6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket müdürü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3024 E. 2012/6219 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürü kesin yetki ttk 309/4 re'sen gözetilme aktif husumet ehliyeti şirket müdürü aktif husumet ticaret sicili müdürlüğü husumet ehliyeti tazminat davası denetime elverişlilik kamu düzeni taraf ehliyeti limited şirket maddi ve manevi tazminat ticaret sicili yetki ihtarname ilan kesin hüküm husumet

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · TTK — TTK 309TTK 340

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.

Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1- Dava, TTK.nun 309 ncu maddesi hükmüne dayalı davacı ortağın dava dışı şirket müdürü ve ortağına karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekilerinin temyizi üzerine uyuşmazlık, Dairemizce HUMK.nun 17 nci maddesi maddesi bağlamında değerlendirilerek yetkinin kamu düzenine ilişkin ve kesin yetki olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği sonucuna varılarak salt bu gerekçeyle karar bozulmuştur.

Ancak Dairemiz bozma ilamında uyuşmazlık, dava limited şirket müdürü ve ortağına karşı diğer ortak tarafından açılan tazminat davası olarak vasıflandırılmış ise de, dava dilekçesindeki anlatımlardan esasen uyuşmazlığın TTK.nun 309 ncu maddesine dayalı olması ve davada şirketin taraf olmaması karşısında HUMK.nun 17 nci maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı kuşkusuzdur. Dairemiz bozma ilamında aksine değerlendirme yapılması doğru olmamış, bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemiz bozma ilamı ortadan kaldırılarak öncelikle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.

Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; şirket ortağının bu şekilde bir dava açtığı takdirde TTK’nun 340.maddesinin yollaması gereğince TTK’nun 309 ncu maddesine göre dava sonucunda hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi gerekmekte olup, böyle bir davanın dinlenebilmesi öncelikle davacının şirket ortağı olduğunun belirlenmesine bağlıdır..

Somut olayda dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacı vekili müvekkilinin şirket ortaklığını devrettiğini iddia etmiş, dosya arasındaki ihtarname ve ticaret sicil gazetesinde de bu hususlar ilan edilmiş olup, mahkemece aktif husumete ilişkin bu olgu yeterince araştırılmadan doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gerektiğinde dava dışı şirketin ticaret sicil dosyasının tümü ile getirtilip davacının halen şirket ortağı olup olmadığının denetime elverişli ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenip, öncelikle aktif husumet ehliyeti konusunun çözümlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün öncelikle bu yönden bozulması gerektirmiştir.

Bu durum karşısında Dairemizce, mahkeme kararının açıklanan gerekçeyle davalılar yararına bozulmasına karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın vasfındaki yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak bozulması doğru olmamış, Dairemizin 13.12.2011 gün ve 2010/4813 E- 2011/16924 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının, anılan gerekçeyle davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/3024 E.  ,  2012/6219 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2009 gün ve 2007/236-2009/506 sayılı kararı bozan Daire’nin 13/12/2011 gün ve 2010/4813-2011/16924 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Ege Harita ve Mühendislik Ltd. Şti.’nin davalılarla birlikte ortağı ve sahibi olduğunu, 06.06.2006 tarihinde müvekkilinin müdürlük görevinden istifa ettiğini, davalıların 3. kişilerle şirket nam ve hesabına borçlandırıcı işlem doğuran fakat kendi lehlerine çıkar sağlayan ilişkiler içerisine girdiklerini, aynı zamanda şirket müdürü olan davalı ...’nin kasıtlı biçimde şirket adına tanzim ettiği çek ve senetleri 3. kişilere vererek şirketi borçlandırdığını ve piyasadan yüklü miktarda para toplayarak ortadan kaybolduğunu, adı geçen şirket müdürü tarafından şirket adına verilen çeklerin ve senetlerin icra takibine konu olduğunu, bu dosyalarda yapılan hacizler nedeniyle müvekkilinin şirket borçlarını öğrendiğini, söz konusu icra takipleri nedeniyle dava dışı şirketin ve müvekkilinin tüm birikiminin tükendiğini, müvekkilinin büyük bir itibar kaybına uğradığını ileri sürerek, icra dosyalarına yapılan ödemeler nedeniyle 10.000 TL, mahrum kalınan kar payı için 5.000 TL, munzam zarar karşılığı olarak 5.000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL maddi tazminatın ticari faizi ile, 40.000 TL manevi tazminatın ise yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 06.11.2009 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek kar payı alacağını 44.144,17 TL’ye yükseltmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.

Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1- Dava, TTK.nun 309 ncu maddesi hükmüne dayalı davacı ortağın dava dışı şirket müdürü ve ortağına karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekilerinin temyizi üzerine uyuşmazlık, Dairemizce HUMK.nun 17 nci maddesi maddesi bağlamında değerlendirilerek yetkinin kamu düzenine ilişkin ve kesin yetki olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği sonucuna varılarak salt bu gerekçeyle karar bozulmuştur.

Ancak Dairemiz bozma ilamında uyuşmazlık, dava limited şirket müdürü ve ortağına karşı diğer ortak tarafından açılan tazminat davası olarak vasıflandırılmış ise de, dava dilekçesindeki anlatımlardan esasen uyuşmazlığın TTK.nun 309 ncu maddesine dayalı olması ve davada şirketin taraf olmaması karşısında HUMK.nun 17 nci maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı kuşkusuzdur. Dairemiz bozma ilamında aksine değerlendirme yapılması doğru olmamış, bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemiz bozma ilamı ortadan kaldırılarak öncelikle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.

Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; şirket ortağının bu şekilde bir dava açtığı takdirde TTK’nun 340.maddesinin yollaması gereğince TTK’nun 309 ncu maddesine göre dava sonucunda hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi gerekmekte olup, böyle bir davanın dinlenebilmesi öncelikle davacının şirket ortağı olduğunun belirlenmesine bağlıdır..

Somut olayda dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacı vekili müvekkilinin şirket ortaklığını devrettiğini iddia etmiş, dosya arasındaki ihtarname ve ticaret sicil gazetesinde de bu hususlar ilan edilmiş olup, mahkemece aktif husumete ilişkin bu olgu yeterince araştırılmadan doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gerektiğinde dava dışı şirketin ticaret sicil dosyasının tümü ile getirtilip davacının halen şirket ortağı olup olmadığının denetime elverişli ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenip, öncelikle aktif husumet ehliyeti konusunun çözümlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün öncelikle bu yönden bozulması gerektirmiştir.

Bu durum karşısında Dairemizce, mahkeme kararının açıklanan gerekçeyle davalılar yararına bozulmasına karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın vasfındaki yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak bozulması doğru olmamış, Dairemizin 13.12.2011 gün ve 2010/4813 E- 2011/16924 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının, anılan gerekçeyle davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 13.12.2011 gün ve 2010/4813 E- 2011/16924 K. sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 17/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056218700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.