Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5218 E. 2024/2205 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limit artırım sözleşmesi↗ bilirkişi raporunun denetime elverişliliği↗ taksitli ticari kredi↗ ipotek limiti↗ tahsilde tekerrür olmamak kaydı↗ gayri nakdi kredi↗ ilamsız takip↗ kefalet limiti↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ ticari kredi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ tahsilde tekerrür↗ ilamsız icra takibi↗ cari hesap↗ sözleşmeden doğan dava↗ kötüniyet tazminatı↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ denetime elverişlilik↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ kazanılmış hak↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ istirdat↗ geçersizlik↗ haciz↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ çek↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temerrüt↗ teminat↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Haber Petrol ... Ltd. Şti. ile davalı banka arasında akdedilen 03.02.2012 tarihli kredi sözleşmesine davacının 110.000,00 TL tutarla kefil olduğunu, bu sözleşmenin limitinin 12.04.2012 tarihinde yükseltildiğini, müvekkilinin limit artırım sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, dava dışı borçlu şirket ile davalı banka arasında 15.04.2013 tarihinde bir genel kredi sözleşmesi daha imzalandığını, bu sözleşmede de müvekkilinin kefalet imzası bulunmadığını, gerek 12.04.2012 tarihli limit artırım sözleşmesi, gerekse 15.04.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu dava dışı şirketin, çift imza ile temsil edilmesi gerektiği halde şirket kaşesi üzerine tek imza alındığından bu sözleşmelerin geçersiz olduğunu, 110.000,00 TL tutarlı müvekkilinin kefili olduğu 03.02.2012 tarihli kredi sözleşmesinin her iki hissedarın müşterek imzası ile akdedildiğini, kefaletinin teminatı olarak maliki olduğu taşınmazın 70.000,00 TL bedelle davalı banka lehine ipotek verdiğini, ayrıca davacının babasının maliki olduğu taşınmazın da 35.000,00 TL bedelle davalı banka lehine ipotek verildiğini, dava dışı şirketin kullandığı kredinin çok cüz'i bir miktar bakiye borcu kaldığını, davalı banka tarafından davacı hakkında "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla", davacının sorumlu olduğu miktar sınırlandırılmaksızın iki adet icra takibi başlatıldığını, davacının kefaleti sebebiyle 31.052,47 TL bakiye borcu kalmasına rağmen, davacının 70.000,00 TL bedelle ipotek verdiği taşınmazın 133.000,00 TL’ye satıldığını, ipotek üst limitinden kalan 58.655,50,00 TL’ nin de yine davalının alacaklı olduğu Konya 13. İcra Müdürlüğü’nün 2014/4870 esas sayılı dosyasına gönderildiğini, müvekkilinin davalı bankaya borcu kalmamasına rağmen, hakkında icra takip işlemlerine devam edilerek davacının başkaca taşınmazlarına ve araçlarına haciz konulduğunu, takiple talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu ileri sürerek Konya 13. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4870 ve 2014/4871 esas sayılı dosyalarından davalıya borçlu olmadığının tespitine, istirdadı gereken meblağın tespiti ile işlemiş faiziyle beraber davalıdan istirdadına ve davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan 03.02.2012 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine davacının 110.000,00 TL bedelle müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imza attığını, davacı adına kayıtlı ve davacının babası adına kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ipoteğin kefaletin teminatını teşkil etmeyip doğrudan asıl borçlu firmanın borçlarının teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiğini, davacının kredi sözleşmesinden doğan kefalet sorumluluğunun asıl borçlunun müvekkili bankaya olan borçlarının 110.000,00 TL tutarı ve kefilin kendi temerrüdünün sonuçları ile sınırlı olduğunu, Konya 13. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4870 esas sayılı dosyasındaki taleplerinin davacının kefalet limiti ve kefalet borcuna temerrüdünün sonuçlarından ibaret olduğunu, davacı iddiasının aksine 210.000,00 TL alacak taleplerinin söz konusu olmadığını, Konya 13. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4871 esas sayılı dosyası ile başlattıkları ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin ise ipotek limiti ile sınırlı olarak açıldığını, davacının taşınmazı dışında diğer ipotek teminatlarının da nakde çevrilmesinin bu dosya ile talep edildiğini, takiplerin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile açıldığını, davacıdan fazla tahsilat yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2017 tarih, 2016/927 E. ve 2017/869 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2018 tarih, 2018/437 E. ve 2018/1149 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 03.11.2020 tarih, 2020/2549 E. ve 2020/4698 K. sayılı kararıyla davacının ilamsız icra takibine konu yapılan takip borçlarından yalnızca müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu 03.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan ve kendi temerrüdünden sorumlu olduğu, davalı banka tarafından ipotekli taşınmazın satışından elde edilen ipotek limiti üzerinde kalan miktar icra dosyasına aktarıldığından ve bu miktar davacının sorumluluğunda olduğu, şahsi kefaleti bulunduğu 03.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan mahsubu gerektiği, davacının şahsi kefaletinin bulunmadığı genel kredi sözleşmesine konu borçlardan dolayı bu miktarın mahsubunun mümkün olmaması nedeniyle, mahkemece ipotek limit fazlası paranın yatırıldığı tarih dikkate alınarak, bu konuda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla halen davacının borcu olup olmadığı tespit edilerek, takip konusu borçtan ne kadar miktar için sorumlu olduğunun belirtilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin uygun görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, Konya 13. İcra Müdürlüğünün 2014/4871 esas sayılı dosyasından ipotek alacağı nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ve Konya 13. İcra Müdürlüğünün 2014/4870 esas sayılı dosyasından genel kredi sözleşmesine dayalı tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile icra takipleri yapıldığının anlaşıldığı, tek bir tahsilat yapılacağından, davalının başlattığı icra takiplerinde tekerrür tahsilat olmaması kaydı ile icra takipleri başlattığı, mezkur icra takipleri birbiri ile sıkı bir ilişki içinde olduğu bu nedenle de tek bir dosyadan borçlu olmadığına ilişkin hüküm kurulamaması karşısında davalının icra takiplerindeki tahsilde tekerrür olmaması talebinin yapmış olduğu tahsilatlarda nazara almak zorunda olduğu, bu durumda her iki dosya yönünden infazdaki tereddütün de ortadan kalkacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının Konya 13. İcra Müdürlüğünün 2014/4870 esas 2014/4871 esas sayılı dosyaları nedeniyle 89.842,16 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, şartları oluşmadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu şirketin, müvekkili bankaya borçlu cari hesap, taksitli ticari kredi ve gayri nakdi çek kredisinden kaynaklanan borçları bulunduğunu, davacının tüm borçlar kapsamında kefalet limiti olan 110.000,00 TL ve ferilerinden sorumlu olduğunu, mahkeme kararının bozma ilamına uygun olmadığını, mahkemece sadece ilamsız takip yönünden hüküm kurulması gerekirken ipotek dosyası olan ve kapalı durumda bulunan 2014/4871 sayılı icra dosyası yönünden de hüküm kurulduğunu, bozma ilamı gereği sadece ipotek bedelinden arta kalan kısımdan tahsil edilen 58.665,40 TL yönünden inceleme yapılması gerekirken ipotek kapsamında yapılan 70.000,00 TL tahsilatın da yeniden hesaba dahil edilmesinin yerinde bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve çelişkili olduğunu, müvekkilinin açıkça mağdur edildiğini, davanın reddi gerektiğini davacının müvekkiline borçlu olduğunun sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkin açılan davada, davacının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan icra takibi nedeniyle borçlu olup olmadığının tespiti noktasında toplanmıştır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2549 E. 2020/4698 K.
Ortak:taksitli ticari kredi · ipotek limiti · kefalet limiti · ipoteğin paraya çevrilmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · ilamsız icra takibi · müteselsil kefil
İncelediğiniz karardaDairemizin 03.11.2020 tarih, 2020/2549 E. ve 2020/4698 K. sayılı kararıyla davacının «ilamsız icra takibine» konu yapılan takip borçlarından yalnızca «müteselsil kefil» olarak imzasının bulunduğu 03.02.2012 tarihli «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan borçtan ve kendi «temerrüdünden» sorumlu olduğu, davalı banka tarafından «ipotekli» taşınmazın satışından elde edilen «ipotek limiti» üzerinde kalan miktar icra dosyasına aktarıldığından ve bu miktar davacının sorumluluğunda olduğu, şahsi «kefaleti» bulunduğu 03.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan mahsubu gerektiği, davacının şahsi kefaletinin bulunmadığı genel kredi sözleşmesine konu borçlardan dolayı bu miktarın mahsubunun mümkün olmaması nedeniyle, mahkemece ipotek limit fazlası paranın yatırıldığı tarih dikkate alınarak, bu konuda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla halen davacının borcu olup olmadığı tespit edilerek, takip konusu borçtan ne kadar miktar için sorumlu olduğunun belirtilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği, mahkemece «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin uygun görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu şirketin, müvekkili bankaya borçlu «cari hesap», «taksitli ticari kredi» ve gayri nakdi «çek» kredisinden kaynaklanan borçları bulunduğunu, davacının tüm borçlar kapsamında «kefalet limiti» olan 110.000,00 TL ve ferilerinden sorumlu olduğunu, mahkeme kararının bozma ilamına uygun olmadığını, mahkemece sadece «ilamsız takip» yönünden hüküm kurulması gerekirken «ipotek» dosyası olan ve kapalı durumda bulunan 2014/4871 sayılı icra dosyası yönünden de hüküm kurulduğunu, bozma ilamı gereği sadece ipotek bedelinden arta kalan kısımdan tahsil edilen 58.665,40 TL yönünden inceleme yapılması gerekirken ipotek kapsamında yapılan 70.000,00 TL tahsilatın da yeniden hesaba «dahil» edilmesinin yerinde bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve çelişkili olduğunu, müvekkilinin açıkça mağdur edildiğini, davanın reddi gerekti …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan 03.02.2012 tarihli genel nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmesine» davacının 110.000,00 TL bedelle «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatı ile imza attığını, davacı adına kayıtlı ve davacının babası adına kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ipoteğin «kefaletin» «teminatını» teşkil etmeyip doğrudan asıl borçlu firmanın borçlarının teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiğini, davacının kredi «sözleşmesinden doğan» kefalet sorumluluğunun asıl borçlunun müvekkili bankaya olan borçlarının 110.000,00 TL tutarı ve kefilin kendi «temerrüdünün» sonuçları ile sınırlı olduğunu, Konya 13.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, 03.02.2012 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzasının yer aldığı, imzasına yönelik herhangi bir itirazı bulunmadığından «kefaletinin» geçerli olduğu, 110.000.-TL «kefalet limiti» kapsamında kendi «temerrüdünün» sonuçlarından da sorumlu olduğu, kefillikten doğan sorumluluklarının devam ettiği, borcun ödenmediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, gerekçesiyle davanın …
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, 03.02.2012 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» «kefaletinin» bulunduğu, bu sözleşme gereğince dava dışı şirkete kullandırılacak krediden ötürü davacının 110.000.-TL limitle sorumlu olduğu, daha sonra yapılan 95.000.-TL tutarlı limit artırımında ve 15.04.2013 tarih ve 230.000.-TL limitli genel kredi sözleşmesinde davacının herhangi bir imzasının bulunmadığı, mülkiyeti davacıya ait taşınmaz ile davacının babasına ait taşınmazın dava dışı şirketin kullanacağı kredinin «teminatı» olarak «ipotek» verildiği, davacının kefaletinin bulunduğu sözleşme kapsamında 4552-42985 nolu «taksitli ticari kredi» hesabından 12.04.2012 tarihinde davalı bankaca dava dışı şirkete 95.000.-TL kredi kullandırıldığı, kullanılan kredinin ödenmemesi üzerine hesabın 06.02.2014 tarihinde kat edildiği, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ile, davacının 03.02.2012 tarihli sözleşme kapsamında 110.000.-TL «kefalet limiti» ile imzalamış olduğu sözleşme kapsamında, davalı bankaya dava tarihi itibariyle 153.368,77 TL borcu olduğu tespit edildiğinden, ilk derece mahkemesince davanın red …
Davacı «ilamsız icra takibine» konu yapılan takip borçlarından yalnızca «müteselsil kefil» olarak imzasının bulunduğu 03.02.2012 tarihli «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan borçtan ve kendi «temerrüdünden» sorumludur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limit ipoteği · mahsup
Benzer bu kararda… sından dava dışı borçlunun kullandığı tüm kredilerden dolayı icra takibine geçmiş, bu kredilerden dolayı davacının taşınmazı satılarak paraya çevrilmiş, 70.000.- TL «limit ipoteği» ve ferileri «mahsup» edildikten sonra bakiye 58.655,40.-TL’nin, davacının «müteselsil kefil» olarak imzasının bulunduğu 03.02.2012 tarihli «genel kredi sözleşmesi» ve bunun yanında dava dışı asıl borçlunun kullandığı kredi borçlarından dolayı takibe geçilen icra dosyasına aktarıldığı anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5218 E. , 2024/2205 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/25 Esas, 2023/262 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Haber Petrol ... Ltd. Şti. ile davalı banka arasında akdedilen 03.02.2012 tarihli kredi sözleşmesine davacının 110.000,00 TL tutarla kefil olduğunu, bu sözleşmenin limitinin 12.04.2012 tarihinde yükseltildiğini, müvekkilinin limit artırım sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, dava dışı borçlu şirket ile davalı banka arasında 15.04.2013 tarihinde bir genel kredi sözleşmesi daha imzalandığını, bu sözleşmede de müvekkilinin kefalet imzası bulunmadığını, gerek 12.04.2012 tarihli limit artırım sözleşmesi, gerekse 15.04.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu dava dışı şirketin, çift imza ile temsil edilmesi gerektiği halde şirket kaşesi üzerine tek imza alındığından bu sözleşmelerin geçersiz olduğunu, 110.000,00 TL tutarlı müvekkilinin kefili olduğu 03.02.2012 tarihli kredi sözleşmesinin her iki hissedarın müşterek imzası ile akdedildiğini, kefaletinin teminatı olarak maliki olduğu taşınmazın 70.000,00 TL bedelle davalı banka lehine ipotek verdiğini, ayrıca davacının babasının maliki olduğu taşınmazın da 35.000,00 TL bedelle davalı banka lehine ipotek verildiğini, dava dışı şirketin kullandığı kredinin çok cüz'i bir miktar bakiye borcu kaldığını, davalı banka tarafından davacı hakkında "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla", davacının sorumlu olduğu miktar sınırlandırılmaksızın iki adet icra takibi başlatıldığını, davacının kefaleti sebebiyle 31.052,47 TL bakiye borcu kalmasına rağmen, davacının 70.000,00 TL bedelle ipotek verdiği taşınmazın 133.000,00 TL’ye satıldığını, ipotek üst limitinden kalan 58.655,50,00 TL’ nin de yine davalının alacaklı olduğu Konya 13.
İcra Müdürlüğü’nün 2014/4870 esas sayılı dosyasına gönderildiğini, müvekkilinin davalı bankaya borcu kalmamasına rağmen, hakkında icra takip işlemlerine devam edilerek davacının başkaca taşınmazlarına ve araçlarına haciz konulduğunu, takiple talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu ileri sürerek Konya 13. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4870 ve 2014/4871 esas sayılı dosyalarından davalıya borçlu olmadığının tespitine, istirdadı gereken meblağın tespiti ile işlemiş faiziyle beraber davalıdan istirdadına ve davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan 03.02.2012 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine davacının 110.000,00 TL bedelle müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imza attığını, davacı adına kayıtlı ve davacının babası adına kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ipoteğin kefaletin teminatını teşkil etmeyip doğrudan asıl borçlu firmanın borçlarının teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiğini, davacının kredi sözleşmesinden doğan kefalet sorumluluğunun asıl borçlunun müvekkili bankaya olan borçlarının 110.000,00 TL tutarı ve kefilin kendi temerrüdünün sonuçları ile sınırlı olduğunu, Konya 13. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4870 esas sayılı dosyasındaki taleplerinin davacının kefalet limiti ve kefalet borcuna temerrüdünün sonuçlarından ibaret olduğunu, davacı iddiasının aksine 210.000,00 TL alacak taleplerinin söz konusu olmadığını, Konya 13.
İcra Müdürlüğü'nün 2014/4871 esas sayılı dosyası ile başlattıkları ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin ise ipotek limiti ile sınırlı olarak açıldığını, davacının taşınmazı dışında diğer ipotek teminatlarının da nakde çevrilmesinin bu dosya ile talep edildiğini, takiplerin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile açıldığını, davacıdan fazla tahsilat yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2017 tarih, 2016/927 E. ve 2017/869 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2018 tarih, 2018/437 E. ve 2018/1149 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 03.11.2020 tarih, 2020/2549 E. ve 2020/4698 K. sayılı kararıyla davacının ilamsız icra takibine konu yapılan takip borçlarından yalnızca müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu 03.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan ve kendi temerrüdünden sorumlu olduğu, davalı banka tarafından ipotekli taşınmazın satışından elde edilen ipotek limiti üzerinde kalan miktar icra dosyasına aktarıldığından ve bu miktar davacının sorumluluğunda olduğu, şahsi kefaleti bulunduğu 03.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan mahsubu gerektiği, davacının şahsi kefaletinin bulunmadığı genel kredi sözleşmesine konu borçlardan dolayı bu miktarın mahsubunun mümkün olmaması nedeniyle, mahkemece ipotek limit fazlası paranın yatırıldığı tarih dikkate alınarak, bu konuda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla halen davacının borcu olup olmadığı tespit edilerek, takip konusu borçtan ne kadar miktar için sorumlu olduğunun belirtilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin uygun görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, Konya 13. İcra Müdürlüğünün 2014/4871 esas sayılı dosyasından ipotek alacağı nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ve Konya 13. İcra Müdürlüğünün 2014/4870 esas sayılı dosyasından genel kredi sözleşmesine dayalı tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile icra takipleri yapıldığının anlaşıldığı, tek bir tahsilat yapılacağından, davalının başlattığı icra takiplerinde tekerrür tahsilat olmaması kaydı ile icra takipleri başlattığı, mezkur icra takipleri birbiri ile sıkı bir ilişki içinde olduğu bu nedenle de tek bir dosyadan borçlu olmadığına ilişkin hüküm kurulamaması karşısında davalının icra takiplerindeki tahsilde tekerrür olmaması talebinin yapmış olduğu tahsilatlarda nazara almak zorunda olduğu, bu durumda her iki dosya yönünden infazdaki tereddütün de ortadan kalkacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının Konya 13.
İcra Müdürlüğünün 2014/4870 esas 2014/4871 esas sayılı dosyaları nedeniyle 89.842,16 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, şartları oluşmadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu şirketin, müvekkili bankaya borçlu cari hesap, taksitli ticari kredi ve gayri nakdi çek kredisinden kaynaklanan borçları bulunduğunu, davacının tüm borçlar kapsamında kefalet limiti olan 110.000,00 TL ve ferilerinden sorumlu olduğunu, mahkeme kararının bozma ilamına uygun olmadığını, mahkemece sadece ilamsız takip yönünden hüküm kurulması gerekirken ipotek dosyası olan ve kapalı durumda bulunan 2014/4871 sayılı icra dosyası yönünden de hüküm kurulduğunu, bozma ilamı gereği sadece ipotek bedelinden arta kalan kısımdan tahsil edilen 58.665,40 TL yönünden inceleme yapılması gerekirken ipotek kapsamında yapılan 70.000,00 TL tahsilatın da yeniden hesaba dahil edilmesinin yerinde bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve çelişkili olduğunu, müvekkilinin açıkça mağdur edildiğini, davanın reddi gerektiğini davacının müvekkiline borçlu olduğunun sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkin açılan davada, davacının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan icra takibi nedeniyle borçlu olup olmadığının tespiti noktasında toplanmıştır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051298000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz