6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağında yer sınırlaması fiili ticari coğrafyaya göre belirlenir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/366 E. 2024/2318 K. · · İlk derece: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Yönetim kurulu üyeliği ve iş sözleşmesi sona ermiş bir ortaktan, esas sözleşmede öngörülmediği hâlde hisse devrinin şartı olarak alınan, sektördeki firmaların tamamına yakınını kapsayan, bölge sınırlaması içermeyen ve karşı edim öngörülmeyen tek taraflı rekabet etmeme taahhüdü, çalışma hürriyetine aykırı olup aşırıdır. Böyle bir taahhüt bütünüyle geçersiz sayılmak yerine hâkim tarafından kapsam ve süre bakımından sınırlandırılır; ancak yer sınırlaması yapılırken idari il sınırları değil, bölgenin ekonomik yapısı, yerleşim şekli ve illerin ticari yaşamdaki fiili bütünlüğü esas alınmalıdır. Fiilen komşu büyükşehirle bütünleşmiş bir yerleşim söz konusu ise yasağın kapsamı o ili de içerecek biçimde belirlenmelidir.

Ele alınan sorunlar

Aşırı nitelikteki rekabet etmeme taahhüdünde yer sınırlamasının hakkaniyete uygun biçimde belirlenmesi → kabul

İddia: Asıl davada davalılar vekili, taahhütnamedeki firmaların sektörün tamamını kapsamadığını, tarafların özgür iradeleriyle taahhüdü imzaladığını, davacının sıradan bir işçi sayılamayacağını, taahhüdün hisse devir anlaşmasının eki olarak verildiğini, mahkemece yapılan yer sınırlamasının rekabet yasağı sözleşmesini bütünüyle geçersiz kıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 445 inci maddesinde, rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı; hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği düzenlenmiştir. Taahhütname ile davacı, beş yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ekte belirtilen şirketlerle doğrudan veya dolaylı olarak ürün ve hizmet satışında veya teşebbüste bulunmayacağını taahhüt etmiştir. Mahkemenin, taahhüdün çalışma hürriyetini ortadan kaldıracak mahiyette ve uygun olmayan sınırlamalar içerdiği şeklindeki kabulü isabetli ise de, yer sınırlamasındaki aşırılık giderilirken yasağın uygulama yerinin yalnızca bir il sınırıyla belirlenmesi hakkaniyete uygun değildir. Zira işletmenin bulunduğu ilçe, bağlı olduğu ilden ayrı olarak iş hayatında komşu büyükşehirle bitişik, hatta onunla birleşmiş bir konumdadır. Bu durumda bölgenin ekonomik yapısı ve yerleşim şekli ile illerin birbirlerine olan konumu ve ticari yaşamdaki gerçek durum esas alınarak, taahhüdün komşu ili de kapsayacak şekilde sınırlandırılması gerekirken il sınırları idari sınır olmaktan öteye geçmediği hâlde tek il ile sınırlı bir daraltmaya gidilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hisse devrinin şartı olarak verilen rekabet etmeme taahhüdünün aşırılığı ve kısmen geçersizliği → kısmi kabul

İddia: Asıl davada davalılar vekili, davacının kurucu ortak ve deneyimli bir iş insanı olduğunu, taahhüdü işçi sıfatıyla değil hisse devir anlaşmasının eki olarak verdiğini, uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunu kapsamında ele alınmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının yönetim kurulu üyeliği görevi sona ermiş olduğundan anonim şirket yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesi hükmünün bu tarihten sonrası için uygulanması mümkün değildir; iş sözleşmesi de sona erdiğinden uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Anayasa'nın çalışma ve sözleşme hürriyetine ilişkin 48 ve devamı maddelerinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş; 6098 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde sözleşme içeriğinin kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirlenebileceği belirtildikten sonra 27 nci maddede bu serbestinin sınırları gösterilerek kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. Şirket esas sözleşmesinde, ortakların ortaklık sıfatının devamı süresinde veya sona ermesinden sonra şirketle rekabet edemeyeceklerine ya da hisse devrinin rekabet etmeme taahhüdü verilmesine bağlı olduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır; hisse satın alma sözleşmesindeki rekabet etmeme yükümlülüğü ise ortakların şirket üzerinde ortak kontrol yetkisine sahip olmaya devam ettiği süreyle sınırlıdır ve yönetici sıfatı olmayan ortaklar için hüküm içermemektedir. Bu durumda hisse devri için esas sözleşmede öngörülmeyen bir sınırlama getirilmeye çalışılmış, ayrıca taahhüdün doğrudan karşılığını teşkil eden bir edim yüklenildiğine dair bir iddia da bulunmamaktadır. Sektörde faaliyet gösteren firmaların hemen hemen tamamına yakınını kapsayan, herhangi bir bölge sınırlaması bulunmayan beş yıl süreli ve tek taraflı verilen rekabet etmeme taahhüdü, rekabet yasağından ziyade davacının ticari faaliyette bulunmaması sonucunu doğuracak nitelikte olup çalışma hürriyeti ilkesine aykırıdır; tarafların bir sözleşme hükmü veya tek taraflı taahhütle bu özgürlüğün ihlali anlamına gelecek düzenleme yapmaları mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Birleşen davada rekabet yasağına aykırılık nedeniyle tazminat istemi → tartışılmadı

İddia: Birleşen davada davacı şirketler vekili, davalının taahhütnameye aykırı faaliyetlerde bulunduğunu ileri sürerek yoksun kalınan kâr ile hisse devir bedelinden indirim talep etmiştir.

Emsal değeri

Aşırı rekabet yasağının yer bakımından daraltılmasında idari il sınırlarının değil bölgenin fiili ticari ve ekonomik bütünlüğünün esas alınması gerektiği yönündeki tespit bakımından bağlayıcı emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet etmeme taahhüdü rekabet yasağı çalışma ve sözleşme hürriyeti sözleşme özgürlüğünün sınırları kesin hükümsüzlük hâkimin sınırlandırma (daraltma) yetkisi yer, zaman ve iş türü bakımından sınırlama hisse devri yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 266098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 276098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 445 · 6102 sayılı Kanun — TTK 369 · Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 48

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17793 E. 2015/2849 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/366 E.  ,  2024/2318 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/264 Esas, 2022/1672 Karar

DAVACI/BİRLEŞEN DAVADA

DAVALILAR/BİRLEŞEN

DAVADA DAVACILAR 1.Aerosol Valf San. A.Ş.

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/554 E., 2019/1157 K.

Taraflar arasındaki tespit ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar-birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.03.2024 günü hazır bulunan davacı birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile davalılar-birleşen davada davacılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketlerin kurucularından olduğunu, hisse devirleri sonrasında davalı şirketlerde %8.125 oranında hissesi bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirketlerde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktayken, 02.07.2009 tarihinde istifa etmeye zorlandığını ve yerine şirkete o dönemde yeni ortak olan Centragroup Fareva Sas. şirketini temsilen yönetim kurulu üyeleri seçildiğini, aynı zamanda şirkette fiilen çalışmaktayken iş sözleşmesinin 27.06.2012 tarihinde şirket tarafından gerçek dışı gerekçelerle sona erdirildiğini, şirket nezdinde sahip olduğu kalan %8.125 oranındaki hissesini şirket ana sözleşmesinin sermaye ve hisselerin devri başlıklı 6/II.

maddesi uyarınca, diğer şirket ortağı ...'e 15.06.2015 tarihli Hisse Devri Sözleşmesi ile devrettiğini, böylece Coster Aerosol Valf San. A.Ş. ile müvekkili arasındaki ortaklık ilişkisinin resmen sona erdiğini, hisse devrinin imzalandığı 15.06.2015 günü şirket merkezinde hisse devri anlaşması yapılırken müvekkiline davaya konu taahhütnamenin de imzalanması için irade fesadı oluşturacak şekilde baskı ve zorlamalar yapıldığını, müvekkilinin baskılara dayanamayıp taahhütnameyi imzaladığını, davalı şirketlerin ve müvekkilinin iştigal konusu olan Aerosol dolum sanayisinde sözleşmelerin 1 yıllık sürelerle yapılmakta olmasına rağmen taahhütnamede belirtilen 5 yıllık sürenin çok uzun ve kötü niyetle takdir edildiğini, bunun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, söz konusu taahhütnamenin müvekkilinin ekonomik geleceğini ipotek altına alan bir taahhüt olduğunu, rekabet etmemeye ilişkin anlaşmanın ana sözleşmede bulunmadığını, hisse devrinin taahhütname imzalama şartına bağlanmasının da geçersiz olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, rekabet etmeme taahhüdü düzenlenirken yer, zaman ve süre yönünden uygun olmayan sınırlamalar getirilemeyeceğini ileri sürerek 15.06.2015 tarihli rekabet etmeme taahhüdünün hukuka aykırılık nedeniyle butlanla malul ve yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleşen davada davacı şirketler vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in protokol ve taahütname imzalamasına rağman protokol ve taahütnameye aykırı olarak faaliyetlerde bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL yoksun kalınan karın (her iki şirket için 1/2 oranında) taahhütname tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınmasına, 50.000,00 TL hisse devir sözleşmesi bedelinden indirilerek taahhütname tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davacılar vekili asıl davada cevap dilekçesinde; bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, taahhütnamenin geçerli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu butlanı istenen taahhütnamenin ekinde bulunan 115 adet firmayı kapsayan listedeki davacının iş yapamayacağı firmaların, bu sektördeki firmaların tamamına yakınını kapsadığı, bu sebeple davacının iktisadi geleceğini tehlikeye sokacağı kanaatine varıldığı, bu haliyle taahhütnamenin ahlak kurallarına ve kişilik haklarına aykırı olduğu, davaya konu taahhütname başlıklı belgenin zaman, konu ve yer bakımından aşırı olan kısmının makul bir düzeye indirilmesi ve/veya daraltılması gerektiği, bütünüyle geçersiz sayılmaması gerektiği gerekçesiyle davaya konu taahhütnamenin kısmen geçersiz olduğunun tespiti ile; rekabet yasağına ilişkin 5 yıllık sürenin iki yıla indirilmesine, rekabet yasağının uygulama yerinin Kocaeli il sınırları olarak kabulüne, davacının sözleşme ekinde yer alan şirketler listesinde Kocaeli il sınırları içinde ticari sicil kaydı veya şubesi bulunan şirketler ile rekabet yapmamasına, Kocaeli il sınırları dışında kaydı bulunan şirketler ile davacının iş yapmasının rekabet yasağı kapsamında sayılmamasına;

birleşen davada ise davalı Hulisi Çil'in ortağı olduğu dava dışı Aerofa Aerosol Dolum San. Tic. A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtlarına göre; dava konusu taahhütnamede yer aldığı halde 2015 ve 2016 yıllarında çalıştığı bilirkişi heyet raporunun 8.sayfasında belirtilen; Sinyal Elektronik...Ltd.Şti, Rebul Kozmetik AŞ., Tan-Alize ..AŞ, Credo-Capital Production LLC ve Wesley ..LTD. firmalarının olduğu, davalının ortağı olduğu dava dışı bu şirketin, taahhütname ekinde ismi belirtilen bu 5 firma ile 2015 ve 2016 yıllarında çalıştığı, ancak çalışılan bu şirketlerin ticari sicil kayıtlarına göre merkez ve şubelerinin Kocaeli ilinde olmadığı, asıl davada ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere rekabet etmeme taahhüdünün uygulama yeri olarak Kocaeli ili sınırlarının belirlendiği, böylelikle davalının taahhütnameye aykırılığının bulunmadığı, kaldı ki davacı ...

San.A.Ş.'nin, davalı ... ve onun ortağı olduğu şirketlerin kurulduğu 2015 ve 2016 yıllarında satış ve karlılık tutarlarını belirgin bir şekilde arttırdığı, bu doğrultuda şirketin satışlarındaki değişimle doğrudan ilişkilendirilebilecek bir zararının bulunmadığı, davacı ... San.A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtlarından, iş bu davacının 2009-2016 yılları arasında tek müşterisinin diğer davacı şirket olan Coster Aerosol Valf San.A.Ş. olduğu, taahhütnamede yer alan müşterilerle davacının hiçbir dönem çalışmadığı, davacı ... San.A.Ş.'nin taahhütnamenin ekindeki listede belirtilen 115 adet firmanın hiç biriyle 2009 yılından itibaren bir çalışması bulunmadığından davalı ...'in verdiği bir zararın da söz konusu olamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taahhütnamede yer alan firmaların sektördeki firmaların tamamını kapsadığı yönündeki iddiann maddi gerçeğe aykırı olduğunu, bilirkişinin yeterli araştırma yapmadan böyle bir sonuca ulaşmasının doğru olmadığını, sektörde faaliyet gösteren çok sayıda yabancı firmanın da bulunduğunu, listedeki firmaların ise sadece müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği firmalar olduğunu, listenin oluşturulması sırasında geçmişte mal verilen firmaların da eklenmesinin karşılıklı olarak kabul edildiğini, tarafların özgür irade ile bu protokolü ve taahhüdü imzaladığını, davacının müvekkili şirkette çalışan sıradan bir işçi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, sözleşme hükümlerinin TBK kapsamında ele alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının 02.07.2009 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını, davacının şirketin kurucu ortağı olduğunu, 15.06.2015 tarihine kadar şirkette ortaklığı bulunan davacının işçi olarak kabul edilmesinin yerinde olmadığını, davacının bu taahhütnameyi sıradan bir çalışan olarak vermediğini, hisse devir anlaşmasının eki olarak verildiğini, kaldı ki olayda TBK'nın uygulanabileceği kabul edilse dahi TBK m.

445'e göre rekabet yasağı sözleşmelerinin özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağının düzenlendiğini, somut olayda da özel durum ve koşulların gerçekleştiğini, dolayısıyla taahhüt süresinin iki yıla düşürülmesinin kanuna aykırı olduğunu, davalının uzun yıllar sektörde çalışan deyimli iş insanı ve basiretli tacir olduğunu, şirketin işleyişini, sektördeki şirketlerin sayısı ile çalışma alanlarını herkesten iyi bildiğini, davacının taahütnameyi imzalamasından sonra artık bu taahhütnameye uyması gerektiğini, davalının taahhütnamedeki tüm firmaları kontrol ettikten sonra imza attığını, müvekkilinin genellikle İstanbul sınırları içerisinde bulunan firmalarla iş yaptığını, bu nedenle mahkemenin yaptığı yer sınırlamasının rekabet yasağı sözleşmesini bütünüyle geçersiz kıldığını, mahkemece hukuka aykırı olarak yapılan daraltma ile birleşen davalarının reddedildiğini, davacının davasını hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda müvekkili Coster Aerosol şirketinin satışlarının %90'ının mamul satışları başlığı altında valf satışları, likit satışları, aktüatör satışları, kapak satışları, aerosol satışları ve hurda satışlarından oluştuğu belirtilmiş ise de %90'lık kısmın aerosol dolumu, sadece %10 valf satışı olduğunu, bu hususun ticari defterlerinin incelenmesi ile anlaşılabileceğini, bilirkişi raporunda rekabet yasağına aykırılığın neden olduğu zararların hesaplanmadığını, taahhütnamenin ihlali sebebiyle hisse devir bedelinde hangi oranda indirim yapılması gerektiği hususunda bilirkişinin görüşünün alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'in 23.03.2015 tarihli ihbarname ile hissesini şirket ortaklarından ...'e devredeceğini davalı şirkete bildirdiği, şirket ortakları tarafından 15.06.2015 tarihinde bir araya gelerek yapılan protokolde kararlaştırılan diğer hususların yanı sıra davacı ... tarafından diğer ortak ...'e hisse devrinin yapılabilmesi Coster Aerosol Valf A.Ş. tarafından belirlenecek müşterilere yönelik 5 senelik rekabet etmeme taahhüdü verilmesi şartına bağlandığı, davacının davalı şirketlerde 02.07.2009 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, aynı zamanda Coster Aerosol ...A.Ş.'de hizmet akdi ile çalışmakta iken iş sözleşmesine de 27.06.2012 tarihinde son verildiği, devamında davacının davalı şirketlerin yönetiminde görev almadığı, bunun dışında davacının bu tarihten sonra davalı şirketlerde hizmet akdi ile çalıştığına dair bir delil bulunmadığı, davacının yönetim kurulu üyeliği görevinin 02.07.2009 tarihinde sonra ermiş olduğu, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 369 ncu maddesi hükmünün bu tarihten sonrası için uygulanmasının mümkün olmadığı, bunun dışında davacının iş sözleşmesinin de 27.06.2012 tarihinde sona erdiği, o halde;

taraflar arasındaki anılan sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğunun bildirildiği, 6098 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirlenebileceği belirtildikten sonra 27 nci maddede bu serbestinin sınırları gösterilerek kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olacağının düzenlendiği, şirket esas sözleşmesinin 6/II.A maddesinde tüm hisse devirlerinin idare meclisinin onayına tabi olduğu, idare meclisinin esas sözleşmeye uygun olan hisse devirlerini onaylayacağı ve pay defterine kaydedeceğinin düzenlendiği, şirket esas sözleşmesinin incelenmesinde, şirket ortakları ile ilgili gerek ortaklık sıfatının devamı süresinde gerekse ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra şirketle rekabet edemeyeceklerine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, yine şirket esas sözleşmesinde hisse devrinin gerçekleşmesi için rekabet etmemeye yönelik taahhüt verilmesine dair bir hüküm de olmadığı, bunun dışında dava dışı Centragrup Fareva AS şirketinin davacı ...

ve diğer ortaklardan şirketin % 70 hissesini satın alırken akdettikleri 08.04.2009 tarihli hisse satın alma sözleşmesinin 9.3 maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü düzenlenmiş ise de bahsi geçen sözleşme maddesinde rekabet yasağının ortakların şirket üzerinde ortak kontrol yetkisine sahip olmaya devam ettiği sürece geçerli olduğunun kararlaştırıldığı, yönetici sıfatı olmayan ve şirkette görev almayan ortaklarla ilgili herhangi bir hükme yer verilmediği, bu durumda davacının şirket hissesinin diğer ortak ...'e devri için şirket esas sözleşmesinde öngörülmeyen sınırlama getirilmeye çalışıldığı, davalının dayandığı 15.06.2015 tarihli protokole göre davacıya rekabet etmeme taahhüdünün doğrudan karşılığını teşkil eden ödeme yapıldığına, davalı şirketlerin veya diğer ortakların rekabet etmeme taahhüdüne karşılık edim yüklendiklerine dair bir iddia bulunmadığı, sektörde faaliyet gösteren firmaların hemen hemen tamamına yakınını kapsayan, herhangi bir bölge sınırlaması bulunmayan 5 yıl süreli tek taraflı verilen rekabet etmeme taahhüdünün rekabet yasağından ziyade davacının ticari faaliyette bulunmaması sonucunu doğuracak nitelikte olduğu, çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olduğu, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü veya tek taraflı taahhütle bu özgürlüğün ihlali anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmadığı gerekçesi ile asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, rekabet etmeme taahhüdünün geçersizliğinin tespiti; birleşen dava ise rekabet etmeme taahhüdüne aykırılık nedeniyle oluşan şirket zararının tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 445 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl davada davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 445 nci maddesinde, rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresinin, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği düzenlenmiştir.

3.Davaya konu 15.06.2015 tarihli taahhütname ile davacı, 5 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde taahhütname ekinde belirtilen 115 şirket ile doğrudan veya dolaylı olarak ürün ve hizmet satışında veya teşebbüste bulunmayacağını, iş ilişkisine girmeyeceğini davalı şirketlere ve şirketin mevcut ve müstakbel ortaklarına karşı taahhüt etmiştir.

4. Mahkemece rekabet etmeme taahhüdünün davacının çalışma hürriyetini ortadan kaldıracak mahiyette ve uygun olmayan sınırlamalar içerdiği şeklindeki kabulü isabetli ise de; yer sınırlamasındaki aşırılık giderilirken Mahkemece '' sözleşme ekinde yer alan şirketler listesinde Kocaeli il sınırları içerisinde ticari sicil kaydı ve şubesi bulunan şirketler '' şeklindeki yer sınırlamasının hakkaniyete uygun olduğundan söz edilemez.

5. Zira Gebze İlçesi, Kocaeli'ne bağlı olsada özellikle iş hayatında İstanbul'un bir ilçesi gibi İstanbul'a bitişik bir görüntü sergilemekte, hatta İstanbul ile tam anlamı ile birleşmiş bir konumda olduğu görülmektedir.

6. Bu durumda Mahkemece rekabet etmeme taahhüdünün İstanbul İlini de kapsayacak şekilde sınırlandırılması gerekirken, bölgenin ekonomik yapısı ve yerleşim şekli nazara alındığında, İstanbul ve Kocaeli il sınırlarının işbu dava bakımından idari sınır olmaktan öteye geçmediği, illerin birbirlerine olan konumu ve ticari yaşamdaki gerçek durum esas alınmaksızın taahhüdün kapsamında Kocaeli ili ile sınırlı olmak üzere bir sınırlamaya/ daraltmaya gidilmesi doğru olmamış, asıl davada verilen hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Asıl davada davalılar vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Bozma sebebine göre davalılar vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı birleşen davada davalıdan alınarak

davalı-birleşen davada davacılara verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051451000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/264 E. 2022/1672 K.

Rekabet etmeme taahhüdünün çalışma hürriyetini ihlal ettiğinden geçersizliği

Gerekçe özeti

Ortaklık sıfatı ve buna bağlı yönetici/çalışan sıfatı sona ermiş bir pay sahibinden, hisse devrinin şartı olarak alınan ve şirket esas sözleşmesinde dayanağı bulunmayan, karşılığında herhangi bir edim yüklenilmeyen, bölge sınırlaması olmaksızın sektördeki firmaların büyük çoğunluğunu kapsayan uzun süreli rekabet etmeme taahhüdü, kişinin ticari faaliyette bulunmasını fiilen imkânsız kılıyorsa Anayasal çalışma ve sözleşme hürriyetini ihlal eder ve TBK 27 uyarınca kesin hükümsüzdür; böyle bir taahhüdün sözleşme veya tek taraflı beyanla kurulması mümkün değildir.

Emsal değeri

Ortaklık/yöneticilik sıfatı sona ermiş bir kişiden hisse devri karşılığında alınan, karşılıksız, aşırı kapsamlı ve süreli rekabet etmeme taahhüdünün çalışma hürriyetini ihlal ettiğinden geçersiz sayılması yönünden emsal niteliktedir; ancak taahhüdün süre ve yer bakımından daraltılarak kısmen geçerli kabulüne ilişkin kısım BAM tarafından değil ilk derece mahkemesi tarafından kurulmuş ve BAM'ca yerinde görülmüştür.

Kavramlar: rekabet etmeme taahhüdü kesin hükümsüzlük (butlan) çalışma ve sözleşme hürriyeti yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı (TTK 369) hak düşürücü süre (TBK 39) hisse devri

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/264

KARAR NO 2022/1672

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/11/2019

NUMARASI 2017/554 Esas 2019/1157 Karar

BİRLEŞEN DOSYA Gebze ATM'nin 2016/1660 Esas 2017/692 Karar sayılı dosyası

DAVACI/BİRLEŞEN DAVADA

ASIL-BİRLEŞEN DAVA: Tespit - Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/11/2022

Asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin kararın davalılar/birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Asıl davada davacı vekili; müvekkili ...'in davalı şirketlerin kurucularından olup, hisse devirleri sonrasında davalı şirketlerde % 8.125 oranında hissedar olduğunu, müvekkilinin davalı şirketlerde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktayken, 02.07.2009 tarihinde istifa etmeye zorlandığını ve yerine şirkete o dönemde yeni ortak olan ... şirketini temsilen YK üyeleri seçildiğini, aynı zamanda şirkette fiilen çalışmaktayken iş sözleşmesinin 27.06.2012 tarihinde şirket tarafından gerçek dışı gerekçelerle sona erdirildiğini, şirket nezdinde sahip olduğu kalan % 8.125 oranındaki hissesini şirket ana sözleşmesinin sermaye ve hisselerin devri başlıklı 6/II.maddesi uyarınca, diğer şirket ortağı ...'e 15.06.2015 tarihli Hisse Devri Sözleşmesi ile devrettiğini, böylece ...

A.Ş. ile müvekkili arasındaki ortaklık ilişkisinin resmen sona erdiğini, hisse devrinin imzalandığı 15.06.2015 günü şirket merkezinde hisse devri anlaşması yapılırken müvekkiline davaya konu taahhütnamenin de imzalanması için irade fesadı oluşturacak şekilde baskı ve zorlamalar yapıldığını, müvekkilinin baskılara dayanamayıp taahhütnameyi imzaladığını, davalı şirketlerin ve müvekkilinin iştigal konusu olan ... dolum sanayiisinde sözleşmelerin 1 yıllık sürelerle yapılmakta olmasına rağmen taahhütnamede belirtilen 5 yıllık sürenin çok uzun ve kötü niyetle takdir edildiğini, bunun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, söz konusu taahhütnamenin müvekkilinin ekonomik geleceğini ipotek altına alan bir taahhüt olduğunu, rekabet etmemeye ilişkin anlaşmanın ana sözleşmede bulunmadığını, hisse devrinin taahhütname imzalama şartına bağlanmasının da geçersiz olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, rekabet etmeme taahüdü düzenlenirken yer zaman ve süre yönünden uygun olmayan sınırlamalar getirilemeyeceğini, belirterek 15.06.2015 tarihli rekabet etmeme taahhüdünün hukuka aykırılık nedeniyle butlanla malul ve yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davacılar vekili; Müvekkili şirketlerin % 75 hissesinin 08/04/2009 tarihinde ... tarafından 37.500.000-USD karşılığında satın alındığını, 08/04/2009 tarihi itibariyle şirketlerdeki ortaklık durumunun % 75 hisse ..., %14 hisse ..., % 8,125 ..., % 2,25 ..., %0,625 ... şeklinde olduğunu, bu anlaşmaya göre hisse devrinden sonra şirketin yönetimi ile ilgili olarak bu protokol hükümlerine göre işlem yapılmasının şirketlerin ortaklarınca kararlaştırıldığını, bu protokol hükümlerine göre şirketin yönetimi devam ederken şirketin ortakları arasında yönetimsel sorunlar çıktığını, bu nedenlerle ortaklar ile şirket arasındaki nizanın yargısal boyuta taşındığını, davalı ...'in protokol ve taahütnameyi imzalamasına rağman protokol ve taahütnameye aykırı olarak faaliyetlerde bulunduğunu, bunun üzerine taraflar arasındaki protokol ve taahütnameyi hatırlatmak üzere Gebze ...Noterliğinin 17/08/2016 tarih ve ...

yevmiyeli ihtarnamesinin gönderildiğini, davalının daha sonra yargılaması devam eden Gebze Ticaret Mahkemesinin 2016/1368 Esas sayılı davasını açtığını, davalının hisse devir sözleşmesine aykırı faaliyetlerde bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000-TL yoksun kalınan karın (her iki şirket için 1/2 oranında) taahhütname tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan alınmasına, 50.000-TL hisse devir sözleşmesi bedelinden indirilerek taahhütname tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Asıl davada davalılar vekili;

28. 11.2013 tarihinde yapılan olağanüstü genel kuruldan sonra ortaklar ile şirket arasındaki nizanın yargıya taşındığını, bu aşamadan sonra şirket ortakları arasında Gebze adliyesinde çeşitli davaların açıldığını, bu davalar devam ederken şirket ortakları ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in bir araya gelerek 15.06.2015 tarihli bir protokol imzaladıklarını, taraflar arasında imzalanan bu protokol hükümlerine uygun olarak taraflar arasındaki davalardan feragatler yapıldığını, davacının iş bu protokol ve taahhütnameyi imzalamasına rağmen protokol ve taahhütnameye aykırı olarak faaliyette bulunmaya başladığını, 09 Ekim 2015 tarihinde şirketten ayrılan kişilerce kurulan ... Tic.A.Ş. ve ... ticaret Ltd.Şti'nden 2/3 oranında hisse devir alarak bu şirketlerin temsilcisi olduğunu, bu şirketlere daha önce kendi mülkiyetinde bulunan yeri kiraya verdiğini, iki şirketin davacının kontrolü altında kurulduğunu, 15.06.2016 tarihli protokol ve taahhütnameye aykırı olarak ticari ilişki kurmayacağını kabul ettiği müşterilere teklifler vermeye başladığını, bunun üzerine Gebze ...Noterliği'nin 17.08.2016 tarih ve ...

yevmiyeli ihtarnamenin gönderildiğini, davacının daha sonra huzurdaki davayı açarak 15.06.2015 tarihli rekabet etmeme taahhüdünün butlanla yok olduğunun tespitini talep ettiğini, TBK.nun 39.maddesi gereği sözleşmeyi yapan tarafın bir yıllık hak düşümü süresi içerisinde bu davayı açması gerektiğini, taahhütnamenin geçerli olduğunu, rekabet yasağının davacının şirketin içini bilmesi nedeniyle taraflarca kabul edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili; davacının iddialarını dayandırdığı 16/06/2015 tarihli protokolün dosyada bulunmadığını, dosyada sadece 08/04/2009 tarihli hisse satın alma sözleşmesi, 05/02/2013 tarihli ek protokol, müvekkiline tek taraflı olarak keşide edilen 23/03/2015 tarihli hisse devir teklifi ihbarı, 15/06/2015 tarihli rekabet etmeme taahhüdünün bulunduğunu, rekabet yasağının geçersiz olduğunu, rekabet yasağının sadece yönetim kurulu üyeleri bakımından düzenlendiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, pay sahibinin pay dışında şirkete bağlılık yükümlülüğünün bulunmadığını, TBK'nın 444 ve devamı hükümlerinin kısayen uygulanması gerektiğini, ayrıca ...

Ambalaj A.Ş.'nin taahhütnamenin eki olan listede yer almadığını, davalının herhangi bir zararının doğmadığını, davacının tekelleşme çabası içerisinde olduğunu, ayrıca hisse devrinin iki kardeş arasında yapıldığını, hisse bedelinden indirimi davacının isteyemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece ilk olarak 08/12/2016 tarihli kararla davanın TBK'nın 39. Maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararın, Dairemizin 29/06/2017 tarihli 2017/289-342 sayılı kararıyla; somut uyuşmazlıkta davacının taahhütnamenin irade fesadı nedeniyle geçersiz olması dışında ana sözleşmeye aykırı olması, zaman, yer ve konu bazında aşırı hükümlere yer verilmesi, davacının ekonomik mahfına neden olacağından bahisle rekabet etmemeye ilişkin taraflar arasında akdedilen 15.06.2015 tarihli taahhütnamenin mutlak butlanla geçersizliğinin de ileri sürüldüğü, kesin hükümsüzlük iddiasının bir süreye bağlı olmadan her zaman ileri sürülebileceğinden , TBK 39 gereği davanın süresinde açılmadığından bahisle hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece, asıl davada dosyada alınan bilirkişi heyeti ek raporuna göre;

dava konusu butlanı istenen taahhütnamenin ekinde bulunan 115 adet firmayı kapsayan listedeki davacının iş yapamayacağı firmaların, bu sektördeki firmaların tamamına yakınını kapsadığı, bu sebeple davacının iktisadi geleceğini tehlikeye sokacağı kanaatine varıldığı, bu haliyle taahhütnamenin ahlak kurallarına ve kişilik haklarına aykırı olduğu, davaya konu 15/06/2015 tarihli taahhütname başlıklı belgenin zaman, konu ve yer bakımından aşırı olan kısmının makul bir düzeye indirilmesi ve/veya daraltılması gerektiği, bütünüyle geçersiz sayılmaması gerektiği gerekçesiyle davaya konu taahhütnamenin kısmen geçersiz olduğunun tespiti ile; rekabet yasağına ilişkin 5 yıllık sürenin iki yıla indirilmesine, rekabet yasağının uygulama yerinin Kocaeli il sınırları olarak kabulüne, davacının sözleşme ekinde yer alan şirketler listesinde Kocaeli il sınırları içinde ticari sicil kaydı veya şubesi bulunan şirketler ile rekabet yapmamasına, Kocaeli il sınırları dışında kaydı bulunan şirketler ile davacının iş yapmasının rekabet yasağı kapsamında sayılmamasına karar verilmiştir.Mahkemece birleşen davada ise davalı ...'in ortağı olduğu dava dışı ...

Tic.A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtlarına göre; dava konusu taahhütnamede yer aldığı halde 2015 ve 2016 yıllarında çalıştığı bilirkişi heyet raporunun 8.sayfasında belirtilen; ...Ltd.Şti, ... AŞ., ... AŞ, ... LTD. firmalarının olduğu, davalının ortağı olduğu dava dışı bu şirketin, taahhütname ekinde ismi belirtilen bu 5 firma ile 2015 ve 2016 yıllarında çalıştığı, ancak çalışılan bu şirketlerin ticari sicil kayıtlarına göre merkez ve şubelerinin Kocaeli ilinde olmadığı, asıl davada ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere rekabet etmeme taahhüdünün uygulama yeri olarak Kocaeli ili sınırlarının belirlendiği, böylelikle davalının taahhütnameye aykırılığının bulunmadığı, kaldı ki davacı ... San.A.Ş.'nin, davalı ...

ve onun ortağı olduğu şirketlerin kurulduğu 2015 ve 2016 yıllarında satış ve karlılık tutarlarını belirgin bir şekilde arttırdığı, bu doğrultuda şirketin satışlarındaki değişimle doğrudan ilişkilendirilebilecek bir zararının bulunmadığı, davacı ... San.A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtlarından, iş bu davacının 2009-2016 yılları arasında tek müşterisinin diğer davacı şirket olan ... olduğu, taahhütnamede yer alan müşterilerle davacının hiçbir dönem çalışmadığı, davacı ... San.A.Ş.'nin taahhütnamenin ekindeki listede belirtilen 115 adet firmanın hiç biriyle 2009 yılından itibaren bir çalışması bulunmadığından davalı ...'in verdiği bir zararın da söz konusu olamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı/birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde; taahhütnamede yer alan firmaların sektördeki firmaların tamamını kapsadığı yönündeki iddianin maddi gerçeğe aykırı olduğunu, bilirkişinin yeterli araştırma yapmadan böyle bir sonuca ulaşmasının doğru olmadığını, sektörde faaliyet gösteren çok sayıda yabancı firmanın da bulunduğuınu, listedeki firmaların ise sadece müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği firmalar olduğunu, listenin oluşturulması sırasında geçmişte mal verilen firmaların da eklenmesinin karşılıklı olarak kabul edildiğini, tarafların özgür irade ile bu protokolü ve taahhüdü imzaladığını, davacının müvekkili şirkette çalışan sıradan bir işçi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, sözleşme hükümlerinin TBK kapsamında ele alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının 02/07/2009 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını, davacının şirketin kurucu ortağı olduğunu, 15/06/2015 tarihine kadar şirkette ortaklığı bulunan davacının işçi olarak kabul edilmesinin yerinde olmadığını, davacının bu taahhütnameyi sıradan bir çalışan olarak vermediğini, hisse devir anlaşmasının eki olarak verildiğini, kaldı ki olayda TBK'nın uygulanabileceği kabul edilse dahi TTK m.445'e göre rekabet yasağı sözleşmelerinin özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağının düzenlendiğini, somut olayda da özel durum ve koşulların gerçekleştiğini, dolayısıyla taahhüt süresinin iki yıla düşürülmesinin kanuna aykırı olduğunu, davalının uzun yılar sektörde çalışan deyimli iş insanı ve basiretli tacir olduğunu, şirketin işleyişini, sektördeki şirketlerin sayısı ile çalışma alanlarını herkesten iyi bildiğini, davacının taahütnameyi imzalamasından sonra artık bu taahhütnameye uyması gerektiğini, davalının taahhütnamedeki tüm firmaları kontrol ettikten sonra imza attığını, müvekkilinin genellikle İstanbul sınırları içerisinde bulunan firmalarla iş yaptığını, bu nedenle mahkemenin yaptığı yer sınırlamasının rekabet yasağı sözleşmesini bütünüyle geçersiz kıldığını, mahkemece hukuka aykırı olarak yapılan daraltma ile birleşen davalarının reddedildiğini, davacının davasını hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda müvekkili ...

şirketinin satışlarının % 90'ının mamul satışları başlığı altında valf satışları, likit satışları, aktüatör satışları, kapak satışları, aerosol satışları ve hurda satışlarından oluştuğu belirtilmiş ise de % 90'lık kısmın aerosol dolumu, sadece % 10 valf satışı olduğunu, bu hususun ticari defterlerinin incelenmesi ile anlaşılabileceğini, bilirkişi raporunda rekabet yasağına aykırılığın neden olduğu zararların hesaplanmadığını, taahhütnamenin ihlali sebebiyle hisse devir bedelinde hangi oranda indirim yapılması gerektiği hususunda bilirkişinin görüşünün alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, rekabet etmeme taahhüdünün geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Birleşen dava ise rekabet etmeme taahhüdüne aykırılık nedeniyle oluşan şirket zararının tazmini istemine ilişkindir.Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin taahhütnamenin imzalandığı dönemde şirket yöneticisi olmadığını, hisse devri nedeniyle sektördeki diğer tüm firmalarla iş yapmayacağına ilişkin imzaladığı taahhütnamenin ekonomik yönden mahvına sebeb olacak derecede olduğunu belirterek rekabet etmeme taahhüdünün geçersizliğinin tespitini talep etmektedir. Davalı/birleşen davada davacı ise, şirket ortakları arasında 16/06/2015 tarihinde imzalanan protokolde davacının diğer ortak ...'e hisse devrinin ... A.Ş.

tarafından belirlenecek müşterilere yönelik 5 senelik rekabet etmeme taahhüdü verilmesi kaydıyla gerçekleşebileceğinin kararlaştırıldığını, davalının taahhütnameyi bu protokol nedeniyle hür iradesi ile imzaladığını, davacının taahhüdünün geçersizliğini ileri sürmesinin kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı taraf, birleşen davasında ise ... tarafından rekabet etmeme taahhüdüne aykırı faaliyetlerde bulunduğunu ileri sürerek şirket zararının tazminini talep etmiştir. Mahkemece, asıl davada davacı ... tarafından verilen rekabet taahhüdünün zaman, konu ve yer bakımından davacının iktisadi geleceğini tehlikeye sokacak nitelikte olduğu gerekçesiyle rekabet yasağına ilişkin 5 yıllık sürenin iki yıla indirilmesine, rekabet yasağının uygulama yerinin Kocaeli İl sınırları olarak kabulüne;

birleşen davada ise bu süre içerisinde birleşen davada davalı ...'in iş yaptığı şirketlerin rekabet etmeme taahhüdünün geçerli olduğu Kocaeli ili sınırları içerisinde bulunmamaları nedeniyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hükme karşı istinaf yoluna asıl dosyada davalı birleşen davacı şirketler tarafından başvurulmuştur. Davacı ..., 08/04/2009 tarihinde yapılan devir sonrasında davalı şirketlerde % 8.125 hisse ile ortaklık sıfatına sahipken 15/06/2015 tarihinde hissesini diğer ortak ...'e devretmiş olup aynı tarihte şirketteki ortaklık sıfatı sonra ermiştir. Davacı ... tarafından düzenlenen 15/06/2015 tarihli taahhütname ile 5 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde taahhütname ekinde belirilen 115 şirketle, doğrudan veya dolaylı olarak ürün ve hizmet satışında veya teşebbüste bulunmayacağını, iş ilişkisine girmeyeceğini davalı şirketlere ve şirketin mevut ve müstakbel ortaklarına karşı taahhüt etmiştir.

Taraflar arasındaki asıl davadaki uyuşmazlık rekabet etmeme taahhüdünün geçerli olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Davacı ... 23/03/2015 tarihli ihbarname ile hissesini şirket ortaklarından ...'e devredeceğini davalı şirkete bildirmiştir. Şirket ortakları tarafından 15/06/2015 tarihinde bir araya gelerek yapılan protokolde kararlaştırılan diğer hususların yanı sıra davacı ... tarafından diğer ortak ...'e hisse devrinin yapılabilmesi ... A.Ş. tarafından belirlenecek müşterilere yönelik 5 senelik rekabet etmeme taahhüdü verilmesi şartına bağlanmıştır. Davacı, davalı şirketlerde 02/07/2009 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış, aynı zamanda ...A.Ş.'de hizmet akdi ile çalışmakta iken iş sözleşmesine de 27/06/2012 tarihinde son verilmiştir.

Devamında davacının davalı şirketlerin yönetiminde görev almadığı anlaşılmaktadır. Bunun dışında davacının bu tarihten sonra davalı şirketlerde hizmet akdi ile çalıştığına dair bir delil bulunmamaktadır.Davacının yönetim kurulu üyeliği görevi 02/07/2009 tarihinde sonra ermiş olup anonim şirket yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağına ilişkin TTK m. 369 hükmünün bu tarihten sonrası için uygulanması mümkün değildir. Bunun dışında davacının iş sözleşmesi de 27/06/2012 tarihinde sona ermiştir. O halde; taraflar arasındaki anılan sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, TBK.'nun 26.

maddesinde bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirlenebileceği belirtildikten sonra 27. madde de bu serbestinin sınırları gösterilerek kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüz olacağı düzenlenmiştir.Şirket esas sözleşmesinin 6/II.A maddesinde tüm hisse devirlerinin idare meclisinin onayına tabi olduğu, idare meclisinin esas sözleşmeye uygun olan hisse devirlerini onaylayacağı ve pay defterine kaydedeceği düzenlenmiştir. Şirket esas sözleşmesinin incelenmesinde, şirket ortakları ile ilgili gerek ortaklık sıfatının devamı süresinde gerekse ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra şirketle rekabet edemeyeceklerine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

Yine şirket esas sözleşmesinde hisse devrinin gerçekleşmesi için rekabet etmemeye yönelik taahhüt verilmesine dair bir hüküm yer almamaktadır. Bunun dışında dava dışı ... AS şirketinin davacı ... ve diğer ortaklardan şirketin % 70 hissesini satın alırken akdettikleri 08/04/2009 tarihli hisse satın alma sözleşmesinin 9.3 maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü düzenlenmiş ise de bahsi geçen sözleşme maddesinde rekabet yasağının ortakların şirket üzerinde ortak kontrol yetkisine sahip olmaya devam ettiği sürece geçerli olduğu kararlaştırılmış, yönetici sıfatı olmayan ve şirkette görev almayan ortaklarla ilgili herhangi bir hükme yer verilmemiştir.Bu durumda davacının şirket hissesinin diğer ortak ...'e devri için şirket esas sözleşmesinde öngörülmeyen sınırlama getirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Davalının dayandığı 15/06/2015 tarihli protokole göre davacıya rekabet etmeme taahhüdünün doğrudan karşılığını teşkil eden ödeme yapıldığına, davalı şirketlerin veya diğer ortakların rekabet etmeme taahhüdüne karşılık edim yüklendiklerine dair bir iddia bulunmamaktadır. Sektörde faaliyet gösteren firmaların hemen hemen tamamına yakınını kapsayan, herhangi bir bölge sınırlaması bulunmayan 5 yıl süreli tek taraflı verilen rekabet etmeme taahhüdü rekabet yasağından ziyade davacının ticari faaliyette bulunmaması sonucunu doğuracak niteliktedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olduğundan, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü veya tek taraflı taahhütle bu özgürlüğün ihlali anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmaları mümkün bulunmadığından davalılar vekilinin, rekabet etmeme taahhüdünün, mevcut hali ile geçerli olduğu yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Bu itibarla mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, davalı/birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl davada davalılar/birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl dava yönünden alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davalılar/birleşen davada davacılar tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davalılar/birleşen davada davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Birleşen dava yönünden alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davalılar/birleşen davada davacılar tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davalılar/birleşen davada davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar/birleşen davada davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı/birleşen davada davalı tarafından yapılan 97,90-TL yargı giderinin davalılar/birleşen davada davacılardan alınarak davacı/birleşen davada davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.24/11/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.