6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Mal mukabili ödemede konişmentosuz teslim ve illiyet bağı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/392 E. 2024/3999 K. · · İlk derece: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Gerekçe özeti

Deniz taşımasında yükün, konişmento asılları ibraz edilmeksizin alıcıya teslim edilmesi, taşıyanın tahsil edilemeyen satış bedelinden sorumluluğunu tek başına doğurmaz; sorumluluk, satıştaki ödeme şeklinin vesaik mukabili mi yoksa mal mukabili mi olduğuna göre belirlenir. Ödeme mal mukabili ise ihracatçı bedeli almadan malı gönderdiğinden bedeli hiç veya zamanında alamama riskini üstlenmiştir; alıcının konişmento aslını taşıyana sunması ile bedeli ödemesi arasında illiyet bağı bulunmadığından, konişmentosuz teslim salt bu nedenle sözleşmeye aykırılık sayılıp taşıyan tahsil edilemeyen mal bedelinden sorumlu tutulamaz.

Ele alınan sorunlar

Konişmento ibraz edilmeksizin teslimde taşıyanın sorumluluğunun ödeme şekline göre belirlenmesi → ret

İddia: Davacı, satışın mal mukabili değil konişmento mukabili olduğunu, faturada bedelin %30'unun peşin, %70'inin konişmento karşılığı ödeneceğinin yazdığını, konişmentonun düzenlendiği andan itibaren malı temsil eden kıymetli evrak olduğunu, asılları elinde bulunduğuna göre malın zilyetliği ve sahipliğinin kendisine ait olduğunu, taşıyanın konişmentoyu elinde tutandan başkasına malı teslim etmesinin ağır kusur teşkil ettiğini ve konişmentodan doğan gönderilene teslim borcunun yerine getirilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Aldırılan bilirkişi raporunda, emtia bedeli dava dışı şirketten tahsil edilemediğinden taşıyanın malın piyasa değeriyle sorumlu olduğu yolunda kanaat bildirilmişse de, uyuşmazlıkta davacı ihracat işlemini mal mukabili yapmıştır. Mal mukabili ödemede ihracatçı, bedelini almadan malı alıcısına gönderir; bu ödeme şeklinde ihracatçı, malın bedelini zamanında alamamak veya hiç alamamak gibi risklerle karşı karşıyadır. Konişmento ibraz edilmeksizin eşyanın taşıyan tarafından teslim edilmesi hâlinde taşıyana karşı tazminat istemi yöneltilip yöneltilemeyeceği, ödeme şeklinin vesaik mukabili yahut mal mukabili olmasına göre farklı biçimde irdelenir. Taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslim etmesi hâlinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkân ve ihtimalinin mevcudiyeti karşısında, davalının salt bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ile sonuca gidilmesi hatalıdır; zira alıcının konişmento aslını taşıyana sunması ile mal bedelini ödemesi arasında illiyet bağı yoktur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Konişmentosuz teslimde taşıyanın sorumluluğunun, satıştaki ödeme şekline (mal mukabili / vesaik mukabili) göre ayrıştırılması ve mal mukabili ödemede illiyet bağının bulunmadığının kabulü bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konişmento konişmento ibraz edilmeksizin teslim mal mukabili ödeme vesaik mukabili ödeme taşıyanın gönderilene teslim borcu illiyet bağı itirazın iptali

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4784 E. 2024/776 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3594 E. 2015/5416 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3626 E. 2010/9671 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/392 E.  ,  2024/3999 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/16 Esas, 2022/1206 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/137 E., 2019/274 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili firmanın yurt dışında mukim ...firmasına 31.03.2016 tarihli faturaya konu bir kısım emtianın satışını yaptığını, müvekkili ile karşı tarafın anlaşması gereği taşıma işlemi müşteriye ait olacağından, müşteri tarafından müvekkili firmaya yönlendirildiğini ve 03.04.2016 tarihli konşimento ile davalı şirketin yükü teslim alarak tanzim ettiği 3 adet konşimento aslını da müvekkiline teslim ettiğini, davalı taşıyanın ancak konşimento ibrazında malı teslim ile yükümlü olduğunu, ancak davalının konşimento asılları olmaksızın malları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle ağır kusurlu olduğunu, bu güne kadar mal bedelinin alıcı firma tarafından ödenmediğini, davalının kusurlu davranışıyla müvekkilinin zararına neden olduğunu, bunun üzerine davalı aleyhine takibe geçildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili karşı cevap dilekçesinde; davacı tarafından düzenlenmiş olan 31.03.2016 tarihli fatura incelendiğinde, ödeme detayları (payment details- terms of payment) bölümünde dava konusu fatura bedelinin %30'unun ön ödemeli, %70'inin konşimento kopyasının ibrazında ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, davacı iddialarının aksine fatura üzerinde yazılı olduğu üzere Brezilya kökenli ithalatçı firmanın emtiayı teslim almasının konşimento orjinalinin değil, kopyasının ibrazıyla mümkün olacağını, davacının dava konusu olan fatura bedelinin %30 miktarı olan bedeli ön ödeme-avans olarak peşin aldığını, buna rağmen müvekkilinden fatura bedelinin tamamının talep edilmesinin haksız olduğunu, davacının, dava konusu bedele dayalı ihracat işlemini ”mal mukabili” olarak yaptığını, bu teslim şeklinde mal bedelinin malın tesliminden sonra ödenmesi nedeniyle, alıcının mal bedelini ödememesinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, Brezilya gümrük mevzuatı uyarınca alıcının, davacı tarafından adına düzenlenmiş ve davacı delilleri arasında olan fatura veya muadili bir belge ile ithal ettiği emtiayı teslim alma olanağına ve hakkına sahip olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı vekilinin emtianın yük alıcısına konişmento asılları olmaksızın teslimi dolayısıyla yükün zayi hükmünde olduğundan bahisle, emtia bedeli kadar olan zararının tazminini talep ettiği, her ne kadar aldırılan bilirkişi raporunda emtia bedeli dava dışı şirketten tahsil edilemediğinden, davalı taşıyanın malın piyasa değeri ile sorumlu olduğu yolunda kanaat bildirilmiş ise de; görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu görüldüğü, dava konusu olayda davacının ihracat işlemini mal mukabili olarak yaptığı, bu ödeme şeklinde ihracatçının, bedelini almadan malı alıcısına gönderdiği, mal mukabili ödemede ihracatçının zamanında malın bedelini alamamak veya hiç alamamak gibi risklerle karşı karşıya olduğu, Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi'nin 2010/15103 E., 2012/5643 K. sayılı kararı incelendiğinde de görüleceği üzere, bu kararda konişmento ibraz edilmeksizin eşyanın taşıyan tarafından teslim edilmesinde taşıyana karşı tazminat isteminin yöneltilip yöneltilemeyeceğinin ödeme şeklinin vesaik mukabili yahut mal mukabili olmasına göre farklı farklı şekilde irdelendiği, kararda davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimalinin mevcudiyeti karşısında, davalının salt bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ile sonuca gidilmesinin hatalı görüldüğü, nitekim alıcının konişmento aslını taşıyana sunması ile mal bedelini ödemesi arasında illiyet bağının mevcut olmadığının ifade edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan satışın mal mukabili olmayıp konşimento mukabili olduğunu, proforma faturada da %30 peşin, %70 konişmento karşılığı yazdığını, ancak mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmadığını, mahkemenin dayanak yaptığı Yargıtay kararının yanlış yorumlandığını, konişmento kıymetli evrak niteliğini haiz bir senet olup, düzenlendiği andan itibaren malı temsil etmekte, konişmento aslı kimde ise malın sahibinin konişmentoyu elinde tutan kişiye ait olduğu anlamına geldiğini, konişmento asılları müvekkilinde olduğuna göre, malın zilyetliği ve sahipliği müvekkiline ait olup, davalı taşıyıcının konişmentoyu elinde tutandan başkasına malı teslim etmesinin hukuken ağır kusur teşkil ettiğini, konişmento ile yapılan taşımalarda taşıyanın yükümlülüklerinin, yükün taşınmak üzere teslim alındığına dair bir beyan ve ikrarını ve yolculuk sonucunda varma limanında senedin yasal hamiline teslim taahhüdünü kapsadığını, ancak uyuşmazlığa konu olayda davalı şirketin konişmento ibraz edilmeden yükü teslim ettiğini, bu nedenle konişmentodan doğan gönderilene teslim borcunu yerine getirmediğini, davalı şirketin kusur ve hatası ile müvekkilinin mahrum kaldığı bedelden sorumlu tutulması gerektiğini, dosyada mübrez raporlar arasında fahiş çelişki bulunmakla birlikte bu çelişki giderilmeksizin ve itirazları gözetilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin mal bedelini alıcıdan tahsil etme olanağının bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, mal mukabili teslim şekline konu emtianın, alıcısına davalı taşıyıcı tarafından konşimento ibraz edilmeksizin teslimi nedeniyle, alıcıdan tahsil edilemeyen mal bedelinin davalıdan tahsiline yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054348300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/16 E. 2022/1206 K.

Mal mukabili satışta konşimentosuz teslim ile bedel tahsili arasında illiyet yokluğu

Gerekçe özeti

Mal mukabili ödeme şeklinde yapılan satışlarda, alıcı bedelini ödemeden malı gümrükten çekme imkânına sahip olduğundan satıcı bedeli geç veya hiç tahsil edememe riskini üstlenir; bu ödeme şeklinde taşıyanın konşimento aslı ibraz edilmeksizin emtiayı alıcısına teslim etmesi ile alıcının mal bedelini ödememesi arasında illiyet bağı bulunmadığından, taşıyıcının bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ve ödenmeyen mal bedelinden sorumlu tutulması mümkün değildir.

Emsal değeri

Mal mukabili ödeme şeklinde yapılan satışlarda taşıyanın konşimento aslı olmaksızın emtiayı teslim etmesinin, alıcıdan tahsil edilemeyen mal bedeli ile illiyet bağı kurmadığına ve taşıyıcının bu nedenle sorumlu tutulamayacağına ilişkin değerlendirme, benzer mal mukabili taşıma uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: mal mukabili ödeme konşimento itirazın iptali gemi ve yük alacaklılığı illiyet bağı taşıyanın sorumluluğu bilirkişi raporu çelişkisi hukuki niteleme

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/16

KARAR NO 2022/1206

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/06/2019

NUMARASI 2018/137 Esas - 2019/274 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili firmanın yurtdışında mukim ... firmasına 31.03.2016 tarihli faturaya konu bir kısım emtianın satışını yaptığını, müvekkili ile karşı tarafın anlaşması gereği taşıma işlemi müşteriye ait olacağından, müşteri tarafından müvekkili firmaya yönlendirildiğini ve 03.04.2016 tarihli konşimento ile davalı şirketin yükü teslim alarak tanzim ettiği 3 adet konşimento aslını da müvekkiline teslim ettiğini, davalı taşıyanın ancak konşimento ibrazında malı teslim ile yükümlü olduğunu, ancak davalının konşimento asılları olmaksızın malları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle ağır kusurlu olduğunu, bu güne kadar mal bedelinin alıcı firma tarafından ödenmediğini, davalının kusurlu davranışıyla müvekkilinin zararına neden olduğunu, bunun üzerine davalı aleyhine Küçükçekmece ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafından düzenlenmiş olan 31.03.2016 tarihli fatura incelendiğinde, ödeme detayları (payment details- terms of payment) bölümünde dava konusu fatura bedelinin %30'unun ön ödemeli, %70'inin konşimento kopyasının ibrazında ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, davacı iddialarının aksine fatura üzerinde yazılı olduğu üzere Brezilya kökenli ithalatçı firmanın emtiayı teslim almasının konşimento orjinalinin değil, kopyasının ibrazıyla mümkün olacağını, davacının dava konusu olan fatura bedelinin %30 miktarı olan bedeli ön ödeme-avans olarak peşin aldığını, buna rağmen müvekkilinden fatura bedelinin tamamının talep edilmesinin haksız olduğunu, davacının, dava konusu bedele dayalı ihracat işlemini ”mal mukabili” olarak yaptığını, bu teslim şeklinde mal bedelinin malın tesliminden sonra ödenmesi nedeniyle, alıcının mal bedelini ödememesinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, Brezilya gümrük mevzuatı uyarınca alıcının, davacı tarafından adına düzenlenmiş ve davacı delilleri arasında olan fatura veya muadili bir belge ile ithal ettiği emtiayı teslim alma olanağına ve hakkına sahip olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı vekilinin emtianın yük alıcısına konişmento asılları olmaksızın teslimi dolayısıyla yükün zayi hükmünde olduğundan bahisle, emtia bedeli kadar olan zararının tazminini talep ettiği, her ne kadar aldırılan bilirkişi raporunda emtia bedeli dava dışı şirketten tahsil edilemediğinden, davalı taşıyanın malın piyasa değeri ile sorumlu olduğu yolunda kanaat bildirilmiş ise de; görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu görüldüğü, dava konusu olayda davacının ihracat işlemini mal mukabili olarak yaptığı, bu ödeme şeklinde ihracatçının, bedelini almadan malı alıcısına gönderdiği, mal mukabili ödemede ihracatçının zamanında malın bedelini alamamak veya hiç alamamak gibi risklerle karşı karşıya olduğu, Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi'nin 2010/15103 esas, 2012/5643 karar sayılı kararı incelendiğinde de görüleceği üzere, bu kararda konişmento ibraz edilmeksizin eşyanın taşıyan tarafından teslim edilmesinde taşıyana karşı tazminat isteminin yöneltilip yöneltilemeyeceğinin ödeme şeklinin vesaik mukabili yahut mal mukabili olmasına göre farklı farklı şekilde irdelendiği, kararda davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimalinin mevcudiyeti karşısında, davalının salt bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ile sonuca gidilmesinin hatalı görüldüğü, nitekim alıcının konişmento aslını taşıyana sunması ile mal bedelini ödemesi arasında illiyet bağının mevcut olmadığının ifade edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; yapılan satışın mal mukabili olmayıp konşimento mukabili olduğunu, proforma faturada da %30 peşin, %70 konişmento karşılığı yazdığını, ancak mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmadığını, mahkemenin dayanak yaptığı Yargıtay kararının yanlış yorumlandığını, konişmento kıymetli evrak niteliğini haiz bir senet olup, düzenlendiği andan itibaren malı temsil etmekte, konişmento aslı kimde ise malın sahibinin konişmentoyu elinde tutan kişiye ait olduğu anlamına geldiğini, konişmento asılları müvekkilinde olduğuna göre, malın zilyetliği ve sahipliği müvekkiline ait olup, davalı taşıyıcının konişmentoyu elinde tutandan başkasına malı teslim etmesinin hukuken ağır kusur teşkil ettiğini, konişmento ile yapılan taşımalarda taşıyanın yükümlülüklerinin, yükün taşınmak üzere teslim alındığına dair bir beyan ve ikrarını ve yolculuk sonucunda varma limanında senedin yasal hamiline teslim taahhüdünü kapsadığını, ancak uyuşmazlığa konu olayda davalı şirketin konişmento ibraz edilmeden yükü teslim ettiğini, bu nedenle konişmentodan doğan gönderilene teslim borcunu yerine getirmediğini, davalı şirketin kusur ve hatası ile müvekkilinin mahrum kaldığı bedelden sorumlu tutulması gerektiğini, dosyada mübrez raporlar arasında fahiş çelişki bulunmakla birlikte bu çelişki giderilmeksizin ve itirazları gözetilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin mal bedelini alıcıdan tahsil etme olanağının bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, mal mukabili teslim şekline konu emtianın, alıcısına davalı taşıyıcı tarafından konşimento ibraz edilmeksizin teslimi nedeniyle, alıcıdan tahsil edilemeyen mal bedelinin davalıdan tahsiline yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından Brezilya'da mukim alıcısına ihraç edilen malların davalı tarafından deniz yoluyla taşındığı, konşimento asılları davacı firmada olmasına ve kendisine alıcı tarafından ibraz edilmemesine rağmen malların davalı taşıyıcı tarafından alıcısına teslim edildiği, davacı tarafından düzenlenen faturanın ödeme detayları bölümünde, fatura bedelinin %30'unun avans, %70'inin ise konşimento kopyasının ibrazında ödeneceğinin belirtildiği, emtiaya ilişkin gümrük beyannamesinde teslim şeklinin FOB, ödeme şeklinin ise mal mukabili olarak kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.

Mal mukabili ödeme şeklinde; ihracatçı, sözleşmeye uygun şekilde emtiayı sevk eder, bedelini ise yine kararlaştırıldığı üzere, daha sonraki vadelerde tahsil etmeyi kabul eder. Konşimento ve ihracat evrakları alıcı adına düzenlenir ve mal çekiminde kullanılacak evraklar da alıcıya gönderilir. Dolayısıyla alıcı bedelini ödemeden malları gümrükten çekme imkanına sahiptir. Satıcı ise mal bedelini teslimden sonra tahsil etmektedir. Bu teslim şeklinde bedelini ödemeden malları gümrükten çekeceği için alıcı avantajlı konumda olup, satıcı ise mal bedelini geç veya hiç tahsil edememe riskiyle karşı karşıyadır. Bu kapsamda somut olayda, davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın davaya konu emtiayı alıcısına tesliminin emtia bedelinin tahsili ile herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır.

Davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi, alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle davalının konşimento aslını teslim almaksızın malları teslimi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü mümkün olmayıp, alıcısından tahsil edilemeyen mal bedelinden davalı taşıyıcının sorumlu tutulması mümkün değildir. Mahkemece ve görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunsa da, hukuki niteleme hakime ait olduğundan, ilk derece mahkemesince görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporuna itibar edilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Somut olaya emsal olabilecek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/10489 esas 2018/2489 karar sayılı ilamında da;

"... 6762 sayılı TTK'nin 1102 ile 1108. maddelerinde malın gerçek sahiplerine tesliminin sağlanması amaçlanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta da emtianın taşıyıcı tarafından konişmentoda gösterilen gönderilene teslim edilmesi, davacının düzenlediği satış faturasının davalı gönderilene hitaben düzenlenmesi, gönderilen tarafından mal bedelinin kısmen davacıya ödenmesi ve taşıyıcıya satılan mal bedelinin tahsilinin sağlanması yönünde bir görev verildiğinin veya yükün bir başka alıcıya teslim edilmesi gerektiğinin iddia ve ispat edilememiş olmasına göre, davalı taşıyıcının ödenmeyen mal bedelinden hangi eylemi nedeniyle ve ne şekilde sorumlu olduğu açıklanmaksızın yazılı şekilde davalı taşıyıcının da ödenmeyen emtia bedelinden sorumlu tutulması doğru olmamıştır.

..." denilmiştir. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından sarf edilen istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/09/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.