İstirdat | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4339 E. 2012/6068 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kabul beyanı↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ kefil↗ istirdat↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kredi kartının hamili ve kullanıcısı olmadığı, borçtan sorumlu tutulmasının söz konusu bulunmadığı, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödenen miktarın geri istenebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 17.483 TL'nın 08.11.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olup, davacı taraf, dava dışı ...’in 10.05.2005 tarihinde imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmenin 17. maddesinde kefalet ve kefillerin sorumluluğu altında düzenlenen “ bu taahhütnamemizin bundan böyle açılacak bütün kredi ve hesapları kapsadığı gibi, daha önce açılmış bütün kredi hesaplarını da kapsadığını kabul ve beyan ederiz. “ şeklindeki düzenleme gereğince dava dışı borçlunun ‘biz.card’ isimli kredi sözleşmesi uyarınca 24.10.2007 tarihli ihtarnameyle 16.946 TL’nın talep edildiğini, anılan miktarı ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldıklarını ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Mahkemece, davacının ‘biz.card hamili’ isimli sözleşmede kart kullanıcısı veya kart hamili olmadığı, bu nedenle borçtan sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davacı yukarıda anılan genel kredi sözlemesinin 17. maddesi uyarınca, genel kredi sözleşmesinde belirlenen limit kadar, dava dışı ...’in borcundan kefil sıfatıyla sorumlu olup, bunun aksi yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davacının istirdat talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kurum kararının iptali | YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2814 E. 2020/816 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · ortalama tüketici · iltibas · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… O" asıl unsurlu itirazına mesnet markaları ile davalının "GO' CARD" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede benzerliğin bulunmadığı, başvuru kapsamında yer alan hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarındaki hizmetlerin de farklı oldukları, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının oluşmadığı, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın «ticaret unvanına» bağlı sınai mülkiyet hak iddiasının farklı hizmet grubuna ilişkin olduğundan yerinde olmadığı, davacı tarafın markasının tanınmışlığının kanıtlanamadığı gibi taraf …
Karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4339 E. , 2012/6068 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/12/2009 tarih ve 2008/82-2009/426 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 10.05.2005 tarihinde dava dışı ...'in banka ile imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, sözleşmeden önce 2004 yılında düzenlenen bizcard kredi kartı sözleşmesi borcundan dolayı bankaca ihtarname gönderildiğini, dava haklarını saklı tutmak kaydıyla 08.11.2007 tarihinde 17.483 TL ödemek zorunda kaldıklarını ileri sürerek, anılan miktarın ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kefaletinin dava dışı ...'in daha önce açılmış bütün kredi borçlarını da kapsadığının genel kredi sözleşmesinin 17. maddesinde düzenlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kredi kartının hamili ve kullanıcısı olmadığı, borçtan sorumlu tutulmasının söz konusu bulunmadığı, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödenen miktarın geri istenebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 17.483 TL'nın 08.11.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olup, davacı taraf, dava dışı ...’in 10.05.2005 tarihinde imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmenin 17. maddesinde kefalet ve kefillerin sorumluluğu altında düzenlenen “ bu taahhütnamemizin bundan böyle açılacak bütün kredi ve hesapları kapsadığı gibi, daha önce açılmış bütün kredi hesaplarını da kapsadığını kabul ve beyan ederiz. “ şeklindeki düzenleme gereğince dava dışı borçlunun ‘biz.card’ isimli kredi sözleşmesi uyarınca 24.10.2007 tarihli ihtarnameyle 16.946 TL’nın talep edildiğini, anılan miktarı ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldıklarını ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Mahkemece, davacının ‘biz.card hamili’ isimli sözleşmede kart kullanıcısı veya kart hamili olmadığı, bu nedenle borçtan sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davacı yukarıda anılan genel kredi sözlemesinin 17. maddesi uyarınca, genel kredi sözleşmesinde belirlenen limit kadar, dava dışı ...’in borcundan kefil sıfatıyla sorumlu olup, bunun aksi yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davacının istirdat talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057658400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz