6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tapu kaydının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5739 E. 2012/5441 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürü geçerlilik şartı sahte imza şirket müdürlüğü sözleşmenin iptali yokluk şirket müdürü ortaklar kurulu kararı satım sözleşmesi feragat limited şirket ticaret sicili geçersizlik ek tasfiye yetkisizlik kararı dahili dava temsil i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TMK · TTK — TTK 542

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu taşınmazın 14.07.1994 tarihinde davacı şirketin de % 90 oranında hissedar olduğu davalı

şirkete satıldığı, satışta dava dışı ...'nun davacı şirketi temsilen hareket ettiği, 12.09.1996 tarihinde ise taşınmazın diğer davalı ...'ye satıldığı, davacının her ne kadar ...'nun sahte imza ile hareket ettiğini bildirse de davalı şirkette hissedar olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki davalı şirketin kuruluş ve müdür tayini hakkındaki kararlarının ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı, ...'nun müdürlük görevine son verildiği 20.09.1996 tarihine kadar yaptığı tüm işlemlerin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2-Ancak, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de, anılan gerekçeler, somut uyuşmazlık için uygun ve yeterli değildir.

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, dava dışı ...’nun geçersiz ortaklar kurulu kararları ile müvekkili şirketi münferiden temsil yetkisini uzattığı, davacının büyük ortağına haber vermeden, davacı şirketi de ortak ederek davalı şirketi kurduğu, müvekkiline ait taşınmazı aynı şekilde Önce davalı şirkete sonra da diğer davalı ...’ye devrettiği belirtilmiş, diğer bir deyişle taşınmazların gerçekte müvekkiline ait olduğunu iddia etse de sadece davalılar arasındaki ikinci satış işleminin iptalini istemiştir. Dolayısıyla işbu davada (1875) Parsel numaralı taşınmazın davalılar arasındaki satışı işleminin geçerli olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.

Her ne kadar bir sözleşmenin iptali ancak o sözleşmenin taraflarınca istenebilir ve davacı şirket de davalılar arasındaki satım sözleşmesinin tarafı değilse de, yokluk sonucunu doğuracak durumlarda, ilgili sıfatıyla bundan menfaati olan herkesin, bu arada taşınmazın kendisine ait olduğunu iddia eden davacının da, davalılar arasındaki satım işleminin geçersizliğinin tespiti için dava açabileceğinin kabulü gerekir.

Limited şirketlerde müdürlerinin yetkisi, TTK’nun 542. maddesi yollaması ile aynı Kanun’un 321. maddesinde belirlenmiştir. Buna göre, temsile salahiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dahil her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haizdirler. Dairemizin bu türden uyuşmazlıklarda yerleşmiş içtihatlarına göre ise olağanüstü işlemler ancak ortaklar kurulu kararı ile yapılabilir. Dava konusu taşınmaz her ne kadar davacı şirketin mermer fabrikasının üzerinde kurulu bulunduğu (1874) Parsel sayılı taşınmazın komşusu olan ve fabrika artıkları ile işlenmiş mermerlerin stok alanı olarak kullanılan (1875) Parsel sayılı taşınmaz olsa da, şirketin üzerinde faaliyetini sürdürdüğü bu taşınmazın satışının da fevkalade işlemlerden olduğu ve bunun için de ortaklar kurulu kararı gerektiği kabul edilmelidir. Dava konusu 13.09.1996 tarihli satım işlemi ise davalı şirket adına dava dışı ... vekili Murat Tekinkuş tarafından yapılmış, davalılar da bu kapsamda alınmış bir ortaklar kurulu kararının bulunduğunu savunmamıştır.

Bu arada davacı adına müdür sıfatıyla ...’nın, işbu davadan davalı ... lehine feragat ettiğine dair 29.06.1999 tarihli beyanının da, hem yukarıda açıklanan nedenlerle limited şirket müdürünün davadan tek başına feragat yetkisinin olmaması hem de ...’nın bu beyandan önce 05.04.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacı şirket müdürlüğü görevinden alınması nedeniyle geçerli olmadığı belirtilmelidir.

Tüm yasal durum bundan ibaret ve kanunda özel bir hüküm bulunmadıkça, geçerlik şartı olan şekil noksanlığının sözleşmeyi geçersiz kılması genel kural ise de, bu kural da MK’nun 2. maddesinde belirtilen dürüstlük ilkesine aykırı düşecek tarzda uygulanamaz. Somut uyuşmaz yönünden de bu kapsamda örneğin, dava dışı ...’nun müdür seçildiğinden ve taşınmazları satacağından davacının büyük ortağının haberdar olup olmadığı, hatta taşınmazın ...’nun sorumluluğunda geçersiz şekilde satılmasını bekleyip satış parasının da bu büyük ortakça alınmasından sonra işbu davanın açılması yoluna gidilip gidilmediği, ya da bu satış sonrasında fiili bir tasfiye işleminin yapılmış ve davacı şirketin büyük ortağının da bu satış bedelinden payına düşeni almış olup olmadığı gibi hususlarının da, diğer bir deyişle davacının satım işleminin öncesinde veya sonrasında iyi niyetli davranıp davranmadığının da incelenip değerlendirilmesi gerekir.

Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlığa uygun ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tapu işleminin iptali | Tapu kaydının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11182 E. 2016/8309 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Markanın hükümsüzlüğü | Sicilden çıkarma

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13264 E. 2012/17645 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tapu işleminin iptali | Tapu kaydının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3996 E. 2022/2389 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/5739 E.  ,  2012/5441 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Çorlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.12.2009 tarih ve 1996/620 - 2009/447 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.04.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin Lulay Gmbh ile ... tarafından kurulup 24.09.1990 tarihinde tescil edildiğini, ...'nun ilk üç yıl için tek başına anasözleşme ile müdür tayin edildiğini, 20.09.1993 tarihinde yabancı ortağı davet etmeden geçersiz bir ortaklar kurulu kararı ile görev süresini üç yıl uzattığını, yabancı ortağın keşide ettiği 01.08.1996 tarihli ihtarname ile şirkete yeni bir müdür tayini için TTK'nun 538. maddesi uyarınca ortaklar kurulunun toplantıya çağrılmasını istediğini, ...'nun 16.08.1996 tarihli ihtarname ile toplantının 25.09.1996 tarihinde yapılacağını bildirdiği halde 03.09.1996 günü yaptığı ortaklar kurulu toplantısı ile görev süresini 20.09.2001 tarihine kadar uzattığını, 20.12.1993 tarihinde de yabancı ortağa haber vermeden ve davacı şirketi de ortak ederek davalı şirketi kurduğunu, yine ...'nun açıklanan şekilde yetkisiz olduğu dönemde 14.07.1994 tarihinde davacıya ait iki adet gayrimenkulü davalı şirkete satıp devrettiğini, 13.09.1996 tarihinde de gerçek değerinin 1/8'i oranında ve muvazaalı şekilde taşınmazlardan birisini diğer davalı ...'ye devrettiğini ileri sürerek, davalılar arasındaki bu son satış ve tescil işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, tapu kaydına güvenerek taşınmazı devralan 3. kişi olan müvekkilinin iyiniyetinin korunması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ... Ltd.Şti. temsilcisi savunmada bulunmamıştır.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu taşınmazın 14.07.1994 tarihinde davacı şirketin de % 90 oranında hissedar olduğu davalı

şirkete satıldığı, satışta dava dışı ...'nun davacı şirketi temsilen hareket ettiği, 12.09.1996 tarihinde ise taşınmazın diğer davalı ...'ye satıldığı, davacının her ne kadar ...'nun sahte imza ile hareket ettiğini bildirse de davalı şirkette hissedar olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki davalı şirketin kuruluş ve müdür tayini hakkındaki kararlarının ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı, ...'nun müdürlük görevine son verildiği 20.09.1996 tarihine kadar yaptığı tüm işlemlerin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2-Ancak, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de, anılan gerekçeler, somut uyuşmazlık için uygun ve yeterli değildir.

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, dava dışı ...’nun geçersiz ortaklar kurulu kararları ile müvekkili şirketi münferiden temsil yetkisini uzattığı, davacının büyük ortağına haber vermeden, davacı şirketi de ortak ederek davalı şirketi kurduğu, müvekkiline ait taşınmazı aynı şekilde Önce davalı şirkete sonra da diğer davalı ...’ye devrettiği belirtilmiş, diğer bir deyişle taşınmazların gerçekte müvekkiline ait olduğunu iddia etse de sadece davalılar arasındaki ikinci satış işleminin iptalini istemiştir. Dolayısıyla işbu davada (1875) Parsel numaralı taşınmazın davalılar arasındaki satışı işleminin geçerli olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.

Her ne kadar bir sözleşmenin iptali ancak o sözleşmenin taraflarınca istenebilir ve davacı şirket de davalılar arasındaki satım sözleşmesinin tarafı değilse de, yokluk sonucunu doğuracak durumlarda, ilgili sıfatıyla bundan menfaati olan herkesin, bu arada taşınmazın kendisine ait olduğunu iddia eden davacının da, davalılar arasındaki satım işleminin geçersizliğinin tespiti için dava açabileceğinin kabulü gerekir.

Limited şirketlerde müdürlerinin yetkisi, TTK’nun 542. maddesi yollaması ile aynı Kanun’un 321. maddesinde belirlenmiştir. Buna göre, temsile salahiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dahil her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haizdirler. Dairemizin bu türden uyuşmazlıklarda yerleşmiş içtihatlarına göre ise olağanüstü işlemler ancak ortaklar kurulu kararı ile yapılabilir. Dava konusu taşınmaz her ne kadar davacı şirketin mermer fabrikasının üzerinde kurulu bulunduğu (1874) Parsel sayılı taşınmazın komşusu olan ve fabrika artıkları ile işlenmiş mermerlerin stok alanı olarak kullanılan (1875) Parsel sayılı taşınmaz olsa da, şirketin üzerinde faaliyetini sürdürdüğü bu taşınmazın satışının da fevkalade işlemlerden olduğu ve bunun için de ortaklar kurulu kararı gerektiği kabul edilmelidir.

Dava konusu 13.09.1996 tarihli satım işlemi ise davalı şirket adına dava dışı ... vekili Murat Tekinkuş tarafından yapılmış, davalılar da bu kapsamda alınmış bir ortaklar kurulu kararının bulunduğunu savunmamıştır.

Bu arada davacı adına müdür sıfatıyla ...’nın, işbu davadan davalı ... lehine feragat ettiğine dair 29.06.1999 tarihli beyanının da, hem yukarıda açıklanan nedenlerle limited şirket müdürünün davadan tek başına feragat yetkisinin olmaması hem de ...’nın bu beyandan önce 05.04.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacı şirket müdürlüğü görevinden alınması nedeniyle geçerli olmadığı belirtilmelidir.

Tüm yasal durum bundan ibaret ve kanunda özel bir hüküm bulunmadıkça, geçerlik şartı olan şekil noksanlığının sözleşmeyi geçersiz kılması genel kural ise de, bu kural da MK’nun 2. maddesinde belirtilen dürüstlük ilkesine aykırı düşecek tarzda uygulanamaz. Somut uyuşmaz yönünden de bu kapsamda örneğin, dava dışı ...’nun müdür seçildiğinden ve taşınmazları satacağından davacının büyük ortağının haberdar olup olmadığı, hatta taşınmazın ...’nun sorumluluğunda geçersiz şekilde satılmasını bekleyip satış parasının da bu büyük ortakça alınmasından sonra işbu davanın açılması yoluna gidilip gidilmediği, ya da bu satış sonrasında fiili bir tasfiye işleminin yapılmış ve davacı şirketin büyük ortağının da bu satış bedelinden payına düşeni almış olup olmadığı gibi hususlarının da, diğer bir deyişle davacının satım işleminin öncesinde veya sonrasında iyi niyetli davranıp davranmadığının da incelenip değerlendirilmesi gerekir.

Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlığa uygun ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056425600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.