Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4923 E. 2024/2516 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün kesinleşmesi↗ tefrik↗ davanın açılmamış sayılması↗ yargılama giderleri↗ açılmamış sayılma↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ protokol↗ kötü niyet↗ yargılama gideri↗ ıslah↗ taahhütname↗ harç↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/1 E., 2019/416 K.
Taraflar arasındaki hükümsüzlük, haksız rekabetin ve muarazanın tespiti ve meni davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin özellikle giyim-tekstil sektörü olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkili adına tescilli "ARMİNE" markasının tanınmış olduğunu, “ARMİNE” markasının yanı sıra “armin”, “armina”, “sarmina” ve “sarmine” ibareli marka tescillerinin de bulunduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki hukuki ihtilafın 2011 yılından beri devam ettiğini, davalının “sarmina” ibareli marka kullanımının, müvekkilinin markaları ile iltibas oluşturduğunu, taraflar arasında imzalanan protokolde, davalı tarafın “sarmina” ibaresini kullanmasının marka tecavüzü oluşturduğunu kabul ettiğini ve bu ibareyi kullanmama taahhüdünde bulunduğunu, davacının tescilsiz “sarmina” ibareli marka kullanımının ve kesinleşen mahkeme kararlarına rağmen sürekli marka tescil başvurusunda bulunmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin ve muarazanın tespitine ve menine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davalı adına tescilli 2013/108107, 2013/108074 ve 2012/84610 sayılı markaların hükümsüzlüğünü istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-karşı davalıya ait markalardan 2013/108107 sayılı "the sarmina" markası ve 2013/108074 sayılı "Sarmina" ibareli marka arasında emtia benzerliği gerçekleşmemekle birlikte görsel ve işitsel benzerliğin gerçekleştiği, ancak taraf markalarının mal ve hizmetleri aynı ya da benzer olmadığından hükümsüzlük talep edilemeyeceği, davacı-karşı davalıya ait markalardan 2012/84610 sayılı "SRMN" ibareli marka ile davalı-karşı davacıya ait 106088 sayılı "Sarmina" markası arasında her ne kadar mal ve hizmet benzerliği gerçekleşmiş olsa da markalar görsel, anlamsal ve şekil benzerliğinin gerçekleşmediği, bu nedenle hükümsüzlük davası bakımından 8/1-b anlamında karıştırılma imkanının bulunmadığı gerekçeleriyle asıl davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına ilişkin karara karşı kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşmiş olduğundan, yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın davacı adına tescilli Armine, Armina ve Armine + Şekil, Armina+Şekil ibareli markaların davalının "Sarmina" ibareli kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve men'ine ilişkin karara karşı kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karşı davacının diğer tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin “ARMİNE” ibaresini ilk kez 1992 yılında tescil ettirdiğini, “ARMİNE” ibaresinin tüm sınıflarda, onlarca değişik şekil ve ibare ile birlikte müvekkili adına tescilli olmasının yanı sıra, bu ibarenin müvekkili adına yurt dışında da tescilli olduğunu, davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, ...'ın, müvekkilinin hukuki girişimleri karşısında, “SARMİNA” ibaresini kullanarak müvekkilinin markalarına tecavüz ettiğini kabul ettiğini ve 02.03.2013 tarihli protokolü imzaladığını, davacının sürekli olarak “sarmina” ibaresi yanına bir şekil ekleyip, marka tescil müracaatları yaptığını, mahkeme kararının evvela Ankara BAM 20. Hukuk Dairesinin 2018/1909 E. ve 2018/1191 K. sayılı ilamına aykırı bulunduğunu, hükümsüzlük davasının kabulünün gerektiğini, somut olayda kötü niyetli marka tescili gerçekleştiğini, muarazanın meni talebinin reddinin hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkili üzerine yargılama gideri ve harç tahmilinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, asıl davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, açılmamış sayılmasına karar verilen asıl dava yönünden, davalı konumdaki müvekkili aleyhine yargılama giderine, harca ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, karşı dava masraflarının müvekkili tarafından yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ...'a ait markalardan 2013/108107 sayılı "the sarmina" markası ve 2013/108074 sayılı "Sarmina" ibareli marka yönünden taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerliğin bulunmasına rağmen taraf markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı ya da benzer olmadığı, davalı ...'a ait markalardan 2012/84610 sayılı "SRMN" ibareli marka ile davacıya ait 106088 sayılı "Sarmina" markası arasında mal ve hizmet benzerliği gerçekleşmiş olsa da markalar arasında görsel, anlamsal ve şekil benzerliğinin gerçekleşmediği, bu nedenle hükümsüzlük davası bakımından karıştırılma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında kötü niyetin bulunduğu yönünde yeterli ispat olmadığı, ayrıca benzer bulunmayan marka başvurusu yönünden kötü niyetli başvurudan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurularının esas yönünden reddine; ancak, ilk derece mahkemesinin 13.07.2017 tarih ve 2016/66 E., 2017/353 K. sayılı kararı, Dairenin 08.11.2018 tarih ve 2018/462 E., 2018/1172 K. sayılı ilamıyla kaldırılmış ve davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiş olup mahkemenin incelemesine konu olan davanın sadece tefrik edilip kaldırılan karşı dava olduğu, zira asıl dava hakkında kurulan hükmün kesinleştiği, bu itibarla mahkemece, asıl dava yönünden bir hüküm kurulmaması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmadığı gibi yargılama giderleri hususunda da karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli Armine, Armina ve Armine+Şekil, Armina+Şekil ibareli markalara, davalının "Sarmina" ibareli kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve menine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespit ve meni ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markanın hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6567 E. 2023/1428 K.
Ortak:yargılama giderleri · yargılama gideri · ıslah · haksız rekabet · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… ğunu, müvekkili ile davalı arasındaki hukuki ihtilafın 2011 yılından beri devam ettiğini, davalının “sarmina” ibareli marka kullanımının, müvekkilinin markaları ile «iltibas» oluşturduğunu, taraflar arasında imzalanan «protokolde», davalı tarafın “sarmina” ibaresini kullanmasının marka tecavüzü oluşturduğunu kabul ettiğini ve bu ibareyi kullanmama «taahhüdünde» bulunduğunu, davacının tescilsiz “sarmina” ibareli marka kullanımının ve kesinleşen mahkeme kararlarına rağmen sürekli marka tescil başvurusunda bulunmasının markaya tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin ve muarazanın tespitine ve menine karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi ile davalı adına tescilli 2013/108107, 2013/108074 ve 2012/84610 sayılı markaların hükümsüzlüğünü istemiştir.
… /1-b anlamında karıştırılma imkanının bulunmadığı gerekçeleriyle asıl davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» ilişkin karara karşı kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşmiş olduğundan, yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», karşı davanın davacı adına tescilli Armine, Armina ve Armine + Şekil, Armina+Şekil ibareli markaların davalının "Sarmina" ibareli kullanımlarının «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti ve men'ine ilişkin karara karşı kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karşı davac …
… alar arasında görsel, anlamsal ve şekil benzerliğinin gerçekleşmediği, bu nedenle hükümsüzlük davası bakımından karıştırılma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında «kötü niyetin» bulunduğu yönünde yeterli ispat olmadığı, ayrıca benzer bulunmayan marka başvurusu yönünden kötü niyetli başvurudan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurularının esas yönünden reddine; ancak, ilk derece mahkemesinin 13.07.2017 tarih ve 2016/66 E., 2017/353 K. sayılı kararı, Dairenin 08.11.2018 tarih ve 2018/462 E., 2018/1172 K. sayılı ilamıyla kaldırılmış ve davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiş olup mahkemenin incelemesine konu olan davanın sadece «tefrik» edilip kaldırılan karşı dava olduğu, zira asıl dava hakkında kurulan «hükmün kesinleştiği», bu itibarla mahkemece, asıl dava yönünden bir hüküm kurulmaması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmadığı gibi «yargılama giderleri» hususunda da karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli Armine, Armina ve Armine+Şekil, Armina+Şekil ibareli markalara, davalının "Sarmina" ibareli kullanımlarının «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti ve menine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «maddi tazminat» talebinin kısmen reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından verilen cevapta, lisans bedelinin tecavüzün gerçekleştiği yılın cirosunun %15'i olabileceğinin bildirildiğini, 16.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda lisans bedelinin 5.902.725,03 TL olduğunun bildirildiğini, 27.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise müvekkilinin gerçekleşen cirosunun 49.427.980,34 TL olduğunun, bunun % 15'inin lisans bedeli olarak hükmedilmesinin yerinde olmadığını, ancak davalı «defterlerini» «ibraz» etmediğinden net bir tazminat tutarı hesaplanmasının da mümkün olmadığının ifade edildiğini, tazminatın net olarak tespit edilemediği durumlarda mahkemenin uygun bir tazminata hükmedebileceğini, «ıslah» talepleri dikkate alınarak 100.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep ettiklerini, mahkemenin 5.902,00 TL tazminat miktarı belirlediğini, karşı taraf lehine de bu miktarda vekâlet ücretine hükmedildiğini, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak lisans bedelinin belirlenmesi gerektiğini, 50.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini, 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davadaki kabul ve red oranının tayini, müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen davada da müvekkili lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinin usul …
Davacı vekili 7.12.2016 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» istemini 100.000 TL 'ya yükseltmiştir.
… ı birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu, asıl dava yönünden müvekkilinin tescilli «ticaret unvanını» kullandığını, davacının tanınmışlık iddiasının bir an yerinde olduğu kabul edilse dahi tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, tanınmışlık düzeyinin sektörle sınırlı kaldığını, «ticaret unvanı terkin» edilmedikçe ticaret unvanı kullanımının «haksız rekabet» ve markaya tecavüz teşkil etmeyeceğini, davalının turizm ve taşımacılık alanında herhangi bir faaliyeti bulunmamasına rağmen ARMİNE ismini 39. sınıfta tescil ettir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yediemin · ticaret unvanının terkini · istinaf sebebi · istinaf başvurusunun reddi · ticaret unvanı · maddi ve manevi tazminat · terkin · maddi tazminat
Benzer bu kararda… oglarında, kartvizitlerinde, www.armineturizm. com.tr internet alan adı ve sair emtia ve alanlarda kullanmasının yasaklanmasını, "ARMİNE" ibareli her türlü emtianın «yediemine» konulmasına, davacının tecavüzünün meni ve refine, davalının tecavüz fiillerinin durdurulmasını, "Armine" ibareli her türlü kullanımının engellenmesini, tecavüzün refini ve menini, internet alan adı, «ticaret unvanı», her türlü alan adından "Armine" ibaresinin çıkartılmasına, 556 Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca "Marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre." müvekkilinin yoksun kaldığı kazancın hesaplanarak, şimdilik 1.000TL «maddi tazminatın», 556 sayılı KHK'nın 68 inci maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00 TL itibar tazminatının, 50.000,00 TL manevi tazminatının, ticari avans faiziyle birlikte davalıdan …
… ı birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu, asıl dava yönünden müvekkilinin tescilli «ticaret unvanını» kullandığını, davacının tanınmışlık iddiasının bir an yerinde olduğu kabul edilse dahi tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, tanınmışlık düzeyinin sektörle sınırlı kaldığını, «ticaret unvanı terkin» edilmedikçe ticaret unvanı kullanımının «haksız rekabet» ve markaya tecavüz teşkil etmeyeceğini, davalının turizm ve taşımacılık alanında herhangi bir faaliyeti bulunmamasına rağmen ARMİNE ismini 39. sınıfta tescil ettir …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı vekilinin, davalının müvekkilinin tanınmış ARMİNE markasının ticaret unvanında ve alan adında, tabelasında kullanılmasının müvekkilinin markasına tecavüz teşkil ettiğini beyanla, «ticaret unvanının» terkinini, markaya tecavüzün tespiti, meni ve refi, «maddi, manevi tazminat» ile itibar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ve unvan «terkini» taleplerinin kabulüne, alan adlarından ARMİNE ibaresinin çıkartılmasına, 5.902,00 TL «maddi tazminatın», 10.000,00 TL manevi tazminatın ve 10.000,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine, birleşen davada Anayasa Mah …
-
Tasarıma Tecavüzün Önlenmesi ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4090 E. 2024/356 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil tespiti · tescilsiz tasarım · bayilik sözleşmesi · denetime elverişlilik · uyuşmazlık konusu · ihtar · ticari defter · ayırt edicilik
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «uyuşmazlık konusu» tasarımın genel görünüm itibariyle müvekkili tasarımı ile ortak özelliklerinin daha fazla olması nedeniyle bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunun kabulü gerektiğini, davadan önce «delil tespiti» dosyasında alınan bilirkişi raporunda da aynı hususların tespit edildiğini, tescile konu olamayacak ve ayırt edici niteliği haiz olmayan renk, ... aksesuar gibi özelliklerle bilgilenmiş kullanıcı gözünde davalı ürünlerinin farklı olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde bulunmadığını, birbiriyle kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesinin gerektiğini, öte yandan davalıların dava konusu ürünü müvekkili tasarımından önce kamuya arz ettiklerinden bahisle «tescilsiz tasarım» hakkına sahip olduğu değerlendirilmesinin hatalı ve eksik bulunduğunu, kötü niyetli olan davalı tarafın müvekkili firmanın tasarımından yararlanarak, ayırt edici özelliği bulunmayan ve genel görünüm itibarıyla uyuşmazlık konusu tasarımı kopyalayarak, başvuru veya rüçhan tarihinden önce on iki ay içinde tasarımı kamuya sunmuş olmasının tasarımın yeniliğini etkilemeyeceğini, kaldı ki müvekkiline ait «ticari defter» ve kayıtlar incelendiğinde müvekkilinin hak sahibi olarak tescil tarihinden on iki ay içinde tasarımı kamuya sunduğunu, süresi içerisinde de ... tasarımını tescil …
… üvekkilinin perakende tekstil ürünleri satışı ile iştigal ettiğini, müvekkili ile Türkiye'nin kendi alanında en önde gelen firması diğer davalı Armine A.Ş. arasında «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, söz konusu sözleşme gereği müvekkilinin davaya konu “armine” markalı ürünleri Armine’den tedarik ... perakende olarak mağazasında sattığını, müvekkilinin her bir tekstil ürününün Armine’nin «tescilli tasarım» ürünü olup olmadığını araştırması ve bilmesinin mümkün bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete ürünün tasarımının kendisine ait olduğuna dair herhangi bir şekilde «ihtar» vb. şekilde bir uyarıda da bulunulmadığından müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminat talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… a üretip satılan dava konusu ürünün davacıya ait tasarımdan belirgin şekilde farklı olduğu hususlarının tespit edildiği, anılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» bulunduğu, her ne kadar tespit dosyasında alınan tespit raporunda, davalıya ait dava konusu ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimin davacıya ait 2018/02539-15 sayılı tasarım tescili ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu belirlenmiş ise de bu raporda tasarımların sadece ortak ve farklı özellikleri tespit edilerek ortak özelliklerinin sayısının daha fazla olması nedeniyle tasarımların benzer olduğu sonucuna ulaşıldığı, bahsi geçen raporun dava konusu üründe tespit edilen farklılıkların tasarımın bütününe nazaran bilgilenmiş kullanıcı gözünde «ayırt ediciliği» sağlamaya yetip yetmediği hususunda herhangi bir değerlendirme ve gerekçe içermemesi nedeniyle anılan raporun hüküm kurmaya yeterli bulunmadığı, bu itibarla mahkemece alınan bilirkişi raporunun farklı sonuca ulaşmasının da iki rapor arasında çelişki yaratmadığı, diğer taraftan davalıya ait dava konusu ürünlerin davacının «tescilli tasarımdan» farklı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacıya ait tasarıma konu ürünün davacı tarafça daha önce kamuya sunulup sunulmadığının tartışılmasının sonuca etkili b …
… davadan önce Armine Ankamall Şubesi'nden 18.08.2018 tarihinde ihlale konu tasarımın satın alındığını, bu tasarımın "8Y9429" koduyla satıldığını, yine dava öncesinde «delil tespiti» yaptırıldığını, tespit sonucu alınan bilirkişi raporunda davalıların sattığı ürünlerin müvekkili şirketin «tescilli tasarımına» benzer özellikler taşıdığının ve bilinçli tüketicinin gözünde ayırt edilemeyeceği hususlarının tespit edildiğini, davalıların müvekkili şirket ile aynı alanda faal …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4923 E. , 2024/2516 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/979 Esas, 2022/521 Karar
Ticaret ve Tekstil San. Ltd. Şti.) vekili Avukat ...
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/1 E., 2019/416 K.
Taraflar arasındaki hükümsüzlük, haksız rekabetin ve muarazanın tespiti ve meni davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin özellikle giyim-tekstil sektörü olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkili adına tescilli "ARMİNE" markasının tanınmış olduğunu, “ARMİNE” markasının yanı sıra “armin”, “armina”, “sarmina” ve “sarmine” ibareli marka tescillerinin de bulunduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki hukuki ihtilafın 2011 yılından beri devam ettiğini, davalının “sarmina” ibareli marka kullanımının, müvekkilinin markaları ile iltibas oluşturduğunu, taraflar arasında imzalanan protokolde, davalı tarafın “sarmina” ibaresini kullanmasının marka tecavüzü oluşturduğunu kabul ettiğini ve bu ibareyi kullanmama taahhüdünde bulunduğunu, davacının tescilsiz “sarmina” ibareli marka kullanımının ve kesinleşen mahkeme kararlarına rağmen sürekli marka tescil başvurusunda bulunmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin ve muarazanın tespitine ve menine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davalı adına tescilli 2013/108107, 2013/108074 ve 2012/84610 sayılı markaların hükümsüzlüğünü istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-karşı davalıya ait markalardan 2013/108107 sayılı "the sarmina" markası ve 2013/108074 sayılı "Sarmina" ibareli marka arasında emtia benzerliği gerçekleşmemekle birlikte görsel ve işitsel benzerliğin gerçekleştiği, ancak taraf markalarının mal ve hizmetleri aynı ya da benzer olmadığından hükümsüzlük talep edilemeyeceği, davacı-karşı davalıya ait markalardan 2012/84610 sayılı "SRMN" ibareli marka ile davalı-karşı davacıya ait 106088 sayılı "Sarmina" markası arasında her ne kadar mal ve hizmet benzerliği gerçekleşmiş olsa da markalar görsel, anlamsal ve şekil benzerliğinin gerçekleşmediği, bu nedenle hükümsüzlük davası bakımından 8/1-b anlamında karıştırılma imkanının bulunmadığı gerekçeleriyle asıl davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına ilişkin karara karşı kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşmiş olduğundan, yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın davacı adına tescilli Armine, Armina ve Armine + Şekil, Armina+Şekil ibareli markaların davalının "Sarmina" ibareli kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve men'ine ilişkin karara karşı kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karşı davacının diğer tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin “ARMİNE” ibaresini ilk kez 1992 yılında tescil ettirdiğini, “ARMİNE” ibaresinin tüm sınıflarda, onlarca değişik şekil ve ibare ile birlikte müvekkili adına tescilli olmasının yanı sıra, bu ibarenin müvekkili adına yurt dışında da tescilli olduğunu, davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, ...'ın, müvekkilinin hukuki girişimleri karşısında, “SARMİNA” ibaresini kullanarak müvekkilinin markalarına tecavüz ettiğini kabul ettiğini ve 02.03.2013 tarihli protokolü imzaladığını, davacının sürekli olarak “sarmina” ibaresi yanına bir şekil ekleyip, marka tescil müracaatları yaptığını, mahkeme kararının evvela Ankara BAM 20. Hukuk Dairesinin 2018/1909 E.
ve 2018/1191 K. sayılı ilamına aykırı bulunduğunu, hükümsüzlük davasının kabulünün gerektiğini, somut olayda kötü niyetli marka tescili gerçekleştiğini, muarazanın meni talebinin reddinin hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkili üzerine yargılama gideri ve harç tahmilinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, asıl davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, açılmamış sayılmasına karar verilen asıl dava yönünden, davalı konumdaki müvekkili aleyhine yargılama giderine, harca ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, karşı dava masraflarının müvekkili tarafından yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ...'a ait markalardan 2013/108107 sayılı "the sarmina" markası ve 2013/108074 sayılı "Sarmina" ibareli marka yönünden taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerliğin bulunmasına rağmen taraf markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı ya da benzer olmadığı, davalı ...'a ait markalardan 2012/84610 sayılı "SRMN" ibareli marka ile davacıya ait 106088 sayılı "Sarmina" markası arasında mal ve hizmet benzerliği gerçekleşmiş olsa da markalar arasında görsel, anlamsal ve şekil benzerliğinin gerçekleşmediği, bu nedenle hükümsüzlük davası bakımından karıştırılma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında kötü niyetin bulunduğu yönünde yeterli ispat olmadığı, ayrıca benzer bulunmayan marka başvurusu yönünden kötü niyetli başvurudan söz edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurularının esas yönünden reddine;
ancak, ilk derece mahkemesinin 13.07.2017 tarih ve 2016/66 E., 2017/353 K. sayılı kararı, Dairenin 08.11.2018 tarih ve 2018/462 E., 2018/1172 K. sayılı ilamıyla kaldırılmış ve davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiş olup mahkemenin incelemesine konu olan davanın sadece tefrik edilip kaldırılan karşı dava olduğu, zira asıl dava hakkında kurulan hükmün kesinleştiği, bu itibarla mahkemece, asıl dava yönünden bir hüküm kurulmaması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmadığı gibi yargılama giderleri hususunda da karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli Armine, Armina ve Armine+Şekil, Armina+Şekil ibareli markalara, davalının "Sarmina" ibareli kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve menine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespit ve meni ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051525800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz