından dolayı bankanın sorumlu bulunduğu, Bankalar Kanunu'nun 13.maddesi gereğince bankaların işlemlerini kayıt dışı bırakmasının mümkün olmadığı, davalı banka, davacının banka hesaplarından çekilen bir kısım paranın eşi ...'e ait hesaba yatırıldığı ve havale çıkarıldığını iddia etmesine karşın iddiasını kanıtlayıcı talimat, para çekme ve yatırma makbuzlarını ibraz ve tevsik edemediği, davacı ...'in adına kayıtlı 2001966-1 nolu mevduat hesabının 08.12.1999 tarihinde kapatılmış olduğunu belirtmesine rağmen mevduat sahibi tarafından paranın çekildiğine dair ıslak imzalı tediye makbuzu sunamadığı, davacı ...'in repo dekontları adı geçen davacı adına tanzim edildiği, ancak üzerinde davalı banka şubesi adı ile bankayı temsil ve ilzama yetkili personeline ait imzayı ihtiva etmediği, anılan belgenin bozma ilamında yer verildiği üzere bankayı bağlayıcı belge olarak kabulünün mümkün görülmediği, davacının faizle karşılanamayan munzam zarar alacağının 359.448.021.186.-TL olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen 2003/1514 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2003/203 ve 2003/233 Esas sayılı davanın ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Asıl ve birleşen davalar, davacıların davalı bankadaki mevduat, repo ve menkul kıymet hesabında bulunan paralarının ödenmediği iddiasına dayalı alacak ve munzam zararın tahsili istemlerine ilişkin olup, Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk arasındaki ilişkiyi düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi uyarınca, ceza mahkemesinin kusurun takdiri ve zarar miktarının tayinine yönelik kararı hukuk hakimini bağlayıcı olmadığı gibi, hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinde ikame edilen delillerle de bağlı değildir. Ancak, hukuk hakimi, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmü ile bağlı olacağı kökleşmiş yargısal içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır. Mahkemece, benimseyip hükme esas aldığı bilirkişi raporları doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen 2003/1514 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2003/203 ve 2003/233 esas sayılı davanın ise reddine karar verilmiştir.

Somut olayda, davacılarla akrabalık ilişkisine de işaret edilen davalı Banka'nın eski çalışanı ...'ın hakkında "sahte evrak düzenlemek, dolandırıcılık ve emniyeti suistimal" suçlarından dava açıldığı, uzun süreden beri giyabi tutuklu iken duruşmadaki beyanlardan yakalandığının da anlaşılması karşısında, ceza mahkemesince adı anılan eski banka çalışanı hakkında verilecek kararın "bankayı bağlayacak belgeler ve el ve işbirliği" olguları başta olmak üzere, niteliğinin ve içeriğinin gerek asıl, gerekse birleşen davaların sonucunu doğrudan etkileyeceği kuşkusuzdur.

Bu nedenle mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ceza davasının sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4381 E. 2023/388 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11843 E. 2014/3563 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/5932 E.  ,  2012/5701 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2009 tarih ve 2004/55 - 2009/803 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.04.2012 günü hazır bulunan davacılar vekili Av.... ile davalı vekili Av......dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olup, banka nezdinde vadeli hesap açtırdığını, fon alım satımı ve repo yaptığını ancak müvekkilinin para çekmek için davalıya başvurduğunda anılan hesaplarının görülmediğini, sadece bir hesabının bulunduğu ve bu hesapta da 15.000.000.000.-TL olduğunun söylendiğini, banka personeli ...’ın müşterilere ait paraları zimmetine geçirdiğinin öğrenildiğini davalı bankanın istihdam ettiği personelim suistimalinden sorumlu olduğunu ileri sürerek 196.131.110.083.- TL alacağın reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir

Davalı vekili, müvekkilince davacıya 17.274.912.458.-TL’nın ödenmesinin kabul edildiğini, bu meblağın üzerindeki talebin haksız olduğunu savunarak aşan kısım için davanın reddini istemiştir.

Birleşen (2003/1514 Esas) sayılı dava dosyasında davacı vekili, (2000/1275 Esas) sayılı dosyada fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla 196.131.110.083.-TL'nın tahsilinin talep edildiğini, müvekkilinin zararının davalı tarafından ödenen para ile karşılanmadığını iddia ederek, şimdilik 650.000.000.000.-TL munzam zararın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen (2003/1514 Esas) sayılı davada davalı vekili, müvekkili bankanın davacıya 16.07.2003 tarihinde 709.429.000.000.-TL ödemek durumunda kaldığını, daha sonra tashihi karar istemi kabul edilerek kararın Yargıtayca esastan bozulduğunu, davacının Yargıtayca esastan bozulan karara dayanarak huzurdaki munzam zarar davasını açtığını, davasının konusu ve dayanağı bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Birleşen (İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/203 Esas sayılı dosyasında) davacı vekili, davalı bankanın Beylikdüzü Şubesi'nden müvekkilin çeşitli tarihlerde 80.887.292.046.-TL'lık fon aldığını, 02.12.1999 tarihinde vadeli hesaba 50.000.000.000.- TL yatırdığını, çeşitli tarihlerde toplam 26.000.000.000.-TL'lık repo yapıldığını, bankaya müracaatı üzerine 29.12.1999 tarihinde hesap dökümü aldığını, bu dökümde hesap ve fonların teyit edildiğini, müvekkilinin adı geçen davalı banka şubesine para çekmek için başvurduğunda yetkililerinin bankada anılan hesapların görülmediğini söylediklerini iddia ederek, fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla 140.887.292.046.-TL'nın en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen (İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/203 Esas sayılı dosyasında) davalı vekili, müvekkili banka eski personeli hakkında açılan ceza davasının ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının elinde bulunan hesap cüzdanının imzasız olduğunu, davacının davaya dayanak yaptığı sahte repo evraklarının bankayı ilzam edecek imza taşımadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Birleşen (İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/233 Esas sayılı dosyasında) davacı vekili, davalı bankanın Beylikdüzü Şubesinden müvekkili tarafından 06.10.1999 tarihinde toplam 11.925.765.890.-TL'lık fon aldığını, 01.12.1999 tarihinde 106153865 nolu vadeli hesaba 50.000.000.000.-TL'lık vadeli hesap açıldığını, müvekkilinin adı geçen davalı banka şubesine para çekmek için başvurduğunda davalı banka şubesi yetkililerinin bankada anılan hesapların görülmediğini söylediklerini, davalı bankanın BK'nun 55. maddesi uyarınca istihdam eden sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 61.925.765.890.-TL'nın en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen (İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/233 Esas sayılı dosyasında davalı vekili, müvekkili banka eski personeli hakkında açılan ceza davasının henüz derdest olduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının elinde bulunan hesap cüzdanındaki imzaların müvekkili bankayı ilzam eden imzalar olmadığını, hesap cüzdanında belirtilen faiz oranının fahiş ve dayanaksız bulunduğunu, davacının davaya dayanak yaptığı sahte repo evraklarının bankayı ilzam edecek hiçbir imza taşımadığını savunmuş, davacı vekili 28.12.2004 tarihli dilekçesi ile birleşen 2003/1514 Esas sayılı dosyadaki munzam zarar istemini 658.387.046.414.-TL olarak ıslah etmiş, ayrıca 28.04.2008 tarihli dilekçesi ile de;

2004/55-203 ve 233 Esas sayılı dosyalar yönünden toplam talep miktarını 532.920,00 YTL olarak ıslah ettiğini bildirmiştir.

Mahkemece, asıl davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davalı banka şube müdürünün haksız fiilinden kaynaklanan bir durumun söz konusu olduğu, hesap sahibi ...'in, ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde olduğu ve banka paralarını birlikte zimmete geçirdikleri hususunda somut bir belge bulunmadığı, banka elemanının banka müşterilerine vermiş olduğu zararlar nedeniyle davalı bankanın BK'nun 55. ve 41. maddesi, bankanın hakkın kullanımı ve borcun ifası için görevlendirdiği yardımcı şahısların bu esnada ika ettikleri zararlardan dolayı sorumluluğunu düzenleyen 100. maddesi ile Bankalar Kanunu'nun 10. maddesi hükmüne göre anılan Şubece davacı ... adına tanzim edilmiş makbuz niteliğinde bulunan iki adet tasarruf mevduat cüzdanında yazılı mevduat tutarlarından dolayı bankanın sorumlu bulunduğu, Bankalar Kanunu'nun 13.maddesi gereğince bankaların işlemlerini kayıt dışı bırakmasının mümkün olmadığı, davalı banka, davacının banka hesaplarından çekilen bir kısım paranın eşi ...'e ait hesaba yatırıldığı ve havale çıkarıldığını iddia etmesine karşın iddiasını kanıtlayıcı talimat, para çekme ve yatırma makbuzlarını ibraz ve tevsik edemediği, davacı ...'in adına kayıtlı 2001966-1 nolu mevduat hesabının 08.12.1999 tarihinde kapatılmış olduğunu belirtmesine rağmen mevduat sahibi tarafından paranın çekildiğine dair ıslak imzalı tediye makbuzu sunamadığı, davacı ...'in repo dekontları adı geçen davacı adına tanzim edildiği, ancak üzerinde davalı banka şubesi adı ile bankayı temsil ve ilzama yetkili personeline ait imzayı ihtiva etmediği, anılan belgenin bozma ilamında yer verildiği üzere bankayı bağlayıcı belge olarak kabulünün mümkün görülmediği, davacının faizle karşılanamayan munzam zarar alacağının 359.448.021.186.-TL olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen 2003/1514 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2003/203 ve 2003/233 Esas sayılı davanın ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Asıl ve birleşen davalar, davacıların davalı bankadaki mevduat, repo ve menkul kıymet hesabında bulunan paralarının ödenmediği iddiasına dayalı alacak ve munzam zararın tahsili istemlerine ilişkin olup, Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk arasındaki ilişkiyi düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi uyarınca, ceza mahkemesinin kusurun takdiri ve zarar miktarının tayinine yönelik kararı hukuk hakimini bağlayıcı olmadığı gibi, hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinde ikame edilen delillerle de bağlı değildir. Ancak, hukuk hakimi, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmü ile bağlı olacağı kökleşmiş yargısal içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.

Mahkemece, benimseyip hükme esas aldığı bilirkişi raporları doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen 2003/1514 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2003/203 ve 2003/233 esas sayılı davanın ise reddine karar verilmiştir.

Somut olayda, davacılarla akrabalık ilişkisine de işaret edilen davalı Banka'nın eski çalışanı ...'ın hakkında "sahte evrak düzenlemek, dolandırıcılık ve emniyeti suistimal" suçlarından dava açıldığı, uzun süreden beri giyabi tutuklu iken duruşmadaki beyanlardan yakalandığının da anlaşılması karşısında, ceza mahkemesince adı anılan eski banka çalışanı hakkında verilecek kararın "bankayı bağlayacak belgeler ve el ve işbirliği" olguları başta olmak üzere, niteliğinin ve içeriğinin gerek asıl, gerekse birleşen davaların sonucunu doğrudan etkileyeceği kuşkusuzdur.

Bu nedenle mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ceza davasının sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davalardaki hükmün, mümeyyiz taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbir yandan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057895300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.