YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6019 E. 2024/2292 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tebliğ tarihi↗ tebligat kanunu m.35↗ dava şartı yokluğu↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ tebligat↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; YİDK'in 10.10.2016 tarih, 2016-M-9591 sayılı ret kararının davacıya 14.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği, görülmekte olan davanın da 16.12.2016 tarihinde açıldığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 53 üncü maddesi uyarınca YİDK kararının iptali için kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde yetkili Mahkemede dava açılabileceği, yetkili Mahkemenin aynı KHK’nın 71 inci maddesi uyarınca Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu, sürenin hak düşürücü nitelik taşıdığı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2014 tarih ve 2014/3072 E., 2014/ 4547 K. sayılı, 01.06.2015 tarih ve 2015/2531 E., 2015/ 7355 K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu hususun dava şartı olduğu, buna göre, davacıya yapılan tebliğin tarihi dikkate alındığında, iki aylık hak düşürücü sürenin son günü olan 14.12.2016 tarihine kadar YİDK kararının iptali istemiyle dava açılması gerektiği, hak düşürücü sürenin dolmasını müteakip 16.12.2016 tarihinde davanın açıldığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 1 inci maddesinde sayılan 2 sayılı cetvel kapsamındaki kuruluşlardan olmakla marka başvuru ve itiraz sahiplerine 7201 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak tebligat yapması gerektiğini, bu durumda davalı YİDK tarafından davacı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı incelenerek davanın süresinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekirken söz konusu husus dikkate alınmadan davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı ön kabulüyle eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu YİDK kararının davacıya 14.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın ise iki aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 16.12.2016 tarihinde açıldığı, söz konusu kararın davacının marka vekiline usulünce tebliğ edildiği ve davacı tarafça da ne dava dilekçesinde ne de sonraki aşamalarda söz konusu tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve karardan daha sonra haberdar olunduğuna ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2014 tarih ve 2014/3072 E., 4547 K. sayılı, 01.06.2015 tarih ve 2015/2531 E., 7355 K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu hususun dava şartı olduğu ve İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 53 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5241 E. 2019/6195 K.
Ortak:YİDK kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
İdari işlemin iptali | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5261 E. 2023/148 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · dahili dava · husumet
Benzer bu kararda… k bulunmadığı gerekçesiyle davalı Türt Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine; bu türden davalarda, redde mesnet marka sahibine «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirketler hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı şirketler yönünden istinaf isteminin kabulüne, davacının "troy Türkiye'nin Ödeme Yöntemi" ibareli başvurusu i …
… arih, 2016-M-5471 sayılı kararının iptaline; davacı vekilinin başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine, davalı şirketler hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
A.Ş. vekili, «husumet itirazlarının» mahkemece reddedildiğini ancak gerekçeli kararda bu hususa ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığını, oysa işbu davada müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmad …
… 04, 05, 06, 08, 09, 10, 11, 12, 14 üncü alt sınıfları ile 38 nci sınıfın tümü açısından bulunduğu, 09/13 üncü alt sınıfta yer alan "yangın söndürme amaçlı taşıtlar «dahil», yangın söndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil)" ile 35/01 inci sınıfta yer alan "reklamcılık pazarlama ve ha …
-
YİDK kararının iptali | YİDK kararının iptali | Marka tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5765 E. 2024/2267 K.
Ortak:tebliğ tarihi · hak düşürücü süre · tebligat · i̇i̇k 72/son · dava şartı · hak düşürücü süre · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… 7 K. sayılı, 01.06.2015 tarih ve 2015/2531 E., 2015/ 7355 K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu hususun dava şartı olduğu, buna göre, davacıya yapılan «tebliğin tarihi» dikkate alındığında, iki aylık «hak düşürücü sürenin» «son» günü olan 14.12.2016 tarihine kadar YİDK kararının iptali istemiyle dava açılması gerektiği, hak düşürücü sürenin dolmasını müteakip 16.12.2016 tarihinde davanın açıldığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… lı Kanun) 1 inci maddesinde sayılan 2 sayılı cetvel kapsamındaki kuruluşlardan olmakla marka başvuru ve itiraz sahiplerine 7201 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak «tebligat» yapması gerektiğini, bu durumda davalı YİDK tarafından davacı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı incelenerek davanın süresinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekirken söz konusu husus dikkate alınmadan davanın «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı ön kabulüyle «eksik incelemeyle» davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiş …
… ndirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu YİDK kararının davacıya 14.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın ise iki aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 16.12.2016 tarihinde açıldığı, söz konusu kararın davacının marka vekiline usulünce tebliğ edildiği ve davacı tarafça da ne dava dilekçesinde ne de sonraki aşamalarda söz konusu «tebligatın» usulüne uygun yapılmadığı ve karardan daha sonra haberdar olunduğuna ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, Yargıtay 11.
Benzer bu kararda… ın 53 üncü maddesi uyarınca YİDK kararının iptali için kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde yetkili mahkemede dava açılabileceği, buna göre davacıya yapılan «tebliğin tarihi» 11.01.2016 olduğu dikkate alındığında, iki aylık «hak düşürücü sürenin» «son» günü olan 11.03.2016 tarihine kadar YİDK kararının iptali istemiyle dava açılması gerektiği, eldeki davanın ise hak düşürücü sürenin dolmasını müteakip 16.03.2016 …
… sılmış ise de YİDK karar tarihinin 31.12.2015 olduğu da gözetildiğinde "11 Ocak 15" tarihinin sehven mazbata üzerine vurulduğu sonucuna varıldığı ve yapılan hatanın «tebligatın» «geçersizliği» sonucunu doğurmadığı, mazbata üzerindeki açıklama tam olarak okunamamakla birlikte "dışarıda" ibaresi ile "..." isminin okunduğu ve ismi geçen ...'nin imzasının mazbata üzerinde görüldüğü, öte yandan, tebligatı gerçekleştiren Kurumun internet sayfasında da söz konusu kararın 11.01.2016 tarihinde "işyerinde daimi çalışana «teslim»" açıklaması ile muhatabına tebliğ edildiğinin belirtildiği, bu durumda, söz konusu kararın davacıya 11.01.2016 tarihinde usulünce tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği gibi 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 32 nci maddesi uyarınca tebligatın usulüne aykırı yapıldığı hallerde muhatabı tebliğe muttali olmuş ise tebligat geçerli sayılacağından ve davacı tarafça da ne dava dilekçesinde ne de sonraki aşamalarda söz konusu tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve karardan daha sonra haberdar olunduğuna ya da tebliğ yapılan kişinin çalışanları olmadığına ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, buna göre iptali istenen kararın 11.01.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiğinin kabulünün gerektiği ve iş bu davanın da iki aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 16.03.2016 tarihinde açıldığı, Yargıtay 11.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; YİDK kararının tebliğine ilişkin «tebligat» parçası incelendiğinde iddia edildiği gibi 11.01.2015 veya 11.01.2016 tarihlerinde tebliğ edilmediğinin görüleceğini, posta memuru tarafından okunamayan üst üste basılmış kaşelerin yer aldığını, müvekkili adına çıkartılan davetiyenin posta «dağıtıcısı» tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmediğini ve Tebligat Kanunu hükümleri gereğince «geçersiz» olduğunu, tüzel kişilere tebligatın nasıl yapılacağının yasayla düzenlendiğini, tüzel kişinin yetkili «temsilcisinin» herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadığı ya da evrakı alamayacak durumda olmaları halinde tebligatın o yerde bulunan memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağını, bu durumun tebliğ mazbatasında da açıkça yazılmasının gerektiğini, tebliğ mazbatasının yasaya uygun düzenlenmediğini, «usulsüz tebligatın» resen nazara alınması gerektiğini, davanın süresinde açıldığını, bu konuda bir itiraz ileri sürülmediğinden usuli müktesep haklarının bulunduğunu, davanın açıldığı günün «öğrenme tarihi» olarak kabulünün gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebligat · öğrenme tarihi · kâr dağıtımı · geçersizlik · ayırt edicilik · temsil · teslim
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; YİDK kararının tebliğine ilişkin «tebligat» parçası incelendiğinde iddia edildiği gibi 11.01.2015 veya 11.01.2016 tarihlerinde tebliğ edilmediğinin görüleceğini, posta memuru tarafından okunamayan üst üste basılmış kaşelerin yer aldığını, müvekkili adına çıkartılan davetiyenin posta «dağıtıcısı» tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmediğini ve Tebligat Kanunu hükümleri gereğince «geçersiz» olduğunu, tüzel kişilere tebligatın nasıl yapılacağının yasayla düzenlendiğini, tüzel kişinin yetkili «temsilcisinin» herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadığı ya da evrakı alamayacak durumda olmaları halinde tebligatın o yerde bulunan memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağını, bu durumun tebliğ mazbatasında da açıkça yazılmasının gerektiğini, tebliğ mazbatasının yasaya uygun düzenlenmediğini, «usulsüz tebligatın» resen nazara alınması gerektiğini, davanın süresinde açıldığını, bu konuda bir itiraz ileri sürülmediğinden usuli müktesep haklarının bulunduğunu, davanın açıldığı günün «öğrenme tarihi» olarak kabulünün gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… sılmış ise de YİDK karar tarihinin 31.12.2015 olduğu da gözetildiğinde "11 Ocak 15" tarihinin sehven mazbata üzerine vurulduğu sonucuna varıldığı ve yapılan hatanın «tebligatın» «geçersizliği» sonucunu doğurmadığı, mazbata üzerindeki açıklama tam olarak okunamamakla birlikte "dışarıda" ibaresi ile "..." isminin okunduğu ve ismi geçen ...'nin imzasının mazbata üzerinde görüldüğü, öte yandan, tebligatı gerçekleştiren Kurumun internet sayfasında da söz konusu kararın 11.01.2016 tarihinde "işyerinde daimi çalışana «teslim»" açıklaması ile muhatabına tebliğ edildiğinin belirtildiği, bu durumda, söz konusu kararın davacıya 11.01.2016 tarihinde usulünce tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği gibi 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 32 nci maddesi uyarınca tebligatın usulüne aykırı yapıldığı hallerde muhatabı tebliğe muttali olmuş ise tebligat geçerli sayılacağından ve davacı tarafça da ne dava dilekçesinde ne de sonraki aşamalarda söz konusu tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve karardan daha sonra haberdar olunduğuna ya da tebliğ yapılan kişinin çalışanları olmadığına ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, buna göre iptali istenen kararın 11.01.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiğinin kabulünün gerektiği ve iş bu davanın da iki aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 16.03.2016 tarihinde açıldığı, Yargıtay 11.
… nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin “pasifik ofset” markasını 1998 yılından bu yana kullandığını ve ibareye «ayırt edicilik» kazandırdığını, müvekkilinin ofset baskı işi ile uğraştığını, redde mesnet markaların sahibi şirketlerin ise eğitim ve yayın faaliyetinde bulunduklarını ileri süre …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6019 E. , 2024/2292 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/404 Esas, 2022/446 Karar
DAVALILAR 1-Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili
Avukat ...
2 -Akser Led ve Elektronik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
3-...
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/155 E., 2020/249 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015/88236 sayılı "TROY TR” ibareli, 09, 35, 36, 38. sınıflardaki mal ve hizmetleri kapsar marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketlerin bu başvuruya itiraz ettiklerini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan itirazların kısmen kabul edildiğini ve 09., 35. ve 38. sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara karşı yaptıkları itirazın YİDK tarafından kısmen yerinde görüldüğünü ve bir kısım hizmetlerin başvuruya iade edildiğini, söz konusu kararın itirazın kısmen reddine ilişkin kısmının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, başvuruda yer alan bütün mal ve hizmetler yönünden tescil işlemlerinin devamının gerektiğini, başvuru
konusu ibare ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin, uluslararası arenada yer alan “visa” ve “master card” gibi ödeme yöntemlerine eşdeğer yerli ödeme sistemini hayata geçirdiğini, bu çalışmanın bir parçası olarak projenin adının “Türkiye’nin Ödeme Yöntemi” olduğunu, Türkiye: TR, Ödeme: O, Yöntemi: Y harflerinden oluşan kısaltma neticesinde TROY olarak belirlendiğini, TROY kök ibareli 20’yi aşkın marka başvurusu bulunan müvekkilinin 2015/18624 sayılı TROY başvurusu için tescil kararı verildiğini, dolayısıyla dava konusu başvurunun da reddedilen mal ve hizmetler yönünden tescilinin gerektiğini ileri sürerek YİDK'in 2016-M-9591 sayılı kısmi red kararının iptaline, başvurunun kapsadığı tüm sınıflar yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirketler davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; YİDK'in 10.10.2016 tarih, 2016-M-9591 sayılı ret kararının davacıya 14.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği, görülmekte olan davanın da 16.12.2016 tarihinde açıldığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 53 üncü maddesi uyarınca YİDK kararının iptali için kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde yetkili Mahkemede dava açılabileceği, yetkili Mahkemenin aynı KHK’nın 71 inci maddesi uyarınca Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu, sürenin hak düşürücü nitelik taşıdığı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2014 tarih ve 2014/3072 E., 2014/ 4547 K. sayılı, 01.06.2015 tarih ve 2015/2531 E., 2015/ 7355 K.
sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu hususun dava şartı olduğu, buna göre, davacıya yapılan tebliğin tarihi dikkate alındığında, iki aylık hak düşürücü sürenin son günü olan 14.12.2016 tarihine kadar YİDK kararının iptali istemiyle dava açılması gerektiği, hak düşürücü sürenin dolmasını müteakip 16.12.2016 tarihinde davanın açıldığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 1 inci maddesinde sayılan 2 sayılı cetvel kapsamındaki kuruluşlardan olmakla marka başvuru ve itiraz sahiplerine 7201 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak tebligat yapması gerektiğini, bu durumda davalı YİDK tarafından davacı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı incelenerek davanın süresinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekirken söz konusu husus dikkate alınmadan davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı ön kabulüyle eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu YİDK kararının davacıya 14.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın ise iki aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 16.12.2016 tarihinde açıldığı, söz konusu kararın davacının marka vekiline usulünce tebliğ edildiği ve davacı tarafça da ne dava dilekçesinde ne de sonraki aşamalarda söz konusu tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve karardan daha sonra haberdar olunduğuna ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2014 tarih ve 2014/3072 E., 4547 K. sayılı, 01.06.2015 tarih ve 2015/2531 E., 7355 K.
sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu hususun dava şartı olduğu ve İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 53 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051360100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz