Kredi sigortasında azami vade süresini aşan satışlar teminat dışıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/380 E. 2024/2317 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kredi sigortası poliçesinde teminat kapsamındaki satışlar için azami kredi süresi açıkça gösterilmiş ve belirli müşteriler için farklı (daha uzun) süreler ayrıca kararlaştırılmışsa, azami kredi süresine ilişkin hüküm müzakere edilmiş sayılır; genel işlem koşulu olarak geçersiz sayılamaz ve bu husus yönünden bilgilendirme yükümlülüğünün ihlalinden söz edilemez. Süre poliçede açık biçimde yazılı olduğundan sigortalı lehine yorumla teminat kapsamı genişletilemez; azami vadeyi aşan satışlardan ve poliçe süresi dışında düzenlenen faturalardan doğan taleplerde sigortacının ödeme yükümlülüğü doğmaz. Sigortalının kendi işletmesine ait ticari kayıt niteliğindeki faturalarla çelişen sipariş formlarındaki vade, sigortalı yönünden bağlayıcı kabul edilmez.
Ele alınan sorunlar
Tahkikat bitirilmeden sözlü yargılamaya geçildiği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği iddiası → ret
İddia: Davacı, mahkemece tahkikata son verileceği açıklanmadan, sözlü yargılamaya geçilmeden önce taraf beyanları alınmadan yargılamanın bitirildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının karara bağlanmadığını ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bir önceki celsede bir sonraki oturumda sözlü yargılamaya geçileceği açıkça belirtilmiş ve vekâletnamesini yeni sunan davacı vekiline beyanda bulunmak üzere süre verilmişse, izleyen oturumda sözlü yargılama neticesinde hüküm kurulmasında usule aykırılık yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Poliçedeki azami kredi süresi hükmünün genel işlem koşulu olup olmadığı → ret
İddia: Davacı, her poliçede matbu olarak yer alan ve şirkete dikte edilen genel ve özel şartların genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, bu nedenle geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Poliçede teminat kapsamındaki satışların azami kredi süresi 150 gün olan yurt içi satışlar olduğu açıkça gösterilmiş, buna karşılık iki belirli müşteri için azami kredi süresi 180 gün olarak ayrıca kararlaştırılmıştır. Her iki tarafın da tacir olduğu sigorta sözleşmesinde belirli firmalar yönünden daha uzun vadeler teminat altına alındığına göre azami kredi süresine ilişkin hüküm müzakere edilmiş demektir; dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 ila 22 nci madde hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Sigortacının sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiası → ret
İddia: Davacı, kendisine verilen bilgilendirme formunda azami vade uygulamasına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığını, sigortacının sözleşme öncesi yükümlülüklerine uygun davranmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Poliçedeki azami kredi süresi taraflarca tartışılarak kabul edildiğinden, sigortalının bilgisi dâhilinde bulunan bu husus yönünden bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden söz edilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Sipariş formlarında belirtilen vadenin bağlayıcılığı → ret
İddia: Davacı, alıcı ile arasındaki sözleşmede vadenin 150 gün olarak kararlaştırıldığını, mahkemece sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sipariş formları sigortacıya yapılan ilk başvuruda ibraz edilmeyip başvurunun reddi üzerine sunulmuş, ayrıca sipariş formlarından sonraki tarihli faturalar sipariş formlarında belirtilenden daha uzun vadeli düzenlenmiştir. Ticari kayıt niteliğindeki faturalar karşısında sipariş formlarında gösterilen vadenin sigortalı yönünden bağlayıcı olmadığının kabulünde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Poliçe hükümlerinin sigortalı lehine yorumlanması talebi → ret
İddia: Davacı, sigortacının poliçe hükümlerini sigortalı lehine yorumlama yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Poliçede teminat kapsamında kalan satışların süresi açık biçimde gösterilmiş olup yoruma muhtaç bir durum bulunmadığından, sigortalı lehine yorumla daha uzun vadeli satışların poliçe kapsamında kalabileceğinin kabulü mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Azami vadeyi aşan ve poliçe süresi dışında düzenlenen faturalar yönünden sigortacının ödeme yükümlülüğü → ret
İddia: Davacı, azami vade süresine uyulmamasının ne genel şartlarda ne de bilgilendirme formunda teminat dışında kalan haller arasında sayılmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel ve özel şartlarda azami vade süresinden söz edilmiş, poliçede azami vade 150 gün olarak belirlenmiştir. Sigortalı ile alıcı arasındaki satışlarda vade bu süreden uzun olduğundan, ilgili faturalar bakımından sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaz. Poliçe bitiş tarihinden sonra düzenlenen faturalar da teminat dışında kaldığından bunlar yönünden de ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Kredi sigortasında azami vade süresine ilişkin poliçe hükmünün genel işlem koşulu sayılıp sayılamayacağı ve açık poliçe hükmünün sigortalı lehine yorumla genişletilemeyeceği yönündeki tespitler emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat ağırlığı doğurur.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi sigortası↗ azami kredi (vade) süresi↗ teminat kapsamı↗ genel işlem koşulu↗ müzakere edilmiş sözleşme hükmü↗ sigortacının sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğü↗ sigortalı lehine yorum↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ sözlü yargılama↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6179 E. 2014/12851 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30/03/2012 tarihli kararı ile bozulmuş, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulü ile 53.578,27 TL davacı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3572 E. 2015/10316 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücu hakkı · rücuen tahsil · riziko · rücu · sigorta poliçesi · hasar · teminat
Benzer bu kararda… amına göre; davacı tarafça 68248263 nolu poliçenin düzenlendiği, tanzim tarihinin 20.06.2013, başlangıç tarihinin 07.03.2013, bitiş tarihinin ise 30.03.2013 olduğu, «hasarın» 24.04.2013 tarihinde tespit edildiği, buna göre hasar ve «riziko» gerçekleştikten sonra poliçenin oluşturulduğu, hasarın gerçekleşmesinden sonra düzenlenen «sigorta poliçesine» dayanılarak «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «nakliyat sigortasına» dayanılarak «rücuen tahsil» amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, sunulan her iki poliçe değerlendirilerek meydana gelen «hasarın» «teminat» altına alınıp alınmadığının ve davalının sorumlu olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, sadece 68248263 nolu poliçe hükümlerine göre değerlendirme yapılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
E.Sigorta Poliçesi'nin dava konusu taşımayı «teminat» altına almadığını, poliçede gemi isminin farklı gösterildiğini savunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/380 E. , 2024/2317 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/232 Esas, 2022/1503 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1257 E., 2019/338 K.
Taraflar arasındaki sigorta bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.03.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat Abdulkadir Bakır ile davalı vekili Avukat Göksu Zorman dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında kredi sigorta poliçesi akdedildiğini, müvekkilinin mal sattığı firmalardan olan alacaklarının poliçede belirtilen rizikolara karşı teminat altına alındığını, dava dışı şirkete satılan malların fatura bedellerinin vade sonunda ödenmediğini, durumun davalıya bildirildiğini, ancak davalı tarafından faturalarda azami vade süresine uyulmadığından ödeme talebinin reddedildiğini, azami vade süresine uyulmamasının ne genel şartlarda ne de bilgilendirme formunda teminat dışında kalan haller arasında sayılmadığını, davalı ... şirketinin sözleşme öncesi yükümlülüklerine uygun davranmadığını, yapılan işlemlerin Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye Dair Yönetmeliğin 5 ve 7 nci maddelerine aykırı olduğunu, dolayısıyla talebin reddinin poliçeye ve hukuka aykırı olduğunu, her poliçede matbu olarak yer alan ve müvekkili şirkete dikte edilen genel ve özel şartların Borçlar Kanunu'nun 20 nci maddesi gereğince genel işlem koşulu olduğunu, aynı Kanun'un 22 nci maddesi gereğince geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak açtığı iş bu davada 50.000,00 TL hasar tazminatının ihbar tarihi olan 04.02.2015 tarihinden ticari reeskont faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile talebini 490.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından talepte bulunulan 8 adet faturadan bir tanesinin teminat kapsamında kaldığını ve davacıya ödeme yapıldığını, kalan faturalardan ikisinin poliçe süresinden sonra düzenlendiği için poliçe teminatı kapsamında olmadığını, diğer faturalarda ise 150 günü aşacak şekilde vade kararlaştırılması nedeniyle ödeme talebinin reddedildiğini, poliçe kapsamına alınan faturalardaki azami vade süresi ve sigorta başlangıç ve bitiş tarihlerinin poliçede tartışmaya yer verilmeyecek şekilde belirlendiğini, davacının alıcı ile yaptığını iddia ettiği vadenin 150 gün olarak kararlaştırıldığına dair sözleşmenin kötü niyetli olarak sonradan üretildiğinin düşünüldüğünü, davacının müvekkili sigorta şirketinin sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğüne uygun davranmadığı yönündeki iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.11.2014 tarihli 149.792,00 TL bedelli;
20. 11.2014 tarihli 41.288,70 TL bedelli, 03.01.2015 tarihli 169.723,74 TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 139.735,11 TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 44.226,00 TL bedelli faturaların vade tarihinin 150 günden fazla olduğu, 05.02.2015 tarihli 181.089,30 TL bedelli ve 06.02.2015 tarihli 19.578,48 TL bedelli faturaların ise poliçe bitiş tarihi 01.02.2015 tarihinden sonra düzenlendiği, poliçe şartlarına göre azami 150 günlük süreyi aşan vadeli satışlardan kaynaklanan taleplerin teminat kapsamında olmadığı, yine poliçenin geçerlilik süresi sonrasında kesilen faturaların da teminat kapsamında kalmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece tahkikatın bittiği belirtilmeden, bilirkişi raporlarına itirazları karara bağlanmadan hüküm verildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını, davalı ... şirketinin tek taraflı olarak belirlediği özel şartlara üstünlük tanındığı, genel şartlarla poliçe özel şartlarındaki hükümler arasında çelişki bulunup bulunmadığı, emredici düzenlemelere aykırı olup olmadığı hususlarının incelenmediğini, müvekkili ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmede vade 150 gün olarak kararlaştırılmasına rağmen mahkemece sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını, müvekkiline verilen bilgilendirme formunda azami vade uygulaması ile ilgili herhangi bir açıklama bulunmadığını, Genel Şartların A.7.1.8 maddesinden azami vade süresine uyulmaması halinde tüm hasar tazminatının reddedileceğine dair bir anlam çıkarılamayacağını, kaldı ki vade süresinin 150 günden fazla olmasının rizikonun ağırlaştırıldığı sonucuna varılması halinde 6102 sayılı Kanun 'un 1445 nci maddesi uyarınca ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılabileceğini, yine anılan Kanun'un 1452 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı şirketin poliçe hükümlerini sigortalı lehine yorumlama yükümlülüğü bulunduğunu, müzakere neticesi olmayan hükümler içermesi nedeniyle sigorta sözleşmesinin genel işlem koşullarına ilişkin hükümler bakımından değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin zararda kusurlu olduğunun kabul edilmesi halinde bile tazminatta kusur oranında indirim yapılarak ödemeye karar verilmesi gerektiğini, emredici kanun hükümleri ve genel şartları ile çelişen poliçe özel şartlarına dayalı verilen kararın haksız olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, Mahkemece tahkikata son verileceği açıklanmadan, sözlü yargılamaya geçilmesinden önce taraf beyanları alınmadan yargılamanın bitirildiği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de, Mahkemece 28.02.2019 tarihli celsede bir sonraki celse sözlü yargılamaya geçileceğinin belirtilmesi ve vekaletnamesini yeni sunan davacı vekiline beyanda bulunmak üzere süre verilmesi karşısında 04.04.2019 tarihli oturumda sözlü yargılama neticesinde hüküm tesisinde usule aykırılık bulunmadığı, taraflar arasındaki poliçede; poliçe teminatı kapsamındaki satışların azami kredi süresi 150 gün olan yurt içi satışlar olduğunun açıkça gösterildiği, davacının müşterilerinden Gülanteks ...Ltd.
Şti ve Sarteks ...Ltd.Şti. için ise azami kredi süresinin 180 gün olacağının kararlaştırıldığı, her iki tarafın da tacir olduğu sigorta sözleşmesinde bahsi geçen iki firma yönünden daha uzun vadeler teminat altına alındığına göre azami kredi süresi ile ilgili bu hükmün müzakere edildiği, dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 ila 22 nci madde hükümlerine aykırılık bulunmadığı, poliçedeki azami kredi süresi taraflarca tartışılarak kabul edildiğinden davacının bilgisi dahilinde bulunan bu husus için bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğine yönelik istinaf nedenlerinin de yerinde olmadığı, dava dışı Nevzat Triko ...A.Ş. firması tarafından düzenlenen sipariş formlarının davacı tarafından davalı ...
şirketine yapılan ilk başvuruda ibraz edilmediği, ilk başvurunun reddedilmesi üzerine sunulduğu, sipariş formlarından daha sonraki tarihli olan faturaların ise sipariş formalarında belirtilenden daha uzun vadeli olduğu nazara alındığında ticari kayıt niteliğindeki faturalar karşısında sipariş formalarında belirtilen vadenin davacı ... şirketi yönünden bağlayıcı olmadığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, poliçede teminat kapsamında kalan satışların süresi açık bir şekilde gösterilmiş olup yoruma muhtaç bir durum bulunmadığından sigortalı lehine yorumla daha uzun vadeli satışların poliçe kapsamında kalabileceğinin kabulünün de mümkün olmadığı, genel ve özel şartlarda azami vade süresinden bahsedildiği, davacı ile dava dışı alıcı arasındaki sözleşmede azami vadenin 150 günden fazla olduğu ve poliçede ise azami vadenin 150 gün olarak belirlendiği, bu nedenle davalının sigorta poliçesi kapsamında ihtilafa konu 19.11.2014 tarihli 149.792,00 TL bedelli;
20. 11.2014 tarihli 41.288,70 TL bedelli, 03.01.2015 tarihli 169.723,74 TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 139.735,11 TL bedelli, 06.01.2015 tarihli 44.226,00 TL bedelli faturalarla ilgili sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, davaya konu 05.02.2015 tarihli 181.089,30 TL bedelli ve 06.02.2015 tarihli 19.578,48 TL bedelli faturaların ise poliçe bitiş tarihi 01.02.2015 tarihinden sonra düzenlendiği, davalı ... şirketinin poliçe teminatı dışında olan bu faturaları da ödeme yükümlülüğünün olmadığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051460400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz