6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Uzun süre itirazsız ifa, uyarlama talebini dürüstlük kuralına aykırı kılar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6739 E. 2024/3931 K. ·

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan ve öngörülmesi beklenemeyen idari bir düzenleme uyarlamanın ilk (öngörülmezlik) koşulunu gerçekleştirse dahi, uyarlamaya karar verilebilmesi için diğer koşulların da bulunması gerekir: edimi ağırlaşan taraf uzun süre itirazsız ifaya devam etmiş, karşı tarafa ifa güçlüğüne ilişkin başvuruda bulunmamış ve sözleşmenin bitimine çok az kala dava açmışsa, mevcut koşulları benimsemiş sayılır ve uyarlama talebi dürüstlük ilkesine aykırı görülerek reddedilir. Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşan yönler yeniden incelenemez.

Ele alınan sorunlar

Güzergâh zorunluluğu getiren idari karar nedeniyle artan maliyetlerde uyarlama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği → ret

İddia: Davacı yüklenici, bozma kararı kapsamında herhangi bir araştırma yapılmadan, bilirkişi raporu dahi alınmadan davanın reddedildiğini, hak aramanın dürüstlük kuralına aykırılık sayılamayacağını, güzergâh zorunluluğu getiren idari kararın sözleşme tarihinden sonra olduğunu ve artan maliyetlerin çekilmez hâl aldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşme on iki ay süreyle yapılmış ve uygulanmaya başlamış; güzergâh zorunluluğu getiren idari karardan sonra davacı altı ay boyunca taşıma işini itirazsız yapmış, ifa güçlüğüne ilişkin olarak karşı tarafa herhangi bir başvuruda bulunmamış, buna ilişkin bir iddia ve delil de sunmamıştır. Öngörülmezlik koşulunun gerçekleştiği ve bu durumun davacıdan kaynaklanmadığı, ifanın dava tarihi itibarıyla tamamlanmadığı sabit olsa da; altı ay boyunca itirazsız ifa, mevcut koşulların benimsendiği izlenimini verir ve sözleşme bitimine iki ay kala dava açılarak koşulların katlanılamayacak seviyede olduğunun ileri sürülmesi dürüstlük ilkesine aykırıdır. Koşulların uyarlamayı gerektirecek seviyede ağırlaştığı kanaati oluşmamıştır; yüklenicinin kanunda öngörülen yirmi günlük süre içinde idareye başvurmamış olması da bu kanaati destekler. İlave masrafa ilişkin hesaplama yaptırılmamış olması, kaldırma gerekçesi karşısında sonuca etkili değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak → ret

İddia: Davacı, bozma kapsamında araştırma yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Gerekçe: Temyizen incelenen karar bozmaya uygundur ve kararda ile gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında isabetsizlik yoktur; bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukuken imkân bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Öngörülmezlik koşulu gerçekleşmiş olsa bile uzun süre itirazsız ifa ve geç açılan dava nedeniyle uyarlama talebinin dürüstlük ilkesine aykırı bulunabileceği yönündeki holding, uyarlama davaları bakımından emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat ağırlığı doğurur.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Kamu ihale sözleşmelerinde yüklenicinin 4735 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca yirmi günlük süre içinde idareye başvurmamış olması, uyarlama koşullarının oluşmadığı kanaatini destekler.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması aşırı ifa güçlüğü öngörülemezlik işlem temelinin çökmesi dürüstlük kuralı basiretli tacir usuli kazanılmış hak direnme

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Kanun — 6098 sayılı Kanun 138(1) · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2 · 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu — 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu 10

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6739 E.  ,  2024/3931 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1031 Esas, 2023/1425 Karar

HÜKÜM

Davanın reddine

Taraflar arasındaki sözleşmenin uyarlanması davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 29.04.2016 tarihli ve 2016/121627 ihale kayıt numaralı taşıma sözleşmesi imzaladığını, ihale dokümanları hazırlanırken taşıma işini yapacak olan araçların Fatih Sultan Mehmet Köprüsünden geçeceğinin öngörüldüğünü, ne var ki 19.08.2016 tarihli ve 2016/5-1 sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararı gereğince taşıma işini yapacak araçların Yavuz Sultan Selim Köprüsünden geçme mecburiyetinin getirildiğini, davalının Edirne Kapı, Cebeci ve Kartal-Cevizli’deki işletmeleri arasında yapılacak taşıma işinin köprü geçiş güzergahındaki mecburi düzenleme nedeniyle maliyetinin hem ödenen geçiş ücreti ve hem de mesafe maliyeti olarak arttığını, bu sebeple sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 138 inci maddesine göre uyarlanması mecburiyetinin hasıl olduğunu ileri sürerek taraflar arasındaki sözleşmenin 14.2 maddesine "malın teslimi için Yavuz Sultan Selim Köprüsünün zorunlu olarak kullanılması sonucu oluşan otoban ve köprü geçiş ücretleri yüklenicinin tanzim edeceği yansıtma faturası ile belgelenmesi şartıyla, idare tarafından ödenecektir.

Aynı şekilde Yavuz Sultan Selim Köprüsünün zorunlu olarak kullanılması sonucu artan güzergah dolayısı ile kilometre başına KDV hariç 95 kuruş, yüklenicinin tanzim edeceği yansıtma faturası ile belgelenmesi şartıyla, idare tarafından ödenecektir." hükmünün eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmeye bağlılığın esas olduğunu, tacir olan davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, sözleşmedeki çıkar dengesinin katlanılamayacak derece davacı aleyhine bozulmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2018 tarihli ve 2017/141 E., 2018/561 K. sayılı kararıyla; İstanbul Boğazına üçüncü köprü olarak Yavuz Sultan Selim Köprüsü inşa edilip hizmete açıldığı, 19.08.2016 tarihli ve 2016/5-1 sayılı UKOME kararı gereğince birinci sınıf araçlar haricindeki diğer araçların bu köprüden geçişlerinin mecburi hâle getirildiği, bu düzenlemenin hem daha uzun mesafe ve hem de geçiş ücretleri nedeniyle maliyetleri artırdığı, ihale dokümanları hazırlanırken ön görülmesi gereken bu hususun öngörülmediğinin anlaşıldığı, bu durumun ticari hayatın akışı içerisinde davacı yanın ifa güçlüğüne girmesine sebep olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile sözleşmenin 14.2 maddesine davacının talep ettiği hususun eklenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2018/2282 E., 2020/47 K. sayılı kararı ile; davacının yüklenici olduğu sözleşmenin 29.04.2016 tarihinde imzalandığı, köprünün ise 26.08.2016 tarihinde trafiğe açıldığı, tacir olan davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda olduğu, sözleşmenin imzalandığı sırada sözleşmenin 14.2 maddesi ile taşıma hizmetinin ücretlendirilmesi konusunda gerekli araştırmaları yaparak her türlü tedbiri almakla yükümlü bulunduğu, köprü trafiğe açıldığında bir kısım araçların zorunlu olarak köprüyü kullanacağının kamuoyu tarafından bilindiği, bu sebeple koşulları oluşmayan talebin reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 18.02.2021 tarihli ve 2020/1968 E., 2021/1443 K. sayılı kararı ile;

"...Dava, 6098 sayılı TBK’nın 138. maddesi gereğince açılmış uyarlama davasıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmenin yapılması sırasında öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenemeyen olağan üstü bir durumun sonradan ortaya çıktığının ve işlem temelinin çökmüş olduğunun kabul edilemeyeceği, uyarlama koşulları bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Sözleşmenin imzalandığı sırada Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün yakın bir zamanda açılabileceği öngörülebilecek bir husus olmakla birlikte, köprü açıldıktan sonra idare tarafından bir kısım araçlara yeni köprüden geçme mecburiyeti getirileceğini, açılan yeni köprü ve otoyol fiyatlarının ne olacağı hususlarını davacının önceden bilmesi beklenemez.

Bu nedenle ilke olarak dava konusu olayda sözleşmenin yapılması sırasında öngörülemeyen olağanüstü bir durumun sonradan ortaya çıktığının ve buna bağlı olarak TBK'nın 138. maddesinde öngörülen uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek, uyarlamanın diğer koşullarının mevcut olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2021 tarih ve 2021/790 E., 2021/1104 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’na dayalı olarak çıkartılan ve 15.06.2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği’nin 18/1-d maddesinde UKOME’nin karayolu taşımacılığına ait mevzuat hükümleri saklı kalmak üzere, trafik düzeni ve güvenliği yönünden belediye sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şekil ve şartları ile bu taşıtların teknik özelliklerini tespit etmek, çalıştırılabileceği yerler ile güzergâhlarını tespit etmek ve sayılarını belirlemek, bunlara izin ve çalışma ruhsatı vermekle görevli ve yetkili olduğunun düzenlendiği, İstanbul dahilinde taşıma işi yapan davacının yeni köprünün faaliyete geçtiği zaman ticari araçların yeni köprüye sevk edileceği hakkında bilgi sahibi olduğu, zira yapılan her yeni köprünün İstanbul trafiğini rahatlatmak için yapıldığının aksi düşünülemeyeceği gibi kamuoyuna köprünün açılacağı tarihin aylar evvelinden ilan edildiği, güzergahı düzenlemeye yetkili bulunan UKOME’nin ticari araçları yeni köprüye sevk etmesi hakkındaki kararın "öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenmeyen hâl" olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

D. Dairemizin İnceleme Kararı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

E. Hukuk Genel Kurulu Kararı (İkinci Bozma Kararı)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2023 tarih, 2021/11-972 E. ve 2023/67 K. sayılı ilâmı ile Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına ve dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

F. Bölge Adliye Mahkemesince Hukuk Genel Kurulunun Bozmasına Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 29.04.2016 tarihinde 12 ay süre ile yapıldığı, idarenin talebi halinde sözleşme bitim tarihinden 3 ay süre ile yüklenicinin sözleşmede belirtilen bedel ve şartlarda sözleşme konusu işi yürütmek zorunda olduğunun kararlaştırıldığı, dosyaya uzatıma ilişkin bir bilginin sunulmadığı, sözleşmenin 06.05.2016 tarihinde uygulanmaya başladığı, UKOME tarafından 19.08.2016 tarihinde alınan karar ile sözleşmeye konu araçlar için Yavuz Sultan Selim Köprüsünü kullanma zorunluluğunun getirildiği, davacı tarafça 6 ay boyunca itirazsız taşıma işinin yapıldığı, sözleşme bitimine 2 ay kala 14.02.2017 tarihinde eldeki davanın açıldığı ve ifanın aşırı ölçüde güçleştiğine dayanılarak uyarlama talebinde bulunulduğu, Özel Daire ve HGK kararı ile davacı için 6098 sayılı Kanun'un 138 nci maddesi uyarınca öngörülmezlik koşulunun oluştuğunun sabit olduğu, bu durumun davacıdan kaynaklanmadığı ve ifanın dava tarihi itibari ile henüz tamamlanmadığının da anlaşıldığı, davacının 19.8.2016 tarihinden sonra Yavuz Sultan Selim köprüsünü kullanmaya başladığı, ifa güçlüğüne ilişkin davalıya bir başvurusunun olmadığı, buna ilişkin bir iddia ve delil sunmadığı, taşımanın 6 ay boyunca itirazsız gerçekleşmesi karşısında sözleşme bitimine 2 ay kala dava açılmasında, koşulların uyarlamayı gerektirir şekilde katlanılamayacak seviyede olduğunun ileri sürülmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesindeki dürüstlük ilkesine aykırı olduğu, dosya içeriğinde davacıya getirdiği ilave masraf ile ilgili bir hesaplama yaptırılmamış ise de bu konuda inceleme yaptırılmasının kaldırma gerekçesi nedeniyle sonuca etkili olmayacağı, esasen davacının 6 ay boyunca itirazsız taşıma işini yapmasının mevcut koşulları benimsemiş olduğu izlenimini verdiği, koşulların uyarlamayı gerektirecek seviyede ağırlaştığı kanaatinin oluşmadığı, ayrıca 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 10 uncu maddesi uyarınca davacının 20 günlük süresi içinde de idareye başvurusunun olmamasının da bu kanaati destekler nitelikte olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkmesince bozma kararı kapsamında herhangi bir araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporu dahi alınmadığını, dürüstlük kuralına aykırı bir halin bulunmadığını, hak aramanın dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, UKOME kararının sözleşme tarihinden sonra olduğunu, müvekkilinin idarenin bötle bir karar alacağını öngörmesinin mümkün olmadığını, yeni köprünün açılmasından ve UKOME kararından sonra artan maliyetlerin çekilmez bir hâl aldığını ve sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi gereğince uyarlama şartlarının oluştuğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmalık, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin imzalanmasından sonra 19.08.2016 tarihli ve 2016/5-1 sayılı UKOME kararı gereğince taşıma işini yapacak araçların Yavuz Sultan Selim Köprüsünden geçme mecburiyetinin getirilmesi karşısında, davacının sözleşme yapılırken bu hususu öngörmesinin gerekip gerekmediği, buradan varılacak sonuca göre 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi gereğince sözleşmenin uyarlanması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054241000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1031 E. 2023/1425 K.

TBK 138 uyarlama davasında öngörülmezlik koşulu oluşsa da dürüstlük kuralı gereği ret

Gerekçe özeti

TBK 138 uyarlama davasında sözleşmenin kurulması sırasında öngörülemeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkmış olması tek başına yeterli değildir; borçlunun bu duruma itiraz etmeksizin uzun süre ifada bulunması, ilgili idareye/karşı tarafa süresinde başvurmaması ve dava açmakta geciken davranışı, mevcut koşulları benimsediği yönünde değerlendirilir ve TMK 2 dürüstlük kuralı çerçevesinde uyarlama talebinin reddine yol açabilir.

Emsal değeri

Öngörülmezlik koşulunun gerçekleştiği kesinleşmiş olsa bile, borçlunun uzun süre itirazsız ifada bulunmasının ve süresinde başvuru yapmamasının, TMK 2 dürüstlük kuralı gereği uyarlama talebinin reddine yol açabileceğini gösteren, TBK 138'in diğer koşullarının değerlendirilmesine ilişkin özgün bir uygulama örneğidir.

Kavramlar: TBK 138 - aşırı ifa güçlüğü işlem temelinin çökmesi sözleşmeye bağlılık ilkesi (ahde vefa) öngörülmezlik koşulu dürüstlük kuralı (TMK 2) itirazsız ifa

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1031

KARAR NO 2023/1425

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/05/2018

NUMARASI 2017/141 Esas - 2018/561 Karar

DAVA

Sözleşmenin Uyarlanması

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/09/2023

Dairemizce verilen direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile ... kayıt numaralı ihale sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında üstlendiği işi yerine getirmekte olduğunu, bu ihale dokümanlarını hazırlanırken taşıma işini yapacak olan araçların Fatih Sultan Mehmet Köprüsünden geçeceğinin öngörüldüğünü, bu sebeple bu köprünün geçiş ücretleri baz alınarak ihale dokümanlarının hazırlandığını, ne var ki 19/08/2016 tarih 2016/5-1 sayılı ... kararı gereğince taşıma işini yapacak araçların Yavuz Sultan Selim Köprüsünden geçme mecburiyetinin getirildiğini, davalının Edirne Kapı, Cebeci ve Kartal- Cevizli olmak üzere 3 farklı fabrikası/işletmesinin bulunduğunu, bu işletmeler arasında yapılacak taşıma işinin köprü geçiş güzergahındaki mecburi düzenleme nedeniyle maliyetinin hem ödenen geçiş ücreti ve hem de mesafe maliyeti olarak arttığını, bu sebeple sözleşmenin 6098 sayılı TBK'nın 138.

Maddesine göre uyarlanması mecburiyetinin hasıl olduğunu belirterek; ihale sözleşmesinin, 14.2. maddesine "malın teslimi için Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün zorunlu olarak kullanılması sonucu oluşan otoban (Yavuz Sultan Selim Bağlantı Köprü Yolu) ve köprü geçiş ücretleri yüklenicinin tanzim edeceği yansıtma faturası ile belgelenmesi şartıyla, idare tarafından ödenecektir. Aynı şekilde Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün zorunlu olarak kullanılması sonucu artan güzergah dolayısı ile kilometre başına KDV hariç 95 kuruş, yüklenicinin tanzim edeceği yansıtma faturası ile belgelenmesi şartıyla, idare tarafından ödenecektir." hükmünün eklenmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşme bedeli ile öngörülen bedelin gösterilerek harcın yatırılması gerektiğini, dava konusu işlemin kaynağının idari işlem olduğunu, görevli İdare Mahkemesinde iptal davası açıp açmadığının belirlenmesi ve dava açılmış ise bekletici mesele yapılması gerektiğini, sözleşmeye bağlılığın esas olduğunu, davacı tarafın tacir olduğunu, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, mahkemece; Kamu İhale Kurumu'ndan görüş alındıktan sonra, uzman bilirkişiler düşüncesinden de yararlanmak suretiyle, tarafların niteliği ve sözleşme şartları ve Kamu İhale dökümanı nazara alınıp değerlendirilerek, sonuçta işlem temelinin çökmediği; sözleşmedeki çıkar dengesinin katlanılamayacak derece davacı aleyhine bozulmadığının tespiti ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Kamu oyunda bilindiği üzere İstanbul Boğazına 3. Köprü olarak Yavuz Sultan Selim Köprüsü inşa edilip hizmete açıldığı, 19/08/2016 tarih 2016/5-1 sayılı ... kararı gereğince 1. Sınıf araçlar haricindeki diğer araçların bu köprüden geçişlerinin mecburi hale getirildiği, bu düzenlemenin hem araçların daha uzun mesafe yol katetmesine bağlı maliyetleri ve hem de geçiş ücretlerinin yap-işlet-devret usulüne bağlı olarak artması nedeniyle maliyetleri artırdığı, davalı tarafın ihale dokümanlarını hazırlarken bu hususu ön görmesi gerekirken öngörmemiş olduğunun taraflar arasındaki şartname ve sözleşme metninden anlaşıldığı, bu durumun ticari hayatın akışı içerisinde davacı yanın ifa güçlüğü içerisine girmesine sebebiyet olacağının muhakkak olduğu, bu sebeple davacının talebinin TBK 138/1.

Maddesine uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tarafa davanın açılmasında bir kusur yüklenemeyeceğinden davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama masrafına hükmedilmemesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; mahkemenin bilirkişi raporundaki değerlendirmeyi gözardı ederek kendi görüşü doğrultusunda hüküm veremeyeceğini, söz konusu durumun davacı yükleniciden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş olması, taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesinin zorunlu olup, davacının bu şartlardan hiçbirini yerine getirmediğini, mahkemenin davacının teknik ve uzmanlık gerektiren muhasebe konusunda hüküm oluştururken bilirkişiye müracaat etmeden karar vermesinin bozma nedeni olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

YARGITAY BOZMA İLAMI VE İSTİNAF KARARI VE SÜREÇ: Dairemizce 16.01.2020 tarihli ve 2018/2282 Esas, 2020/47 Karar sayılı kararı ile; davacının yüklenici olduğu sözleşmenin 29.04.2016 tarihinde imzalandığı, köprünün ise 26.08.2016 tarihinde trafiğe açıldığı, tacir olan davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda olduğu, sözleşmenin imzalandığı sırada sözleşmenin 14.2 maddesi ile taşıma hizmetinin ücretlendirilmesi konusunda gerekli araştırmaları yaparak her türlü tedbiri almakla yükümlü bulunduğu, köprü trafiğe açıldığında bir kısım araçların zorunlu olarak köprüyü kullanacağının kamuoyu tarafından bilindiği, bu sebeple koşulları oluşmayan talebin reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz istemi üzerine; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 2020/1968 Esas, 2021/1443 Karar sayılı kararı ile; "...Dava, 6098 sayılı TBK’nın 138. maddesi gereğince açılmış uyarlama davasıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmenin yapılması sırasında öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenemeyen olağan üstü bir durumun sonradan ortaya çıktığının ve işlem temelinin çökmüş olduğunun kabul edilemeyeceği, uyarlama koşulları bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Sözleşmenin imzalandığı sırada Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün yakın bir zamanda açılabileceği öngörülebilecek bir husus olmakla birlikte, köprü açıldıktan sonra idare tarafından bir kısım araçlara yeni köprüden geçme mecburiyeti getirileceğini, açılan yeni köprü ve otoyol fiyatlarının ne olacağı hususlarını davacının önceden bilmesi beklenemez.

Bu nedenle ilke olarak dava konusu olayda sözleşmenin yapılması sırasında öngörülemeyen olağanüstü bir durumun sonradan ortaya çıktığının ve buna bağlı olarak TBK'nın 138. maddesinde öngörülen uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek, uyarlamanın diğer koşullarının mevcut olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Dairemizce 07/07/2021 tarih 2021/790 Esas - 2021/1104 Karar sayılı kararı ile;

16. 01.2020 tarihli ve 2018/2282 Esas, 2020/47 Karar sayılı kararıının gerekçesine ilaveten; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’na dayalı olarak çıkartılan ve 15.06.2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği’nin 18/1-d maddesinde ...’nin karayolu taşımacılığına ait mevzuat hükümleri saklı kalmak üzere, trafik düzeni ve güvenliği yönünden belediye sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şekil ve şartları ile bu taşıtların teknik özelliklerini tespit etmek, çalıştırılabileceği yerler ile güzergâhlarını tespit etmek ve sayılarını belirlemek, bunlara izin ve çalışma ruhsatı vermekle görevli ve yetkili olduğunun düzenlendiği, İstanbul dahilinde taşıma işi yapan davacının yeni köprünün faaliyete geçtiği zaman ticari araçların yeni köprüye sevk edileceği hakkında bilgi sahibi olduğu, zira yapılan her yeni köprünün İstanbul trafiğini rahatlatmak için yapıldığının aksi düşünülemeyeceği gibi kamuoyuna köprünün açılacağı tarihin aylar evvelinden ilan edildiği, güzergahı düzenlemeye yetkili bulunan ...’nin ticari araçları yeni köprüye sevk etmesi hakkındaki kararın "öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenmeyen hâl" olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.2.2023 gün 2021/11-972 Esas, 2023/67 sayılı ilamı ile uzun zamandır İstanbul' da taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren davacı şirketin sözleşmenin imzalandığı sırada Yavuz Sultan Selim Köprüsünün yakın zamanda açılacağını öngörmesinin beklenebileceği ancak köprü açıldıktan sonra bir kısım araçların köprüden geçme mecburiyetinin getirileceği ile köprü ve otoyol fiyatlarının ne kadar olacağını öngörmesinin beklenemeyeceği, bu nedenle TBK 138. Maddesindeki uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiği gözetilerek diğer koşulların mevcut olup olmadığının araştırılması suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek Direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verildiği görülmüştür.

HMK 373/7 maddesi uyarınca bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. TBK'nın 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla, yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan maddede belirtilen koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durumun ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmaması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir.

Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Eldeki davada sözleşmenin 29.4.2016 tarihinde 12 ay süre ile yapıldığı, idarenin talebi halinde sözleşme bitim tarihinden 3 ay süre ile yüklenicinin sözleşmede belirtilen bedel ve şartlarda sözleşme konusu işi yürütmek zorunda olduğunun kararlaştırıldığı, dosyaya uzatıma ilişkin bir bilginin sunulmadığı, sözleşmenin 6.5.2016 tarihinde uygulanmaya başladığı, ... tarafından 19.8.2016 tarihinde alınan karar ile sözleşmeye konu araçlar için Yavuz Sultan Selim Köprüsünü kullanma zorunluluğunun getirildiği, davacı tarafça 6 ay boyunca itirazsız taşıma işinin yapıldığı, sözleşme bitimine 2 ay kala 14.2.2017 tarihinde eldeki davanın açıldığı ve ifanın aşırı ölçüde güçleştiğine dayanılarak uyarlama talebinde bulunulduğu görülmüştür.

Özel Daire ve HGK kararı ile davacı için TBK 138. Maddesi uyarınca öngörülmezlik koşulunun oluştuğu sabittir. Bu durumun davacıdan kaynaklanmadığı ve ifanın dava tarihi itibari ile henüz tamamlanmadığı da anlaşılmaktadır. Davacının 19.8.2016 tarihinden sonra Yavuz Sultan Selim köprüsünü kullanmaya başladığı, ifa güçlüğüne ilişkin davalıya bir başvurusunun olmadığı, buna ilişkin bir iddia ve delil sunmadığı, taşımanın 6 ay boyunca itirazsız gerçekleşmesi karşısında sözleşme bitimine 2 ay kala dava açılmasında, koşulların uyarlamayı gerektirir şekilde katlanılamayacak seviyede olduğunu ileri sürmenin TMK 2. Maddesindeki dürüstlük ilkesine aykırı olduğu kanaatinin hasıl olduğu, dosya içeriğinde davacıya getirdiği ilave masraf ile ilgili bir hesaplama yaptırılmamış ise de bu konuda inceleme yaptırılmasının kaldırma gerekçesi nedeniyle sonuca etkili olmayacağı , esasen davacının 6 ay boyunca itirazsız taşıma işini yapmasının mevcut koşulları benimsemiş olduğu izlenimini verdiği, koşulların uyarlamayı gerektirecek seviyede ağırlaştığı kanaatinin oluşmadığı, ayrıca 4753 sk 10.

Maddesi uyarınca davacının 20 günlük süresi içinde de idareye başvurusunun olmamasının da bu kanaati destekler nitelikte olduğu gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/05/2018 Tarih 2017/141 Esas - 2018/561 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Yerinde olmayan davanın REDDİNE," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ;"Alınması gereken 269,85-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 31,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 238,45‬-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,İstinaf ve temyiz aşamasında davalı tarafından yapılan 93,50-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 10.200-TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, HMK.'nun 356. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliğiyle karar verildi.27/09/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.