6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi sigortasında azami vade süresini aşan satışlar teminat dışıdır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/380 E. 2024/2317 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Kredi sigortası poliçesinde teminat kapsamındaki satışlar için azami kredi süresi açıkça gösterilmiş ve belirli müşteriler için farklı (daha uzun) süreler ayrıca kararlaştırılmışsa, azami kredi süresine ilişkin hüküm müzakere edilmiş sayılır; genel işlem koşulu olarak geçersiz sayılamaz ve bu husus yönünden bilgilendirme yükümlülüğünün ihlalinden söz edilemez. Süre poliçede açık biçimde yazılı olduğundan sigortalı lehine yorumla teminat kapsamı genişletilemez; azami vadeyi aşan satışlardan ve poliçe süresi dışında düzenlenen faturalardan doğan taleplerde sigortacının ödeme yükümlülüğü doğmaz. Sigortalının kendi işletmesine ait ticari kayıt niteliğindeki faturalarla çelişen sipariş formlarındaki vade, sigortalı yönünden bağlayıcı kabul edilmez.

Ele alınan sorunlar

Tahkikat bitirilmeden sözlü yargılamaya geçildiği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği iddiası → ret

İddia: Davacı, mahkemece tahkikata son verileceği açıklanmadan, sözlü yargılamaya geçilmeden önce taraf beyanları alınmadan yargılamanın bitirildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının karara bağlanmadığını ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bir önceki celsede bir sonraki oturumda sözlü yargılamaya geçileceği açıkça belirtilmiş ve vekâletnamesini yeni sunan davacı vekiline beyanda bulunmak üzere süre verilmişse, izleyen oturumda sözlü yargılama neticesinde hüküm kurulmasında usule aykırılık yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Poliçedeki azami kredi süresi hükmünün genel işlem koşulu olup olmadığı → ret

İddia: Davacı, her poliçede matbu olarak yer alan ve şirkete dikte edilen genel ve özel şartların genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, bu nedenle geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Poliçede teminat kapsamındaki satışların azami kredi süresi 150 gün olan yurt içi satışlar olduğu açıkça gösterilmiş, buna karşılık iki belirli müşteri için azami kredi süresi 180 gün olarak ayrıca kararlaştırılmıştır. Her iki tarafın da tacir olduğu sigorta sözleşmesinde belirli firmalar yönünden daha uzun vadeler teminat altına alındığına göre azami kredi süresine ilişkin hüküm müzakere edilmiş demektir; dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 ila 22 nci madde hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Sigortacının sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiası → ret

İddia: Davacı, kendisine verilen bilgilendirme formunda azami vade uygulamasına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığını, sigortacının sözleşme öncesi yükümlülüklerine uygun davranmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Poliçedeki azami kredi süresi taraflarca tartışılarak kabul edildiğinden, sigortalının bilgisi dâhilinde bulunan bu husus yönünden bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden söz edilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Sipariş formlarında belirtilen vadenin bağlayıcılığı → ret

İddia: Davacı, alıcı ile arasındaki sözleşmede vadenin 150 gün olarak kararlaştırıldığını, mahkemece sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sipariş formları sigortacıya yapılan ilk başvuruda ibraz edilmeyip başvurunun reddi üzerine sunulmuş, ayrıca sipariş formlarından sonraki tarihli faturalar sipariş formlarında belirtilenden daha uzun vadeli düzenlenmiştir. Ticari kayıt niteliğindeki faturalar karşısında sipariş formlarında gösterilen vadenin sigortalı yönünden bağlayıcı olmadığının kabulünde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Poliçe hükümlerinin sigortalı lehine yorumlanması talebi → ret

İddia: Davacı, sigortacının poliçe hükümlerini sigortalı lehine yorumlama yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Poliçede teminat kapsamında kalan satışların süresi açık biçimde gösterilmiş olup yoruma muhtaç bir durum bulunmadığından, sigortalı lehine yorumla daha uzun vadeli satışların poliçe kapsamında kalabileceğinin kabulü mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Azami vadeyi aşan ve poliçe süresi dışında düzenlenen faturalar yönünden sigortacının ödeme yükümlülüğü → ret

İddia: Davacı, azami vade süresine uyulmamasının ne genel şartlarda ne de bilgilendirme formunda teminat dışında kalan haller arasında sayılmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel ve özel şartlarda azami vade süresinden söz edilmiş, poliçede azami vade 150 gün olarak belirlenmiştir. Sigortalı ile alıcı arasındaki satışlarda vade bu süreden uzun olduğundan, ilgili faturalar bakımından sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaz. Poliçe bitiş tarihinden sonra düzenlenen faturalar da teminat dışında kaldığından bunlar yönünden de ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kredi sigortasında azami vade süresine ilişkin poliçe hükmünün genel işlem koşulu sayılıp sayılamayacağı ve açık poliçe hükmünün sigortalı lehine yorumla genişletilemeyeceği yönündeki tespitler emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat ağırlığı doğurur.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi sigortası azami kredi (vade) süresi teminat kapsamı genel işlem koşulu müzakere edilmiş sözleşme hükmü sigortacının sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğü sigortalı lehine yorum hukuki dinlenilme hakkı sözlü yargılama

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 20 ila 22

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sözleşmenin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6179 E. 2014/12851 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3572 E. 2015/10316 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/380 E.  ,  2024/2317 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/232 Esas, 2022/1503 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/1257 E., 2019/338 K.

Taraflar arasındaki sigorta bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.03.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat Abdulkadir Bakır ile davalı vekili Avukat Göksu Zorman dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında kredi sigorta poliçesi akdedildiğini, müvekkilinin mal sattığı firmalardan olan alacaklarının poliçede belirtilen rizikolara karşı teminat altına alındığını, dava dışı şirkete satılan malların fatura bedellerinin vade sonunda ödenmediğini, durumun davalıya bildirildiğini, ancak davalı tarafından faturalarda azami vade süresine uyulmadığından ödeme talebinin reddedildiğini, azami vade süresine uyulmamasının ne genel şartlarda ne de bilgilendirme formunda teminat dışında kalan haller arasında sayılmadığını, davalı ... şirketinin sözleşme öncesi yükümlülüklerine uygun davranmadığını, yapılan işlemlerin Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye Dair Yönetmeliğin 5 ve 7 nci maddelerine aykırı olduğunu, dolayısıyla talebin reddinin poliçeye ve hukuka aykırı olduğunu, her poliçede matbu olarak yer alan ve müvekkili şirkete dikte edilen genel ve özel şartların Borçlar Kanunu'nun 20 nci maddesi gereğince genel işlem koşulu olduğunu, aynı Kanun'un 22 nci maddesi gereğince geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak açtığı iş bu davada 50.000,00 TL hasar tazminatının ihbar tarihi olan 04.02.2015 tarihinden ticari reeskont faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile talebini 490.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından talepte bulunulan 8 adet faturadan bir tanesinin teminat kapsamında kaldığını ve davacıya ödeme yapıldığını, kalan faturalardan ikisinin poliçe süresinden sonra düzenlendiği için poliçe teminatı kapsamında olmadığını, diğer faturalarda ise 150 günü aşacak şekilde vade kararlaştırılması nedeniyle ödeme talebinin reddedildiğini, poliçe kapsamına alınan faturalardaki azami vade süresi ve sigorta başlangıç ve bitiş tarihlerinin poliçede tartışmaya yer verilmeyecek şekilde belirlendiğini, davacının alıcı ile yaptığını iddia ettiği vadenin 150 gün olarak kararlaştırıldığına dair sözleşmenin kötü niyetli olarak sonradan üretildiğinin düşünüldüğünü, davacının müvekkili sigorta şirketinin sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğüne uygun davranmadığı yönündeki iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.11.2014 tarihli 149.792,00 TL bedelli;

20. 11.2014 tarihli 41.288,70 TL bedelli, 03.01.2015 tarihli 169.723,74 TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 139.735,11 TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 44.226,00 TL bedelli faturaların vade tarihinin 150 günden fazla olduğu, 05.02.2015 tarihli 181.089,30 TL bedelli ve 06.02.2015 tarihli 19.578,48 TL bedelli faturaların ise poliçe bitiş tarihi 01.02.2015 tarihinden sonra düzenlendiği, poliçe şartlarına göre azami 150 günlük süreyi aşan vadeli satışlardan kaynaklanan taleplerin teminat kapsamında olmadığı, yine poliçenin geçerlilik süresi sonrasında kesilen faturaların da teminat kapsamında kalmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece tahkikatın bittiği belirtilmeden, bilirkişi raporlarına itirazları karara bağlanmadan hüküm verildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını, davalı ... şirketinin tek taraflı olarak belirlediği özel şartlara üstünlük tanındığı, genel şartlarla poliçe özel şartlarındaki hükümler arasında çelişki bulunup bulunmadığı, emredici düzenlemelere aykırı olup olmadığı hususlarının incelenmediğini, müvekkili ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmede vade 150 gün olarak kararlaştırılmasına rağmen mahkemece sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını, müvekkiline verilen bilgilendirme formunda azami vade uygulaması ile ilgili herhangi bir açıklama bulunmadığını, Genel Şartların A.7.1.8 maddesinden azami vade süresine uyulmaması halinde tüm hasar tazminatının reddedileceğine dair bir anlam çıkarılamayacağını, kaldı ki vade süresinin 150 günden fazla olmasının rizikonun ağırlaştırıldığı sonucuna varılması halinde 6102 sayılı Kanun 'un 1445 nci maddesi uyarınca ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılabileceğini, yine anılan Kanun'un 1452 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı şirketin poliçe hükümlerini sigortalı lehine yorumlama yükümlülüğü bulunduğunu, müzakere neticesi olmayan hükümler içermesi nedeniyle sigorta sözleşmesinin genel işlem koşullarına ilişkin hükümler bakımından değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin zararda kusurlu olduğunun kabul edilmesi halinde bile tazminatta kusur oranında indirim yapılarak ödemeye karar verilmesi gerektiğini, emredici kanun hükümleri ve genel şartları ile çelişen poliçe özel şartlarına dayalı verilen kararın haksız olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, Mahkemece tahkikata son verileceği açıklanmadan, sözlü yargılamaya geçilmesinden önce taraf beyanları alınmadan yargılamanın bitirildiği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de, Mahkemece 28.02.2019 tarihli celsede bir sonraki celse sözlü yargılamaya geçileceğinin belirtilmesi ve vekaletnamesini yeni sunan davacı vekiline beyanda bulunmak üzere süre verilmesi karşısında 04.04.2019 tarihli oturumda sözlü yargılama neticesinde hüküm tesisinde usule aykırılık bulunmadığı, taraflar arasındaki poliçede; poliçe teminatı kapsamındaki satışların azami kredi süresi 150 gün olan yurt içi satışlar olduğunun açıkça gösterildiği, davacının müşterilerinden Gülanteks ...Ltd.

Şti ve Sarteks ...Ltd.Şti. için ise azami kredi süresinin 180 gün olacağının kararlaştırıldığı, her iki tarafın da tacir olduğu sigorta sözleşmesinde bahsi geçen iki firma yönünden daha uzun vadeler teminat altına alındığına göre azami kredi süresi ile ilgili bu hükmün müzakere edildiği, dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 ila 22 nci madde hükümlerine aykırılık bulunmadığı, poliçedeki azami kredi süresi taraflarca tartışılarak kabul edildiğinden davacının bilgisi dahilinde bulunan bu husus için bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğine yönelik istinaf nedenlerinin de yerinde olmadığı, dava dışı Nevzat Triko ...A.Ş. firması tarafından düzenlenen sipariş formlarının davacı tarafından davalı ...

şirketine yapılan ilk başvuruda ibraz edilmediği, ilk başvurunun reddedilmesi üzerine sunulduğu, sipariş formlarından daha sonraki tarihli olan faturaların ise sipariş formalarında belirtilenden daha uzun vadeli olduğu nazara alındığında ticari kayıt niteliğindeki faturalar karşısında sipariş formalarında belirtilen vadenin davacı ... şirketi yönünden bağlayıcı olmadığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, poliçede teminat kapsamında kalan satışların süresi açık bir şekilde gösterilmiş olup yoruma muhtaç bir durum bulunmadığından sigortalı lehine yorumla daha uzun vadeli satışların poliçe kapsamında kalabileceğinin kabulünün de mümkün olmadığı, genel ve özel şartlarda azami vade süresinden bahsedildiği, davacı ile dava dışı alıcı arasındaki sözleşmede azami vadenin 150 günden fazla olduğu ve poliçede ise azami vadenin 150 gün olarak belirlendiği, bu nedenle davalının sigorta poliçesi kapsamında ihtilafa konu 19.11.2014 tarihli 149.792,00 TL bedelli;

20. 11.2014 tarihli 41.288,70 TL bedelli, 03.01.2015 tarihli 169.723,74 TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 139.735,11 TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 44.226,00 TL bedelli faturalarla ilgili sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, davaya konu 05.02.2015 tarihli 181.089,30 TL bedelli ve 06.02.2015 tarihli 19.578,48 TL bedelli faturaların ise poliçe bitiş tarihi 01.02.2015 tarihinden sonra düzenlendiği, davalı ... şirketinin poliçe teminatı dışında olan bu faturaları da ödeme yükümlülüğünün olmadığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051460400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/232 E. 2022/1503 K.

Kredi sigortasında azami vade süresini aşan faturalar teminat kapsamı dışıdır

Gerekçe özeti

Kredi sigortası poliçesinde teminat kapsamındaki satışlar için azami vade süresi açıkça belirlenmişse ve bu süre taraflarca müzakere edilerek kabul edilmişse, bu hükmün genel işlem koşulu sayılarak geçersiz kılınması mümkün değildir; azami vade süresini aşan vadeyle düzenlenen faturalar ile poliçe süresi bittikten sonra düzenlenen faturalar sigorta teminatı kapsamı dışında kalır ve bu faturalara ilişkin tazminat talepleri reddedilir. Sigortalının dava dışı alıcı ile yaptığı sözleşmede daha kısa bir vade kararlaştırılmış olsa da, bu husus sigorta şirketine önceden bildirilmemişse ve fiilen daha uzun vadeli faturalar düzenlenmişse, ticari kayıt niteliğindeki faturalar esas alınır; sözleşmedeki vade sigorta şirketi yönünden bağlayıcı sayılmaz.

Emsal değeri

Kredi sigortası poliçelerinde azami vade süresinin taraflarca müzakere edilerek kabul edildiğinin kabulü ve bu sürenin genel işlem koşulu sayılmayacağı yönündeki değerlendirme, benzer kredi sigortası uyuşmazlıklarında emsal niteliği taşımaktadır; kararda bu yönde Yargıtay 11. HD'nin iki kararına da atıf yapılmıştır.

Kavramlar: kredi sigortası azami vade süresi genel işlem koşulu sigortalı lehine yorum ilkesi hukuki dinlenilme hakkı poliçe genel ve özel şartları

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/232

KARAR NO 2022/1503

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/04/2019

NUMARASI 2015/1257 Esas - 2019/338 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/10/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı sigorta şirketi arasında ... nolu kredi sigortasının akdedildiğini, poliçe kapsamında müvekkilinin mal sattığı firmalardan olan alacaklarının poliçede belirtilen rizikolara karşı teminat altına alındığını, müvekkili ile dava dışı ...Ltd. Şti. arasında yıllara dayanan bir ticari ilişkisi olduğunu, müvekkilinin bu şirket ile olan ticari ilişkisinin bahse konu sözleşme ile sigortalandığını,ticari ilişkinin iş bu poliçe döneminde de devam ettiğini, ancak poliçe başlangıcından sonra yapılan sevkiyatlarda fatura bedellerinin vade sonunda ödenmediğini, bu durumun davalı sigorta şirketine hemen bildirildiğini, ancak davalı tarafından faturalarda azami vade süresine uyulmadığından ödeme talebinin reddedildiğini, azami vade süresine uyulmamasının ne genel şartlarda ne de bilgilendirme formunda teminat dışı kalan haller arasında sayılmadığını, talebin reddinin poliçeye ve hukuka aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketinin sözleşme öncesi yükümlülüklerine uygun davranmadığını, yapılan işlemlerin Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye Dair Yönetmeliğin 5 ve 7.

maddelerine aykırı olduğunu, ilgili maddeler gereğince müvekkili şirketin zararının karşılanması gerektiğini, matbu olarak her poliçede yer alan ve müvekkil şirkete dikte edilen genel ve özel şartların Borçlar Kanunu'nun 20.maddesi gereğince genel işlem koşulu olduğunu, aynı Kanun'un 22. maddesi gereğince geçersiz olduğunu, bu metinlerde yer alan hususların TTK'nın emredici hükümlerine aykırı bulunduğunu beyan ederek 50.000-TL hasar tazminatının ihbar tarihi olan 04/02/2015 tarihinden ticari reeskont faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafından talepte bulunulan 8 adet faturadan sadece belirtilen 1 adet faturanın 150 günlük azami vade süresini aşmadığını ve sigorta süresi içinde düzenlendiğinden bu fatura ile ilgili davacı şirkete 17.346,70-TL ödeme yapıldığını, davacı ile müvekkili arasında düzenlenen sigorta başlangıç tarihinin 01/04/2014 ve bitiş tarihinin ise 01/02/2015 olduğunu, davacı tarafından talep edilen 2 adet faturanın sigorta bitiş tarihinden sonra düzenlendiğinden müvekkili tarafından reddedildiğini, diğer 5 adet faturada ise poliçede belirlenmiş azami vade süresi olan 150 günü aşacak şekilde vade kararlaştırılması nedeniyle reddedildiğini, poliçe kapsamına alınan faturalardaki azami vade süresi ve sigorta başlangıç ve bitiş tarihlerinin poliçede tartışmaya yer verilmeyecek şekilde belirlendiğini, davacının iddialarının hukuka aykırı ve gerçek dışı olduğunu, davacının dilekçesinde sunduğu alıcı ile yaptığını iddia ettiği sözleşmenin, kötü niyetli olarak sonradan üretildiğini düşündüklerinden kabul etmediklerini, davacının müvekkili sigorta şirketinin sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğüne uygun davranmadığı yönündeki iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının TTK hükümleri gereği basiretli bir tacir olup sigorta genel şartları ve poliçe özel şartlarının genel işlem koşulu olduğu gerekçesiyle geçersizliğini iddia etmesinin hukuken mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, 19.11.2014 tarihli 149.792-TL bedelli;

20. 11.2014 tarihli 41.288,70-TL bedelli, 03.01.2015 tarihli 169.723,74-TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 139.735,11-TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 44.226-TL bedelli faturaların vade tarihinin 150 günden fazla olduğu, 05.02.2015 tarihli 181.089,30-TL bedelli ve 06.02.2015 tarihli 19.578,48-TL bedelli faturaların ise poliçe bitiş tarihi 01.02.2015 tarihinden sonra düzenlendiği, poliçe şartlarına göre azami 150 günlük süreyi aşan vadeli satışlardan kaynaklanan taleplerin teminat kapsamında olmadığı,yine poliçenin geçerlilik süresi sonrasında kesilen faturaların da teminat kapsamında kalmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; mahkemece tahkikatın bittiği belirtilmeden, bilirkişi raporlarına itirazların karara bağlanmadan hüküm verildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazların karşılanmadığını, TTK ve TBK'daki, sigorta genel şartlarındaki, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik'deki emredici düzenlemelere rağmen davalı sigorta şirketinin tek taraflı olarak belirlediği özel şartlara üstünlük tanındığı, genel şartlarla poliçe özel şartlarındaki hükümler arasında çelişki bulunup bulunmadığı, emredici düzenlemelere aykırı olup olmadığı hususları incelenmeden taleplerin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede vadenin 150 gün olarak kararlaştırılmasına rağmen mahkemece sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını, müvekkiline verilen bilgilendirme formunda azami vade uygulaması ile ilgili herhangi bir açıklama bulunmadığını, Genel Şartların A.7.1.8 maddesinden azami vade süresine uyulmaması halinde tüm hasar tazminatının reddedileceğine dair bir anlam çıkarılamayacağını, kaldı ki vade süresinin 150 günden fazla olmasının rizikonun ağırlaştırıldığı sonucuna varılması halinde TTK m.1445 uyarınca tazminattan ihmalin derecesine göre indirim yapılabileceğini, TTK m.1452/3 uyarınca davalı şirketin poliçe hükümlerini sigortalı lehine yorumlama yükümlülüğü bulunduğunu, müzakere neticesi olmayan hükümler içermesi nedeniyle tacirler arasında kurulan bu sözleşme niteliğindeki kredi sigortasına da TBK'daki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini, poliçe özel şartlarında istisna hallerini muğlak ifadelerle düzenleyen 1.2.3/ii ve ix hükmündeki durumların genel şartların A.7.1.8 maddesine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, TTK'nın 1448.

maddesi, 5684 sayılı kanunun 11. maddesi ve Hazine Müsteşarlığının 2008/7 sayılı genelgesinin birlikte değerlendirilmesinde müvekkilinin zararlarda kusurlu olduğunun kabul edilmesi halinde bile tazminatta kusur oranında indirim yapılarak ödemeye karar verilmesi gerektiğini,emredici kanun hükümleri ve genel şartları ile çelişen poliçe özel şartlarına dayalı verilen kararın haksız olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı azami vade süresine uyulmamasının genel şartlarda ve bilgilendirme formunda teminat dışı kalan haller arasında sayılmadığını, poliçede yer alan muğlak ifadelerin sigortalı lehine değerlendirilmesi gerektiği, bilgilenmeye ilişkin emredici hükümlerle TTK ve TBK'da yer alan emredici düzenlemeler karşısında poliçedeki muğlak hükümlerin uygulanmasının haksız olduğunu, genel işlem şartı niteliğindeki sözleşme şartlarının da TBK m.22 gereğince geçersiz olduğunu belirterek vadesi içerisinde ödenmeyen 7 adet fatura bedeli nedeniyle gerçekleşen riziko neticesi oluşan hasarın poliçe kapsamında tazmini için iş bu davayı açmıştır. Taraflar arasındaki "Kredili Sigorta Poliçesi" ile davacının cari hesaptan kaynaklanan satışları 01/02/2014 ile 01/02/2015 tarihleri arasında davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmıştır.

Poliçede teminatın Türkiye'deki satışları kapsadığı, teminat oranının yurt içi satışlar %90 (KDV Dahil), Prim oranının ciro üzerinden % 0,42 olduğu, azami kredi süresinin yurt içi satışlar için 150 gün, ...LTD.Şti ve ... ...LTD.Şti. için 180 olacağı, azami sürenin satılan mal ve hizmetin fatura tanzim tarihinden itibaren başlayacağı kararlaştırılmıştır. Davacı tarafça, mahkemece tahkikata son verileceği açıklanmadan, sözlü yargılamaya geçilmesinden önce taraf beyanları alınmadan yargılamanın bitirildiği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de, mahkemece 28/02/2019 tarihli celsede bir sonraki celse sözlü yargılamaya geçileceğinin belirtilmesi ve vekaletnamesini yeni sunan davacı vekiline beyanda bulunmak üzere süre verilmesi karşısında 04/04/2019 oturumda sözlü yargılama neticesinde hüküm tesisinde usule aykırılık bulunmadığını kabul etmek gerektiğinden davacı vekilinin bu hususta ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Davacı, genel işlem koşulu niteliğindeki poliçe şartlarının TBK m.20-22 uyarınca geçersiz olduğunu ileri sürmektedir. TBK'nın 20. maddesi gereğince bir sözleşmenin hükümlerinin genel işlem koşulları olarak kabul edilebilmesi için; sözleşme hükmü olması, önceden tek taraflı olarak hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmesi ve belirtilen nitelikteki sözleşme hükümlerinin kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerekir. Aynı yasanın 21. maddesinde ise, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlı olduğu, aksi takdirde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağı, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşullarının da yazılmamış sayılacağı düzenlenmiştir.

Taraflar arasındaki poliçede; poliçe teminatı kapsamındaki satışların azami kredi süresi 150 gün olan yurt içi satışlar olduğu açıkça gösterilmiştir. Davacının müşterilerinden ...Ltd. Şti ve ...Ltd.Şti. için ise azami kredi süresinin 180 gün olacağı kararlaştırılmıştır. Her iki tarafın da tacir olduğu sigorta sözleşmesinde bahsi geçen iki firma yönünden daha uzun vadeler teminat altına alındığına göre azami kredi süresi ile ilgili bu hükmün müzakere edildiği dolayısıyla TBK m.20-22 hükümlerine aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bunun dışında poliçedeki azami kredi süresi taraflarca tartışılarak kabul edildiğinden davacının bilgisi dahilinde bulunan bu husus için bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Diğer taraftan davacı taraf, dava dışı ... Konf. Teks. A.Ş.’ye kesilen faturalarda 150 günü aşkın bir vade süresi belirlenmiş olmasına rağmen dava dışı şirket ile aralarında yapmış oldukları sözleşmede vade süresinin 150 gün olduğunu iddia etmektedir. Buna ilişkin dava dışı ...A.Ş. Firması tarafından düzenlenen 12/11/2014 ve 25/12/2014 tarihli sipariş formları ibraz edilmiştir. Bahse konu sipariş formları, davacı tarafından davalı sigorta şirketine yapılan ilk başvuruda ibraz edilmemiş olup, ilk başvurunun reddedilmesi üzerine 05/06/2015 tarihinde sunulmuştur. Sipariş formlarından daha sonraki tarihli olan faturaların ise sipariş formalarında belirtilenden daha uzun vadeli olduğu nazara alındığında ticari kayıt niteliğindeki faturalar karşısında sipariş formalarında belirtilen vadenin davacı sigorta şirketi yönünden bağlayıcı olmadığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bunun dışında davalı tarafından düzenlenen poliçede, teminat kapsamında kalan satışların süresi açık bir şekilde gösterilmiş olup yoruma muhtaç bir durum bulunmadığından sigortalı lehine yorumla daha uzun vadeli satışların poliçe kapsamında kalabileceğinin kabulü de mümkün değildir. Davacı tarafça; poliçe özel şartlarının, kredi sigortası genel şartlarına aykırı olduğu, genel şartlarda teminat dışı kalan haller arasında azami vade süresinin öngörülmediği, kanuna ve genel şartlara aykırı olarak sigortalı aleyhine özel şartlara hüküm konulamayacağını ileri sürmektedir. Genel Şartların "Sigorta Sözleşmesinin Kapsamı" başlıklı A.3 maddesinde, "Teminat, sigortalının muhtelif alıcılarla yaptığı sözleşmelere göre faturalandırılan ve bedeli özel şartlarda belirlenen azami vade süresi içinde ödenmesi kararlaştırılan mal ve hizmet satışlarına uygulanır.

Aksi kararlaştırılmadıkça, sigortalı ile alıcılar arasında düzenlenen satış sözleşmelerine göre yapılan tüm satışların sigorta kapsamında bulunması esastır. Sigortalı bu amaçla, söz konusu satış sözleşmeleriyle ortaya çıkan cirosunu özel şartlarda belirlenen usullere göre sigortacıya beyan eder." şeklindedir. Bahsi geçen düzenlemeden de anlaşılacağı üzere teminatın ''sigortalının muhtelif alıcılarla yaptığı sözleşmeye göre faturalandırılan ve bedeli özel şartlarla belirlenen azami vade süresi içinde ödenmesi kararlaştırılan mal ve hizmet satışlarına uygulanacağı'' belirlenmiştir. Davacı ile dava dışı alıcı arasındaki sözleşmede azami vadenin 150 günden fazla olduğu ve poliçede ise azami vadenin 150 gün olarak belirlendiği, bu nedenle davalının sigorta poliçesi kapsamında ihtilafa konu 19.11.2014 tarihli 149.792-TL bedelli;

20. 11.2014 tarihli 41.288,70-TL bedelli, 03.01.2015 tarihli 169.723,74-TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 139.735,11-TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 44.226-TL bedelli faturalarla ilgili sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı anlaşılmaktadır (Yargıtay 11. HD. 30/09/2014 tarihli, 2013/13554 E. 2014/14913 K.; 13/04/2022 tarihli, 2020/5821 E. 2022/2994 K. Sayılı ilamları aynı yöndedir.). Davaya konu 05.02.2015 tarihli 181.089,30-TL bedelli ve 06.02.2015 tarihli 19.578,48-TL bedelli faturaların ise poliçe bitiş tarihi 01.02.2015 tarihinden sonra düzenlendiği, davalı sigorta şirketinin poliçe teminatı dışında olan bu faturaları da ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/10/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.