Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13863 E. 2012/5550 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükümsüzlüğün tespiti↗ ara karar↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının davaya konu markasını eylemli olarak kullandığını ispatlayan delil ibraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1996/177670 nolu markanın hükümsüzlüğünün tespitiyle sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir
Dava, davalı markasının kullanılmama nedeniyle hükümsüz sayılması istemine ilişkindir.
556 Sayılı KHK’nin 14.maddesi uyarınca marka sahibi, tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile 3.şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmak ve markayı kullanmaya kesintisiz beş yıl süreyle ara vermemek zorunda olup, anılan kararnamenin 42. maddesinin c fıkrasında açıkça dava açılmasından önceki ciddi biçimde kullanmanın hükümsüzlük nedenini ortadan kaldıracağı belirtilmiştir.
Somut olayda da davalı taraf markasını kesintisiz kullandığını savunmuş olup, delil olarak 26.05.2008 tarihli faturaya dayanmıştır. Her ne kadar mahkemece bahse konu faturada hükümsüzlüğü istenilen “next” ibaresinin yer almadığı belirtilmiş ise de, dosyaya sureti sunulan 22.05.2008 tarihli sipariş formunda davaya konu ibarenin kullanıldığı anlaşılmakta olup, sipariş formunda yer alan 84.250 ve 71.500 adetlik iki ayrı sipariş miktarları ile 26.05.2008 tarihli faturadaki emtia miktarının aynı olması nedeniyle dosyaya sureti sunulan sipariş formunun gerçekliliğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla mahkemece, davalı tarafından delil olarak dayanılan faturanın 22.05.2008 tarihli sipariş formuyla birlikte değerlendirilerek 556 Sayılı KHK’nin 42. maddesi uyarınca davalı markanın ciddi olarak kullanımı olgusunun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16097 E. 2015/1942 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · reeskont faizi · tüzel kişilik · husumet yokluğu · ihtarname · teslim · husumet
Benzer bu kararda08/03/2011 tarihli celsede davalı ... vekili, dava konusu ürünleri ...'nin siparişi üzerine üreterek «teslim» ettiklerini, davada «husumet» yöneltilen diğer davalı ... tarafından kendilerine sipariş verilmediğini bildirmiş; davacı vekili aynı celsede davalı ...'ne siparişi verenin dava dışı .... olduğunu, müvekkilinin başlangıçtan itibaren yanlış şirkete noter «ihtarnamesi» gönderdiğini, bu kapsamda yanlış «tüzel kişiliğe» husumet yönelttiklerini ifade etmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davalı ... yönünden «husumet yokluğu» nedeniyle yerinde olmayan davanın reddine, davalılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 200 adet masa için 10.000,00 TL maddi, 7.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte hakkında dava kabul edilen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, adı geçen davalı vekilince yargılama sırasında «husumet itirazında» bulunulmuştur.
Bu durumda; davalı ... hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde adı geçen davalının da hükmedilen tazminattan sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13863 E. , 2012/5550 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/06/2010 tarih ve 2009/235-2010/358 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına tescilli bulunan 1996/177670 nolu “NEXT” ibareli markasını haklı bir neden olmaksızın 5 yılı aşkın bir süredir kullanılmadığını ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markasını kesintisiz şekilde kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının davaya konu markasını eylemli olarak kullandığını ispatlayan delil ibraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1996/177670 nolu markanın hükümsüzlüğünün tespitiyle sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir
Dava, davalı markasının kullanılmama nedeniyle hükümsüz sayılması istemine ilişkindir.
556 Sayılı KHK’nin 14.maddesi uyarınca marka sahibi, tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile 3.şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmak ve markayı kullanmaya kesintisiz beş yıl süreyle ara vermemek zorunda olup, anılan kararnamenin 42. maddesinin c fıkrasında açıkça dava açılmasından önceki ciddi biçimde kullanmanın hükümsüzlük nedenini ortadan kaldıracağı belirtilmiştir.
Somut olayda da davalı taraf markasını kesintisiz kullandığını savunmuş olup, delil olarak 26.05.2008 tarihli faturaya dayanmıştır. Her ne kadar mahkemece bahse konu faturada hükümsüzlüğü istenilen “next” ibaresinin yer almadığı belirtilmiş ise de, dosyaya sureti sunulan 22.05.2008 tarihli sipariş formunda davaya konu ibarenin kullanıldığı anlaşılmakta olup, sipariş formunda yer alan 84.250 ve 71.500 adetlik iki ayrı sipariş miktarları ile 26.05.2008 tarihli faturadaki emtia miktarının aynı olması nedeniyle dosyaya sureti sunulan sipariş formunun gerçekliliğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla mahkemece, davalı tarafından delil olarak dayanılan faturanın 22.05.2008 tarihli sipariş formuyla birlikte değerlendirilerek 556 Sayılı KHK’nin 42. maddesi uyarınca davalı markanın ciddi olarak kullanımı olgusunun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057046000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz