Ticari işletme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15857 E. 2012/6532 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari işletme↗ ticari defter kayıtları↗ hukuki yarar↗ ticari defter↗ tacir↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK’nun 79. ve devamı maddelerinde ticari defterler nevi evrakların ancak mahkemelerce veya resmi kurumlarca istenmesi durumunda teslim zorunluluğunun bulunduğu, ticari defterlerle ispatlanacak bir dava ile muhatap kalınması durumunda davacının defterlerin zorla alınmasını talep edebileceği, bu durumda hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların elinde bulunduran davalı ortaktan istemine ilişkin olup, defterlerin mahkemece veya resmi bir kurum tarafından şirketten istenmediğinden, teslim zorunluluğu bulunmadığı, dava konusu defter ve kayıtları davalıdan istemede hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir. Davacı şirketin, şirkete ait defter ve kayıtları elinde bulundurmak istemesinde hukuki yararının olmadığı kabul edilemeyeceği gibi, hukuki yararın doğması için bu kayıtların mahkeme veya başka bir resmi kurumca istenmesinin beklenmesi de gerekmez. Her tacir, ticari muamelelerinin genişlik, mahiyet ve sonuçlarını yakinen bilmek ve defterler sayesinde ticari işletmenin sevk ve idaresini buna göre yapmak durumundadır. Ayrıca on yıl süre ile saklanması gereken evrakın saklanmaması halinde tacirin sorumluluğu bulunmaktadır. Bu durumda, davacının ticari defterlerini istemesinde hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Aksi düşünce ile davanın reddi yerinde görülmemiş davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5888 E. 2024/2726 K.
Ortak:ticari işletme · hukuki yarar · ticari defter · tacir · teslim · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK’nun 79. ve devamı maddelerinde «ticari defterler» nevi evrakların ancak mahkemelerce veya resmi kurumlarca istenmesi durumunda «teslim» zorunluluğunun bulunduğu, ticari defterlerle ispatlanacak bir dava ile muhatap kalınması durumunda davacının defterlerin zorla alınmasını talep edebileceği, bu durumda «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle, hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtların elinde bulunduran davalı ortaktan istemine ilişkin olup, defterlerin mahkemece veya resmi bir kurum tarafından şirketten istenmediğinden, «teslim» zorunluluğu bulunmadığı, dava konusu defter ve kayıtları davalıdan istemede «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir.
Her «tacir», ticari muamelelerinin genişlik, mahiyet ve sonuçlarını yakinen bilmek ve «defterler» sayesinde «ticari işletmenin» sevk ve idaresini buna göre yapmak durumundadır.
Benzer bu kararda… aptıkları, davalılardan ...'nin ise söz konusu davacı şirketle hiçbir bağının olmadığı, bir süre davacı şirketin mali müşavirliklerini yapan davalıların dava konusu «ticari defterleri» ellerinde bulundurmadıklarının ilgili vergi dairesine yazılan müzekkere cevaplarından anlaşılması, davacı şirketin «yönetim kurulu» değişikliğinden sonra defterleri ve dava dilekçesinde belirtilen belgeleri davalılardan istediği, aksi sabit olmayan iddiaya göre defter ve belgelerin davalılar tarafından davacıya «teslim» edilmediği ve yine dosya kapsamında dinlenen davacı «tanıklarının beyanlarına» göre söz konusu davacı şirket faal bir şirket olmadığı için ticari defterlerinin dava dışı başka bir şirketin ticari defterleri ile bir tutulduğunu ancak ticari defterlerin teslimine ilişkin herhangi bir tutanak düzenlenmediğini, ticari defterlerin bir çok kez farklı farklı vergi dairelerin bağlı bulunduğu adreslere taşındığını, sonuç olarak defterlerin nerede kimin elinde bulundurulduğunun bilinmediği bu haliyle davacı şirketin ticari defterlerin tutulmasında basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı, her tacirin ticari muamelelerinin genişlik, mahiyet ve sonuçlarını yakinen bilmek ve defterler sayesinde «ticari işletmenin» sevk ve idaresini buna göre yapmak zorunda olduğu ve ayrıca on yıl süre ile saklanması gereken evrakın saklanmaması halinde tacirin sorumluluğunun bulunduğu, davac …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, her «tacirin» «ticari defter» tutmak ve bunları gerektiğinde «ibraz» edecek şekilde uhdesinde bulundurmak zorunda olduğu, bu kapsamda ticari defterlerin «üçüncü kişi» nezdinde bulunması halinde şirketin ticari defterlerin kendisine «teslimini» istemesinde «hukuki yararı» bulunduğu, bu nedenle Mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olm …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dosyadaki delilerin yeterince incelenmediğini, gerekçeli kararda, davalıların dava konusu «ticari defterleri» ellerinde bulundurmadıklarının ilgili vergi dairesine yazılan müzekkere cevaplarından anlaşıldığı belirtilmesine rağmen dosyada mübrez 03.05.2021 tarihli Göztepe Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından verilen müzekkere cevabında 2016-2017 yıllarına ait «beyannamelerin» davalı ... , 2018-2019 yıllarına ait beyannamelerin davalı Denetim tarafından verildiğini, davanın iadenin yanı sıra davacıya ait defterlerin davalılarda olduğunun tespitine yönelik olduğunu ancak dosyada bu yönde «kesin delil» bulunmasına rağmen Mahkemece defterlerin davalılarda olduğu yönünde kanaate varamamasının da açıkça hukuka ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, vergi dairelerinden gelen kayıtlar ve tanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde müvekkili şirketin her ne kadar «tacir» sorumluluğu bulunduğu gerekçe gösterilse de davalıların ellerinde olan defterlerin iade edilmemesi nedeni ile 2020 yılına ait beyannamelerin sunulamaması ve bu nedenle davacı şirket yetkilisi hakkında ceza davası bulunmasının işbu davanın açılmasında «hukuki yararı» olduğunu ortaya koymakla, suç duyurusunda bulunma imkanı gerekçe gösterilerek de somut davanın açılmasında hukuki yarar olmadığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, nitekim yerleşmiş içtihatlar ve doktrindeki görüşler uyarınca dava dilekçesinde de belirtildiği üzere tacirin defterleri elinde bulunduran kişiye «iade davası» açma hakkı bulunduğunu, kaldı ki ceza davasındaki yaptırım ile hukuk davasındaki yaptırımın aynı olmadığını, zira ceza davasında zorla alma konusunda talep hakkının olduğu kabul edilse dahi bu yönde bir tespit yapılmadan defterlere yönelik zorla iade sağlanamayacağını, diğer taraftan, davalılar yararına tek bir «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da yerinde olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen ka …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iade davası · tanık beyanı · kesin delil · ba beyannamesi · şirket merkezi mahkemesi · hakkaniyet · üçüncü kişi · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dosyadaki delilerin yeterince incelenmediğini, gerekçeli kararda, davalıların dava konusu «ticari defterleri» ellerinde bulundurmadıklarının ilgili vergi dairesine yazılan müzekkere cevaplarından anlaşıldığı belirtilmesine rağmen dosyada mübrez 03.05.2021 tarihli Göztepe Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından verilen müzekkere cevabında 2016-2017 yıllarına ait «beyannamelerin» davalı ... , 2018-2019 yıllarına ait beyannamelerin davalı Denetim tarafından verildiğini, davanın iadenin yanı sıra davacıya ait defterlerin davalılarda olduğunun tespitine yönelik olduğunu ancak dosyada bu yönde «kesin delil» bulunmasına rağmen Mahkemece defterlerin davalılarda olduğu yönünde kanaate varamamasının da açıkça hukuka ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, vergi dairelerinden gelen kayıtlar ve tanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde müvekkili şirketin her ne kadar «tacir» sorumluluğu bulunduğu gerekçe gösterilse de davalıların ellerinde olan defterlerin iade edilmemesi nedeni ile 2020 yılına ait beyannamelerin sunulamaması ve bu nedenle davacı şirket yetkilisi hakkında ceza davası bulunmasının işbu davanın açılmasında «hukuki yararı» olduğunu ortaya koymakla, suç duyurusunda bulunma imkanı gerekçe gösterilerek de somut davanın açılmasında hukuki yarar olmadığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, nitekim yerleşmiş içtihatlar ve doktrindeki görüşler uyarınca dava dilekçesinde de belirtildiği üzere tacirin defterleri elinde bulunduran kişiye «iade davası» açma hakkı bulunduğunu, kaldı ki ceza davasındaki yaptırım ile hukuk davasındaki yaptırımın aynı olmadığını, zira ceza davasında zorla alma konusunda talep hakkının olduğu kabul edilse dahi bu yönde bir tespit yapılmadan defterlere yönelik zorla iade sağlanamayacağını, diğer taraftan, davalılar yararına tek bir «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da yerinde olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen ka …
… aptıkları, davalılardan ...'nin ise söz konusu davacı şirketle hiçbir bağının olmadığı, bir süre davacı şirketin mali müşavirliklerini yapan davalıların dava konusu «ticari defterleri» ellerinde bulundurmadıklarının ilgili vergi dairesine yazılan müzekkere cevaplarından anlaşılması, davacı şirketin «yönetim kurulu» değişikliğinden sonra defterleri ve dava dilekçesinde belirtilen belgeleri davalılardan istediği, aksi sabit olmayan iddiaya göre defter ve belgelerin davalılar tarafından davacıya «teslim» edilmediği ve yine dosya kapsamında dinlenen davacı «tanıklarının beyanlarına» göre söz konusu davacı şirket faal bir şirket olmadığı için ticari defterlerinin dava dışı başka bir şirketin ticari defterleri ile bir tutulduğunu ancak ticari defterlerin teslimine ilişkin herhangi bir tutanak düzenlenmediğini, ticari defterlerin bir çok kez farklı farklı vergi dairelerin bağlı bulunduğu adreslere taşındığını, sonuç olarak defterlerin nerede kimin elinde bulundurulduğunun bilinmediği bu haliyle davacı şirketin ticari defterlerin tutulmasında basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı, her tacirin ticari muamelelerinin genişlik, mahiyet ve sonuçlarını yakinen bilmek ve defterler sayesinde «ticari işletmenin» sevk ve idaresini buna göre yapmak zorunda olduğu ve ayrıca on yıl süre ile saklanması gereken evrakın saklanmaması halinde tacirin sorumluluğunun bulunduğu, davac …
Sokak, No:12 .../İstanbul adresinin müvekkili «şirketin merkezi» olarak gösterildiğini, davalının yönlendirmesi sonucu müvekkili şirketin «ticari defterleri» davalı ...'nin diğer şirketlerinin mali müşavirliğini yapan diğer davalı mali müşavir ... tarafından tutulduğunu, davalı ...'un 2018/Ocak ayı sonunda M.... ile çalışmayı bıraktığını ve davacı şirketin defter tutma işini davalılardan ...
Şti., müvekkili şirketin mali müşaviri olarak görev üstlendiğini, müvekkili şirketin «beyannamelerin» onaylayarak ilgili vergi dairesine verdiğini, mali müşavirlerin «ticari defterler» ellerinde olmaksızın beyanname verdiğini, müvekkili şirkete ait 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılı envanter, yevmiye ve kebir defterleri ile aynı yıllara ait geli …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5888 E. 2024/2726 K.
Ortak:ticari işletme · hukuki yarar · ticari defter · tacir · teslim · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK’nun 79. ve devamı maddelerinde «ticari defterler» nevi evrakların ancak mahkemelerce veya resmi kurumlarca istenmesi durumunda «teslim» zorunluluğunun bulunduğu, ticari defterlerle ispatlanacak bir dava ile muhatap kalınması durumunda davacının defterlerin zorla alınmasını talep edebileceği, bu durumda «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle, hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtların elinde bulunduran davalı ortaktan istemine ilişkin olup, defterlerin mahkemece veya resmi bir kurum tarafından şirketten istenmediğinden, «teslim» zorunluluğu bulunmadığı, dava konusu defter ve kayıtları davalıdan istemede «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir.
Her «tacir», ticari muamelelerinin genişlik, mahiyet ve sonuçlarını yakinen bilmek ve «defterler» sayesinde «ticari işletmenin» sevk ve idaresini buna göre yapmak durumundadır.
Benzer bu kararda… yaptıkları, davalılardan...'nin ise söz konusu davacı şirketle hiçbir bağının olmadığı, bir süre davacı şirketin mali müşavirliklerini yapan davalıların dava konusu «ticari defterleri» ellerinde bulundurmadıklarının ilgili vergi dairesine yazılan müzekkere cevaplarından anlaşılması, davacı şirketin «yönetim kurulu» değişikliğinden sonra defterleri ve dava dilekçesinde belirtilen belgeleri davalılardan istediği, aksi sabit olmayan iddiaya göre defter ve belgelerin davalılar tarafından davacıya «teslim» edilmediği ve yine dosya kapsamında dinlenen davacı «tanıklarının beyanlarına» göre söz konusu davacı şirket faal bir şirket olmadığı için ticari defterlerinin dava dışı başka bir şirketin ticari defterleri ile bir tutulduğunu ancak ticari defterlerin teslimine ilişkin herhangi bir tutanak düzenlenmediğini, ticari defterlerin bir çok kez farklı farklı vergi dairelerin bağlı bulunduğu adreslere taşındığını, sonuç olarak defterlerin nerede kimin elinde bulundurulduğunun bilinmediği bu haliyle davacı şirketin ticari defterlerin tutulmasında basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı, her tacirin ticari muamelelerinin genişlik, mahiyet ve sonuçlarını yakinen bilmek ve defterler sayesinde «ticari işletmenin» sevk ve idaresini buna göre yapmak zorunda olduğu ve ayrıca on yıl süre ile saklanması gereken evrakın saklanmaması halinde tacirin sorumluluğunun bulunduğu, davac …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, her «tacirin» «ticari defter» tutmak ve bunları gerektiğinde «ibraz» edecek şekilde uhdesinde bulundurmak zorunda olduğu, bu kapsamda ticari defterlerin «üçüncü kişi» nezdinde bulunması halinde şirketin ticari defterlerin kendisine «teslimini» istemesinde «hukuki yararı» bulunduğu, bu nedenle Mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olm …
Şti. ile geçmiş dönemde işi yürütmüş olan davalı ...'a gönderilen «ihtarname» ile ellerinde bulunan tüm «ticari defter» ve belgeleri müvekkili şirkete «teslim» etmeleri istendiğini, ihtarname tebliğ edilmesine rağmen davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iade davası · tanık beyanı · kesin delil · ba beyannamesi · şirket merkezi mahkemesi · hakkaniyet · üçüncü kişi · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaDenetim tarafından verildiğini, davanın iadenin yanı sıra davacıya ait «defterlerin» davalılarda olduğunun tespitine yönelik olduğunu ancak dosyada bu yönde «kesin delil» bulunmasına rağmen Mahkemece defterlerin davalılarda olduğu yönünde kanaate varamamasının da açıkça hukuka ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, vergi dairelerinden gelen kayıtlar ve tanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde müvekkili şirketin her ne kadar «tacir» sorumluluğu bulunduğu gerekçe gösterilse de davalıların ellerinde olan defterlerin iade edilmemesi nedeni ile 2020 yılına ait «beyannamelerin» sunulamaması ve bu nedenle davacı şirket yetkilisi hakkında ceza davası bulunmasının işbu davanın açılmasında «hukuki yararı» olduğunu ortaya koymakla, suç duyurusunda bulunma imkanı gerekçe gösterilerek de somut davanın açılmasında hukuki yarar olmadığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, nitekim yerleşmiş içtihatlar ve doktrindeki görüşler uyarınca dava dilekçesinde de belirtildiği üzere tacirin defterleri elinde bulunduran kişiye «iade davası» açma hakkı bulunduğunu, kaldı ki ceza davasındaki yaptırım ile hukuk davasındaki yaptırımın aynı olmadığını, zira ceza davasında zorla alma konusunda talep hakkının olduğu kabul edilse dahi bu yönde bir tespit yapılmadan defterlere yönelik zorla iade sağlanamayacağını, diğer taraftan, davalılar yararına tek bir «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da yerinde olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen ka …
… yaptıkları, davalılardan...'nin ise söz konusu davacı şirketle hiçbir bağının olmadığı, bir süre davacı şirketin mali müşavirliklerini yapan davalıların dava konusu «ticari defterleri» ellerinde bulundurmadıklarının ilgili vergi dairesine yazılan müzekkere cevaplarından anlaşılması, davacı şirketin «yönetim kurulu» değişikliğinden sonra defterleri ve dava dilekçesinde belirtilen belgeleri davalılardan istediği, aksi sabit olmayan iddiaya göre defter ve belgelerin davalılar tarafından davacıya «teslim» edilmediği ve yine dosya kapsamında dinlenen davacı «tanıklarının beyanlarına» göre söz konusu davacı şirket faal bir şirket olmadığı için ticari defterlerinin dava dışı başka bir şirketin ticari defterleri ile bir tutulduğunu ancak ticari defterlerin teslimine ilişkin herhangi bir tutanak düzenlenmediğini, ticari defterlerin bir çok kez farklı farklı vergi dairelerin bağlı bulunduğu adreslere taşındığını, sonuç olarak defterlerin nerede kimin elinde bulundurulduğunun bilinmediği bu haliyle davacı şirketin ticari defterlerin tutulmasında basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı, her tacirin ticari muamelelerinin genişlik, mahiyet ve sonuçlarını yakinen bilmek ve defterler sayesinde «ticari işletmenin» sevk ve idaresini buna göre yapmak zorunda olduğu ve ayrıca on yıl süre ile saklanması gereken evrakın saklanmaması halinde tacirin sorumluluğunun bulunduğu, davac …
Sokak, No:12 .../İstanbul adresinin müvekkili «şirketin merkezi» olarak gösterildiğini, davalının yönlendirmesi sonucu müvekkili şirketin «ticari defterleri» davalı ...'nin diğer şirketlerinin mali müşavirliğini yapan diğer davalı mali müşavir ... tarafından tutulduğunu, davalı ...'un 2018/Ocak ayı sonunda M. ... ile çalışmayı bıraktığını ve davacı şirketin defter tutma işini davalılardan ...
Şti., müvekkili şirketin mali müşaviri olarak görev üstlendiğini, müvekkili şirketin «beyannamelerin» onaylayarak ilgili vergi dairesine verdiğini, mali müşavirlerin «ticari defterler» ellerinde olmaksızın beyanname verdiğini, müvekkili şirkete ait 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılı envanter, yevmiye ve kebir defterleri ile aynı yıllara ait geli …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15857 E. , 2012/6532 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/10/2010 tarih ve 2010/279-2010/415 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının yönetim kurulu üyesi iken 28/05/2010 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna seçilmediğini, şirketin tüm ticari defter ve belgelerinin davalıda olduğunu, ihtara rağmen iade etmediğini, maden ocağı tesisine sahip olan şirketin faaliyetlerinin defterlerin teslim edilmemesi nedeniyle fiilen engellendiğini, vergi usul kanununa göre defterlerin sorumluluğunun yönetim kuruluna ait olduğunu, işletme adına fatura dahi kesemediklerini ileri sürerek, 2004-2010 yılı arası tutulan tüm defterlerin, hesap cüzdanlarının, SSK kayıtları vb. kıymetli evrak ve belgelerin davalıdan alınarak kendilerine teslim edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK’nun 79. ve devamı maddelerinde ticari defterler nevi evrakların ancak mahkemelerce veya resmi kurumlarca istenmesi durumunda teslim zorunluluğunun bulunduğu, ticari defterlerle ispatlanacak bir dava ile muhatap kalınması durumunda davacının defterlerin zorla alınmasını talep edebileceği, bu durumda hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların elinde bulunduran davalı ortaktan istemine ilişkin olup, defterlerin mahkemece veya resmi bir kurum tarafından şirketten istenmediğinden, teslim zorunluluğu bulunmadığı, dava konusu defter ve kayıtları davalıdan istemede hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir. Davacı şirketin, şirkete ait defter ve kayıtları elinde bulundurmak istemesinde hukuki yararının olmadığı kabul edilemeyeceği gibi, hukuki yararın doğması için bu kayıtların mahkeme veya başka bir resmi kurumca istenmesinin beklenmesi de gerekmez. Her tacir, ticari muamelelerinin genişlik, mahiyet ve sonuçlarını yakinen bilmek ve defterler sayesinde ticari işletmenin sevk ve idaresini buna göre yapmak durumundadır.
Ayrıca on yıl süre ile saklanması gereken evrakın saklanmaması halinde tacirin sorumluluğu bulunmaktadır. Bu durumda, davacının ticari defterlerini istemesinde hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Aksi düşünce ile davanın reddi yerinde görülmemiş davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056385100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz