Çek borçlusuna başvurmadan bankaya karşı dava açılamaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/355 E. 2024/4025 K. · · İlk derece: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Müşterisinin tahsil için tevdi ettiği çekleri ibraz etmeyen bankaya karşı açılan tazminat davasında, banka tahsile aldığı çekleri sözleşmeye dayanarak ibraz etmeme hak ve yetkisine sahip olmasa da, hamil önce çek borçlusuna müracaat edip dava veya takip yoluyla alacağını tahsile çalışmadıkça zararın doğma şartı gerçekleşmez; bu aşamada doğrudan bankaya karşı açılan dava reddedilir. Ayrıca, taraflarca temlik ileri sürülmemiş ve dosyada temlik belgesi bulunmuyorken karar başlığında davalının yanlış gösterilmesi bozmayı gerektirmeyen, mahallinde her zaman düzeltilebilir maddi hatadır.
Ele alınan sorunlar
Tahsile verilen çekler nedeniyle bankaya karşı açılan davada zararın doğma şartı → ret
İddia: Davacı, bankanın vekâlet akdinden kaynaklanan sorumluluğunun gözden kaçırıldığını, çeklerin teminat senedi olmayıp tahsil amacıyla verildiğini, davalının bu çeklerde sınırsız yetkisinin ve sorumsuzluğunun bulunmadığını, çekleri zamanında takasa sunmayıp ibraz sürelerini kaçırarak hüküm ve kıymetlerini ortadan kaldırdığını, genel kredi sözleşmesindeki sorumsuzluk hükmünün genel işlem koşullarına aykırı olduğunu ve çekleri iade de etmediğinden ilamsız takip imkânının da kalmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şubede yerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna göre dava konusu çekler banka tarafından kaydedilmiş, kredi teminatına alınmamış, iadelerine dair bir belge sunulmamış ve çeklerin kayıp olduğu anlaşılmıştır; davacının cari kredisi bulunduğundan genel kredi sözleşmesi hükümlerine dayalı olarak çek tahsil edildiği takdirde kredi borcuna mahsup edilebilecektir. Bankanın, tahsile aldığı çekleri sözleşmeye dayanarak ibraz etmeme hak ve yetkisi bulunmamakla birlikte, çek borçlusuna müracaat edilmeden, dava veya takip açılıp alacağın tahsiline çalışılmadan banka aleyhine açılan davada zararın doğma şartı henüz gerçekleşmemiştir; davacı, çek borçlusundan istemde bulunmaksızın doğrudan bankaya dava açamaz. İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönündeki sonucunda isabetsizlik bulunmamakla birlikte, aynı zamanda davacının kusuru nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; karar, gerekçesi nedeniyle kaldırılarak zarar doğma şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Karar başlığında davalının yanlış gösterilmesinin niteliği → ret
Gerekçe: Taraflarca dava konusunun temlik edildiği ileri sürülmediği ve dosyaya yansıyan bir temlik belgesi bulunmadığı hâlde, karar başlığında davalının gerçek unvanı yerine başka bir şirketin gösterilmesi, mahallinde her zaman düzeltilebilir maddi hata niteliğindedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tahsile alınan çeklerin ibraz edilmemesi nedeniyle bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için önce çek borçlusuna başvurulup zararın doğması gerektiği ve karar başlığındaki taraf yanlışlığının düzeltilebilir maddi hata sayıldığı yönlerinden emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Tahsile verilen çeklerin ibraz edilmemesi nedeniyle bankaya karşı açılacak tazminat davasında, önce çek borçlusuna müracaat edilerek zararın doğmuş olması gerekir; aksi hâlde dava erken açılmıştır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çeklerin tahsil için bankaya tevdii↗ genel kredi sözleşmesi↗ bankanın çeki ibraz yükümlülüğü↗ genel işlem koşulları↗ zararın doğma şartı↗ erken açılan dava↗ maddi hata↗ itirazın iptali↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/355 E. 2024/4025 K.
Ortak:maddi hata · genel kredi sözleşmesi · zamanaşımı var · İtirazın iptali, İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı, Alacak
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında bir «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, davacı adına açılan Esnek Ticari Hesap ve Trio Kart hesaplarına dayalı bir ilişki bulunduğunu, davacının ödemelerini yapmaması üzerine hesabının kat edilerek davacı hakkında başlatılan icra takiplerinin halen «derdest» olduğunu, genel kredi sözleşmesinde müşterinin, bankanın dilediği zaman, isteyeceği miktar ve nitelikte ve bankaca kabule şayan senetleri kredinin «teminatı» olarak bankaya «rehin» etmeyi kabul edeceğinin hüküm altına alındığını, yine aynı sözleşme hükümlerine göre teminat olarak verilecek senetlerin vadelerinde ödenmemeleri halinde, borçluları «protesto» edip etmemekte, bunlar aleyhine kanuni muamele yapıp yapmamakta, kanuni takip yapılmışsa bu takibe devam edip etmemekte bankanın tam bir serbestiye sahip olduğunu, bankanın bu yetkileri kullanmaması ve bu nedenle senede bağlı hakların «zamanaşımına» uğraması nedeniyle bankaya karşı her türlü talep hakkından «feragat» ettiğini müşterinin kabul edeceğinin belirlendiğini, bu çerçevede davacının bir talep hakkı olmadığını ve «tacir» olan davacının imzaladığı sözleşme çerçevesinde davanın reddi gerektiğini, müvekkili bankanın çekler «ibraz» edilse dahi karşılığının ve tahsil kabiliyetinin olup olmadığının belli olmadığını, ibraz edilmemenin sadece «kambiyo senedi» yolu ile tahsil imkânını ortadan kaldırdığını, çeklerin zamanaşımına uğramadıkları sürece «ilamsız icra takibi» yolu ile her zaman takip yapılabileceğini, çeklerin tüm bedellerinin tahsil edilebileceğine dair bir kesinliğin de olmadığını, bu nedenle de tahsil edilmeyen çekle …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın vekâlet akdinden kaynaklanan sorumluluğunun gözden kaçırıldığını, dava konusu çeklerin «teminat senedi» olmadığını, davalının kendisine «takas» ve tahsil için sunulan çeklerde sınırsız bir yetkiye sahip olduğunun ve hiçbir sorumluluğunun olmadığının düşünülmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalı tarafın çeklerin kendilerine «teslim» edilmediğine yönelik savunmalarının gerçek dışı olduğunun ortaya çıktığını, «genel kredi sözleşmesindeki» davalıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik hükmün «genel işlem koşullarına» aykırılık taşıdığı ve davalının bu hükme dayalı olarak «sorumluktan kurtulamayacağı» yönündeki bilirkişi tespitine rağmen, davanın reddine karar verildiğini, somut olayda davalı bankanın «kusuru» ve müvekkilinin zararının sabit olduğunu, çekleri yazdırmayıp kambiyo vasfından çıkartan ve iade etmeyen davalının müvekkilinin zararına ve her halükarda huzurdaki …
Şti., «lehtarının» davacı göründüğü, davacının cari kredisi bulunduğundan «genel kredi sözleşmesi» hükümlerine dayalı olarak «çek» tahsil edildiği takdirde kredi borcuna «mahsup» edilebileceği, çeklerin kayıp olduğunun anlaşıldığı, çek borçlusuna müracaat edilmeden, dava veya takip açıp alacağını tahsile çalışmadan davalı aleyhine dava açıldığı, davacının öncelikle çek borçlusundan istemde bulunmaksızın doğrudan banka aleyhine açılan işbu davada zararın doğma şartının henüz gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesinin bu gerekçeyle davanın reddinde isabetsizlik görünmediği, çeklerin «ibraz» edilip edilmediğinin belirsiz olduğu, bankanın tahsile aldığı çekleri sözleşmeye dayanarak ibraz etmeme hak ve «yetkisinin» bulunmadığı, çek borçlusuna başvurmadan, bankaya dava açamayacağı gerekçesinde isabetsizlik yoksa da aynı zamanda davacının «kusuru» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, kararın gerekçesi nedeniyle «kaldırılıp yeniden» hüküm verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, zarar doğma şartı gerçekleşmediğinden d …
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında bir «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, davacı adına açılan Esnek Ticari Hesap ve Trio Kart hesaplarına dayalı bir ilişki bulunduğunu, davacının ödemelerini yapmaması üzerine hesabının kat edilerek davacı hakkında başlatılan icra takiplerinin halen «derdest» olduğunu, genel kredi sözleşmesinde müşterinin, bankanın dilediği zaman, isteyeceği miktar ve nitelikte ve bankaca kabule şayan senetleri kredinin «teminatı» olarak bankaya «rehin» etmeyi kabul edeceğinin hüküm altına alındığını, yine aynı sözleşme hükümlerine göre teminat olarak verilecek senetlerin vadelerinde ödenmemeleri halinde, borçluları «protesto» edip etmemekte, bunlar aleyhine kanuni muamele yapıp yapmamakta, kanuni takip yapılmışsa bu takibe devam edip etmemekte bankanın tam bir serbestiye sahip olduğunu, bankanın bu yetkileri kullanmaması ve bu nedenle senede bağlı hakların «zamanaşımına» uğraması nedeniyle bankaya karşı her türlü talep hakkından «feragat» ettiğini müşterinin kabul edeceğinin belirlendiğini, bu çerçevede davacının bir talep hakkı olmadığını ve «tacir» olan davacının imzaladığı sözleşme çerçevesinde davanın reddi gerektiğini, müvekkili bankanın çekler «ibraz» edilse dahi karşılığının ve tahsil kabiliyetinin olup olmadığının belli olmadığını, ibraz edilmemenin sadece «kambiyo senedi» yolu ile tahsil imkânını ortadan kaldırdığını, çeklerin zamanaşımına uğramadıkları sürece «ilamsız icra takibi» yolu ile her zaman takip yapılabileceğini, çeklerin tüm bedellerinin tahsil edilebileceğine dair bir kesinliğin de olmadığını, bu nedenle de tahsil edilmeyen çekle …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın vekâlet akdinden kaynaklanan sorumluluğunun gözden kaçırıldığını, dava konusu çeklerin «teminat senedi» olmadığını, davalının kendisine «takas» ve tahsil için sunulan çeklerde sınırsız bir yetkiye sahip olduğunun ve hiçbir sorumluluğunun olmadığının düşünülmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalı tarafın çeklerin kendilerine «teslim» edilmediğine yönelik savunmalarının gerçek dışı olduğunun ortaya çıktığını, «genel kredi sözleşmesindeki» davalıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik hükmün «genel işlem koşullarına» aykırılık taşıdığı ve davalının bu hükme dayalı olarak «sorumluktan kurtulamayacağı» yönündeki bilirkişi tespitine rağmen, davanın reddine karar verildiğini, somut olayda davalı bankanın «kusuru» ve müvekkilinin zararının sabit olduğunu, çekleri yazdırmayıp kambiyo vasfından çıkartan ve iade etmeyen davalının müvekkilinin zararına ve her halükarda huzurdaki …
Şti., «lehtarının» davacı göründüğü, davacının cari kredisi bulunduğundan «genel kredi sözleşmesi» hükümlerine dayalı olarak «çek» tahsil edildiği takdirde kredi borcuna «mahsup» edilebileceği, çeklerin kayıp olduğunun anlaşıldığı, çek borçlusuna müracaat edilmeden, dava veya takip açıp alacağını tahsile çalışmadan davalı aleyhine dava açıldığı, davacının öncelikle çek borçlusundan istemde bulunmaksızın doğrudan banka aleyhine açılan işbu davada zararın doğma şartının henüz gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesinin bu gerekçeyle davanın reddinde isabetsizlik görünmediği, çeklerin «ibraz» edilip edilmediğinin belirsiz olduğu, bankanın tahsile aldığı çekleri sözleşmeye dayanarak ibraz etmeme hak ve «yetkisinin» bulunmadığı, çek borçlusuna başvurmadan, bankaya dava açamayacağı gerekçesinde isabetsizlik yoksa da aynı zamanda davacının «kusuru» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, kararın gerekçesi nedeniyle «kaldırılıp yeniden» hüküm verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, zarar doğma şartı gerçekleşmediğinden d …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz süresi · kambiyo vasfı · genel işlem şartı · ilamsız takip · genel işlem koşulu · protesto · sorumluluktan kurtulma · teminat senedi
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin «teminat senedi» niteliği taşımadığını, davalıya tahsil amacıyla sunulduğunu, davalının bu çeklerde sınırsız «yetkisinin» ve sorumsuzluğunun bulunmadığını, zamanında «takasa» sunmaması, «ibraz sürelerini» kaçırması, hüküm ve kıymetlerini ortadan kaldırması sebebiyle vekâlet akti gereği müvekkiline karşı sorumlu tutulması gerektiğini, «basiretli tacir» gibi davranma yükümüne uymadığını, bilirkişi tespitiyle davalının çeklerin «teslim» edilmediği yönündeki savunmasının gerçek dışılığının ortaya çıktığını, sözleşmede davalıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik hükmün «genel işlem şartlarına» aykırı olduğu ve davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağına dair bilirkişi raporundaki tespite rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, davalının müvekkilince verilen her türlü yetkiye rağmen çekleri ibraz etmediği gibi iadeyi sağlamadığını, tahsil ya da ibraz keyfiyetinin yazdırılması imkânını ortadan kaldırdığını, böylece çeklerin ödenmediğini, «kambiyo vasfını» kaybettiklerini, davalının kambiyo senetlerine tanınan hakların «kaybına» sebebiyet verdiğini, davalının «ihtar», takip ve davaya rağmen çekleri müvekkiline iade etmediğini, «ilamsız icra takibine» konulması imkânı da bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin ilamsız icra takibi başlatmamasının bir «kusur» olarak nitelendirilemeyeceğini, çeklerin «keşideci» ve «cirantalardan» tahsil imkânının kalmadığını, müvekkilinin davalıya borçlu değil davalıdan alacaklı olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, müvekkilinin «çek» miktarı kadar bankaya ödeme yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın vekâlet akdinden kaynaklanan sorumluluğunun gözden kaçırıldığını, dava konusu çeklerin «teminat senedi» olmadığını, davalının kendisine «takas» ve tahsil için sunulan çeklerde sınırsız bir yetkiye sahip olduğunun ve hiçbir sorumluluğunun olmadığının düşünülmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, davacının basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalı tarafın çeklerin kendilerine «teslim» edilmediğine yönelik savunmalarının gerçek dışı olduğunun ortaya çıktığını, «genel kredi sözleşmesindeki» davalıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik hükmün «genel işlem koşullarına» aykırılık taşıdığı ve davalının bu hükme dayalı olarak «sorumluktan kurtulamayacağı» yönündeki bilirkişi tespitine rağmen, davanın reddine karar verildiğini, somut olayda davalı bankanın «kusuru» ve müvekkilinin zararının sabit olduğunu, çekleri yazdırmayıp kambiyo vasfından çıkartan ve iade etmeyen davalının müvekkilinin zararına ve her halükarda huzurdaki …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında bir «genel kredi sözleşmesi» imzalandığını, davacı adına açılan Esnek Ticari Hesap ve Trio Kart hesaplarına dayalı bir ilişki bulunduğunu, davacının ödemelerini yapmaması üzerine hesabının kat edilerek davacı hakkında başlatılan icra takiplerinin halen «derdest» olduğunu, genel kredi sözleşmesinde müşterinin, bankanın dilediği zaman, isteyeceği miktar ve nitelikte ve bankaca kabule şayan senetleri kredinin «teminatı» olarak bankaya «rehin» etmeyi kabul edeceğinin hüküm altına alındığını, yine aynı sözleşme hükümlerine göre teminat olarak verilecek senetlerin vadelerinde ödenmemeleri halinde, borçluları «protesto» edip etmemekte, bunlar aleyhine kanuni muamele yapıp yapmamakta, kanuni takip yapılmışsa bu takibe devam edip etmemekte bankanın tam bir serbestiye sahip olduğunu, bankanın bu yetkileri kullanmaması ve bu nedenle senede bağlı hakların «zamanaşımına» uğraması nedeniyle bankaya karşı her türlü talep hakkından «feragat» ettiğini müşterinin kabul edeceğinin belirlendiğini, bu çerçevede davacının bir talep hakkı olmadığını ve «tacir» olan davacının imzaladığı sözleşme çerçevesinde davanın reddi gerektiğini, müvekkili bankanın çekler «ibraz» edilse dahi karşılığının ve tahsil kabiliyetinin olup olmadığının belli olmadığını, ibraz edilmemenin sadece «kambiyo senedi» yolu ile tahsil imkânını ortadan kaldırdığını, çeklerin zamanaşımına uğramadıkları sürece «ilamsız icra takibi» yolu ile her zaman takip yapılabileceğini, çeklerin tüm bedellerinin tahsil edilebileceğine dair bir kesinliğin de olmadığını, bu nedenle de tahsil edilmeyen çekle …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacı aleyhine 44.784,04 TL’si «asıl alacak» olmak üzere toplam 51.932,47 TL nakit, 33.000,00 TL gayrinakit olmak üzere toplam 84.932,47 TL alacak için «ilamsız takip» başlattığı, şubede yerinde yapılan inceleme neticesi hazırlanan bilirkişi raporunda, davaya konu edilen 272.250,00 TL bedelli çeklerin banka tarafından 15.11.2012 tarihinde kaydedildiği, kredi «teminatına» alınmadığı, çeklerine iadesine dair bir belge sunulmadığı, çeklerin ekran görüntülerinin de rapora eklendiği, tamamının borçlusu ...Gıda Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4913 E. 2020/2857 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/355 E. , 2024/4025 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2201 Esas, 2022/1657 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/238 E., 2019/510 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalı bankanın .... Şubesi nezdindeki vadesiz hesaptan tahsil edilmek üzere dava konusu 5 adet çekin teslim ve tevdii edildiğini, davalının çeklerin bedelini tahsil için takasa sunmadığını, çeklerin ibrazı için kanuni sürelerini geçirdiğini, hüküm ve kıymetini yok ettiğini, müvekkilinin çektiği ihtarnameye yaklaşık 2 ay sonra cevap verdiğini, davalı aleyhine İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2014/15226 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında bir genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacı adına açılan Esnek Ticari Hesap ve Trio Kart hesaplarına dayalı bir ilişki bulunduğunu, davacının ödemelerini yapmaması üzerine hesabının kat edilerek davacı hakkında başlatılan icra takiplerinin halen derdest olduğunu, genel kredi sözleşmesinde müşterinin, bankanın dilediği zaman, isteyeceği miktar ve nitelikte ve bankaca kabule şayan senetleri kredinin teminatı olarak bankaya rehin etmeyi kabul edeceğinin hüküm altına alındığını, yine aynı sözleşme hükümlerine göre teminat olarak verilecek senetlerin vadelerinde ödenmemeleri halinde, borçluları protesto edip etmemekte, bunlar aleyhine kanuni muamele yapıp yapmamakta, kanuni takip yapılmışsa bu takibe devam edip etmemekte bankanın tam bir serbestiye sahip olduğunu, bankanın bu yetkileri kullanmaması ve bu nedenle senede bağlı hakların zamanaşımına uğraması nedeniyle bankaya karşı her türlü talep hakkından feragat ettiğini müşterinin kabul edeceğinin belirlendiğini, bu çerçevede davacının bir talep hakkı olmadığını ve tacir olan davacının imzaladığı sözleşme çerçevesinde davanın reddi gerektiğini, müvekkili bankanın çekler ibraz edilse dahi karşılığının ve tahsil kabiliyetinin olup olmadığının belli olmadığını, ibraz edilmemenin sadece kambiyo senedi yolu ile tahsil imkânını ortadan kaldırdığını, çeklerin zamanaşımına uğramadıkları sürece ilamsız icra takibi yolu ile her zaman takip yapılabileceğini, çeklerin tüm bedellerinin tahsil edilebileceğine dair bir kesinliğin de olmadığını, bu nedenle de tahsil edilmeyen çeklerin bedellerinin müvekkilinden istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu çekleri davalı bankaya tahsil için teslim ve tevdii ettiğine dair dosyaya herhangi bir delil sunamadığı, çekleri bankadan alıp gerekli yasal yollara başvurmak suretiyle tahsili seçeneğini de kullanmadığı, davalı bankaya teslim ettiğini iddia ettiği çeklerin kendisine verilmesine neden olan alt ticari ilişki ile ilgili olarak çekleri keşide eden müşterilerinden çekleri tahsil yoluna gitmediğini, çeklerin tahsil edilme imkânının kalmadığını ispat edemediğini, dava konusu yaptığı çeklerle ilgili olarak yapılacak işlemlerde tamamen davalı bankayı yetkili kıldığını, banka tarafından herhangi bir işlem yapmama inisiyatifini sözleşmeyle davalı bankaya devrettiğini, işlem yapılmama halinde uğrayabileceği zararlardan da peşinen feragat ettiğini, hak ve menfaatlerini korumak için gerekli davranış ve girişimlerde bulunmadığını, mevcut davada tüm bu davranışlar nedeniyle kendi kusuru yokmuş gibi soyut beyanlarla davalı bankanın kusurlu ve sorumluluğunu iddia ederek çek bedellerinin tahsilini talep ettiğini, davacının ticari faaliyetlerinde basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda oluşu da göz önünde alınarak soyut beyanlarla davalı bankanın kusurlu olduğunu iddia ederek alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın vekâlet akdinden kaynaklanan sorumluluğunun gözden kaçırıldığını, dava konusu çeklerin teminat senedi olmadığını, davalının kendisine takas ve tahsil için sunulan çeklerde sınırsız bir yetkiye sahip olduğunun ve hiçbir sorumluluğunun olmadığının düşünülmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalı tarafın çeklerin kendilerine teslim edilmediğine yönelik savunmalarının gerçek dışı olduğunun ortaya çıktığını, genel kredi sözleşmesindeki davalıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik hükmün genel işlem koşullarına aykırılık taşıdığı ve davalının bu hükme dayalı olarak sorumluktan kurtulamayacağı yönündeki bilirkişi tespitine rağmen, davanın reddine karar verildiğini, somut olayda davalı bankanın kusuru ve müvekkilinin zararının sabit olduğunu, çekleri yazdırmayıp kambiyo vasfından çıkartan ve iade etmeyen davalının müvekkilinin zararına ve her halükarda huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin davalı taraftan 149.232,73 TL tutarında alacaklı olduğuna yönelik hesaplama ve bilirkişi raporuna rağmen davanın reddine yönelik hüküm oluşturulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacı aleyhine 44.784,04 TL’si asıl alacak olmak üzere toplam 51.932,47 TL nakit, 33.000,00 TL gayrinakit olmak üzere toplam 84.932,47 TL alacak için ilamsız takip başlattığı, şubede yerinde yapılan inceleme neticesi hazırlanan bilirkişi raporunda, davaya konu edilen 272.250,00 TL bedelli çeklerin banka tarafından 15.11.2012 tarihinde kaydedildiği, kredi teminatına alınmadığı, çeklerine iadesine dair bir belge sunulmadığı, çeklerin ekran görüntülerinin de rapora eklendiği, tamamının borçlusu... Gıda Ltd. Şti., lehtarının davacı göründüğü, davacının cari kredisi bulunduğundan genel kredi sözleşmesi hükümlerine dayalı olarak çek tahsil edildiği takdirde kredi borcuna mahsup edilebileceği, çeklerin kayıp olduğunun anlaşıldığı, çek borçlusuna müracaat edilmeden, dava veya takip açıp alacağını tahsile çalışmadan davalı aleyhine dava açıldığı, davacının öncelikle çek borçlusundan istemde bulunmaksızın doğrudan banka aleyhine açılan işbu davada zararın doğma şartının henüz gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesinin bu gerekçeyle davanın reddinde isabetsizlik görünmediği, çeklerin ibraz edilip edilmediğinin belirsiz olduğu, bankanın tahsile aldığı çekleri sözleşmeye dayanarak ibraz etmeme hak ve yetkisinin bulunmadığı, çek borçlusuna başvurmadan, bankaya dava açamayacağı gerekçesinde isabetsizlik yoksa da aynı zamanda davacının kusuru nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, kararın gerekçesi nedeniyle kaldırılıp yeniden hüküm verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, zarar doğma şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin teminat senedi niteliği taşımadığını, davalıya tahsil amacıyla sunulduğunu, davalının bu çeklerde sınırsız yetkisinin ve sorumsuzluğunun bulunmadığını, zamanında takasa sunmaması, ibraz sürelerini kaçırması, hüküm ve kıymetlerini ortadan kaldırması sebebiyle vekâlet akti gereği müvekkiline karşı sorumlu tutulması gerektiğini, basiretli tacir gibi davranma yükümüne uymadığını, bilirkişi tespitiyle davalının çeklerin teslim edilmediği yönündeki savunmasının gerçek dışılığının ortaya çıktığını, sözleşmede davalıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik hükmün genel işlem şartlarına aykırı olduğu ve davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağına dair bilirkişi raporundaki tespite rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, davalının müvekkilince verilen her türlü yetkiye rağmen çekleri ibraz etmediği gibi iadeyi sağlamadığını, tahsil ya da ibraz keyfiyetinin yazdırılması imkânını ortadan kaldırdığını, böylece çeklerin ödenmediğini, kambiyo vasfını kaybettiklerini, davalının kambiyo senetlerine tanınan hakların kaybına sebebiyet verdiğini, davalının ihtar, takip ve davaya rağmen çekleri müvekkiline iade etmediğini, ilamsız icra takibine konulması imkânı da bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin ilamsız icra takibi başlatmamasının bir kusur olarak nitelendirilemeyeceğini, çeklerin keşideci ve cirantalardan tahsil imkânının kalmadığını, müvekkilinin davalıya borçlu değil davalıdan alacaklı olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, müvekkilinin çek miktarı kadar bankaya ödeme yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Taraflarca dava konusunun temlik edildiği ileri sürülmediği ve dosyaya yansıyan bir temlik belgesi bulunmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında davalının Yapı Kredi Bankası A.Ş. yerine ... Varlık Yönetim A.Ş. olarak gösterilmesi mahallinde her zaman düzeltilebilir maddi hata niteliğindedir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054563100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz